+ Cevap Ver
7 sonuçtan 1 ile 7 arası
Like Tree5Beğeniler
  • 3 Post By BeRkCaN
  • 1 Post By Karani
  • 1 Post By cavaliere39

Berat Kandilinde nasıl dua edilir

 Dini Gün ve Gecelerimiz Katagorisinde ve  Berat Kandili Forumunda Bulunan  Berat Kandilinde nasıl dua edilir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Berat Kandilinde nasıl dua edilir Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi. Berat gecesi Sual: Berat gecesinin önemi nedir? CEVAP Şaban ayının 15. gecesidir. ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.575
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Berat Kandilinde nasıl dua edilir

    Berat Kandilinde nasıl dua edilir

    Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.

    Berat gecesi

    Sual: Berat gecesinin önemi nedir?

    CEVAP

    Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:

    (Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]

    Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.

    Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:

    (Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]

    Âişe validemiz buyuruyor ki:

    (Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

    Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:

    (Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]

    (Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

    (Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]

    (Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz.) [S. Ebediyye]

    (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

    (Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihali]

    (Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]

    (Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece şabanın 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid'at ehli demektir.)

    (Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

    (Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]

    (Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]

    (Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]

    (Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]

    (Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]

    (Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]

    (Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]

    İçki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana babaya isyan gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgün ise, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevapları günahlarından daha çok ise Cehenneme girmeden de Cennete gider.

    Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

    Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okurdu. (R.Nasıhin)

    Hz. Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:

    (Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]

    Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.

    Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:

    (İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)

    Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?

    CEVAP

    Onbeşinci günü tutulur.

    Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

    Sual: Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor?

    CEVAP

    Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın kaderi, yani ezeldeki ilmi nasıl ise, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)

    Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)

    Tüm müslüman kardeşlerimizin berat kandili mübarek olsun[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    1.032
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    Tüm müslümanların Kandili mubarek olsun Dualarınızda bizleri unutmayın kardeşlerim.

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yaş
    30
    Mesajlar
    2.114
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    Allah Razı Olsun cok güzel bir bilgi..

  4. #4
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Berat Kandilinde nasıl dua edilir

    Dua dinin diregidir!


    (Allahu teala indinde duadan daha serefli bir sey yoktur), (Dusmandan kurtulmak, bol rizka kavusmak icin dua edin! Cunku dua, muminin silahidir) hadis-i serifleri duanin onemini acikca bildirmektedir. Allahu tealadan bir sey istememek ise cok kotudur. Hadis-i serifte buyuruldu ki:

    (Allahu teala, kendisinden bir sey istemeyene, dua etmeyene gadap eder.) [Tirmizi]

    Baska bir hadis-i serifte, (Dua ibadettir) buyuruldu. Ibadeti terk etmek ise hic uygun degildir. Kur'an-i
    kerimde mealen buyuruluyor ki:

    (Bana dua edin kabul edeyim. [Bana halis kalb ile dua ederseniz kabul ederim.] Bana ibadet etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarim.) [Mumin 60]

    Duanin makbul oldugu zamanlar


    1- Seher vakti.
    Hadis-i serifte buyuruldu ki:
    (Allahu teala, seher vakti, Istigfar eden yok mu, onu magfiret edeyim. Isteyen yok mu, istedigini vereyim, duasini kabul edeyim buyurur.) [Muslim]
    Allahu teala iyileri overken, (Onlar seher vaktinde istigfar eder) buyuruyor. (Zariyat 18)
    Seher vakti, gecenin son altida biridir. Gecenin ikinci yarisindan sonra da dualar kabul olur. [Gece, aksam ile imsak vaktinin arasidir.]

    2- Mubarek gun ve geceler.
    Cuma gunu ogle ile ikindi arasi.
    Recebin ilk gecesi,
    Sabanin 15. gecesi,
    Bayram geceleri,
    Arefe gunu,
    Ramazan gun ve geceleri,
    Iftar zamani,
    Her gunun zeval vakti.
    Bu vakitleri ganimet bilmelidir. Hadis-i seriflerde buyuruluyor ki:
    (Su bes gecede yapilan dua red edilmez: Regaib gecesi, Sabanin 15. [Berat] gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayrami gecesi.) [I.Asakir]
    (Cuma gunlerinde bir an vardir ki, o anda edilen dua red olmaz.) [Buhari, Muslim, Tirmizi]
    (Ramazanda Allah gunahlari affeder ve dualari kabul eder.) [Taberani]

    3- Ezan okunurken ve ezan ile kamet arasinda.
    Hadis-i serifte, (Ezan okunurken dua red olmaz) ve (Ezanla kamet arasinda dua kabul edilir) buyuruldu.

    4- Namaz kilarken, secdede iken ve namazlardan sonra.
    Hadis-i serifte, (Kulun Rabbine en yakin hali, namazda secdede ikendir. Secdede cok dua edin. Bu dua kabul olur) ve (Bes vakit namazlardan sonra yapilan dua kabul olur) buyuruldu. (Buhari) Nafile namazlarda, secdede iken dua edilir, farz namazlarda secdede dua edilmez.

    5- Kur'an-i kerim hatmedilince.
    Hadis-i serifte, (Kur'ani hatmedenin duasi kabul olur) buyuruldu.

    6- Kalbinde incelik hissettigi an.
    Hadis-i serifte, (Rikkat [incelik] halinde duayi ganimet bilin. Bu hal Rahmet kapisinin acik oldugunu gosterir) buyuruldu.

    7- Kabe-i serifi gorunce.
    Hadis-i serifte, (Hac yapanlarin, dualari kabul olur. Kabede Multezim denilen yerde, dua eden mutlaka ugradigi musibetten kurtulur) buyuruldu.

    8- Hasta iken, sikintili iken.
    Hadis-i serifte, (Dertli muminin duasini ganimet bilin!) buyuruldu. (Ebusseyh)

    9- Oruclu iken.
    Hadis-i serifte, (Oruclunun duasi red edilmez) buyuruldu. [Tirmizi]

    10- Yagmur yagarken, Kuran okunurken, dusmanla karsilasinca.
    Hadis-i serifte, (Su durumda rahmet kapilari acilir ve dualar kabul edilir: Kuran okunurken, dusman ordusu ile karsilasilinca, yagmur yagarken) buyuruldu.

