+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Kadir Mısıroğlu: "Yezid'e haksızlık ediyoruz" ?

 İSLAMİ KONULAR Katagorisinde ve  Cihad Ve İslami Mücadele Forumunda Bulunan  Kadir Mısıroğlu: "Yezid'e haksızlık ediyoruz" ? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kadir Mısıroğlu: "Yezid'e haksızlık ediyoruz" ? Kadir Mısıroğlu: "Yezid'e haksızlık ediyoruz" ? İddia 1 : Yezid, Hüseyin'in (r.a.) katlini emretmemiştir. Fakat Irak valiliğinden O'nu vazgeçirmesi için İbn-i Ziyad'a mektup yazmıştır.(el-Munteka) Cevap 1 : a) Mel'un Yezid'in Hz.Hüseyin'in katlini emretmediği hem doğrudur hem yanlıştır, yanlışlık tarafı daha ağır basmaktadır .. Doğrudur ...

  1. #1
    Misafir
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Yaş
    48
    Mesajlar
    24
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Kadir Mısıroğlu: "Yezid'e haksızlık ediyoruz" ?

    Kadir Mısıroğlu: "Yezid'e haksızlık ediyoruz" ?


    İddia 1:Yezid, Hüseyin'in (r.a.) katlini emretmemiştir. Fakat Irak valiliğinden O'nu vazgeçirmesi için İbn-i Ziyad'a mektup yazmıştır.(el-Munteka)
    Cevap 1:
    a)Mel'un Yezid'in Hz.Hüseyin'in katlini emretmediği hem doğrudur hem yanlıştır, yanlışlık tarafı daha ağır basmaktadır.. Doğrudur çünkü direkt olarak öldürün diye bir emrinin olmadığına inanılmaktadır..Böyle bir emrinin olmamasında Hz.Muaviye'nin oğlu mel'un Yezid'e Hz.Hüseyin için vasiyetlerinin de payı büyüktür..
    b)Hz. Muaviye'nin ölümüyle beraber habis Yezid'e beyat alınmaktadır .Bu esnada Medine'de yaşanılan tartışmalar Hz.Hüseyin'in şehadetinin ilk işaretçisidir:
    Velid, Yezid'in yazısını okuduktan sonra, Hz. Hüseyin'i, Yezid'e bey'ata davet etti.
    Hz. Hüseyin «înnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun. Allah, Muaviye'ye rahmet etsin. Sana da, büyük ecir versin.Bey'at işine gelince, benim gibi bir adam, gizli olarak bey'at edemez. Zâten, halkın önünde açıklamadıkça, bu bey'ata sen de, razı olmazsın.
    Sen, çıkıp halkı bey'ata davet ettiğin zaman, bizi de, çağırırsın.» dedi.
    Velid, sulhü sever bir adamdı. «Peki, şimdi, evine dön. Halk, bey'at için toplandığı zaman, sen de,onlarla birlikte gelir, bey'at edersin.» dedi.Mervan «Eğer, bu, şimdi yanından ayrılacak olursa, onu, bir daha hiç bir zaman ele geçirmeğe kadir ve muvaffak olamazsın! Hatta, onunla, senin aranda çarpışma olur.Sen, bu adamı haps et.O, yanından gitmeden, ya bey'at eder, yahut onun boynunu vurursun!» dedi-Hz. Hüseyin, yerinden sıçradı. «Ey mor suratlı adamın oğlu! Yalan söyledin! Vallahi, sen alçaklaştın. Günah
    işledin.Benim boynumu vurmağa, ne sen kadir olabilirsin, ne de, o kadir ola bilir!» diyerek Velid'in yanından çıkıp gitti. [Belâzüri-Ensabül'eşraf c. 4, s. 14-15, Taberi-Tarih c. 6, s. 189] Mervan, Velid'e «Sen, benim sözümü dinlemedin. Vallahi, sen, böyle bir fırsatı [yani Hz.Hüseyin'i öldürme fırsatını] bir daha ele geçiremezsin!»dedi.
