Abdullah ibn-i Amr ibnül-As RA'dan, Beyhakî'nin rivayet ettiğine göre, bir hadis-i şerifte Peygamber SAS Efendimiz şöyle buyurmuş.

ME. 562 (Hulikàni yühibbühümallàhu ve hulikàni yubğiduhümallàh, feemmellezâni yühibbühümallàhü fes-sehàü veş-şecâah, feemmellezâni yubğiduhümâ fesûül-hulükı vel-buhl, ve izâ erâdallàhu biabdin hayran ista'melehû fî kadài havâicin-nâs.) Sadaka rasûlüllah.
Metni bu... Metnini ilkönce Arapça bilenler duysun, şöyle tamamını anlasın diye okuyorum. Ondan sonra açıklamağa başlayacağım.
Bu hadis-i şerifte iki iyi huyu Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin sevdiğini, iki kötü huya da Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin kızdığını, Peygamber Efendimiz bize bildiriyor:
(Hulikàni) "İki huy vardır." Hulük, huy demek; hulikàni, iki huy demek... (yühibbühümallàhu) "İki tane güzel huy vardır, Allah bu iki güzel huyu sever. (Ve hulikàni yubğiduhümallàh) Bunlardan ayrı iki tane kötü huy vardır, bu ikisine Allah kızar."
(Feemmellezâni yühibbühümallàhü) "Onların ne olduğuna gelince; (fes-sehâü veş-şecâatü) cömertlik ve cesarettir." Allah cömertliği sever, ve şecaati, kahramanlığı, cesur olmayı, korkmamayı sever.

(Feemmellezâni yubğiduhümâ fesûül-hulükı vel-buhl) Allah'ın kızdığı, buğz ettiği, sevmediği iki huya gelince, huysuzluk, kötü huyluluk ve cimrilik...
(Ve izâ erâdallàhu biabdin hayran ista'melehû fî kadài havâicin-nâs.) "Allah bir kulunun hayrını dilerse, insanların ihtiyaçlarını görmekte onu çalıştırır. Ömrünü o yolda kullandırır, ömrünü öyle geçirttirir. İnsanları muhtaç insanların yardımına koşturtur, onların duasını aldırtır. Mâlî bakımdan, bedenî bakımdan, ilmî bakımdan, dînî bakımdan, her yönden ihtiyaç sahibi insanlara destek olurlar. Böylece Allah'ın sevgisini kazanırlar." diye bitiriyor Peygamber SAS Efendimiz sözlerini...

Demek ki Allah'ın sevdiği iyi huy varmış. Birisi sehâ, cömert olmak... Müslüman helâlinden parayı kazanacak, kazancına uygun bir nisbette de eli açık olacak, hayır yapacak. İyiliklere, hayırlara para ayıracak.
Ben bu Amerika'da, Avrupa'da hayretler içinde kalıyorum; bu hristiyanlar çok hayır yapmışlar, kiliselere çok vermişler. En güzel binalar, en alımlı, en görkemli, en sağlam, mimârî bakımdan karşısına geçilip resmi çekilecek en güzel binalar, en güzel araziler onların...
Bu neden oluyor?.. Cömertlikten oluyor.
--Efendim, ben zengin değilim de ondan cömert değilim!
Hayır, bir elması varsa, bu elmanın yarısını kardeşine veriyorsa; yarım elma ile gönül alma işini yapabiliyorsa, bu adam cömerttir. Hattâ, olmayanın vermesi candan vermektir. Olan, "Nasıl olsa arkada çok malım var!" diye, verirken kolay verir. Olmayanın vermesi daha zordur, onunki daha da kıymetlidir. Miktar az bile olsa, olmayanın ikramı, vermesi, cömertliği candandır. Olmayanınki candan, olanınki maldandır. Zengin olan da maldan dolayı verir.

Ama şöyle veya böyle, müslümanın mükrim olması, cömert olması lâzım, eli açık olması lâzım!.. Kendisinin sahib olduğu şeyleri, olmayanlara Allah rızası için vermesi lâzım!.. Para olarak vermesi lâzım, camiye vermesi lâzım, fakire vermesi lâzım, yoksula vermesi lâzım!.. Açları doyurması, yoksulları giydirmesi lâzım! Müslümanlara yardımcı olması lâzım! Dünyanın her yerinde yardıma muhtaç bir sürü mazlum, mağdur, boynu bükük, gözü yaşlı insan var; onların hepsi yardım bekliyor.
Amerika'da çalışma yapılacak, Avrupa'da çalışma yapılacak, güzel müesseseler kurulacak, para gerekiyor. Arıyoruz, bir şeyler yapalım diye... Benim de ağzımdan bir söz çıkmış oldu,"Burada bu işleri ille bitireceğim, bitirmeden gelmeyeceğim!" diye; para da çıkmıyor, bir şey de alınmıyor. Bir şey alınmayınca, ortada bir eser olmayınca da çalışma olmuyor. Ama kiralık bile olsa, küçücük bir yer de olsa, bir hayır başlatıldı mı büyüyor.

