+ Cevap Ver
3 sonuçtan 1 ile 3 arası
Like Tree4Beğeniler
  • 1 Post By £laf
  • 2 Post By MURATS44
  • 1 Post By BeRkCaN

Tevbe edenlere mükafatlar var.

 ALLAH (c.c) Katagorisinde ve  Allah(cc) ile ilgili yazılar. Forumunda Bulunan  Tevbe edenlere mükafatlar var. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Tevbe edenlere mükafatlar var. Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Tevbe edenler, kendilerini düzeltenler, Allah'ın emirlerine sıkıca sarılanlar ve Allah için dinlerinde samimi olanlar müstesna! İşte bunlar, müminlerle birliktedirler. Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.” (Nisa; 146) Peki, bu çok büyük mükâfatı kazandıran şey nedir? Yine ayet-i kerimden anlıyoruz ki ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Tevbe edenlere mükafatlar var.

    Tevbe edenlere mükafatlar var.

    Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Tevbe edenler, kendilerini düzeltenler, Allah'ın emirlerine sıkıca sarılanlar ve Allah için dinlerinde samimi olanlar müstesna! İşte bunlar, müminlerle birliktedirler. Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.” (Nisa; 146)


    Peki, bu çok büyük mükâfatı kazandıran şey nedir? Yine ayet-i kerimden anlıyoruz ki tevbedir! İnsan tevbe ettiği zaman, Allah-u Zülcelâl onun bütün günahlarını sevaplara çevirmektedir. Bu müjdeyi ise Allah-u Zülcelâl, şu ayeti kerimede haber veriyor: “Ancak tevbe ve iman edip iyi amel işleyenler başka; çünkü bunların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”
    (Furkan; 70)


    Tevbe, mümin için imandan sonra en büyük nimettir. Tevbe çok mühimdir bilhassa bu ahir zamanda, sokaklar ve çarşılar, sanki günah denizi gibi olduğu için çok daha mühim hale gelmiştir. Bir insan denize düştüğü halde “Ben ıslanmadım” diyebilir mi? Her kim olursa olsun sabahtan akşama kadar, bu günah denizinin içine girmişse ıslanacaktır, kirlenecektir.


    Bir kul, tevbe ettiği zaman Rabbi ile sulh etmiş, arasını düzeltme yoluna girmiştir. Çünkü kişi şeytanın yanında olduğu zaman, şeytan Allah-u Zülcelal'e düşman olduğu için sanki o da düşman olmuş gibi olur. Şeytanın yanından ayrılıp Allah-u Zülcelal'e tevbe ettiği zaman, kendi Rabbi ile sulh yapmış, barışmış olur.


    Öyle ise İslam dininde, tevbeden daha güzel bir şey var mıdır? İnsan için öyle büyük ve kıymetli bir nimettir ki, anlatmakla bitiremeyiz. Onun için tevbenin kıymetini iyi bilelim.

    Bazı insanlara, “Gelin tevbe edin” dediğimiz zaman o kimseler: “Allah, benim gibi bir adama azap verir mi?" diyerek, bir kibrin ve ucubun (kendini beğenmişliğin) içine giriyorlar. Oysa işledikleri günahlarla Allah katındaki hallerini bir bilselerdi, ne kadar yanlış düşündüklerini anlayacaklardı.


    Tevbe, Allah’ın gazabını söndürür

    Allah-u Zülcelal'e hamd-ü senalar olsun ki, bize çok büyük bir nimet olarak iman vermiş ve bu imandan sonra da tevbe ederek yanlış yaptığımızda dönebilmeyi nasip etmiştir. İnsan, kulluk yolunda kendisinde bir ilerleme olmayıp yerinde saydığı zaman veya geri gittiği zaman, hemen tevbeye kaçmalıdır. “Acaba Allah-u Zülcelâl, bu günahtan dolayı bana gazaba mı geldi?” diyerek, hemen tevbeye sarılmamız lazımdır.
    Aylarca tevbeyi terk etmek, çok yanlıştır.

    Nice işlediğimiz günahlar vardır ki, biz onları unutuyoruz fakat kıyamet gününde bu günahların hepsini zerresine kadar göreceğiz. Bunların hepsi Allah-u Zülcelal’in katında sabittir. Fakat biz, gaflete düşmüşüz, o günahları unutmuşuz. Hiç hatırımıza getirmiyoruz. Bu sebeple, bütün yapmış olduğumuz günahlardan tevbe etmeliyiz. Böyle yaparsak, Allah-u Zülcelâl, bu unutmuş olduğumuz günahlarımızı da sevaba çevirecektir inşaallah.

