Asa-yı Musa-Dokuzuncu Şuanın Mukaddeme-i Haşriyesi















Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin.
Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mah-sustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın.
Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır. Ölümünden son-ra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çı-karılacaksınız.
Yine Onun âyetlerindendir ki, sizi topraktan yaratmış-tır; sonra siz birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız.
Yine Onun âyetlerindendir ki, size hemcinslerinizden kendilerine ısınacağınız eşler yaratmış, aranıza muhab-bet ve merhamet vermiştir. Düşünen bir topluluk için el-bette bunda Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rah-metine deliller vardır.
Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renkle-rinizin, seslerinizin ve sîmâlarınızın farklılığı da yine Onun âyetlerindendir. İlim sahipleri için elbette bunda deliller vardır.
Gece ve gündüzde uyumanız ve Onun lûtfundan rızık aramanız da yine Onun âyetlerindendir. Kulak veren bir topluluk için bunda elbette deliller vardır.
Yine Onun âyetlerindendir ki, size korku ve ümit ver-mek için şimşeği gösterir; gökten bir su indirir ve ölümün-den sonra yeryüzünü onunla diriltir. Akıl sahibi bir top-luluk için elbette bunda deliller vardır.
Yine Onun âyetlerindendir ki, gök ve yer Onun emriyle ayakta durur. Sonra O sizi bir emirle çağırdığında der-hal kabirlerinizden çıkarsınız.
Göklerde ve yerde kim varsa Onundur; hepsi de Ona boyun eğer.
Halkı önce yaratan, sonra tekrar diriltecek olan Odur; bu ise Onun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde tecel-lî eden en yüce sıfatlar Onundur. Onun kudreti herşeye galiptir; O herşeyi hikmetle yapar." Rum Sûresi, 30:17-27.
İmanın bir kutbunu gösteren bu semâvî âyât-ı kübranın ve haşri ispat eden şu kudsî berâhin-i uzmânın bir nükte-i ekberi ve bir hüccet-i âzamı bu Dokuzuncu Şuâda beyan edilecek. Lâtif bir inayet-i Rabbâniyedir ki, bundan otuz sene evvel Eski Said, yazdığı tefsir mukaddimesi Muhakemat namındaki eserin âhirinde,
İkinci Maksat: Kur’ân’da haşre işaret eden iki âyet tefsir ve beyan edilecek. -1 -deyip durmuş, daha yazamamış.
Hâlik-i Rahîmime delâil ve emârât-ı haşriye adedince şükür ve hamd olsun ki, otuz sene sonra tevfik ihsan eyledi. Evet bundan dokuz on sene evvel, o iki âyetten birinci âyet olan -2- ferman-ı İlâhînin iki parlak ve çok kuvvetli hüccetleri ve tefsirleri bulunan Onuncu Söz ile Yirmi Dokuzuncu Sözü in’âm etti. Münkirleri susturdu. Hem, iman-ı haşrînin hücum edilmez o iki metin kalesinden, dokuz ve on sene sonra ikinci âyet olan başta mezkûr âyât-ı ekberin tefsirini bu risale ile ikram etti. İşte bu Dokuzuncu Şuâ, mezkûr âyâtıyla işaret edilen dokuz âlî makam ve bir ehemmiyetli mukaddimeden ibarettir.



1 Öyle ise: Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
2 Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir." Rum Sûresi, 30:50