Ahirzaman Müslümanı’nın hali nasıl acaba?
Asr-ı saadet ve o devirde yaşayan Ashab-ı Kiram’ın temel özelliklerinden bahsettikten sonra, şimdi de ahir zamanda yaşayan günümüz insanlarının durumlarına değinmek istiyorum.

‘Ahir zaman’ terimi, kıyamete yaklaşan son devreyi, zamanın ve âlemin sonunu veya son günlerini ifade eder. İslam inancına göre âlemin başı olduğu gibi sonu da vardır. Ancak bu sonu bilmek, beşer gücünün dışındadır.

İslam âlimleri dünyanın ömrünü üç ana döneme ayırmaktadırlar. Başlangıçtan Tevrat’ın nüzulüne kadar olan zaman ilk devre, İslam’ın zuhuruna kadar geçen zaman ikinci devre, hicretten kıyamete kadar devam edecek olan zaman dilimi ise son devredir. (Elmalı, Tefsir, V, 3739)

Çeşitli hadislere göre ahir zaman, Hz. Peygamber’in bi’setiyle (görevlendirilmesiyle) başlamıştır. (Buharî, Rikak, 39; Müslim, Fiten, 132-139) İşte ne kadar süreceği Allah’tan başka kimse tarafından bilinmeyen bu son devreye ’ahir zaman’ denilmektedir.

Ahir zamanda yaşamakta olan günümüz insanlarında hâkim olan temel özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

İman zafiyeti
Asrımızdaki insanlarda büyük bir iman zafiyeti mevcuttur. Günümüz insanının imanı, taklidi imandan öteye geçememektedir. Yani imanları bir bilgi üzerine değil de sadece anadan-babadan duyduklarına göredir.

İşte, sağlam bilgiye bağlı olmayan iman da elbette zayıf olmaktadır. O halde imanın doğru bilgiyle iman-ı hakikiye dönüştürülmesi gerekmektedir. Çünkü zayıf iman, insanı salih amellere yönlendirememektedir. Şunu iyi bilmeliyiz ki, ancak sağlam iman ve salih amel, insanı kurtuluşa götürür.

Allah ve Resulüne bağlılık ve güvenin az olması
İman ve inanç zayıflığı, Allah ve Resulüne güven ve bağlılığın azalmasına ve yok olmasına sebep olmaktadır. Allah ve Resulüne güven ve bağlılığın olmaması, insanı asrımızda ‘stres’ denilen çeşitli sıkıntı ve buhranlara itmektedir. Allah ve Resulüne güven ve bağlılığı kuvvetli olan mümin kesinlikle stres ve sıkıntıya düşmez.

Yaptıkları işlerde birinci amacın maddi çıkar olması
Bugün insanlar yaptıkları işlerde daima madde ve menfaati esas almakta ve ona göre hareket etmektedir. Hâlbuki söylenen sözlerde, yapılan işlerde, hatta atılan her adımda, temel ve ana gaye Allah rızası olmalıdır.
Dünyevileşme, ahireti unutmak
Günümüz insanları, hırsla dünyaya yönelmekte, sürekli dünya malı ve serveti peşinde koşmaktadır. Bugün insanların geçimden başka bir endişeleri yok gibidir. Dünyevileşme, asrımız insanının en önemli hastalıklarından biri haline gelmiştir.

Özellikle son birkaç asırdır pozitivist anlayış, insanı inançlardan ve ahiret bilincinden uzaklaştırmıştır. Günümüzde birçok değer yargısı değişmiş ve ahlâkî bir erozyon hızla devam etmektedir. Dünyevileşen insanın elinden tutulup Rabbiyle buluşturulması ve tekrar ona ahiret bilincinin verilmesi gerekmektedir. Her türlü kötülüğün temelinde inançsızlık vardır. Özellikle ahirete iman şuurundan uzaklaşan insanlar, daha kolay kötülük yapabilmekte ve günah işlemektedirler.

Kanaatsizlik
Günümüz insanında, aza kanaat etmek ve haline şükretmek diye bir özellik kalmamıştır. Daima gözler yukarılarda, hırsla dünya malı ve mülkünü toplamak ve çoğaltmak peşindedirler. Günümüz insanında dünya sevgisi, gün geçtikçe artmakta, bu sevgi, onun zevk peşinde koşmasına ve sadece tatmin arayışına girmesine sebep olmaktadır. Hatta nefsini tatmin için her türlü yola başvurmaktadır.