    Aliyyü'l-Havvas, her sabah ve her akşam vücudunda ne kadar aza varsa hepsinden tevbe ediyordu. Gözlerinden, kulaklarından, dilinden, ayaklarından, kalbinden yani bütün azalarından birer birer: “Ya Rabbi! Bu azalarımla yapmış olduğum bütün günahlarımdan ben pişmanım” diye tevbe ediyordu. Ve diyordu ki: “Tevbe, Allah-u Zülcelal'in gazabını söndürür.”

    Çünkü insan bir günah yaptığı zaman, Allah-u Zülcelâl ona gazaba gelir. Hatta insan günah yapıp da Allah-u Zülcelâl ona gazaba geldiği zaman, Arş ve Arş’taki melekler korkudan titrerler. İşte, biz de günahı böyle görüp farkına varmalıyız.

    Kabrimiz bize sesleniyor

    Dünyada dolaşıyoruz, yiyoruz, içiyoruz, önümüze ne gelirse yapıyoruz ama hakikat böyle değildir. Biz Allah-u Zülcelal'e karşı nasıl davranıyorsak, ağaçlar, taşlar, topraklar da bize o şekilde muamele ediyorlar. Hatta kabrimiz de bize öyle muamelede bulunuyor. Eğer biz vaktimizi ibadetle, zikirle, Allah-u Zülcelal'in razı olacağı işlerle geçirirsek, kabrimiz bize şöyle sesleniyor: “Allah senden razı olsun! Ben sana aşığım. Ne zaman yanıma geleceksin? Sen benim yanıma geldiğin zaman, sana hürmet edeceğim.”

    Ama günahlarla meşgul olup, Allah'a asi olduğumuz zaman, yine o kuru toprak bize şöyle sesleniyor: “Allah seni kahretsin! Ben sana karşı çok öfkeleniyorum. Sen benim yanıma ne zaman geleceksin? Geldiğin zaman senin kemiklerini birbirine geçireceğim.”
    Eğer biz, Allah-u Zülcelal'e âşık olursak onlar da bize âşık oluyorlar. Fakat biz asi olursak, onlar da bize buğzediyorlar.

    Allah-u Zülcelâl bizleri, kendisine ibadet edelim diye yaratmıştır. Allah-u Zülcelâl, bizi bu dünyaya kendi rızasını kazanabilmemiz için göndermiştir. O halde, kalbimizde daima Allah-u Zülcelal'in rızasını kazanmak için bir merak, bir hararet ve yanma bulunmalıdır. Eğer insanın kalbinde Allah-u Zülcelal'in rızasının merakı varsa günbe gün, saatbe saat mutlaka O'na doğru gidecektir.

    En hayırlı amelle meşgul olalım

    Allah'ın zikri insan için kurtuluştur. Bunu daima söylüyoruz fakat istediğimizi maalesef yerine getirmiyoruz. Allah-u Zülcelal'in zikri, insan için hem çok kolay hem de çok büyük bir sevaptır.

    Ebu’d-Derda radıyallahu anhu anlatıyor: “Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, (bir gün) sordu:
    - En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, Melîk’inizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi? (Ashab-ı Kiram):
    - Evet! Ey Allah’ın Resulü! Dediler. (Resulullah sallallahu aleyhi vesellem):
    - Allah’ın zikridir!’ Buyurdu.” (Tirmizi)

    Allah-u Zülcelal'in zikri çok kolaydır. İnsan oturduğu yerden bile kalben veya hem dil ile hem de kalple Allah'ı zikrettiği zaman, çok büyük hayırların sahibi olur.

    Bu bizim için çok büyük bir fırsattır. Fakat bu fırsatı, bu sermayeyi denize akan fakat değerlendirilmeyen nehirler gibi kaybediyoruz. Yani, sabahtan akşama kadar geçen sürede, zikir yapmadığımız zaman, bu sermayeyi kaybetmiş oluyoruz. Ara sıra da olsa tespihlerimizi elimize alıp bir köşeye çekilerek, bir miktar Allah-u Zülcelal'i zikretmemiz lazımdır. Bize yarayacak olan budur.

    Bir defa terk ettirirse…

    Nefis yaramazdır, Allah-u Zülcelal'in zikrini yapmak istemez. Bunu hepimiz tecrübe edebiliriz. Nefsin hileleri çoktur. İnsanı aldatabileceği bir fırsat bulduğu zaman, artık onu bırakmaz.

    Bir kişi namazını hiç terk etmemişse onunla namazını terk etmesi için fazla uğraşmaz. Çünkü o kişinin namazını terk etmeyeceğini ve uğraşmasının boş olduğunu bilir. Fakat bir sefer de terk ettirdiği zaman, ondan sonra öyle bir baskı yapar ki her zaman terk ettirmeye başlar: “Sen zikir yapamazsın. Zikir yaptığın zaman bunalıma giriyorsun!” diyerek, daima zikirden alıkoymak için uğraşır.

