Bir kere subhanALLAH demekle mizan doluyor
Bir kere subhanALLAH demekle. O kadar uzun ve geniş ona göre derin olan amellerimizin tartılacağı mizan doluyor.


Davud aleyhisselam :
- Ya Rabbi kullarının amellerini tartacağın mizanı görmek istiyorum, diyerek Cenab-ı Hakk cc ye yalvardı.

Hz. ALLAH ona teraziyi gösterdi baktı ki eni meşrik ile mağrib (doğu ve batı) arası kadar uzunluğu derinliği de ona göre büyük. Hayretler içerisinde kendinden geçti düştü.

Kendine geldiğinde :
- Ya Rabbi bunca büyük olan teraziye hangi kulun nasıl bir amel ile doldurabilir ki ? dedi.

Mevla c.c :
- Ya Davud ! Ben bir kulumu sevdim mi o bir kerre ''subhanALLAH'' derse terazi dolar! buyurdu.

İşte bu mizan bizden tartılacak güzel ameller bekliyor. Mevla bizi sevdikten sonra zor değil. Peki o bizi nasıl sever ? Bunun cevabı şu ayet-i celilededir :


- (Resulüm) Deki: Eğer ALLAH'ı seviyorsanız bana uyunuz ki ALLAH da sizi sevsiz ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.


Görüyorsunuz sevilmek nasıl oluyor; Resulullah s.a.v'e tabi olmakla! İnsan zikretse Resulullah s.a.v'e tabi olmuş olur. Namaz kılsa Resulullah s.a.v'e tabi olmuş olur. Resulullahın yaptığı hangi ameli yaparsa yapsın ona tabi olmuş olur. Çünkü bütün ibadetler ondan alınmış öğrenilmiştir.

''SubhanALLAH'' demek ne kadar büyük sevaplar kazandırıyor. Bu zikri söylemek ne kadar kolay, öyle olduğu halde bu zikre devam edilmiyor da bunu diyeyim, şunu diyeyim, milleti güldüreyim, şenlendireyim denilirse çok yazık! Nefis bu, ne olsa yapar.

Hz. Resulullah s.a.v onun şerrinden emin olmak için :
- Rabbim göz açıp kapayıncaya kadar ne de ondan daha az ( bir müddet ) beni nefsime bırakma! buyuruyor.

Bu bize derstir. Resulullah s.a.v korkuyorsa nefsinden biz nasıl korkmayalım?..

Sinema,tiyatro,namahremler ile beraber oturmalar, yalan, iftira vs. nefsin tuzakları çok, silahları çok vuruyor bizi vuruyor. Zikrin arkasına sığınalım, Zikrettik mi kaçıyor.



Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi (k.s.)