Neden geceleri korkar insan? Neden ürperir? Gece, neden sadece karanlık demektir kimilerine göre: Uyku demektir ya da kötülük.
Neden harcanır geceler? Zamanın yararsız bir kısmı gibi çöpe atılır. Rabbimizin belirttiği gibi bir dinlenme vaktidir elbette. Ama keyifle geçirilecek, başından sonuna kadar yatılacak kadar da değersiz değildir.
Gece, Rahman’ın dünya göğüne tecelli ettiği saatleri taşır içinde. Her duanın kabul edildiği, tevbe edenlerin affedildiği anlardır o saatler.
Yüreği geceden daha kara olanlar, fırsat bilirler karanlığı, kötü emelleri için. Oysa gece masumdur. Yakarışları taşır bağrında, sessiz akan gözyaşlarına şahit olur. İçten yapılan dualara, istiğfarlara.
Karanlık sanmayın sakın geceleri. Aydınlıktır geceler. Aydan, yıldızlardan daha parlak, müminin yüreğinde ki nur aydınlatır onu.
Gece mümini sever, mümin geceyi. İbadeti neşedir gecenin. Ağlayarak secdelere kapanmanın hazzı yaşanır, karanlığın o kuytu yerlerinde. Birilerinin kötülüklerini karanlıklarda saklamasına inat, en halis, en temiz ibadetler saklanır insanlardan. Riyasız, gösterişsiz, mutmain ameller yapılır gecenin derinliklerinde.



Riyasızdır gece. İçten ve samimidir. Ve öylelerini misafir eder saatlerinde.

Ve, sıcak yataklarını sırf Allah rızası için terk edenler, sabahlara kadar deliksiz uyuyan, uzun rüyalar gören kişilerden, daha dinç başlarlar güne. İstiğfarları doldurur seher vakitlerini. Ve güneşten daha parlak doğarlar güne.

Gündüz korkutmaz artık onları. Allah’a isyanla kararmış olan gündüzler, gecelerini aydınlatanların nuruyla dolar. Gece başlayan ibadetler devam eder gün boyu. Ve zaman şahitlik eder zamanın kıymetini bilenlere. Gece ve gündüz şahitlik eder.
Asra andolsun ki insan ziyandadır…
“Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (gibi) midir? Deki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.” (Zümer: 9)
Yoksa hâlâ karanlık mı geceleriniz?