Geçmişi ve bugünü olduğu gibi geleceği de yaratan Allah'tır.

Tevekkül ve teslimiyet dünyada ve ahirette mutluluktur.

“İnsan zayıftır; belâları çok. Fakirdir; ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir; hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i Zülcelâle dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı daim azap içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş veya canavar eder.” diyor Bediüzzaman.

Kenarından köşesinden teslimiyet olmaz. Tam teslim olmadığında insan, bilinçsizce Allah dışındaki varlıkları ortak koşar. Kendince kötü gördüğü olaylar karşısında gösterdiği çirkin tepkiler, kişiyi hem dünyada hem de ahirette kayba uğratır.
...
Büyük âlim Abdülkadir Geylani’nin ifadesiyle; “Tevekkül eden kimse, Rabbin va’di ile sükûnet bulur.” İnsan, kaderine rıza göstermeyip tevekküle yanaşmadığı sürece ıstıraptan, evhamdan, acıdan kurtulamaz. Allah’a teslim olmamak ve O’nun iradesine karşı çıkmak şeytanın çarpık mantığıdır. Ve onu olduğu gibi kendisine uyanları da bataklığına sürükler.

Müminin hayatında korku ve hüzne yer olmaz. Bilir ki karşılaştığı ve karşılaşacağı her olay kaderindedir; hayır görüneni de ‘şer’ görüneni de Allah yaratır. Kötü gibi görünenler de aslında onu hayırlı sonuçlara ulaştıracaktır.

Hz. Ömer (ra) şöyle buyuruyor: “İster hoşuma giden olsun, isterse de gitmeyen; hangi hâl üzere sabahlarsam sabahlayayım benim için fark etmez. Çünkü ben, hayrın hoşuma gidende mi, yoksa gitmeyende mi olduğunu bilmiyorum.” (İbn-i Kesîr)

Allah’a, O’nun sonsuz büyük gücüne tam teslim olmak kalpte büyük bir ferahlık meydana getirir. Teslimiyet hem dünyada hem ahirette saadet ve mutluluktur.