+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Bediüzzaman’ın boyun eğmedikleri

 Risale-i Nur - Said Nursi Katagorisinde ve  Bediüzzaman Said Nursi Forumunda Bulunan  Bediüzzaman’ın boyun eğmedikleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Bediüzzaman’ın boyun eğmedikleri İlmin izzeti için padişaha bile boyun eğmeyen Bediüzzaman Sultan Mehmet Reşad ve Bediüzzaman bir merasim sırasında tanıştılar... Meşrutiyetin imzalanması sebebiyle Saray'da merasim tertiplenince, Bu tanışıklıktan ötürü Bediüzzaman'ı da devrin alimleriyle beraber davet ettiler... Fakat padişahın huzuruna çıkanlar, önce padişahın saçağını öpecekler, Sonra yerlerine oturacaklardı... Bu kurala herkes ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Bediüzzaman’ın boyun eğmedikleri


    Bediüzzaman’ın boyun eğmedikleri


    İlmin izzeti için padişaha bile boyun eğmeyen Bediüzzaman

    Sultan Mehmet Reşad ve Bediüzzaman bir merasim sırasında tanıştılar...
    Meşrutiyetin imzalanması sebebiyle Saray'da merasim tertiplenince,
    Bu tanışıklıktan ötürü Bediüzzaman'ı da devrin alimleriyle beraber davet ettiler...
    Fakat padişahın huzuruna çıkanlar, önce padişahın saçağını öpecekler,
    Sonra yerlerine oturacaklardı...
    Bu kurala herkes uymuştu...
    Hatta bazıları saçağı öpmekle kalmamış, padişahın eteklerini bile öpmüştü...
    Sonra içeri Bediüzzaman girdi...
    Dik ve vakur adımlarla yürüyerek, padişahın önüne kadar geldi...
    Fakat eğilmeden, sadece elini göğsüne götürerek:
    “Esselamu aleyküm” dedi...
    Bu durum padişahın hemen dikkatini çekmişti...
    “Kim bu adam acaba? Beni mahalle muhtarı mı zannetti?”
    “Niçin böyle selam etti?”diye sordu yanındaki Paşa'ya...
    Paşa duruma şaşırmamıştı...
    Çünkü padişahın önünde eğilmeyen kişiyi iyi tanıyordu...
    “Efendim, bu zat feleğe baş eğmeyen bir zattır.”
    “Lakabı Bediüzzaman, ismi de Said'dir” diye durumu toparlamaya çalıştı...
    Bu durum dindar olan Sultan Reşad'ın hoşuna gitmişti.
    Orada bulunan alimlere şöyle seslendi:
    “Ben şimdiye kadar ilmin izzetini muhafaza eden pek az insan gördüm.”
    “Hakiki alim, işte böyle ilmin izzetini muhafaza edenlerdir.”(1)
    Bediüzzaman padişaha bile boyun eğmemişti...
    Bu bir saygısızlık değil, sadece ilmin izzetini muhafaza içindi...

    Darağacıyla yapılan tehdide boyun eğmeyen Bediüzzaman 1909

    Bediüzzaman tüm yaşamı boyunca her ne çekmişse,
    Her nereye gitmişse,
    Her nerede olursa olsun,
    Kalem ve kağıdı elinden bırakmamıştır...
    Risale-i Nur eserlerinin neşrinden önce de bir çok gazete de makaleleri yayımlanan bir yazardı o...
    Bunlardan en meşhuru belki de Volkan gazetesidir...
    Fakat tabii yine cesurca, korkusuzca yazdığı yazılar,
    Bazılarının oyununu bozmaktadır...
    Hemen kendilerinden bekleneni tatbik ederler ve Bediüzzaman’ı Divan-ı Harbe verirler...
    Suçu “31 Mart hadisesinde tarihçi bir rol oynamak” olarak belirlenir...
    On kişinin darağacında asılı durduğu bir gün,
    Bediüzzaman’ı asılı duranların göründüğü bir odaya getirirler...
    Onların karşısında Bediüzzaman'ı sorgulamaya başlarlar...
    Bediüzzaman tehdit edildiğini anlayarak;
    “Bu aslanlarla beraber gitmeye hazırım.”
    “Beni oraya nefyetmek bana ceza değil...”
    “Zaten bana Peygamberime kavuşmak için bir pasaport lazımdı...”
    “Bu vesileyle onu bulmuş oldum.”
    “Sizin elinizden gelirse beni vicdanen tazip ediniz,
    “Ve illa başka suretle azap azap değil...Benim için şandır”
    “Bu haydut hükumet zamanı istibdada akla husumet ederdi.”
    “Şimdi de hayata adavet ediyor...”
    “Eğer hükumet böyle olursa yaşasın cünun, yaşasın mevt!”
    “Zalimler için yaşasın Cehennem...”
    Ve daha bir çok sözler sarf eden Bediüzzaman bu davadan beraat eder...
    Onu tehdit edenlere boyun eğmeyen Üstad,
    Beyazıt meydanından, Sultanahmet’e kadar:
    “Zalimler için yaşasın cehennem” diye bağırarak ilerler...(2)

    Evet biz de seni tasdik ediyoruz ey büyük Üstad!
    “Zalimler için yaşasın Cehennem...”
    Sana zulmedenler için, “Yaşasın Cehennem...”

