“Hak sübhânehü ve teâlâ

dünyânın beş şey, hattâ dört şey olduğunu bildirdi.

Hadîd sûresinin yirminci âyetinde meâlen, (Dünyâ hayâtı, elbette la’b, ya’nî oyun ve lehv ya’nî eğlence ve zînet ya’nî süslenmek ve tefâhur ya’nî öğünmek ve malı, parayı, evlâdı çoğaltmakdır) buyuruldu.

İslâmiyyetin (A’mâl-i sâliha) diyerek övdüğü şeyler yapılınca, dünyânın büyük parçası olan lehv ve la’b için zemân kalmaz. Bu ikisi azalır.

Erkekler ipek elbise giymez ve zînet eşyâsının yapıldığı madde olan altını ve gümüşü kullanmazsa, dünyânın üçüncü parçası olan zînet de azalır.

Allahü teâlâ, üstünlüğün ve kıymetin vera’ ve takvâ ile olduğunu, sa’y ile, mal ile olmadığını bildirmişdir diyen kimse, hiç öğünmez.

Evlâdın ve malın, mülkün artması, Allahü teâlâyı zikr etmeği azaltacağını ve Onu unutduracağını bilen, bunları çoğaltmak için uğraşmaz, bunların çoğalmasını ayb sayar.

Sözün kısası, zararlardan kurtulmak için, Haşr sûresinin yedinci âyetinin, (Resûlullahın emrlerini yapınız ve yasaklarından kaçınınız!)

meâl-i âlîsine uyarak yaşamalıdır. Fârisî beyt tercemesi:

Aranılan hazînenin nişânını verdim sana,

belki sen kavuşursun, biz varamadıksa da!”


Ehlisünnetbüyükleri.