    [M. Asım Köksal, İslam Tarihi Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası, Akçağ Yayınları: 24-25] .
    c)Hz.Hüseyin de bu işin sonucunun öldürülmeye çıktığının farkındaydı ;Yapacağım alıntılar konusunda Türkçe eserler içinde mümtaz bir yeri olan Emevi-Haşimi ilişkileri Doç.Dr.İbrahim Sarıçam adlı kitaptan:...Bu gelişmeler üzerine Hz.Hüseyin yakınlarından bazılarını da yanına alarak Mekke'ye gitti.Medine'den ayrılmadan önce dedesinin kabrini ziyaret ederek şunları söyledi:''Ya Rasulallah! Senin yanından istemeyerek ayrılıyorum.Seninle aramıza girdiler.Şarap içen, günahkar Yezid'e biat etmeye zorlandım. Bunu yaparsam kafir olurum, şayet biat etmezsem öldürülürüm...''[Ebu Mihnef,14-15] ...Acaba Hz.Hüseyin'in Medine'yi apar topar terk etmesinin gerçek sebebi neydi? O, Medine'de kendisini emniyette hissetmediği için mi veya bir isyan hazırlığı yapmak maksadıyla mı Mekke'ye gitmiştir? Her şeyden önce belirtmek gerekir ki , o Yezid'e biat etmemekte kesin kararlı idi, daha önce Muaviye'nin tüm ısrar ve tazyiklerine rağmen onun veliahtlığını kabul etmemişti. Şimdi ise halife olarak hiç tanıyamazdı. Hatta Yezid'e biat etmenin günah olduğu görüşünde idi. [Taha Hüseyin,II,239] Biat etmemesine Beni Ümeyye'nin asla müsamaha göstermeyeceği de anlaşılıyordu. Hatta Yezid'e Mervan'ın böyle bir tavsiyeye cür'et edebilmesi ve Hz.Hüseyin'in Mekke'yi derhal terk etmesi noktalarından hareketle, kaynaklarda Yezid'in, valiye , biat etmeyenlerin öldürülmesini emrettiğine dair yer alan bilgilerin doğru olabileceği kanaatı hasıl olmaktadır. Biat etmeyenlerin boynunun vurulmasına dair Yezid'in emri Hz.Hüseyin'in kulağına gitmiş de olabilir. Bu sebeple Hz.Hüseyin'in sürekli olarak biat için tazyik edilmesinden ve biat etmediği takdirde bir suikaste kurban gitmesinden endişe ettiği [Krş.Hasan Onat (Ankara 1993),65-66] için Medine'yi terk ettiğini söyleyebiliriz...Hz.Hüseyin'inn biat etmemesinin Yezid b. Muaviye nezdindeki yankısına gelince, Ibn A'sem'e göre Velid b Utbe, onun biat etmediğini Yezid'e bildirdi. Yezid de valiye yazdığı mektupta Medine halkından ikince defa biat almasını , şayet biat etmezse bu mektuba vereceği cevapla birlikte Hüseyin'in başının kendisine gönderilmesini istedi. Bunu yaptığı takdirde valiyi mükafatlandıracağını bildirdi. Velid ise, şayet Yezid kendisine dünyanın tamamını bağışlasa dahi Resulullah'ın torununun öldüremeyeceğini söyledi. [İbn Asem,III,19]
    d) Yapacağım alıntı Prof.Dr.Hüseyin Algül'ün Kerbela adlı kitabının 164-169. sayfalarından(köşeli parantezler bana aittir):
    Hz.Hüseyin'in Maruz kaldığı Faciada Yezid'in Rolü ve Sorumluluğu:...Bu tür bir algılamaya göre Hz.Hüseyin , Yezid'in siyasi otoritesine karşı bir başkaldırıda bulunmuş...bu tarz bir okumaya göre o ,"Allah'ın mülkü dilediğine vereceği" hikmetini ihmal etmişti .[Emevi irade/kader anlayışında bu isyan otoriteden ziyade Allah'a karşı yapılıyordu ve Allah'a isyanın cezası da ölüm olmalıydı].Bu açıdan Yezid Hüseyin'in Kufe'ye gelişine seyirci kalamazdı..Hz.Hüseyin'in Şam'a gelmesi , görüşme imkanı tanınması ,Hicaz veya bir serhad şehrine gitmesine izin verilmesiyle problem [bunlar son nokta da Hz Hüseyin'in teklifiydi ancak kabul edilmemişti] farklı bir çözüme kavuşabilirdi..Ancak Yezid'in diliyle Mercane'nin oğlu (İbni Ziyad) acele etti.[At sahibine göre kişner ey Yezid , numara yapma -kitapların demesine göre yine de- din kardeşiyiz ]
