En büyük siyasi ve ahlaki problemimiz nedir En büyük siyasî, içtimaî, ahlâkî problemimiz sizce de iki kelime ile özetlenemez mi: Okumamak, cehalet.

Kitaplı bir milletiz, kitapsız kaldık! Eğitim sendikalarının araştırmalarının sonucu çarpıcı: Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında “kitap” 235. sırada.

“Günde ortalama beş saat televizyon seyreden Türkler, kitap okumaya yılda altı saat vakit ayırıyormuş! Bir Japon yılda ortalama 25 kitap, bir İsviçreli 10 kitap, Fransız 7 kitap okurken; Türkler 10 yılda bir kitap okuyormuş! Türkiye’de (Nüfus 72 küsür milyon) okuma alışkanlığına sahip ancak 70 bin kişi varmış!”

Oysa, ilk âyet “Oku!” ile başlar. 3. âyetde “Oku!” emri tekrarlanır. 4. âyette yazmanın önemi vurgulanır. 5. âyette, bilmenin ehemmiyeti nazara verilir.

Bir rivayete göre ikinci olarak inen sûre, “Kalem!” Sûresidir ve onun üzerine yemin edilir. Keza, Kur’ân’da, okuma, tefekkür, ilim, hikmet vs. üzerine 780’i aşkın âyet mevcut!

***

Eğer hakkıyla kitaplara iman etseydik, Kur’ân’ın bu emir ve tavsiyelerini dinlerdik! Evimizin vitrinlerini enva-ı çeşit kap-kacak ile dolduruyoruz… Bir raflık kitaplığımız var mı? Ve birbirimizi ziyaretimizde kitap hediye eden var mı?

Çeyiz sandıklarını leba leb eşya dolduruyoruz! Acaba bir kitap, bir tefsir takımı koyan var mı? Çocuk, anne-babasının elinde kitap değil, televizyon kumandası; öğretmeninin elinde iskambil, oyun kâğıtlarını görüyor! Anne-baba, öğretmen okumazsa, üniversite talebesi okumazsa, okumuş insan okumazsa halk nasıl okusun, niye okusun?

***

Müslümanlar kitaplı bir millettir. Okuduklarında dünyanın en medeni, en müreffeh, en hakperest, en modern, en mutlu aile ve toplumlarını oluşturdular. Hak, adalet ve iyilik ürettiler. Kitapsız kaldıklarında herc ü merç içinde belâlara maruz kaldılar! Yeryüzünü dolaşsalardı, önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğunu görürler ve ibret alırlardı…

***

Okumamanın sebeplerine gelince… Elbetteki tembelliğimizin yanında müstebit rejimin, okuyanın canına okuması da vardır!

Evvela, milletin bin yıldan beri kullandığı yazı yasaklandı. Millet bir gecede sıfır okuma-yazma noktasına düşürüldü! Saniyen, eskimez eski eserleri okumak da yasaklandı. Bir araya gelip kitap okuyanlar karakollara götürülüp onlara dayak atıldı, hapislere atıp ömürleri çürütüldü!

Yazı inkılâbının ardından memurlara 2-3 aylık okuma-yazma kursları verilir! Halk, kasten, cebren ve hileylen cahil bırakılır!

Bu ülke insanına “hangi kitabı okuyacağı ve okumayacağı dayatıldı!” yıllarca...

Çocuklarımıza okuyan, okutan, kütüphaneler açan, yaptırdığı Sahn-i Seman Üniversitesi’ne asistan olmak için imtihana giren Fatih Sultan Mehmed gibi ecdad örnek gösterileceğine, kötülendi! Elinde kitap değil, kadeh olanlar örnek gösterildi.

Kiraz, karpuz, muz, armut, dut festivalleri düzenlendi… Kitap üzerine kaç festival duydunuz Allah aşkına!

Öğretmenlere her sohbette şunu hatırlatmaya çalıştık: Siz çocuklarımıza okumayı sevdirin, yeter! Onlar okudukça, sizin vermek istediğiniz bilgilerin yüz katına ulaşırlar!


Ali Ferşadoğlu