    11- Cemaat halinde,
    Hadis-i serifte, (Bir cemaat toplanir, bir kismi dua eder, otekiler de amin derse o duayi, Allah kabul eder) buyuruldu.

    12- Giyaben yapilan dua.
    Hadis-i serifte, (Din kardesine giyabinda [arkasindan] yaptigi dua kabul olur) buyuruldu. [Ibni Ebi Seybe]

    13- Ana babanin, yolcunun duasi ve mazlumun zalime ettigi dua.
    Hadis-i serifte, (Ana babanin evladina duasi, yolcunun, misafirin ve mazlumun duasi makbuldur) buyuruldu. (Tirmizi)

    14- Kuran-i kerimi hifzedenler.
    Hadis-i serifte, (Kuran-i kerimi hifzeden, her hatmi sirasinda, kabul olunmus bir dua hakkina sahip olur) buyuruldu.

    15- Hacilar, mucahidler.
    Hadis-i serifte, (Su dort dua red olmaz: Din kardesine arkasindan yapilan dua. Iyilesinceye kadar hastalarin, donunceye kadar hacca ve savasa gidenlerin duasi) buyuruldu

    16- Muslumanlikta saclarini agartanlarin, alimlerin ve adil idarecilerin dualari da makbuldur.
    Hadis-i serifte, (Su uc kisinin hakkini ancak munafik olan kucumser: Islam yolunda sacini agartmis olan, ilim sahibi ve adil idareci) buyuruldu.

  5. #5
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Berat Kandilinde nasıl dua edilir

    Mübarek Şaban Ayı'nın ve Berâet Gecesinin Fazileti

    ALLAH Rasûlü (sav) çok az bir kısmı dışında Şaban ayını oruçlu geçirirdi. Bir rivayete göre ise, Şaban ayının tamamını oruçlu geçirirdi. (1) Bu hadis "Mesâbîh"in sahihlerinden olup, onu mü'minlerin annesi Hz. Aişe (r.anhâ) rivayet etmiştir. Rivayetin ikinci kısmı Ümmü Seleme'den (r.anhâ) gelen rivayete uygun düşmektedir. Söz konusu rivayette Ümmü Seleme (r.anhâ) şöyle anlatır: "Ben, Şaban ve Ramazan aylan dışında, Peygamberin (s.a.v.) peşpeşe iki ay oruç tuttuğunu görmedim." (2)
    Eğer; "Bu rivayete göre Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruç olmaktadır. Halbuki Peygamber (s.a.v.), 'Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem'de tutulan oruçtur" (3) buyurmaktadır" denilirse, şu cevap verilir. Şaban ayı orucunun haram aylarda tutulan oruçtan daha üstün olduğu, Hz. Enes'den (r.a.) gelen rivayetle sabittir. Hz. Enes (r.a)'a Ramazan orucundan sonra hangi orucun daha efdal olduğu sorulduğunda, "Ramazan'a tazim olarak tutulan Şaban orucu!" (4) cevabını vermiştir. Hz. Üsâme'den gelen rivayete göre o, haram aylarda oruç tutarmış. Allah Rasûlü ona, "Şevval ayının orucunu tut" diye tavsiyede bulununca, haram aylarda oruç tutmayı bırakıp, ölünceye kadar Şevval orucunu tutmuştur. (5)

    Bu rivayet, Şevval orucunun haram aylarda tutulan oruçtan daha faziletli olduğu hakkında bir nasstır. Bu böyledir, çünkü bu iki ay biri öncesinden diğeri ardından olmak üzere Ramazan'ı kuşatır ve nafile olarak tutulan oruçların en efdali, öncesinde ve sonrasında Ramazan ayına en yakın olan aylarda tutulan oruçtur. Onların oruç olarak mertebesi, revâtib sünnet olarak farz namazların öncesinde ve sonrasında kılman namazlar derecesindedir. Nasıl ki revatib sünnetler, fazilette farz namazlara iltihak ediyor ve onlardaki noksanları tamamlıyorsa, aynı şekilde öncesinde ve sonrasında tutulan oruçlar da, ona yakınlığı nedeniyle fazilette Ramazan ayında tutulan oruca katılır. Böylece Allah Rasûlü'nün (s.a.v.) "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem'de tutulan oruçtur" sözü de, genel (mutlak) olarak nafile oruca hamledilir. Ramazandan önce ve sonraki aylarda tutulan oruç ise, yine fazilette Ramazan orucuna iltihak eder. Muharrem ayı orucu ile ilgili hadisin devamında söylenen, "Farz namazlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır" (6) sözü de bunu gösterir. Çünkü alimlerin çoğuna göre, burada da Peygamberimiz (s.a.v.) -revatib sünnetler dışında- mutlak olarak nafile namazın faziletinden bahsetmektedir.

    Peygamberimizin (s.a.v.) diğer aylardan ayrıca Şaban ayında oruç tutmasıyla ilgili olarak çok güzel bir şey anlatılır ki, o da, Hz. Üsâme'den (r.a.) rivayet edilen şu hadistir: "Şaban ayı, Receb ile Ramazan arasında insanların kendisinden gafil oldukları bir aydır" (7) Aleyhissalâtü Vesselam burada Şaban ayının, iki büyük ay olan haram ay Receb ve oruç ayı Ramazan tarafından kuşatılmış olduğu için, insanların, bu iki ayla meşguliyetleri dolayısıyla bundan yüz çevirdikleri ve böylece ondan gafil davrandıklarına işaret etmektedir. Hatta insanların çoğu, haram ay olması sebebiyle Receb ayında tutulan orucun Şaban ayı orucundan daha üstün olduğunu zannetmektedir. Halbuki gerçek böyle değildir, zira Hz. Aişe'den rivayet edilen hadis bunun tersini ortaya koymaktadır. Buna göre, Allah Rasûlü'ne (s.a.v.) Receb ayında oruç tutan bir topluluk anlatıldığında o, şöyle buyurmuştur: "Onlar Şaban ayında nerededirler?" (8) Peygamberimizin bu sözünde de aslında bazen ya mutlak olarak veya özel bir hususiyeti sebebiyle daha efdali var iken, insanlar arasında başka zaman, mekan ve şahısların faziletli olarak şöhret bulduğuna işaret vardır. İnsanların çoğu bunun farkına varamamakta ve kendi aralarında meşhur olanla meşgul olarak, daha efdal olanın faziletinden istifade fırsatını kaçırmaktadır. Bunda, insanların gafil davrandıkları zamanları ibadetle değerlendirmenin müstehablığına ve bu amelin Allah Teâlâ katında sevimli (makbul) olduğuna bir delil vardır.

