+ Cevap Ver
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Allah’a İltica Ederek Yaşamak

 ALLAH (c.c) Katagorisinde ve  Allah(cc) ile ilgili yazılar. Forumunda Bulunan  Allah’a İltica Ederek Yaşamak Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Allah’a İltica Ederek Yaşamak Mustafa Sezer İnsanlığın yegâne dini olan İslâm, insanı, daha bu dünya hayatında iken, hiç kimsenin müdahalesine ve tasarrufuna gerek bırakmadan Allah (azze ve celle) ile yüzleştirir ve ona, yaşamların en güzelini armağan eder. Bu yüce dinde hayat, ilahi çağrıya olumlu cevap vermek ve Allah'a iltica ile ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Allah’a İltica Ederek Yaşamak

    Allah’a İltica Ederek Yaşamak

    Mustafa Sezer



    İnsanlığın yegâne dini olan İslâm, insanı, daha bu dünya hayatında iken, hiç kimsenin müdahalesine ve tasarrufuna gerek bırakmadan Allah (azze ve celle) ile yüzleştirir ve ona, yaşamların en güzelini armağan eder. Bu yüce dinde hayat, ilahi çağrıya olumlu cevap vermek ve Allah'a iltica ile başlar ve o ilticanın gereği yerine getirilerek devam eder. Allah'a iltica etmemiş olanlar henüz yaşam düzeyine çıkmamış sayılır. Bu yaşam tarzına ilk adım, bilinçli olarak şer üreten bütün kötücül güçler (şeytanlar) ve onlara dair her şeyden kaçıp Allah'a sığınmakla atılır. Bu adım, insanı, hayatın ilahi rahmet alanına müdahil eder ve orada yepyeni bir hayatla buluşmasına neden olur. İltica (sığınma) olgusu derinleştikçe ya da iman arttıkça insanın afakî ve enfusi düşünce boyutları da derinleşir ve hayata dair bambaşka kazanımlar elde edilir. İşte bu özlü ve gerçekçi yaşamın adı İslâm’dır. İslâm, hayatın gerçek olanıyla buluşmanın ve bütün kötülüklerden uzak kalmanın adıdır.
    İnsan, şu ya da bu vesileyle, herhangi bir şekilde, yaratılışı gereği olmaları / bulunmaları gerekli olan yerden (ilahi rahmet ortamından) ayrılıp, asla bulunmamaları gerekli olan yerlere (ilahi gazap ortamlarına) gitmekte/ gidebilmektedirler. Bu gidişlerde iç ve dış etkenler önemli rol oynamaktadır. İç etkenlerden maksat, insanın bizzat kendi düşünce ve tasavvur dünyasıdır; dış etkenlerden maksat da, o iç dünyayı gıdıklayan ve kışkırtan tüm harici (zihin dışı) varlıklar, olaylar, olgular, kişiler ve nesnelerdir. Aslında "insan imtihanı" denilen şey de tam bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Bu imtihan, insanın dâhili ve harici etkenleri olumlu ve olumsuz / lehinde ve aleyhinde kullanma becerisinden ibarettir. Olumlu kullanım, Allah'a sığınma ve O'nun himayesine girme ile sonuçlanırken, olumsuz kullanım da, tam tersi bir eylemi, Allah'tan kaçıp şeytanlara (azgın güçlere) sığınma ile sonuçlanır.
    Kur'an-ı Kerim, baştan sona kadar insana, "istiâze" eylemimini / Allah'a sığınma eylemini anlatır. Kur'an'ın işaretiyle söylersek, insanlar, İstiâze olayında ikiye ayrılırlar: Bir gurup insan, Allah'tan ve O'nun dini olan İslâm'dan kaçıp şeytanlara sığınırken; bir başka gurup insan da, şeytanlardan ve onların icat ettiği düzenlerden (uyduruk dinlerden) kaçıp Allah'a ve O'nun dini olan İslâm’a sığınmaktadır. Buna göre insanlar; şeytana sığınanlar ve Allah'a sığınanlar diye iki kısma ayrılırlar. Adları ve sanları her ne olursa olsun; düşünce, inanç ve yaşam tarzlarını Allah'ın belirlediği ölçülere göre şekillendirmemiş olanlar, hiç şüphesiz şeytanlara sığınmış durumdadırlar.