Onun için, Allah'ın sevdiği huylardan birisi cömertlik; müslümanın cömert olması lâzım!.. Az da olsa, çocuk da olsa, harçlığından da verse, herkesin bir miktar vermeye küçüklükten alışması lâzım!.. İki tane şekeri varsa, bir tanesini arkadaşına versin çocuk, küçük bile olsa...
İkincisi, (veş-şecâatü) şecâati de Allah sever. Şecâat ne demek?.. Atılgan olmak, cesur olmak, düşmandan korkmamak, yılmamak... Müslüman günahtan korkar, Allah'tan korkar ama, cehennemden korkar ama, düşmandan korkmaz, zalimden korkmaz! Haksızlık karşısında hakkı söylemekten korkmaz! Savaş olduğu zaman, savaştan kaçmaz! Yâni kahramandır, bahadırdır, alperendir, korkmaz; mazlumun yardımına koşar.
Müslümanın şecaat sahibi, yâni cesur, atılgan, hakkı destekleyici, hayrı yapmakta gözünü daldan budaktan esirgemeyen insan olması lâzım!.. Allah bunu sever. Dedelerimizin hepsi öyle insanlardı. Allah bizi de öyle kahraman, şecî, şecaat sahibi kimselerden eylesin...

Allah'ın sevmediği huylar, sûül-hulük, kötü huy... Aslında yüzlerce kötü huy vardır. Ama burada sûül-hulük dediği zaman, Efendimiz'in bu hadis-i şerifteki muradı, başka insanlarla geçinemeyen, serkeş, dikbaşlı, huysuz, geçimsiz insan demek istiyor. Deminki hadis-i şerifte de vardı, insanlara yakın olacak müslüman; yâni sokulgan ve onlarla ilişkilerini devam ettiren kişi olacak.
Hoşuma gitti, Amerika'daki bazı kardeşlerimiz toplumun başına geçmişler, derneklerin başına geçmişler, uluslararası ilişkilere geçmişler, gayet güzel dostlar edinmişler, çevre edinmişler. Öyle olacak. Böyle serkeş, geçimsiz, kötü huylu, kimseyle geçinemeyen bir kimse olmayacak.
Bir de buhl, bahil olmak, yâni cimri olmak, eli sıkı olmak, vermemek... Aç gözlü olup, parayı çok sevip, hayır fırsatı çıktığı zaman bile, parası olduğu halde bile, komşusu aç olduğu halde bile, arkadaşının ihtiyacını gördüğü halde bile cimrilik etmek... Bunu da Allah sevmez.

Tabii Peygamber Efendimiz'in güzel huylarla ilgili nice nice güzel hadis-i şerifleri vardır. Böyle her sohbette birer, ikişer öğrenmeliyiz ve uygulamaya geçmeliyiz.
Demek ki bu sohbetimizde öğrendiklerimiz nelerdir:
1. Bütün insanlara karşı merhametli olacağız; iyisine de, kötüsüne de... Müslümanın iyisine merhameti, desteklemek tarzında olacak; kötüsüne karşı merhameti de, kötülüğünü engellemek tarzında olacak.
2. Müslüman heyyin olacak, leyyin olacak, sehl olacak, insanlara yakın olacak; cömert olacak ve kahraman olacak... Cesur olacak, gözünü daldan budaktan sakınmayacak, yılmayacak, korkmayacak... Geçimsiz olmayacak, cimri olmayacak, eli açık olacak.
Zaten cömert olmak deyince, cimri olmamak ordan da anlaşılıyor. Birisi olumlu, birisi olumsuz...

Allah-u Teàlâ Hazretleri cümlemizi en güzel huylar ile bezenmiş, zînetlenmiş; en güzel huylarla olgunlaşmış; en güzel huylara sahib olarak insan-ı kâmil olma mertebesine yükselmiş, iyi, tam müslümanlardan eylesin... Üzerimizde kötü huylarımız varsa, yardımcımız olsun... Kötü huylarımızı attırsın, kötü huylardan bizi kurtarsın, kötü huyları değiştirmemizi nasib etsin...
Sonunda kendisinin sevdiği, Rasûlüllah Efendimiz'in tarif buyurduğu, Kur'an-ı Kerim'in, hadis-i şeriflerin eşkâlini çizdiği iyi insan, iyi müslüman olmayı; bütün insanlığa faydalı müslüman olmayı Allah cümlemize nasib eylesin...