    Bunun için seleften bir taife, akşam ile yatsı namazı arasını ihya etmeyi çok sever ve "bu (insanların) gaflet saatidir" derlerdi. Çünkü Aleyhissalâtü vesselam, onlar yatsı namazını beklerken, ashabının huzuruna çıktı ve onlara şunu söyledi: "Onu sizden başka yeryüzü halkından hiç kimse beklemez." (9) Hiçbir insanın değerlendirmediği vakitlerde yüce Allah'ı tek başına zikretmenin faziletine bu sözle işaret edilmiştir. Gecenin yarısında (ortasında) insanların çoğunu gaflet kuşatmışken kalkıp zikretmenin efdal olması da bununla ilgilidir.
    İnsanların gafletle geçirdiği bir vakti ibadetle ihya etmenin bir çok yararı vardır. Onlardan bir kaçın şöyle sayabiliriz:
    1. Yapılan ibadetin çok gizli olması. Nafile ibadetleri gizli yapmanın çok efdal olduğu, özellikle de kul ile Rabbi arasında başka hiç kimsenin haberdar olamayacağı bir sır olan orucun gizlenmesinin fazileti gayet açıktır... Onun için gizli tutulan oruçta riya olmayacağı söylenmiştir.
    2. Nefislere çok zor gelmesi. Amellerin en efdali nefislere en güç gelenidir. Bunun sebebi, nefislerin kendi cinsinden olan insanların aynı hali yaşamasından güç alarak o hayrı işlemesidir. Bu kendi cinsinden olan insanların halidir. Kendi cinsinden çoğu uyanık iken ve onlar ibadet ederken, onlara karışıp ibadet etmek insanlara kolay gelir. Ama insanların çoğu gaflete dalıp, hemcinslerinin tamamını uyku kapladığı bir vakitte uykusunu bölen nefislere, aralarına karışacağı kişi kalmadığı için, ibadet etmek çok zor gelir.
    Peygamber (a.s.) bu şekilde amel eden kişi için, " (Zor zamanda) hayır işleyen kimseye sizden hayır işleyen elli kişinin ecri vardır. Zira siz hayır işlerken size destek olan kimseleri yanınızda buluyorsunuz, halbuki onlar, hayır işlerken yanlarında kimseyi bulamayacaklardır" (10) buyurmuştur. Yine Aleyhissalâtü vesselam şöyle buyurur: "Karışıklık (anarşi) zamanında ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir." (11) Aleyhissalâtü vesselam hadisinde şunu ortaya koymaktadır: Fitne zamanında ve insanların işlerinin karıştığı vakitlerde ibadet etmenin sevabı, Mekke fethedilmeden önce, Peygamber zamanında, Mekke'den Medine'ye yapılan hicretin sevabıyla aynıdır. Bunun sebebi şudur: Fitne vaktinde insanlar dinlerine değil, hevalarına uyar ve böylece onların durumu, câhiliyye halkının durumuna benzer. Onlar böyleyken, tek başına dînine sımsıkı sarılan bir kimse, kalkar Rabbine ibadet eder; onun emrini tutar, yasağından kaçınırsa; o kişi sanki câhiliyye halkı arasından ayrılıp, Allah Rasûlü'nün emir ve yasaklarına riayet eden bir mü'min olarak Allah Rasûlü'ne (a.s.) hicret eden kişi gibi olur.
    Aleyhissalâtü vesselam şöyle buyurur: "İslamiyet garîb olarak başladı ve yine başladığı gibi garîb haline dönecektir. Garîblere müjdeler olsun! " (12) Bu hadisle ifade edilen keyfiyet şudur ki: Şüphesiz İslâm ilk başlangıcında insanların içinden tek tük kişilerce sahiplenilmiş ve bu sebeple azlıkla ortaya çıkmış, sonra yayılmış, etrafta müntesipleri çoğalmış ve nihayet güçlenmiştir. İlk başta olduğu gibi ona yine eksilme ve kertilme ilişecek, öyle ki gene insanlar arasından nadir kimselerce sahiplenilir hale gelecektir. İşte onlar garîblerdir. Gariblerin açıklamasıyla ilgili olarak gelen bir haberde; "onlar, kabilelerin "yabancıları" (marjinalleri " (13) olarak tanımlanmıştır. Yani onlar, İslamiyetin ilk çıkışında olduğu gibi, her bir kabilede ancak bir veya iki kişi olarak bulunabilen ve hatta bazen hiç bulunamayan kimselerdir. Başka bir hadiste onların, "insanlar bozulduğu bir dönemde düzelen (muslih) kimseler" olacağı (14); yani, insanların bozulduğu bir zamanda sünnetle amel eden salih bir topluluk olacağı haber verilmiştir.
    3. Gafil ve günahkar halk arasında yalnız başına ibadet eden bir kimse vasıtasıyla bazen o topluma gelecek bir bela def olur. (15) Sanki o kimse bu davranışıyla onları korumuş ve onlardan belayı savmış gibidir. Bu anlamı kuvvetlendirecek bir çok eser (rivayet) vardır. (16)
    4. Aleyhissalâtü vesselâm'ın Şaban orucu ile ilgili olarak anlatılan bir başka husus da şudur: Aleyhissalâtü vesselam her ayın üç günü oruç tutardı. (17) Olabilir ki bazen bu orucu sonradan kaza etmek için tehir ederdi de, Şaban ayında oruç tutardı. Yani, bazı aylar Peygamberimizin (a.s.) orucu üç güne ulaşmadan ay sona eriyor, onun için o aylar kaçırdığı orucu Şaban ayında tamamlıyormuş da olabilir. Çünkü Aleyhissalâtü vesselâm'ın amelleri devamlılık arz eder. O nedenle üzerinde diğer aylardan kalma nafile oruç borcu varken Şaban ayı girdiğinde, o borçlarını Ramazan ayı girmeden önce tamamlayabilmek için Şaban ayında kaza ediyor da olabilir. Nasıl ki o, kaçırdığı sünnet namazları ve gece kılamadığı teheccüd namazının yerine sonradan başka namazlar kılarak o namazları telafi ederdi.