    İnsanın, kıyamet gününde terazisinin sevap kısmının ağır gelmesi için salih amele ihtiyacı vardır. Ama bu dünyada, nefsini boş şeylerle meşgul ederse, kıyamet gününde terazisinin başına geldiği zaman, kendisine lazım olan salih amelleri kaybetmiş olduğunu görür. Onun için insan o gün pişman olmamak için bu dünyada, elinde fırsat varken salih ameller yapabilmek için gayret göstermelidir.

    İnsan, Allah-u Zülcelal'e dua ettiği zaman ihlâsla dua etmeli, ibadet yaptığı zaman, sadece Allah-u Zülcelal’in rızası için yapmalıdır. Dua ve ibadet ihlâslı olarak yapıldığı zaman, ‘kabul’ de onlarla beraberdir. Birbirinden hiç ayrılmazlar. Ama ihlâs bulunmadığı zaman, ‘kabul’ de onlardan ayrılır.

    Namaz hayâsızlıklardan alıkoyar

    Allah-u Zülcelâl, öyle kudret ve azamet sahibidir ki, her ne ibadet yaparsak yapalım, yaptığımız ibadetlerin O'nun Zat’ına layık olması için gayret edelim. Bilhassa namazın üzerinde elimizden geldiğince gayretli olmamız lazımdır. Çünkü namaz, İslam dininin direğidir. Namazın olmaması, binanın direksiz olması gibidir.

    Onun için ilk olarak kendimize, ailemize, dost ve akrabalarımıza namaz ile tavsiyede bulunmalıyız. Namaz bütün ibadetlerin başıdır. Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut; 45)

    İşte, namaz böyledir. Onun kıymetini iyi bilelim. Rükûsu ile secdesi ile huşu içinde, huzurlu olarak namazımızı kıldığımız müddetçe Allah-u Zülcelâl bizi muhakkak günahlardan muhafaza eder, hakiki tevbe etmeyi ve salih amel yapmayı da nasip eder inşaallah.

    Allah-u Zülcelal'e ibadetlere, namaz olsun, oruç olsun, zekât olsun, hac olsun, Allah için yolun üzerindeki bir şeyi kaldırmak olsun, mümin kardeşimize yardımcı olmak olsun, yani hangi ibadet olursa olsun, daima o ibadetlere âşık olmamız lazımdır. Böyle olduğu zaman, belki de Allah-u Zülcelâl bizim küçük ama samimi olarak yaptığımız bir ibadetimizden dolayı bizi af ve mağfiret eder.

    Allah-u Zülcelâl, kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin.
    (Âmin)

    Seyda muhammed konyevi


    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesajlar
    806
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Tevbe edenlere mükafatlar var.

    Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Tevbe edenler, kendilerini düzeltenler, Allah'ın emirlerine sıkıca sarılanlar ve Allah için dinlerinde samimi olanlar müstesna! İşte bunlar, müminlerle birliktedirler. Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.” (Nisa; 146)


    Peki, bu çok büyük mükâfatı kazandıran şey nedir? Yine ayet-i kerimden anlıyoruz ki tevbedir! İnsan tevbe ettiği zaman, Allah-u Zülcelâl onun bütün günahlarını sevaplara çevirmektedir. Bu müjdeyi ise Allah-u Zülcelâl, şu ayeti kerimede haber veriyor: “Ancak tevbe ve iman edip iyi amel işleyenler başka; çünkü bunların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”
    (Furkan; 70)


    Tevbe, mümin için imandan sonra en büyük nimettir. Tevbe çok mühimdir bilhassa bu ahir zamanda, sokaklar ve çarşılar, sanki günah denizi gibi olduğu için çok daha mühim hale gelmiştir. Bir insan denize düştüğü halde “Ben ıslanmadım” diyebilir mi? Her kim olursa olsun sabahtan akşama kadar, bu günah denizinin içine girmişse ıslanacaktır, kirlenecektir.

  3. #3
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.575
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: Tevbe edenlere mükafatlar var.

    Ebu’d-Derda radıyallahu anhu anlatıyor: “Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, (bir gün) sordu:
    - En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, Melîk’inizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi? (Ashab-ı Kiram):

    Konu güzel teşekkür.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Nasıl tevbe etmeliyiz?-doğru tevbe
    By Ottomanya in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10-20-2012, 04:51 PM
  2. Tevbe edenlere mükafatlar var.
    By £laf in forum Allah(cc) ile ilgili yazılar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-01-2012, 03:07 AM
  3. Eşinden şikayet edenlere nasihat.
    By £laf in forum İslam da Aile Hayatı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-31-2012, 08:09 PM
  4. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 03-14-2012, 03:34 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-25-2011, 12:59 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379