İmâmı Mâlik hazretleri buyurmuşlardır ki; “Kim ki fakih olurda mutasavvuf olmazsa, fâsıktır. Kim de mutasavvuf olur da şeriatı ya şamazsa zındık olur.”

Başka bir uslubla:
Tasavvufsuz ilim âtıldır
İlimsiz tasavvuf ise bâtıldır
Bu ikisini cem eden âlim de hakîkate ulaşır.
İlim amellerin esası ve tashih edicisidir. Amelsiz ilimde fayda ol madığı gibi, ilimsiz amelde de fayda yoktur.


İlim ve amel birbirinin mütemmimidir, ayrılmazlar. Sâlik, Allah’ı bilmek, iman yolunda onun rızasına kavuşmak isterse sülûkun hangi merhalesinde olursa olsun ilim tahsil etmelidir. Tahsili lâzım gelen ilimlerin başında akâid ilmi ile ibâdet ve muamelatların sıhhatına dair fıkıh ilmi yer alır.

Tasavvuf; zâhir ve bâtın yönlerin hepsinde noksansız olarak İs lâm’ın amelî tatbikatından başka bir şey değildir. Bu da ilimsiz ol maz.

İlmin fazilet ve ehemmiyeti Kur’an ve sünnetle sabittir.

Allahu Teâlâ buyuruyor:
اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰؤُ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖ۪يزٌ غَفُورٌ

.O kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphe siz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.”

Bu âyette takvâyı havf ve haşyet manasında alırsak en takvâlı demek Allah’tan en çok korkan demektir.

Şu da bir gerçektir ki Allah’tan korkmak O’nun azâbından kork mak demek değildir. Allah korkusu azap korkusundan daha üstün dür. Al lah sevgisini kendisine şiar edinen kimse daha yüksek takvâ ve vera sahibidir. Gerçek şu ki, bir kulun ahsen-i takvîm üzere yara tılmasına ve ilâhî tecelliye mazhar olmasına sebep olan Allah sevgi sidir. Bu sevgiyi kaybetmesi hüsranların en müthişi, acıların en feci sidir. Çünkü bu öyle bir kayıptır ki insanı cehennemde ebedî kal maya müstehak kılar.

Onun için arifler şöyle demişlerdir: “Mukallit azaptan korktuğu için günahlardan kaçınır. Gayesi cennettir.”

“Muhakkik günahkâr olmaktan korktuğu için haramlardan sakı nır. Niyeti rıza, arzusu da cennettir.”


“Ehlullah ise, Allah (c.c)’nun sevgisini kaybetmemek için günah işlemekten sakınır. Onlar yalnız Allah (c.c)’na müştakdırlar. Aksâ’l gayeleri ve arzularının müntehası ise, Cemâlullah’dır. Ehlullahın en büyük kaygısı Allah sevgisinden mahrum kalmaktır.”

Allahu Teâlâ buyuruyor:
اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَاءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّهٖ۪ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى الَّذٖ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذٖ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُولُوا الْاَلْبَابِ

“Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”



[1] Aliyy-ül Kâri, Ayn-ül Şerhi

[2] Fatır Suresi, Âyet 28
[3] Zümer Suresi, Âyet 9
alıntı