    [Yezid'in Hz.Hüseyin'in ölümü üzerine verdiği tepkiler tam bir tiyatrodur ...öyle olmasaydı da böyle olsaydı yakınmaları inandırıcılıktan uzak timsah gözyaşlarıdır..Ne acıdır ki bazı kendini bilmezler şuna buna peşkeş çekilmenin sınırına kadar işkenceye maruz kalan Resulullah'ın kız torunlarının gözyaşlarına Yezid'in bu timsah gözyaşlarından daha az değer vermiştir..:Hz. Hüseyin'in yasça Sükeyne'den daha büyük olan kızı Fâtıma şöyle dedi: «Ey Yezîd! Rasûlul*lah'm kızları şu anda esir midir?» Yezîd onlara: «Ey kardeşimin kızı, işte benim de arzulamadığım şey bu idi.» deyince Fâtıma: «Allah'a yemin ederim, bizim bir yüzüğümüz bile bırakılmadı.» dedi. Bunun üzerine Yezîd: «Sizin başınıza gelmiş olanlar sizden alınanlardan daha büyüktür.» diye karşılık verdi.
    Bu arada Şamlı bir adam ayağa kalkarak ve Fâtima'yı kast ederek: «Bunu bana bağışlayıver!» deyince Fâtıma kız kardeşi Zeyneb'in elbise*lerini yakaladı. Zeyneb Fatma'dan daha büyük idi, Yezîd'e şöyle dedi: «Yalan söyledin ve çok alçakça hareket ettin. Böyle bir iş ne sana, ne de ona düşer.» Bu söz üzerine Yezîd gazaba geldi ve şunları söyledi: «Al*lah'a yemin ederim, sen yalan söyledin, bu bana düşer ve ben onu ba*ğışlamayı istesem bağışlayabilirdimel Kamil fit-Tarih ]
    Bütün bunları güya kendi kendine konuşan ve bir durum değerlendirmesi [vicdan azabı rolü] yapan Yezid , en sonunda yine kendine şu soruya sorar:"Ben Kufe önlerine geldiğinde Hüseyin'i Şam'a getirtip evime konuk etseydim, bazı imkanlar sunup onu razı etseydim ne kaybederdim ?Belki siyasi otoritem biraz sarsılmış olurdu ama buna karşılık Resulullah'ın haklarını korumuş olurdum.Böylece insanlar bana kin beslemez ve lanet okumazdı"[İbnül Esir ,el-Kamil,IV,87 ,İbn Kesir , el Bidaye ,VIII,191.]
    [Faydasız son pişmanlık akıl hocası şeytan için bile mümkün iken talebesinde olması çok fazla yadırganacak bir şey değildir]"Keşke Hüseyin'in isteklerinden birini yerine getirebilseydik de onun ölümüne sebep olmasaydık.Allah İbni Mercane'ye lanet etsin!Hüseyin'i öldürmek suretiyle halkın bana gücenmesine ve idaremden nefret etmesine yol açtı , insanların kalplerine benim için düşmanlık tohumları ekti.İyi olsun kötü olsun herkes Hüseyin'in öldürülmesini kafasında büyüterek bana buğzeder oldu.""[İbnül Esir ,el-Kamil,IV,87 ,Cevdet Paşa ,Kısas-ı Enbiya ,VIII,227-228]
    [Melun Yezid'in üzüntüsünde rol yapmadığı nokta , Hz Hüseyin'in öldürülmesinin kendi iktidarı üzerindeki acı sonuçlarıydı ki bunlar Yezid'den ve iktidarından nefret edilmesiydi.Yoksa o şer tabiatlı melunun sırf Peygamber Torunu diye Hz Hüseyin'in öldürülmesinden müteessir olduğunu düşünmek fazla romantiklik olur..4 senelik kısacık saltanat kariyerine Kerbela'dan sonra Harre katliamı-ve bu katliam ile birlikte yüzlerce Medineli kadına Resulullah'ın Mescidine baka baka tecavüz etme- gibi usta işi zulümler sığdırmayı başaran melun Yezid için bu kadar yumuşak kalpli olmak sert mizacıyla bütünleşmiş karizmasının kaldıramayacağı bir durumdu]
    Hz.Hüseyin'den geri kalanlara esir muamelesi yapılmış elleri kolları bağlanarak Kufe'ye sevk edilmiştir.Orada Kufe valisinin alaylı sataşmalarına maruz kalmışlar daha sonra horlanarak Şam'a gönderilmişlerdir.Acaba bu acı tablolar ortadayken hangi gerekçe Yezid'in sorumluluğunu göz ardı ettirebilir.?