Zevk ve sefa, toplum sağlığını tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. Zevk kültürü, insanlar arası ilişkileri bir mücadele zemininde ele almaktadır. Bugünün gençliğine baktığımızda çoğunluk itibariyle aşırı bir hırs ve büyük bir tutku içerisinde dünyaya yöneldiğini görmekteyiz.

Özellikle bazı zengin aile çocukları ‘satanizm’ ve ‘ateizm’ gibi sapık yollarla tatmin arayışına girmektedirler. Bazı fakir aile çocuklarının ise misyonerlerin ve illegal örgütlerinin ağına düştüklerini görmekteyiz. Bugünün genç nesillerinde ideal yoktur. Çünkü popüler kültür, gençlerin idealsiz yetişmelerine sebep olmaktadır. Gençliğimiz, popüler kültürün esiri olmaktan kurtarılmalıdır.

İsraf
Günümüz insanının hayatımızda israf hâkimdir. Allah’ın vermiş olduğu nimetleri ölçülü kullanmayı bilmemektedir. İsraf, günümüzde yaygın bir hale gelmiş olan manevi bir hastalıktır. Hâlbuki Kur’an ahlakının yaşandığı bir toplumda israf olmaz, israfa kaçan tüketim de olmaz.

Yardımlaşma, dayanışma ve adalet sayesinde insanların ekonomik güç seviyesi yükselir. Zengin bir toplum oluşur. Kur’an ahlakının yaşandığı, zenginlik ve refahı ile tarihe geçen “Asr-ı Saadet” dönemi bu gerçeğin en açık delillerindendir.

Bencillik
İnsanlarda yaygın olan bir başka manevi hastalık ta bencilliktir. Zira günümüzde insanlar, sadece kendilerini düşünür hale gelmişlerdir. Çevrelerindeki insanların durumları onları hiç ilgilendirmemektedir. Hâlbuki Hz. Peygamber Efendimiz: “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71-72) buyurmaktadır.

İnsani ilişkilerin tamamen madde, menfaat ve çıkara göre düzenlenmesi
Asrımızda insan ilişkilerinde pozitivist anlayış yaygındır. İlişkiler tamamen menfaat ve çıkara göre düzenlenmekte, menfaat ve çıkarın bittiği yerde ilişkiler kesilmektedir. Bugünün insanları öyle bir hale gelmiştir ki, tanımadığınız bir insana selam verseniz, o kişi, ‘acaba bu insanın benden bir beklentisi, bir çıkarı mı var?’ diye düşünmektedir.

Sevgi, saygı ve hoşgörü azlığı
İnsanlarda sevgi, saygı ve hoşgörü kalmamıştır. İnsanlar birbirlerine tahammül edemez hale gelmiş, bu sebepten de toplumda şiddet ve terör olayları gittikçe artmaktadır. Sevgisizlik ve saygısızlık, toplumda insanlar arası yardımlaşma ve dayanışmanın yok olmasına sebep olmaktadır.

Çalışmadan, emek sarf etmeden kolay yoldan köşe dönme planları
İnsanlar, çalışmadan, emek sarf etmeden, helal-haram demeden, kolay yoldan köşe dönme planları kurmaktadır. İnsanlar, hakkına razı olmamakta haksızlık, yolsuzluk, kapkaç ve hırsızlık gün geçtikçe hızlı bir şekilde artmaktadır.

Olduğu gibi görünmemek, riya/gösteriş düşkünlüğü
İnsanlar olduğu gibi görünmemekte, hal ve hareketlerine riya/gösteriş hâkim olmaktadır. Amellerinde ihlâs ve samimiyet yoktur. Gösteriş için bin bir çeşit yapmacık hareket, tavır ve davranış içine girmektedirler.
Dini konulara yeteri kadar önem vermemek, bilgisizlik/cehalet
Günümüz insanları, dini konulara yeteri kadar önem vermemektedirler. Bütün gayretler, dünya ve dünya ile ilgili hususlara yönelmektedir. Bazı kesimlerce, din, insanları uyuşturan atalete sevk eden bir afyon olarak değerlendirilmekte, insanların geri kalmalarının yegâne sebebi olarak düşünülmektedir. Dine ve dini konulara teveccüh olmayınca, insanlarda din ve dini konular hakkında büyük bir cehalet/bilgisizlik hakim olmaktadır. Bu sebepten, insanlar arasında hurafe ve batıl inançlar alabildiğine yayılmaktadır.