Allah'ın Hazineleri Eksilmez

(Yâ ibâdî, lev enne evveleküm ve ahiraküm, ve inseküm ve cinneküm kàmû fî saîdin vâhid, feseelûnî fea'taytü külle insânin mes'eletehû, mâ nekasa zâlike mimmâ indî illâ kemâ yenkusul-mihyatu izâ üdhılel-bahr.)
Bu uzun cümlede de Allah-u Teàlâ Hazretleri buyuruyor ki: "Eğer sizin evvelkileriniz ve sonrakileriniz, yâni bütün insanlar ve cinler hepsi geniş bir alanda toplansalar ve Allah'tan herbirisi isteğini istese, 'Yâ Rabbi bana şunu ver, şunu ver, şunu ver... Köşkler isterim, paralar isterim, sıhhat isterim, huzur isterim..." vs. aklına ne gelirse hepsini isteseler; ben de bütün insanların istediğini o anda versem, bu benim hazinelerimden, benim indimdeki güzelliklerden, nimetlerden bir şey eksiltmez. Ancak bir iğne bir denize daldırılsa çıksa, iğnenin üstündeki ıslaklık denizden ne kadar su eksiltir; çok az bir şey, bahis konusu edilemeyecek kadar az bir şey... İşte Allah bütün insanlara, istedikleri şeylerin hepsini verse, Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin elindeki, mülkündeki, hazinelerindeki nimetlerden ancak bu kadar bir şeydir bunlar..."
Yâni lütfu ne kadar çok, hazineleri ne kadar geniş, deryalar gibi, ancak o deryaya bir iğne sokulmuş da üstü biraz ıslanmış kadardır verilen nimetler... Hattâ verilenler değil akılda olanlar, istenenlerin hepsi Allah'ın lütfunun yanında o kadardır işte...

Bundan neyi anlıyoruz?.. Allah'ın hazinelerinin ne kadar zengin olduğunu, mülkünün ne kadar geniş olduğunu, nimetlerinin ne kadar çok olduğunu anlıyoruz.
Allah-u Teàlâ Hazretleri kullara istediklerini ihsan ediyor, eğer vermiyorsa da imtihan olduğu için, dünya imtihanı dolayısıyla vermiyor. Yoksa hepsini verse bile mülkünden bir şey eksilmez. Dilediğine de verir ama hepsinin hikmeti var, ilâhi hikmettten dolayı oluyor. O bakımdan bunları bilmeliyiz. Allah'ın hazinelerinin sonsuzluğunu bilip, Allah'ın lütfuna tàlib olmalıyız.