    Daha sonra şöyle olsaydı böyle olsaydı tarzında söylenmiş sözler siyasi havayı yumuşatmayı hedeflemiş olabilir.Eğer Yezid Kufe valisi İbni Ziyad'ı , katillerin başı Şemir'i ve yakın çevresini görevden alsaydı ve cezalandırsaydı Yezid'e ait bu ah-vah cümlelerinin samimiyetinden söz etmenin anlamı olurdu.Halbuki hiç bir görevden alma veya cezalandırma yapılmamıştır..Başında Mervan Bin Hakem gibi yaşlı ve tecrübeli bazılarının bulunduğu Ümeyyeoğulları lobisinin de arzusunun bu doğrultuda olduğunu Mervan'ın Medine'deki sözlerinden hatırlıyoruz.. Diğer yandan Hz.Hüseyin'in Kerbela çadırını kurmaya zorlandığı gün 2 Muharrem idi.Şehid edildiği gün ise 10 Muharrem..Bu iki tarih arasında 8 gün vardır..Yezid'in her gelişmeden adım adım haberdar edilmesi uyarısını dikkate alırsak vali ile merkez arasında belirli bir haberleşmenin olduğunu tahmin etmek zor değildir...Bütün bu günlerdeki karşılıklı yazışmalarda Hz Hüseyin'in ya "biatı ya başı" diye Yezid'den çıkmış sarih bir emir yok ise de bunun aksini belirten bir bilgi de yoktur.Halbuki Hz Hüseyin'in biata zorlanması ama kesinlikle öldürülmemesi belirtilebilirdi.[Hz.Hüseyin'in öldürülmesinin şeytani fantezi dışında hiç bir anlamı kalmamıştı.Çünkü onu Kufe'ye çuvallarca mektup ve 10 binlerce biat sözüyle çağıran kalabalığın içi boş ,kuru, haysiyetsiz bir kalabalık olduğu -hatta onun karşısına dikilen suratsızlardan bazılarının onu davet edenlerden oluştuğu- ortaya çıkmıştı..Hz.Hüseyin şansını denemiş ama Kufe yine "işte böyle dönek olunur" diye kendi rekorlarını kırmıştı..Hz.Hüseyin artık etkisizdi, hem de kelimenin tam anlamıyla tükenmişti.Çevresinde onu anlayacak ve savunacak bir kaç on tane fedai vardı.Ve bir de kadınlar.Ve de çocuklar..Ne acı bir tablo!İlerde yaşasaydı sütten ağzının ne derece yandığını çok iyi hatırlama fırsatını bulabilirdi...Kufe bitikdi , Basra zaten muhalif ve düşman kaynıyordu , Şam hiç olmadı v.s..Kıyamet günü "Ne demeye Hz Hüseyin'i öldürdünüz" sorusuna verecekleri cevap Yezidi takliden timsah gözyaşlarımı olacak ?veya Yezid'e haksızlık yapıldı nerde kaldı Hüseyin'in hakları deyip denize düşen Yezid'emi sarılacak?Yezid'e oynamak dünyada iken epey kazandırmıştı du bakim şu dar-ı bekada da şansımız devam eder mi denilecek?.Göreceğiz.] Hatta Hz.Hüseyin'in çevresindeki fedaileri de teker teker şehid edildikten sonra bile yalnız kalan Hz. Hüseyin(r.a) esir alınıp Şam'a götürülebilirdi..Hz.Hüseyin'i öldürmeyi planlayanlar mevcut iktidarın bundan memnun olacağını umdukları için bunu yaptılar..Müslim bin Akil'in öldürülmesi üzerine Yezid tarafından Kufe valisinin tebrik edilmesi ve mükafatlandırılması İbni Ziyad'ı Hz Hüseyin'in kanına girme konusunda cesaretlendirmiştir..[Görülüyor ki Yezid şark kurnazlığıyla önemli bir siyasi muhalifinin ekarte edilmesine sevinmesi icab ederken-ve belki de yüzünün bir yanıyla da sevinirken- dışarıdan teatral bir üzüntü sergilemiş hatta bir günah keçisi tayin ederek bu işteki sorumluluğu kurnazca o keçiye yüklemiştir..Tabi yersen!/maalesef yiyenler de çıkmış!]