    Hz. Aişe (r. anhâ) şöyle anlatır: "Bazen ben oruç tutmaya azm eder, fakat tutamazdım. Derken Peygamber (a.s.) Şaban ayında oruç tuttuğunda ben de onunla beraber oruç tutardım." (18) Hz. Aişe validemiz, Peygamberimizin Şaban ayı orucundan nasıl yararlandığını ve hayız nedeniyle tutamadığı ve diğer aylar Peygamberimizin (a.s.) hizmetiyle meşgul olduğu için kaza da edemediği önceki Ramazan oruçlarını Peygamberimizle birlikte oruç tutarak nasıl kaza ettiğini açıklamaktadır. Çünkü bir kadın, kocası oruç değilken onun izniyle nafile oruç tutabilir.
    Şaban ayı girdiğinde üzerinde oruç borcu olan kimse için büyük bir fırsat doğar. Bir kimsenin, iki Ramazan arası vecibe olan oruçlarını tutabilmesi için bu ayda onları kaza etmesi müstehab olur . Üzerinde Ramazan ayından borcu olan kimsenin gücü yerinde ise diğer bir Ramazan girmeden onu kaza etmesi gerekir. Özürsüz olarak onu başka bir Ramazan'dan sonraya bırakması caiz olmaz. Eğer iki Ramazan arası sona ermeyen bir özür sebebiyle tehir etmiş ise, ikinci Ramazan'in ardından mutlaka borcunu kaza etmesi gerekir.
    Özürsüz olarak kazaya bırakılıp sonra kaza edilen oruç için başka bir şey gerekmez. Ancak, onu kaza ile birlikte her bir günün kazası için altı miskini doyurması gerektiği de söylenmiştir ki bu, İmam Şafii, İmam Mâlik ve İmam Ahmed'in kavlidir. Yine her bir gün için altı miskini doyurmasına karşılık kaza gerekmeyeceği de söylenmiştir, ama bu zayıf bir görüştür.
    5. Şaban orucu ile ilgili olarak söylenen bir başka incelik de, onun, Ramazan orucunda meşakkat çekmemek için, Ramazana girmeden alıştırma yapmaya vesile olduğudur. Bu alıştırmalarla kişi oruca yatkınlık kazanır ve hatta Şaban orucu sayesinde orucun tadına varır ve oruçtan haz almaya başlar. Böylece Ramazan'a girer ve onun orucunu rağbet ederek neşe ve sürür içinde tutar. Yüce Allah lütfü ve tevfîki ile bize onu müyesser eylesin.

    Bir diğer mesele Şaban ayının ortasındaki Berat gecesidir. Bu hususta mü'minlerin annesi Hz. Aişe'den (r.anhâ) rivayet edilen hasen bir hadiste, Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah Şaban ayının ortasındaki gecede dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha fazla insanın günahlarını bağışlar." (19)

    Şaban ayının ortasındaki geceden maksat berât gecesidir. Kelb kabilesinin özellikle anılmasının sebebi ise, onların, diğer kabilelerden farklı olarak en fazla koyun sahibi kimseler olmasındandır.
    Yüce Allah berat gecesi düşmanları kahretme ve asilerden intikam almasını icab ettiren celâl sıfatından, rahmet ve mağfiret gerektiren cemâl sıfatına intikal eder. Hadiste kullanılan "inme" lafzının bu anlama yüklenmesinin sebebi "inme", "yükselme", "hareket" ve "durgunluk" gibi sıfatların uzayda bir yer kaplayan cisimlere ait özellikler olmasındandır. Aklî ve naklî delillerle kesin olarak sabit olmuştur ki, yüce Allah cismâniyet ve yer kaplamadan münezzehtir. Bu sebeple yüksek bir yerden alçak bir yere intikal anlamında "nüzul" kelimesinin Allah hakkında kullanılması imkansızdır. O halde hak ehlinin de anlattığı üzere; burada "nüzul', rahmetin inmesi, Allah'ın kullarına olan lütuf ve mağfiretini artırması, onların dualarına icabet etmesi ve tövbelerini kabul etmesi anlamındadır. Nasıl ki cömert kralların ve merhametli önderlerin adetlerinde de olduğu gibi ki onlar, muhtaç ve fakır bir topluluğun yakınına "indiklerinde" onlara ihsanda bulunurlar.

