Cezbe ..

Müridler, Allah Teala'yı zikrederken zaman zaman kendilerinden geçerler. Bunun sebebi ilahi feyizlerin
çokca gelmesidir. Varidat da denilen bu ilahi feyizler, müridi tesiri altına alınca onu sarsar. Bu yüzden mürid,
bağırır veya anlaşılmaz sözler söylemeye başlar. Bu sözler, müridin yaşadığı manevi güzelliklerin kendi bedeninde, ruhunda, gönlünde ve kalbinde aksetmesidir.

Günümüzde bazı sofilerin cezbeye yakalanmaları, başkaları tarafından anlaşılmayabilir veya derviş kendisine yazık ediyor, diye görülebilir veyahut mürid aşırılığa kaçıyor, bu kadar günahla nasıl cezbeye tutuluyor şeklinde değerlendirilebilir.

Hiç şüphesiz sofi, kamil bir veli ise cezbesi haktır, doğrudur. Zira kamil velilerde bu durum görülmüştür.
Ancak onlar, gönüllerinde bunu bir zevk hali olarak kazanç değil, Allah yolunda bir vesile ve rahmani bir hediye olarak görülmüşlerdir.

Cezbe, her an devam eden bir durum değildir. İnsanoğlu her ne kadar günahkar olsada zaman zaman Allah Teala'nın rahmetini ve ilahi feyizleri üzerine çeken ibadetler de yapabilir. Allah'ın rızasına uygun ameller işleyebilir. O zaman Allah Teala da o kuluna mükafat verir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v)sahabe-i kirama şöyle hitap etmiştir:

"Hiç şüphesiz sizler, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, emrolunduğunuzun onda birini bıraksanız imanınız tehlikeye girer. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanlar, emrolunduğunun onda birini yerine getirseler imanlarını kurtaracaklardır."

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hadiste görüldüğü üzere, hayırlı bir amel işleyeni kurtulmuş olmakla müjdeliyor. Bu Asr-ı Saadet'ten bugüne kadar küfür ve şirkten kurtulmuş, İslam ile şereflenmiş insanlar için büyük bir müjde ve şereftir. Özellikle bu zamanda!...

Sofiler, dervişler Allah Teala'yı anmak için bir araya gelmişler ve ilahi feyizleri talep etmişler; ardından Allah'ın rahmeti inmiş ve mürid de bundan etkilenmiştir.

Bir mürid düşünün !...

Kamil bir velinin huzurunda Allah Teala'nın ikram edeceği ilhi feyiz ve bereketi istiyor...

Bir derviş düşünün!...

Günahtan kaçan samimi müslümanların arasına sadece Allah Teala'yı zikretmek için katılıyor...

Bir mürid düşünün!...

Allah'ın sevdiği kullarıyla her an beraber oluyor ve affedilmeyi bekliyor; hiç amelim yok, belki bu duruşum ve onlar arasına katılışım hayırlı bir amelim olur diyor...

Ne güzel... Ne mübarek...Ne mutlu ona!...

Bunlar geçmişte olmuştur, gelecekte de yaşanacaktır.

İşte büyük hadis imamı ve Nakşibendi yolunun büyük velilerinden Şeyh Nablusi Şerhu'l-Divan adlı eserinde şöyle diyor:

"Cezbe, yaşanan bir manevi güzelliktir. Bazı zahir alimleri, kalbin manevi hazzını yaşamıyorsa bu, yok anlamına gelmez. Çünkü cezbe, kalbinAllah Teala korkusu ve sevgisinden meydana gelen huşunun tesiridir."

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de şöyle buyurur:

"Allah'ım! Huşu hali olmayan bir kalbe sahip olmaktan sana sığınırım."

Hiç kuşkusuz. sofilerin cezbe esnasında bağırmaları da te huşunun olgunlaşması ve bu halin dışa yansımasıdır. Nitekim ağlama, bayılma, bağırma, yere yığılıp kalma,bazı sözler söyleme gibi durumlar sahabe-i kiram arasında da görülmüştür. Bunlar manevi bir coşkudur. İlahi feyizler ve manevi ikramlar karşısında bir nevi sevinçtir. Bu sevinç anlatılmaz, ancak yaşanır.