İstediklerimizin karşılığını verebiliyor muyuz?

Hepimiz Allah’ın varlığına ve birliğine inanıyor, O’nun (cc)yaratıcımız ve rızık verenimiz olduğunu biliyor ve O’na (cc) ibadet etmemiz gerektiğine iman ediyoruz. Ancak O’na gereği gibi ibadet ediyor muyuz, yoksa bu noktada kusurlu muyuz? Ayrıca hepimiz, Kur’an-ı Kerim’in, Hazret-i Peygambere indirilen Allah kitabı olduğuna, onda birtakım emir ve yasakların bulunduğuna iman ediyoruz ama gerçekten emirlerini yerine getiriyor ve yasaklarından kaçınıyor muyuz?

Kardeşlerim, hepimiz Hazret-i Peygamber’i sevdiğimizi iddia ederiz; “Muhammed (sas) sevgilim ve gözümün nuru” deriz; peki, O’nun sünnet-i seniyyesine tâbi oluyor muyuz? Hepimiz, şeytanın düşmanımız olduğunu biliyoruz. Nitekim bu hususu yüce Allah da: “Kesinlikle şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman kabul edinin.”(Fatır, 6) ayetiyle belirttiği halde şeytana düşmanlık yapıp bizi cehenneme sürükleyecek olan yolundan uzaklaşıyor... muyuz?

Kardeşlerim, kıyamet gününde cennete girmeyi arzu etmeyenimiz yoktur, öyle mi? Peki, biz onun karşılığını hiç ödedik mi? Unutmayalım ki, Hazret-i Peygamber, Allah’ın mülkünün ucuz olmadığını defalarca hatırlatıyor ve buyuruyor ki: “Dikkat ediniz Allah’ın malı çok pahalı ve pek değerlidir; Allah’ın malı O’nun cennetidir.”

Yine hepimiz kesin bir şekilde biliyoruz ki ölüm haktır. Ömrümüz ne kadar kısa veya uzun olursa olsun ölümden kaçmak ve kurtulmak mümkün değildir. Hatta ölüm köprüsünün üzerinden geçmeden çok arzuladığımız cennete bile ulaşmamız imkansızdır. Peki, ömrümüzün günlerini fırsat bilerek öldükten sonra kurtuluşumuza vesile olacak birtakım ameller yapıyor muyuz?

Şeyh Muhammed Muta' el-Haznevi Hazretleri