    İddia 2:Yezid bu facianın haberini alınca müteessir olmuş ve evinde oturup ağlamıştır. Yezîd asla onları esir etmemiştir. Aksine onları techiz ettikten sonra ihtiyaçlarını karşılamış ve memleketlerine göndermiştir. Çünkü, Muaviye (r.a.), Yezid'e Hüseyin'in (r.a.), hukukuna riayet etmesi ve yüceliğine hürmet göstermesi için tavsiyede bulunmuştu.(el-Munteka )
    Cevap 2:
    a)Yezidin bu ağlayışı sahte gözyaşları olabilir(Yezid ismine yakışan da budur) riya yüklü böyle bir amel sevap değil günah kazandırır..Veya bu ağlayışı samimiyse ya ne yaptığını bilemeyen , hesap edemeyen ama iş olup bittikten sonra salaklığıma doymamayayım diyen birinin ağlamasıdır ki bu ağlama çok kısa süreli bir etkiyle geçer gider salaklık baki kalır..Ya da babasının vasiyetini tutamamanın verdiği üzüntünün sonucu olarak ağlamıştır. Yezid'in evinde oturup ağlamasının bir değerini olmadığını yukarda açıkladık..Eğer bu ağlamasında samimi olsaydı ve pişmanlık mahiyetinde olsaydı hicri 61. yılda yaşanan Kerbela vakasını daha da geliştirip hicri 63'teki Harre vakası şeklinde hortlatmazdı..Kerbela onun kalfalık işiyse Harre de ustalığını konuşturmuştur.Ve tüm bunları 3-4 yıl gibi çok kısa bir dönemde becermiştir.Eğer uzun yaşasaydı tarihin masum yüzüne daha ne derin çizikler atacağını da görebilecektik..Emevilerin devlet otoritesinde komutan-emir arasındaki ilişkiyi bilmeyenler belki bu 2 acı vakayı komutanlara veya valilere yükleyip Yezid'i temize çıkarmak isteyebilirler ama bu tarihsel realiteye terstir.Komutan yüklendiği misyonda ,aldığı görevde "Emirin" iradesini uygular..Onun verdiği yetki kadar zulüm yapar..Onun çiğne dediği kadar toprağı çiğner, onun yık dediği kadar evi yıkabilir..Hz Ömer zamanında Hz.Muaviye zerre kadar hata yapsa Hz.Ömer eliyle hesaba çekileceği şuuruyla Şam'ı idare etmiştir.Halife seçtiği vali veya komutan nedeniyle halka karşı da Hakka karşı da sorumludur..Gelişigüzel seçim yapmak işi ehline vermemek olacağından bunun vebalinden kurtulamaz..
    b)"Yezid asla onları esir etmemiştir" cümlesi ibnül Esir'in meşhur El-Kamil Fi’t-Tarih adlı meşhur kitabındaki bilgiye terstir.
    iddia 3:Buhari'de bulunan ve İbn-i Ömer'den rivayet edilen bir hadiste Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Konstantiniyye'ye (İstanbul) savaş açacak ilk ordu affedilmiştir.” Konstantiniyye'yi fethetmek için ilk çıkan ordu, Muaviye'nin (r.a.) techiz edip başına oğlu Yezid'i tayin ettiği ordudur. Hatta Ebu Eyyüb El-Ensâri gibi ashabın ileri gelenleri de bu ordunun içindeydi.