    Gerçi burada anlatılan husus başka geceler için de vaad edilmiş ve mesela rivayete göre Peygamberimiz (a.s.) bir hadislerinde şunu anlatmıştır: "Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, gecenin son üçte biri kaldığı bir vakitte her gece dünya semasına iner ve: "Bana duâ eden yok mu onun duasına icabet edeyim benden bağışlanma dileyen yok mu onu bağışlayayım, kim benden bir şey istiyorsa ona ihsan edeyim!.." buyurur.' (20) Fakat sair gecelerdeki nüzul, gecenin son üçte birinin kaldığı vakitle kayıtlandırılmışlar. Berât gecesinde ise böyle bir sınırlama yoktur. Aksine bu fece, şerefli ve kadri yüce bir gece olması hasebiyle, sırf bu özelliğinden dolayı baştan sona özelleştirilmiştir. Nitekim Atâ İbn Yesâr'dan, onun şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kadir gecesinden sonra Şaban'm ortasındaki geceden daha efdal bir gece yoktur." (21)
    Berât gecesinin faziletiyle ilgili olarak daha başka bir çok hadis varit olmuştur. Halid b. Ma'dân, Mekhûl ve Lokman b. Âmir gibi, Şam halkından olan bir çok tâbiûn, bu geceyi ta'zîm ile yüceltir ve onda ibadet etmeye özel bir gayret gösterirlerdi. Onların bu davranışı şöhret bulup diğer şehirlerde yayılınca, insanların buna karşı tepkisi farklı oldu. Bazıları onların tavrını kabul edip, bu gecenin ta'zîminde onlara uydu. Fakat Hicaz âlimlerinden pek çoğu, buna karşı çıkıp, "Bu yapılanın bütünüyle bid'at" olduğunu söylediler.

    Gerçek ve doğru davranış şudur: Bir mü'min bu gecede kendi başına namaz, Kur'ân okuma, zikir ve duâ gibi değişik ibâdetlerle meşgul olursa bu, mekruh değil, caiz olur. Ancak zamanımızda mûtâd olduğu üzere, sırf nafile bir namaz için mescid ve camilerde bir araya gelip kalabalık cemaatler oluşturmak çirkin bir davranıştır. Şam halkının imamı, âlimi ve fakîhi olan İmam Evzâfnin kavli de böyledir. Aynı şekilde sırf gece için mescid ve camilerde yığmlarca meşale ve kandil yakmak da caiz olmaz. Nitekim "Kunye"de şöyle anlatılır: "Berât gecesi sokak ve caddelerde ve hatta mescidlerde yığınlarca meşale ve mumun yakılması ve bunun için kayyım tayin edilmesi bid'attir." (22) Hatta vakıf sahibi bunu bir şart olarak kaydettirmiş olsa bile, onun bu şartı şer'an muteber değildir. Eğer bu hususta yapılan harcama vakıf malından değil de, teberru ile karşılanıyorsa, bu durumda saçıp savurma ve malı zayii etme sözkonusudur. Saçıp savurma (tebzîr) Kur'ân nassı ile haram kılınmıştır. (23) Peygamber (s.a.v.) de malı zayii etmeyi yasaklamıştır. (24) Bu yapılan amellerle Allah'a yakın olduğuna inanmak ise bid'atların en büyüğü ve günahların en çirkinidir."

    Aynı şekilde bu gecede büyük bir cemaat teşkil ederek nafile namaz kılınması da sakınılması gereken çirkin bir bid'attır. Çünkü fakîhler, teravih, istiskâ (yağmur duası için kılınan namaz) ve küsûf (güneş tutulmasında kılman namaz) dışındaki nafile namazları, imâmdan başka dört kişinin daha katılımıyla cemaat halinde kılmanın mekruh olduğunda ittifak etmişlerdir. Bu gece kılman namaz ise "berât namazı" adıyla ve büyük topluluklar halinde kılınmaktadır ki, sahabe ve tabiîn döneminde kılmmadığı, aksine hicret-i nebevînin dördüncü asrından sonra ortaya çıktığı için böyle bir amel bid'attir.
    Böyle bir namazın cemaat halinde kılınması ilk defa hicrî 448 senesinde Mescid-i Aksâ'da meydana gelmiştir. Hikayenin aslını İmâm Turtûşî anlatmaktadır: "Bir berât gecesi, Beytü'1-Makdis'e Nabluslu bir adam geldi ve namaza durdu, hemen onun ardında bir kişi daha tekbîr getirip ona uydu, derken sonra ikincisi, sonra üçüncüsü ve dördüncüsü de ona uydu. Namazı bitirdiğinde arkasında kalabalık bir cemaat meydana gelmişti. Sonra ertesi yıl aynı adam yine namaza durduğunda bu defa arkasında önceki seneden daha kalabalık bir topluluk vardı. Sonra bu amel şöhret bulup, başka ülkelerin ve başka şehirlerin mescidlerinde yayıldı ve kullar arasında kendisine uyulan bir sünnet halini aldı." (25)

    Müteahhirînin önde gelen âlimleri bu ameli kınamış ve bunun, bir çok münkeri içinde barındıran çirkin bir bid'at olduğunu açıkça ifade etmişlerdir. Şu halde bu tür münkerleri değiştirmekten aciz olan kimseye düşen, bu gece sözkonusu bid'atin işlenmediği bir mescid bulamaz ise, cemaate çıkmaması ve namazını evinde kılmasıdır. Zira namazı mescidde cemaatle kılmak sünnet, bid'at ehlinin sayısını artırıp çok görünmelerini sağlamak ise yasaktır. Yasak olanı terk etmek vâcib, vacibi işlemek ise kesin olarak emredilen bir fiildir. Özellikle insanlar arasında ilim ve zühdü ile şöhret bulan kimselerin bu tür münkerlerin işlendiği mescidlerde bulunmamaları gerekir. Çünkü onların, herhangi bir tepki göstermeksizin orada bulunmaları, avam için, bu fiillerin mübâh, hatta mendûb olduğu fikrini uyandırır. Böylece onun orada görünmesi, avamın zihninde, bu yapılanların şer'an güzel fiiller olduğuna dair kuvvetli bir şüphe doğuracaktır. Eğer eli ve diliyle böyle bir davranışa müdahale etmekten aciz olduğu için kalbiyle buğz ederek, adetini bozar ve bu gece mescide gelmezse, kendisi günaha girmekten kurtulacağı gibi, başkalarını da kandırmamış olur. Aksine o-nun bu tavrı, bazı insanlarda, bu fiillerin yüce Allah katında razı olunmayan şeylerden olduğu, şeriata sığmadığı gibi, ehl-i dînin de rıza göstermediği fiillerden olduğu fikrini uyandırır. Bazı insanların bu vesileyle böyle adetlerden kaçınması bile muhtemeldir ki, bu takdirde, onun bu ameli sebebiyle o alime de sevâb yazılır.
    Kısaca, bu gecenin fazileti hakkında bir çok hadis varid olmakla birlikte , hiç kimsenin onu şeriatın yerdiği ve yasakladığı şekilde ta'zim etme salahiyeti yoktur. Kaldı ki alimlerden bazıları, "Bu gece kılman namazla ilgili olarak ne Peygamberden (a.s.) ve ne de sahabeden destekleyici hiçbir rivayet gelmediğini" söylemektedirler.
    Şu zamanda her müslümanın bu tür şeylere aldanarak sonradan türetilmiş bid'atlara meyletmekten sakınması ve dînini yetişme tarzı ve çokça işlenmesi sebebiyle alışkanlık haline gelmiş adetlerden koruması gerekir. Çünkü bunlar çok az kimsenin âfetlerinden kurtulabileceği öldürücü birer zehirdirler. Çok az kimse bu tür afetlerden kurtulup hakka ulaşabilir. Çünkü bu tür bid'atları işleyenlerin kalplerinde işledikleri şeylerin tadı kalır, yaptıkları şeylerden tabiatları hoşlanır ve artık onu terk edemezler.