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Allah’a İltica Ederek Yaşamak

    İstiâze eylemini gerçekleştirmek yani "Euzü billahi mineşşeytanirracim" demek; hayatın rahmet alanından kovulup, gazap alanına atılmış olan ve oradan hayatın rahmet alanını (İslâmî yaşamı) taşlamakta olan her çeşit soyut ve somut gücün, kötülük faktörünün şerrinden / kötülüğünden bilerek ve isteyerek Allah'a sığınırım." demektir.
    "Eûzü" (= sığınırım, yapışırım) fiili, "el-avzü" mastarından türemiştir. Bu kelimenin iki manası vardır. Birisi, sığınmak ve eman (himaye) dilemektir. İkincisi ise yapışmaktır.
    Birinci manaya göre "Eûzü billahi" demenin anlamı şudur: "Ben bilerek ve isteyerek (bilinçli bir şekilde) Allah'ın rahmetine, himayesine, lütfuna ve ihsanına sığınıyorum / iltica ediyorum."
    İkinci manaya göre "Eûzü billahi" demenin anlamı da şudur: "Ben bilerek ve isteyerek (bilinçli bir şekilde) Allah'ın rahmetine, himayesine, lütfuna ve ihsanına yapışıyorum / râm oluyorum."
    Görüldüğü üzere "istiâze" eylemi tam bir bilinç halini, uyanışı, iradeyi, tercihi ve seçimi zorunlu kılıyor. Şuursuzca söylenen "Eûzü" etkisini göstermez. Şeytanı ve şeytanları tanıyamayan kul, yaşadığı hayatta onların kulu ve kölesi olur ve fakat, hep Allah'a kul olduğunu zanneder durur. İman, şuursuzluğu kabul etmez. Mü'min, şuurlu insan demektir. O, hem cin şeytanlarını ve hem de insan şeytanlarını çok iyi tanımalıdır ki, şerlerinden Allah'a sığınabilsin. İmam Ahmed ve İmam Nesei Hz. Ebu Zer (ra)'den Şöyle bir hadis naklederler: Rasulullah (sav) şöyle buyurmuş: "Ey Ebu Zer! İnsan ve cin şeytanlarından Allah'a sığın!" Ben dedim ki: "İnsanlardan da şeytan var mıdır?!" Buyurdu ki: "evet!" Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, istiâze ancak ilim, hal ve eylem ile tamamlanır. İlim, insanın dini ve dünyevî alanda lehinde ve aleyhinde olan düşünceleri, inançları, anlayışları ve davranışları bilmesidir. İnsan, bu alanlarda doğru bilgi sahibi olmadan istiâzede bulunamaz. Ve yine, "doğru olanı tutma, yanlış olanı atma" anlayışı insanın kalbinde derin bir yer bulmamışsa yani bu durum insanda tam bir karakter haline gelip kök salmamışsa, o yine istiâze eylemini gerçekleştiremez. Buradan şu sonuca varabiliriz: Bilgi karaktere, karakter de sürekli bir eyleme dönüşürse, kâmil manada istiâze gerçekleşmiş olur.
    Bir mü'min, kendi eksikliğini, acizliğini, yoksulluğunu ve ihtiyaç içinde olduğunu anlar ve bütün bunların telafisi için Allah'a sığınır ve O'ndan yardım talep eder. Bunun için her bir mü'min, sabahleyin hayata gözlerini "Eûzü-besmele" ile açar, abdestine "eûzü-besmele" ile başlar, Kur'an'ını okumaya "eûzü-besmele" ile başlar, namazında "eûzü-besmele" çeker, evinden çıkarken, arabasına binerken, işine başlarken, işini görürken, imza atarken,... hep "eûzü-besmele" çeker. Bu itibarla o, İslâm dışı bir olayla, bir olguyla, bir durumla ve bir teklifle karşılaştığı zaman, hep "Eûzü billahi mineşşeytanirracim" der. Bir mü'min yalan söylemekten, rüşvet yemekten, insanları aldatmaktan, adam kayırmaktan, gösteriş yapmaktan, hafif meşrep olmaktan, insanların arkasından konuşmaktan, edep dışı işler işlemekten, ... Hep Allah'a sığınır.
    Bir mü'min Hz. Meryem validemiz gibi tanımadığı, bilmediği ve yabancısı olan bir erkekle tenha bir yerde karşılaştığı zaman, hemen "Eûzü billah" der / Allah'a sığınır. (Meryem Suresi.18)

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Allah’a İltica Ederek Yaşamak