    Cevap 3:Öncelikle bir yanlışı düzeltelim..Videonun 50. saniyesinde geçen Yezid'in bu seferi Muaviye'nin Şam valiliğin döneminde olmuştur sözü atmasyondur..Doğrusu Hz.Muaviyenin Şam valiliğinde değil Hicri 52. yılda yani Halifeliği döneminde olduğudur.
    Bu yüzdendir ki Yezid'in bu orduya komutan olarak tayin edilmesi -veliaht olarak düşünüldüğü için- iyi bir kariyer planlaması izlenimini vermektedir..Şeyhülislam İbni Teymiyye de çok iyi bilmektedir ki böyle hadisleri masumluk , günahsızlık veya günah işlemeden korunmak , cennetlik olmak şeklinde anlamak yanlıştır..O yüzden hadiste geçen "affedilmiştir" müjdesi tüm günahlardan değil niyete de paralel olarak Allahın dilediği kadar affedilmeyi ifade eder.Ömrünün sonuna kadar yayılan bir affedilmenin kastedilmediği açıktır..Eğer bu hadisteki affı alır ;
    "Ağaç altında benimle sözleşenlerden hiç biri Cehennem'e girmez."(Müslim, Ebu Davud, Tirmizi), Allah Bedir ehline muttali olmuş ve onlar affedilmiştir. (Müslim, no 2494).“Hatıb Bedir savaşına katılmıştır. Ey Ömer! Ne biliyorsun ki belki Allah Bedir’e katılanların kalplerine baktı ve şöyle dedi: “Dilediğinizi yapın. Ben sizi affettim.” (Buhari, Müslim ve başkaları rivayet ettiler. ) hadislerindeki afla eş değer tutarsak esas bu hadislere haksızlık etmiş oluruz..
    Hem aff kapısı her zaman açıktır:Biri günah işler veya kendine zulmeder, sonra pişman olup, Allahü teâlâya istiğfar ederse, Allahü teâlâyı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur.)[Nisa 110]Hadisteki Konstantiniyye'yi fethe çıkan ilk orduya vadedilen affı özel bir manaya ve özel bir konuma (Bedir ehli veya Beyat-ı Rıdvan'a katılanlar hakkında olduğu gibi) yükseltgemeye delil yoktur..Zaten realite de Bedir ehli ,Beyat-ı Rıdvan ehli denir ama Konsantiniyyeyi fethe çıkan ilk ordu ehli denmez.Özel bir konum aramaktan ziyade teşvik etmek ve hedef göstermek diye anlaşılırsa hadisin ruhundaki Nebevi gayeyi daha iyi yansıtmış olur..Hadisteki af şu hadisteki gibidir:
    "Kim abdest alır, abdestini güzelce tamamlar ve hatasız iki rekât namaz kılarsa Allah onun geçmiş günahlarını affeder" (İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned)
    Lafızlara bakarsak tüm günahlar tek namazda affediliyor..Affın derecesi niyete ve Allah'ın dilemesine bağlı olarak kayıtlıdır.Bu hadisteki zahiri manaya göre tek bir abdest ve namaz Konstantiniyye seferine katılan ilklerden olmaktan potansiyel olarak daha fazla af taşır..
    Benzer içerikli hadisler:
    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Kim abdest alır ve abdestini mükemmel kılar, sevab ümidiyle müslüman kardeşini hasta iken ziyaret ederse, ateşten, yetmiş yıllık yürüme mesafesi kadar uzaklaştırılır."
    Ebu Davud, Cenaiz 7, (3097).
    "Hz. Osman radıyallahu anh abdest aldı ve dedi ki:
    "Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şu benim abdestim gibi abdest aldığını, sonra da şöyle söylediğini gördüm: "Kim bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları affedilir, namazı ve mescide kadar yürümesi de nafile (ibadet) olur." Buhari, Vudü 25; Müslim, Tahâret 8, (229).