    İkrime ve başka müfessirlerden rivayet edildiğine göre, "Dühân Sûresi'nde geçen "mübarek gece", çoklarının da ifade ettiği gibi, Şaban ayının yarısındaki gece ile tefsir edilmiştir. (26) Yüce Allah'ın; "Onda her bir hikmetli iş tefrîk edilip hükme bağlanır" kavli sebebiyle bu gece, onu izleyen yıl içerisinde meydana gelecek her türlü işin takdir edildiği bir gecedir. Atâ İbn Yesâr der ki: "Şaban ayının yarısındaki gece geldiğinde ölüm meleğine bir sahife teslim edilir ve: "Bu sayfada yazılı olan her bir kimsenin ruhunu kabz eyle!" denir. Nice binalar inşa eden, sağlam köşkler yaptıran, ağaçlar dikip bahçelerine nehirler akıtan, evlilik hazırlıkları yapan kişi vardır ki, hakkında ölüm hükmü yazılıp ölüm meleğine teslim edildiği halde, o bilmeden hevasının peşinde zevkü sefa içindedir."
    Ey uzun emelle mağrur ve kötü amelle mesrur olan kimse, ölüme karşı korku içinde ve hazırlıklı ol. Çünkü ne zaman ecelin sana hücum edeceğini bilemezsin. Nice gelmesi beklenen gün vardır ki tamamlanamamış ve nice emel vardır ki sahibi ona ulaşamamıştır. Yüce Allah, ölüm bize hücum etmeden ona karşı hazırlıklı olmayı müyesser eylesin.

    "Şâbân'ın 15. gecesi Berât kandilidir. Bu gece birçok mühim hadiselerin tefrik edildiği, husûsiyle Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) şe-fâat-i tâmme salâhiyetinin verildiği mübarek bir gecedir.
    Cenâb-ı Hakk Duhân Sûresinde (meâlen) buyurdu ki: "Hâ Mim. Kitab-ı mübîn hakkı için biz o Kur'ân-ı mübarek bir gecede indirdik..." Bu âyet-i celîledeki indiriliş, Kur'ân-ı Kerîm'in Levh-i Mah-fuz'dan dünyâ semasındaki Beyt-i Ma'mûr'a bir defada toplu hâlde indirilişidir ki Berâet Gecesi'nde vuku' bulmuştur. Daha sonra Kadir Gecesi'nde âyet âyet indirilmeye başlanmıştır. Bu gecenin hususiyetleri: Bu gecede ibâdetin faziletli olması. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: Her kim bu gece yüz rek'at namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ ona yüz melek gönderir. Bunlardan otuzu ona cenneti müjdeler. Otuzu cehennem azabından emânda olduğunu söyler. Otuzu da dünyâ afatını ondan def eder. On (s.a.v.) melek de o kimseyi şeytanın tuzaklarından muhafaza eder.
    Peygamberimize şefâat-ı tâmme salâhiyetinin verilmesi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyorlar ki: "Şâbân'ın 13. gecesi pebrâil (a.s.) bana geldi ve "Yâ Muhammedi (s.a.v) kalk ümmetin için isteyeceğini iste" dedi. Peygamberimiz (s.a.v) de ümmeti için ilticada bulundu. Sabaha yakın Cebrail tekrar gelerek "Yâ Muhammed (s.a.v) Cenâb-ı Hakk ümmetinin üçte birini sana bağışladı" buyurdu. Bunun üzerine Peygamberimiz "Yâ Cebrail geriye kalan üçte ikisinin hâli ne olacak?" buyurarak ağladı. Cebrail (a.s.) kendisine o hususta bir şey bildirilmediğini söyleyerek huzûr-u Rasûlullâh'tan ayrıldı. 14. gece Cibril tekrar gelerek evvelki gece gibi Peygamberimizi kaldırdı. Yine Peygamberimiz sabaha kadar ümmeti için ilticada bulundu. Sabaha doğru Cebrail (a.s.) yine gelerek "Müjde yâ Muhammed! Cenâb-ı Hakk ümmetinin üçte ikisini bağışladı", buyurdu. Peygamberimiz "Yâ Cebrail, kalan üçte birinin hâli ne olacak?" buyurarak gözyaşı döktüler. Berâet Gecesi olduğunda evvelki gecelerde olduğu gibi Rasûlullâh Efendimiz yine ümmeti için sabaha kadar göz yaşları ile duâ ve iltica ettiler. Cebrail (a.s.) gelerek "Müjdeler olsun yâ Muhammed! (s.a.v) Muhakkak Hz. Allah ümmetinden Allah'a şirk koşanlar hâriç hepsini sana bağışladı. Yâ Muhammed! başını semâya kaldır, bak ne görüyorsun?" Buyurdu. Peygamberimiz başını kaldırıp baktılar ki bütün gök kapıları açılmış, yerden arşa kadar bütün melekler secdeye kapanıp ümmet-i Muhammed için istiğfar ediyorlar." (Fazilet Takvimi,18 Eylül 2005)