    Bir mü'min Hz. Yusuf (as) gibi, gözlerden uzak bir yerde, kendisinden murad almak isteyen dünyalar güzeli bir kadından bile teklif aldığında, hemen "Eûzü billah" der/ Allah'a sığınır. (Yusuf Suresi,23)
    Bir mü'min tıpkı Hz. Peygamber (sav) gibi, her ne zaman " şeytanların vesveselerine maruz kalsa ve onları yanı başında görse" hemen "Eûzü billah" der / Allah'a sığınır. (Mü'minun Suresi, 97-98) Ve yine bir mü'min, Peygamber Efendimiz (sav) sürekli olarak yaptığı gibi, her zaman "faydasız ilimden, Allah'ın azabından korkmayan kalpten, Allah'ın azameti karşısında ürpermeyen gönülden, kabul olmayan duadan, doymayan nefisten, aç gözlülükten, korkaklıktan, cimrilikten, tembellikten, akıl fitnesinden; kulağın, dilin, gözün, kalbin ve şehvetin şerrinden, rezil duruma düşmekten, dünyaya dalmaktan ve fitneye düşmekten, hayatın ve ölümün fitnesinden, gam ve kederden, insanların zulmünden, zulme uğramaktan ve zulmetmekten, borçlu duruma düşmekten, fakirlikten, darda kalmaktan, rezi-rüsvay olmaktan, küfürden, nankörlükten, ateşin fitnesinden, ateşin azabından, fakirlik fitnesinden, zenginlik fitnesinden, günah işlemekten, açlıktan, kötü duygu ve düşüncelerden, hıyanet etmekten, çekişip ihtilafa düşmekten, nifaktan, kötü huylardan, düşmanın galip gelmesinden ve sevinmesinden, kötü ömür sürmekten, yanılmaktan, sürçmekten, şaşırmaktan, cahil kalmaktan, cahil bırakmaktan, bedbahtlıktan, delilikten, bunaklıktan, hastalıktan, sakatlıktan, mazlumun ahını almaktan, mal ve aileye gelen belalardan, kötü yola düşmekten, seferden üzüntü ile dönmekten, kötü komşudan, cin ve insan şeytanlarının şerrinden, cehennem azabından, yaptıklarımın şerrinden, yapmadıklarımın şerrinden, terk ettiklerimin şerrinden, yerle bir olmaktan, enkaz altında kalmaktan, yüksekten düşmekten, suda boğulmaktan, yangında yanmaktan, imansız ölmekten, Allah yolunda savaşırken düşmandan kaçmaktan, zehirli hayvanların sokmasından, şeytanların musallat olmasından, gafletten, aymazlıktan, ..."Allah'a sığınır. (Daha geniş bilgi için, Sünen-i Nesei'den İstiâze bölümünü okuyunuz)
    Bir mü'min kendisini "istiâze" (= Allah'a sığınma) esasına göre yapılandırır ve hayatını hep öyle yaşar. Onun içindir ki, onun hayatında, bilinçli olarak hiçbir kötülüğe yer yoktur.
    İstiâze aynı zamanda Yüce Allah'ın bütün kullarına bunu söylemeleri ve buradaki anlam içeriklerini anlayıp kavramları için bir emirdir. Bu, belli bir şahsa mahsus bir emir değil, umumi bir emirdir. Çünkü her yaratılmış mutlaka Allah'a sığınmalı ve onun himayesi altına girmelidir. İnsanın manevi mertebesi yükseldikçe, sığınma eylemi daha da artar.
    İstiâze cumlesi, insanın yaratılış amacını ve dünya hayatındaki istikamet / hareket yönünü bildirmekti. Burada insana söylenen şudur: Tabii tutulduğun "imtihanın" bir gereği olarak var olan şeytana aldanma; o ve ona ait her şeyden yüz çevir / uzaklaş; Ondan kaynaklanan düşünceyi, inancı, anlayışı, sözü ve davranışı hemen terk et; sonra da Allah'a sığın ve O'ndan asla ayrılma!
    İnsan, Allah'a sığındıktan sonra, artık O'nun o güzel niteliklerini (sıfatlarını) öğrenmeli ve kendisi de o sıfatlara göre davranmalıdır. Yoksa kendisini ilahi rahmet alanından kovulmuş olarak bulur. Evet, o bölgede yaşamanın / yaşayabilmenin kendine özgül şartları vardır. Şimdi, eğer o bölgeye girdiysen, o zaman, oranın kurallarına uy ve orada daima kalma hakkı elde et. Yoksa sınır dışı edilirsin...
    Hiç şüphesiz Allah'a sığınmak, O'nun ilkelerine, emirlerine, yasaklarına ve tavsiyelerine sığınmaktır. İnsanı, yaratılış amacına ulaştıracak olan, hiç şüphesiz Allah'ın kelimeleridir. Onun için sevgili Peygamberimiz istiâzesinde "Allah'ın O eksiksiz / kamil kelimelerine sığınıyorum." derdi. (Müslim,Salat; Ebu Davud, Salat)
    Gerçek şu ki, Allah'ın her bir kelimesi (ilkesi, emiri, tavsiyesi) insan için tam bir korunaktır / sığınaktır. Bütün insanlık için çözüm, Allah'a ve O'nun o mükemmel dine sığınmaktır. Hayatın her alanında mutlak kemal sahibi yalnızca Allah'tır. Bütün güzel isimler / nitelikler sadece O'na mahsustur. O'ndan bağımsız hiçbir alan ve varlık yoktur. O, sonsuz yücelik ve güzellik sahibidir; tüm noksanlıklardan uzaktır ve bütün övgüler sadece ve sadece O'na yakışır. O halde siz, ey oradakiler! Allah'tan ve O'nun dininden kaçarak nereye sığınıyorsunuz!?