    "Kim şu abdestim gibi abdest alır, arkasından iki rek'at namaz kılar ve namazda kendi kendine (dünyevi bir şey) konuşmazsa geçmiş günahları affedilir."Buhari, Vudü 24, 28, Savm 27; Müslim, Taharet 3, 4, (226); Ebu Dâvud, Tahâret 50, (106); Nesâi, Tahâret 27, 2 8, 93, (1).Tek bir abdestin ve namazın tüm geçmiş günahları affettirici potansiyele haiz olduğu doğrudur ama bunu kurallaştırıp kesin kanaat haline dökmek ve her bir örnekte geçerliliğini aramak yanlıştır..Çünkü o noktada Gafurur Rahimin iradesi devre dışı bırakılır.Oysa hadisteki ana vurgu yapılan cüzi ibadete değil af ve mağfiretin büyüklüğünedir.Tüm bu açıklamalar Konstantiniyye hadisi için de aynı şekilde geçerlidir..Özel hale indirgenmiş ve kesinleşmiş bir aftan bahsetmekten ziyade Allah'ın mağfiretinin enginliğini ve Allah'ın dilemesini anlamak gerek.
    iddia 4:Sonra Yezîd konusunda üç fırkaya ayrılmışlar. Bir fırka onu lanetlemiş; bir fırka onu sevmiş ve birisi de ona ne sövmüş, ne de onu sevmiştir. İmam Ahmed'den ve onun ashabı ile diğer müslümanlardan mutedil olanların hepsinden nakledilen, sonuncu görüştür.İmam Ahmed'in oğlu Salih şöyle diyor: "Babama dedim ki: Bir topluluk Yezîd'i sevdiklerini söylüyorlar. Ey oğul dedi, Allah'a ve âhiret gününe inanan, Yezîd'i sever mi? O halde niçin onu lanetlemiyorsun? dedim. Ey oğul dedi, babanın bir kimseye lanet ettiğini hiç gördün mü?Mehnâ şöyle demektedir: Yezîd b. Muâviye b. Ebî Süfyân'ı Ahmed'e sordum: O öyle biridir ki, Medine'de yaptığını yaptı, dedi. Ne yaptı? dedim. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bâzısını öldürdü ve bunun dışında birtakım şeyler yaptı, dedi. Başka ne yaptı? dedim. Medine'yi yağmaladı, dedi. Kendisinden hadîs nakledilir mi? dedim. Hayır, kendisinden bir hadîs bile nakledilmez, dedi.Üçüncü görüş ise şöyledir: O, müslüman sultanlardan olup hem iyilikleri, hem de kötülükleri vardır. Hz. Osman'ın hilâfeti döneminde doğmuştur. Kâfir değildir. Ne var ki kendisi sebebiyle Hz. Hüseyin şehid edilmiş ve Harre baskını vukû bulmuştur. Ne sahâbî, ne de Allah'ın sâlih kullarındandı. Akıl, ilim, Sünnet ve Cemâat ehlinin hepsinin görüşü budur.
    Cevap 4:Şeyhülislam İbni Teymiyye insanların Yezid konusunda üç gruba ayrıldığını verdikten sonra bunlardan 3. yü açıklama sadedinde kafasının epey bir karışık olduğu görülüyor..Yukarıki tasnife bakarsak bu 3. grup onu ne seven ama ne de sövmeyen gruptan oluşur..Örnek olarak verilen İmam Ahmed'in sözlerine alırsak İmam'ın onu sevmekten ne kadar uzak olduğunu verdikten sonra ona lanet etmeyişinin Yezid'e ait bir hususiyet değil -velev ki kafir bile olsa- insanlardan hiçbirine karşı göstermediği bir tavır olduğunu tespitten sonra aşağıda verilen 3. grup için 2. versiyon tarife göre bu gruba girenlerce Yezidin hem iyilikleri hemde kötülükleri vardır o nedenle ne sevilmeyi ne de sövülmeyi hak eder.Ama iyiliklerinin de olduğunu kabul eder.Her iki 3. grup birbirinden tamamen farklıdır..İmam Ahmed'in içinde bulunduğu ilk 3. grup Yezidden nefret eder gibi durmaktadır ama ahlaki prensib gereği dilini böyle bir melun için bozmaz ;ikinci versiyon 3. grup içinse Yezid nerdeyse iyilikleri ve kötülükleriyle dengede nötr durumdadır.Biz müslümanların sultanıdır.Pasif bir yergiden maada Yezid'e karşı bir husumete gerek yoktur..Aslında Şeyhülislam diyor ki 3. grup var 3. gruptan içeru.