    KAYNAKLAR
    (1) Hadis birçok kaynakta geçmektedir. Bazıları: Müslim, Es-Sahîh, c. 2 sh. 811, Hd. No: 1156; Buhârî, Es-Sahîh, c. 2 sh. 695, Hd. No: 1868-1869; Nesâî, Sünenü'1-Kübrâ, c. 1 sh. 165, Hd. No:414 ve c. 1 sh. 174, Hd. No: 454, c. 2 sh. 83 Hd. No: 2489-2490, c.2 sh. 120 Hd. No: 2664-2665, c. 2 sh. 172 Hd. No: 2908; İmam Ahmed, Müsned, c. 6 sh. 165 Hd.No: 25357."
    (2) Tirmizî, Sünen, c. 3 sh. 113, Hd.No: 736; Nesâî, A.g.e., c. 2 sh. 82.Hd. No: 2485, c. 2 sh. 120 Hd.No: 2661; İshak ibn Râhûye, Müsned, Medine: Mektebetü'l-Imân, 1995, c. 1 sh. 150 Hd. No:113; Beyhakî, Sünen, Mekke: Mektebetü Dâri'1-Bâz, 1994, c. 4 sh. 210 Hd. No: 7754-7755.
    (3) Hadis Ebû Hüreyre'den bir çok kaynakta rivayet edilmiş olup bazıları şunlardır: Müslim, A.g.e., c. 2 sh. 821, Hd. No: 1163; Tirmizî, A.g.e., c. 2 sh. 301, Hd. No: 438 ve c. 3 sh. 117, Hd. No: 740;Ebû Dâvûd, Sünen, c. 2 sh.323, Hd. No: 2429; Nesâî, A.g.e., c. 2 sh. 171 Hd. No: 2904-2906.
    (4) Beyhakî, A.g.e., c. 4 sh. 305 Hd.No: 8300; İbn Ebî Şeybe, Musannef, Riyad: Mektebetü'r-Rüşd, 1409 H., c. 2 sh. 346, Hd. No: 9763; Tahâvî, Şerhu Maani'l-Asâr, Beyrut: Dâru'l-Kütübi'l-Ilmiyye, 1399 H., c. 2 sh. 83; Ebû Yala el-Mavsılî, Müsned, Dımaşk: Dâru'l-Me'mûn, 1984, c. 6 sh. 154 Hd. No: 3431.
    (5) İbn Mâce, Sünen, c. 1 sh. 555, Hd. No: 1744; İbn Ahmed el-Hanbelî, Ahâdîsü'l-Muhtâra, Mekke: Mektebetü'n-Nahda, 1410 H., c. 4, sh. 145.
    (6) 3. Dipnotla aynı.
    (7) Nesâî, A.g.e., c. 2 sh. 120 Hd. No: 2666; İmam Ahmed, Müsned, c. 2 sh. 201 Hd. No: 21801; İbn Ahmed el-Hanbelî, A.g.e., c. 4, sh. 108-109 Hd. No: 1319- 1320; İbn Ebî Şeybe, Musannef, e 2 sh. 346, Hd. No: 9765; Tahâvî, A.g.e., c. 2 sh. 82.
    (8) Hadis Zeyd ibn Eslem'den rivayet edilmiştir. Bkz. Abdürrezzâk es-Sanânî, Musannef, Beyrut: Mektebü'l-İslâmî, 1403 H., c. 4 sh. 292 Hd. No: 7858.
    (9) Hadis Hz. Aişe'den rivayetle birkaç kaynakta geçmektedir. Bazıları: Müslim, Es-Sahîh, c. 1 sh. 441, Hd. No: 638; Buhârî, Es-Sahîh, c. 1 sh. 208, Hd. No: 544; İmam Ahmed, Müsned, c. 6 sh.272 Hd. No: 26380.
    (10) İbn Hibbân, Es-Sahîh, c. 2 sh. 109, Hd. No: 385; Tirmizî, A.g.e., c. 5 sh. 257, Hd. No: 3058; Ebû Dâvûd, Sünen, c. 4 sh. 123, Hd. No: 4341; Taberânî, Mucemü'1-Kebîr, Musul: Mektebetü'l- Ulûm ve'1-Hikem, 1983, c. 17 sh.117, Hd. No: 289; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, c. 7, sh. 282.
    Not: Baş tarafından noksan olarak nakledilen hadisin ikinci kısmını yalnızca İmam Gazâlfnin "İhyâ"sında bulabildik. Bkz. İhyâu Ulûmiddîn, c. 2 sh. 308 ("Emr-i Bi'1-Ma'rûf Nehy An'il-Münker" Kitabı, 1.Bâb)
    (11) Hadis Makal ibn Yesar'dan rivayetle bir kaç kaynakta geçmektedir. Bazıları: Müslim, Es-Sahîh, c. 4 sh. 2268, Hd. No:2948; İbn Hibbân, Es-Sahîh, Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 1993, c. 13 sh. 289, Hd. No: 5957; Tirmizî, A.g.e., c. 4 sh. 489, Hd. No:2201.
    (12) Hadis, İbn Ömer, Cabir, Enes ve Abdullah ibn Amr, Ebû Hüreyre, Abdullah ibn Mesûd gibi bir kaç sahâbîden bir çok kaynakta rivayet edilmiştir. Bazıları: Müslim, Es-Sahîh, c. 1 sh. 130-131, Hd. No: 146; Tirmizî, A.g.e., c. 5 sh. 18, Hd. No: 2629; İmam Ahmed, Müsned, c. 2 sh. 389 Hd.No: 9042; Heysemî, Mecma'u'z-Zevâid, c. 7 sh. 277-278.
    (13) İmam Ahmed, Müsned, c. 1 sh. 398 Hd. No: 3784; Dârimî, Sünen, c. 2 sh. 402, Hd. No: 2755.
    (14) Taberânî, Mucemü's-Sağîr,Amman: Dâru Ammâr, 1985, c.1 sh. 185 Hd. No: 290; Taberânî, Mucemü'l-Kebîr, c. 6 sh. 164, Hd. No: 5867.
    (15) Konunun işlenmesinde, Muhammed İbnü'1-Hâc el-Abderfnin "El-Medhal" adlı eserindeki anlatımla örtüşen bir çok kısım vardır. Onlardan biri
    de buradaki cümledir. Bkz. El-Medhal, [y.y.], Dâru'l-Hadîs, 1981, c. 1 sh. 304.