    Rus kumandanı önünde ayağa kalkmayan Bediüzzaman 1916

    Bediüzaman ayağı kırıldığı için esir düştüğünde...
    Uzun bir yolculuğun ardından gurbet ellere, Rus diyarına getirilir...
    Kosturma vilayetinin Kilogrif kasabasına...
    Bir gün Nikola Nikolaviç adında bir komutan, esirlerin yanına gelmiştir...
    Bütün esirler ayağa kalkar, el pençe divan dururlar komutanın önünde...
    Fakat bir kişi vardır ki,
    Bediüzzaman...
    Ne el bağlıyor, ne de ayağa kalkıyor...
    Komutan hiddetle soruyor tercümana:
    “Beni tanımadılar mı?”
    Bediüzaman cevap veriyor:
    “Evet. Tanıdım. Nikola Nikolaviç’tir. Çarın dayısıdır. Kafkas cephesi baş komutanıdır.”
    “O halde niçin hakaret ettiler?” diye soruyor bu defa Nikola Nikolaviç.
    “Ben kendilerine hakaret etmiş değilim.”
    “Ben mukaddesatımın emrettiğini yaptım” diye cevaplıyor Üstad sakince.
    Baş komutan, anlam veremediğinden bir soru daha soruyor Üstada:
    “Mukaddesat ne emrediyormuş...?”
    Cevap oldukça anlamlı veriliyor...
    “Ben müslüman alimiyim.Benim kalbimde iman vardır.”
    “Kendisinde iman olan bir şahıs, iman olmayan şahıstan efdaldir.”
    “Ben ona kıyam etseydim mukaddesatıma hürmetsizlik yapmış olurdum.”
    “Onun için ben kıyam etmedim.”
    Nikola Nikolaviç daha çok sinirleniyor:
    “Şu halde bana imansız demekle beni,
    “Şahsımı, ordumu milletimi ve çarı tahkir etmiş oluyor.”.
    “Derhal sorguya çekilsin.” diye emir veriyor...
    Zaten Resulullah’a (asm) varmak değil mi tek isteği?
    Zaten bir pasaport aramıyor mu ebediyete göçmek için?
    Zaten anadan, babadan, candan geçmemiş mi bu arzu uğruna?
    İyi ya işte o pasaportu veriyorlar eline...
    İdam kararı çıkıyor onun bu haline...
    Ve müsaade istiyor infaz için gelenlerden sevinçle...
    “Müsaade ediniz. On beş dakika vazifemi ifa edeyim” diyerek,
    Hemen koşuyor seccadesine...
    İki rekat namaz kılınca...
    Başkomutan anlıyor yaptığının yanlışlığını...
    “Beni affediniz” diye yalvarıyor...
    “Sizin beni tahkir için bunu yaptığınızı zannediyordum.”
    “Hakkınızda kanuni muamele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki,
    “Siz bu hareketinizi imanınızdan alıyorsunuz.”
    “Ve mukaddesatınızın emirlerini ifa ediyorsunuz.”
    “Hükmünüz iptal edilmiş, dini salahiyetinizden dolayı şayanı takdirsiniz.”
    “Sizi rahatsız ettim. Tekrar rica ediyorum. Beni affediniz.” diyor... (3)
    Bediüzzaman, Rus kumandanına bile dini uğruna boyun eğmiyor...

    Namaz için hakime boyun eğmeyen Bediüzzaman 1949

    Afyon mahkemesinin son duruşmasında akşam ezanı okunur...
    Bunu fark eden Bediüzzaman hemen ayağa kalkarak duruşmayı yarıda keser:
    “Ben namaz kılacağım” der... Hakim:
    “Kaza edersin” deyince,
    “Kaza olmaz, ben namaz kılacağım” diye ısrar eder
    Ve kalem odasında namazını eda eder...
    Halkın hatırı için, Hakkın hatırını feda etmeyerek vazifesini ifa eder... (4)