    iddia5:Hüseyin (r.a.) ise halife değildi. O başta halifeliğe talip idi. Bilahare bu talebini uygun görmedi. Ancak Yezid'e götürülmek üzere teslim olması istenince, bu isteği reddederek şehid edilinceye kadar çarpışmıştır.(el-Munteka)
    cevap5:Bu apaçık bir hatadır.Gerçek tam tersidir.Yezid'e gitmek isteyen Hz.Hüseyin; kabul etmeyenler ise karşı taraftır..Bunu Şeyhulislam'ın talebesi İbn Kesir bile böyle kaydeder: Bazı kimseler, Hz. Hü*seyin'in, Ömer b. Sa'd'dan kendisini Şam'da bulunan Muaviye oğlu Ye*zid'e götürmesini ve buradaki askeri birliklerin oldukları yerde karşı karşıya bırakılmalarını talep etmişti. Ömer ise, ona şu cevabı vermişti:
    - Eğer böyle yaparsam îbn Ziyad benim evimi yıkar.
    - Ben senin evini eskisinden daha güzel yaparım.
    - O zaman çiftliğimi elimden alır.
    - Sana Hicaz'daki malımdan bir kısmını vererek daha iyi bir çiftlik
    alırım.Ömer b. Sa'd, bu teklifi uygun görmedi.
    Bazıları dediler ki: Hüseyin, Ömer b. Sa'd'dan, kendisiyle birlikte Yezid'in yanına gitmesini veya kendisini Hicaz'a dönmek üzere bırak*masını, yahut sınır boylarına gidip Türklerle savaşmasına müsaade et*mesini istemiş, Ömer de bu durumu Ubeydullah b. Ziyad'a yazmış Evet, kabul ettim." deyince orada bulunan Şimr b. Zücevşen kalkıp şöyle diyerek müdahalede bulunmuştu:
    - Hayır, vallahi Hüseyin ve adamları senin hükmüne boyun eğme*dikleri takdirde bu olmaz. Vallahi duyduğuma göre Hüseyin ile Ömer b. Sa'd, iki karargah arasında orta bir yerde oturup görüşüyor ve gece bo*yunca konuşuyorlarmış." İbn Ziyad da: "Ne güzel bir görüş ileri sürdün" dedi.[El Bidaye Ven-nihaye İbn Kesir]
    Hatta İbni Teymiyye bile kitabının ilerki kısımlarında doğrusunu vermiştir:...Hüseyin (r.a.), onlardan ya Yezid'egitmek veya memleketine gitmek için kendisine müsaade etmelerini istedi.(el-Munteka)
    iddia 6:Yezid'e ve başkalarına lanet eden kimsenin; Yezid'in fâsık ve zâlim olduğunu, fâsık ve zâlim olan kimsenin bizzat lanet edilmesinin cevazını ve yaptığı cürümlerden tevbe etmeden Yezid'in öldüğünü ispatlaması gerekir.(el-Munteka)
    cevap 6:Ne ilginçtir ki Yezid'in fasık ve zalim olduğunun ispatını karşıdan isteyen İbni Teymiyye bizzat kendisi de Yezid'e Fasık ve Zalim demiştir:
    ...Yezid ve Onun gibilerinin gayesi fasık olmak idi, denilebilir. Buna rağmen muayyen fâsıkı lanet etmek emredilmiş bir şey değildir.(el-Munteka)
    ...Yezid'i sevmemenin de iki gerekçesi vardır:..İkincisi: Hâl ve tavırlarında zalimliğini ve fâsıklığını gerektiren hususlar kendisinden sâdır olmuştur. Hz. Hüseyin'in durumu ve Harre halkının durumu gibi.(mecmuul feteva)


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349