  4. #4
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Allah’a İltica Ederek Yaşamak

    Unutmayın ki, o kendilerine sığınmakta olduğunuz kimselerin halleri tıpkı şu ayetlerde anlatılan kimselerin hali gibidir:
    "Onların (o sefih ve ahmak) hâlleri, tıpkı (aydınlanmak, zararlı varlıkların şerrinden korunmak ve yol bulmak için) bir ateş yakmak isteyen (o) kimselerin (şu sefih ve ahmak) hâllerine benzer; ne zaman ki ateş parıldayıp (yakanın) çevresini aydınlattı; (tam o sırada) Allah,(ateşe karşı ilgisiz kalmaları yüzünden) onların (bütün) ışıklarını / basiret nurlarını alıp götürüverdi ve onları (benzeri görülmemiş) kop koyu karanlıklar içerisinde bıraktı; artık onlar, hiçbir şey göremezler!

    (Üstelik onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; (bu nedenle onlar, sapmış oldukları o hidayet yoluna) asla dönemezler!

    Yahut (onların o sefih ve ahmak hâlleri), tıpkı, tüm ufku tutmuş ve bütün bir gökyüzünden boşanan, içerisinde (benzeri görülmemiş derecede) zifiri karanlıklar, (dehşet saçan) gök gürültüleri, (gözleri kör edercesine parıldayan) şimşek çakışları bulunan (korkunç) bir yağmura / felakete tutulmuş kimselerin (şu sefih ve ahmak) hâllerine benzer: Onlar, bütün şiddetleriyle çarpıp çarpıp parıldayan o korkunç yıldırımlar ve gök gürültülerinin (oluşturduğu dehşet atmosferinde) ölümden sakınmak için parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar! Oysa Allah, bütün kâfirleri her taraftan çepe çevre kuşatmış durumdadır!

    (Yürekleri ağızlara getiren) o korkunç şimşek çakışları, neredeyse onların gözlerini (bütün basiretlerini) kapıp alıverecek! Her ne zaman kendileri için bir ışık parıldasa, hemen o ışıkta yürürler; üzerlerine karanlık çöktüğünde ise (oldukları yerde) çakılıp kalırlar! (Bakın), eğer Allah dileseydi, onların işitme ve görme kabiliyetlerini, kesinlikle tümden alıp götürürdü! Hiç şüphesiz Allah, her şeyi yapmaya hakkıyla kadirdir!

    Ey insanlar! (Siz sadece,) sizi ve sizden öncekileri yaratmış olan Rabbinize kulluk edin! İşte (o zaman bu zifiri karanlıklardan ve yaşamakta olduğunuz şu dehşet ortamlarından) kurunmuş olursunuz!" (Bakara suresi,17-21. ayetler)

    Evet, bir insan olarak ben, kendi tercihimi bilerek ve isteyerek Allah'tan yana yapıyorum. İşte bir kere daha " Eûzü billahi mineşşeytanirracim." diyor ve "muavezeteyn surelerini" okuyorum. Allah'ım! Bütün övgüler yalnız sanadır.

    Kaynak: Vuslat dergisi

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Allah’a İltica Ederek Yaşamak
    By £laf in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11-07-2012, 01:34 AM
  2. İltica ne demek?
    By Ahkaf in forum İslami Sözlük
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-16-2011, 09:03 PM
  3. Allah Resulu gibi yaşamak
    By Karani in forum Peygamber Efendimiz (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-29-2011, 03:35 PM
  4. Yaşamak...O(s.a.v.)NUN Gibi Yaşamak...
    By NeHaR in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-19-2010, 11:04 PM
  5. Allah rızası için yaşamak ne demektir?
    By baskentli1969 in forum Akaid
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-12-2009, 01:13 AM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379