    (16) Bazı tefsirlerde, Fetih Suresi, 25. ayetin tefsirinde tabiinden Katâde'nin "Allah, içlerinde bulunan mü'minler sebebiyle kafirlerden bir takım belaları def eder" sözüne yer verilir. Bkz. Taberî, Câmi'uT-Beyân, c. 26, s. 103; Kurtubi, El-Câmi'u Li-Ahkâmi'l-Kur'ân, c. 16, s. 286; Begavî, Me'âlimü't-Tenzîl, c. 4,s. 204; Süyûtî, Dürrü'l-Mensûr, c. 7, s. 534.
    (17) Hadis, Ümmü Seleme ve Hz. Aişe'den bir kaç kaynakta rivayet edilmektedir. Nesâî, A.g.e., c. 2 sh. 122 Hd. No: 2674-2675, c. 2 sh. 135 Hd. No: 2723; İmam Ahmed, A.g.e., c. 5, sh. 246, Hd. No: 22177; Heysemî, A.g.e., c. 3 sh. 192.
    (18) Bir kaç lafız farkıyla bir kaç kaynakta geçmektedir. Bazıları: Müslim, Es-Sahîh, c. 2 sh. 802, Hd. No: 1146; Buhârî, Es-Sahîh, c. 2 sh. 689 Hd. No: 1849; Ebû Dâvûd, Sünen, c. 2 sh. 315, Hd. No: 2399.
    (19) Tirmizî, Sünen, c. 3 sh. 116, Hd. No: 739; İbn Mâce, Sünen, c. 1, sh. 444, Hd. No: 1388; İmam Ahmed, Müsned, c. 6 sh. 238 Hd. No: 26060; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, c. 8, sh. 65.
    (20) Hadisin ravisi Ebu Hüreyre olup bir çok kaynakta geçmektedir. Bazıları: Mâlik, Muvatta', Mısır: Dâru İhyâi't-Türâsi'l-Arabî, [t.y.], c. 1 sh. 214, Hd. No: 498; Müslim, Es-Sahîh, c. 1 sh. 521, Hd. No: 758; Tirmizî, Sünen, c. 5 sh. 526, Hd. No: 3498; Nesâî, Sünen, c. 6 sh. 123 Hd. No: 10310-10313; Taberânî, Mucemü'l-Evsat, c. 5 sh. 296, Hd.No: 5362; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, c. 10, sh. 153-154.
    (21) Bkz. Hüsameddin el-Hindî, Kenzü'l-'Ummâl, Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 1989, c. 14, Hd.No: 38291.
    (22) Necmeddîn Muhtar b. Mahmudez-Zâhidfye ait olan "Kunye"den nakil için bkz. İbn Nüceym Mısrî, Bahru'r-Râik, c. 5, s.232.
    (23) Kur'ân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi,Âyet: 26-27.
    (24) Örnek olarak bkz. Buhârî, Es-Sahîh, c. 2 sh. 518; Mâlik, Muvatta', c. 2 sh. 990 Hd. No: 1796.
    (25) Ebûbekr Muhammed Turtûşî, Bida'u'1-Umûr ve Muhdesâtühâ, Beyrut: Dâru'l-Garbi'l-İslâmî, 1990, sh. 266-267.
    (26) Tefsirlerde yukarıdaki görüşede yer verilmiş olmakla birlikte, bu gecenin kadir gecesi olduğu, cumhurun görüşü kabul görmüştür. Bkz. Ebûbekr ibnü'l-Arabî, Ahkârnü'l-Kur'ân, c. 4, sh. 1690; Kurtubî, El-Câmi'u Li-Ahkâmi'l-Kur'ân, c. 16, sh. 127. Yine bkz. İbnü'1-Hâc el-Abderî, El-Medhal ilâ Tenmiyeti'l-A'mâl, c. 1 sh. 299 (Not: Burada işlenen konuyla bu son kaynak arasında büyük paralellikler bulunmaktadır.)
    (Şeyh Ahmed Rumi, Mecalisü'l-Ebrar. Terceme: Mehmet Taşkın Misak Dergisi, Yıl: 15. Sayı:178 Eylül 2005) Abdullah AZİZ

  6. #6
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Berat Kandilinde nasıl dua edilir

    Berat Kandili Duasi

    Allahım

    Bu Mubarek gunu ve gecesi hurmetine

    Bizleri ve ümmeti muhammedi en sevdigin kulların arasına kat

    Bizi çok sabreden ve senın amellerinle amel etmeyi nasip eyle

    Borçlularımıza eda dertlilerimize deva hastalarımıza şifa eyle

    Bizlere Sihhat ve afiyeti daim eyle

    Bizlerden merhametini esirgeme

    Bizleri cehennem azabından koru, cennettinden esirgeme Yarabbi

    Şüphesiz senin her şeye gücün yeter

    Amin Amin Amin...

  7. #7
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Berat Kandilinde nasıl dua edilir

    Pek çok dua ve Berat kandiliyle ilgili bilgiye beratkandili adresinden ulaşabilirsiniz...

+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. ??????
    Refback Bu Konu
    06-24-2013, 07:46 AM

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 07-01-2012, 09:30 PM
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07-15-2011, 11:43 AM
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07-26-2010, 11:36 PM
  4. Berat Gecesi Namazı nasıl kılınabilir
    By BeRkCaN in forum Berat Kandili
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07-22-2010, 02:27 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-16-2010, 07:37 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379