    Ankara Valisi Tandoğan'a boyun eğmeyen Bediüzzaman 1945

    Ankara Valisi Nevzat Tandoğan...
    Vilayette Said Nursi ile görüşmek ister.
    Memurlar Bediüzzaman'ı valinin yanına getirirler.
    Memurlar dışarı çıkarken,
    Kapı önünde bekleyen Selahaddin Çelebi içerideki konuşmalara şahit olur...
    Çünkü orada çalışanlardan biri içeri girmiş, çıkarken de kapıyı açık bırakmıştır...
    Tandoğan'ın isteği Bediüzzaman’ın sarığını çıkarması ve kıyafetini değiştirmesidir...
    Bediüzzaman bu...
    Hiç boyun eğer mi?
    Hiddetle şöyle seslenir:
    “Ben sizin ecdadınızı temsil ediyorum.”
    “Kıyafet kanunu münzevilere tatbik edilmez.”
    “Ben dışarı çıkmıyorum. Beni icbarla siz çıkarıyorsunuz.”
    “Bu baş bu sarıkla beraber çıkar, sen de başından bul!”
    Bu esnada odacı dışarıdan gelir...
    Elinde yirmibeş kuruşluk adi bezden yapılmış eski bir kasket vardır...
    Belki de bunu Bediüzzaman’a giydirmektir niyeti...
    Valinin odasına girer...
    Fakat Bediüzzaman, jandarmalarla beraber hızlıca çıkar Tandoğan'ın odasından...
    Onu dinleyen talebesine de:
    “Selahattin Korkma…Korkma!...Allahaısmarladık…” diye seslenir...
    Polis ve jandarmalarla yürüyüp gider...
    Kudretli vali Tandoğan'a ne mi olur?
    Bir cinayet olayına adı karıştığı için,
    Bir gece kendi silahını başına dayayarak intihar eder,
    Ve olayın sabahında evinde ölü bulunur...
    Başından bulan Vali, Bediüzzaman’ı otoritesine boyun eğdirememiş,
    Fakat kendisi aynı feraseti gösteremeden,
    Elleriyle yaptıklarına boyun eğmiştir... (5)

    Isparta'da kalmasını emir veren iradeye boyun eğmeyen Bediüzzaman 1960

    Son günlerini yaşayan bir biçareyken,
    Bir asır, zamanının güzelliğini uğurlamaya hazırlanırken,
    Bediüzzaman ismi, bu dünyada silinmeyecek biz iz bırakırken,
    Ve asrın dahisi, doksanına merdiven dayamışken,
    Hastayken,
    Gurbetteyken,
    Kimsesizken,
    Türlü işkencelerden geçmiş vücudu,
    Artık tahammül sınırlarını çoktan aşmışken,
    O halinden bile korkuyordu zamanın otoriteleri...
    Korksunlardı da,
    Değil mi ki o, maneviyat itibarıyla,
    Bir Said değil, elli bin asker kuvvetindeydi...
    Fakat o bu kuvveti kullanmayı seçmedi..
    Ona emredilmişti,
    “Isparta veya Emirdağ sınırları içinde yaşaması uygun görülmüştür...”
    Fakat o Bediüzzaman...
    Feleğe boyun eğmemiş,
    Hakime boyun eğmemiş,
    Padişaha boyun eğmemiş,
    Bu haksız muameleye mi boyun eğecek?
    Hemen arabasını hazırlatır...
    Urfa yollarına düşer...
    Ebedi yolculuğuna çıktığını biliyordu...
    Amacı Urfa'ya defnedilmekti...
    Ama hal öyle olmasa da o yine özgürlük için,
    Kimseye boyun eğmeyecekti...
    Zaten bunun ispatını, doksan senelik hayatıyla herkese gösterdi...

    Kaynaklar:
    1-Necmeddin şahiner Nurs Yolu syf 57
    2-Necmeddin Şahiner Bilinmeyen tarafleriyle Bediüzzaman syf 103
    3-Necmeddin Şahiner Bilinmeyen taraflariyle Bediüzzaman syf 149
    4-Necmeddin Şahiner Son şahitler 1. cilt syf 17
    5-Necmeddin Şahiner Birlinmeyen taraflariyle Bediüzzaman

    Nurdan HUYUT
    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  2. #2
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Bediüzzaman’ın boyun eğmedikleri

    BAKİ MUHABBETİMİZLE
    Mesleğimiz tefekkürdür, şefkattir, aczimizi kusurumuzu bilmektir.
    Aynı zamanda aklın idrak etmediği çok hakikatleri kalbin gördüğünü bilmektir. Kalbi işletmektir
    YA BAKİ ENTEL BAKİ.
    “İlahi Ente Maksudi ve Rızake Matlubi”
    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12-28-2015, 02:03 AM
  2. Boyun büküyorum.
    By £laf in forum Duygusal Alan
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-05-2011, 02:46 AM
  3. Boyun Fıtığı belirtileri
    By ŞehadetGüvercini in forum Sağlık
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-06-2010, 10:26 PM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-05-2010, 06:58 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-17-2009, 11:04 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379