+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Çocuk eğitiminde doğru bilinen hatalat nelerdir

 Çocuklara özel Katagorisinde ve  Çocuk psikolojisi Forumunda Bulunan  Çocuk eğitiminde doğru bilinen hatalat nelerdir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Çocuk eğitiminde doğru bilinen hatalat nelerdir Çocuk eğitimi Çocuklarımızın eğitim ve terbiyesinde birçok yanlışı doğru gibi biliyor ve uyguluyoruz.Çocuklarına yönelik maddi yönde bir engelle karşılaşmaları... önlemler alan anne ve babaların bu davranışının, çocuğun kişilik gelişiminde olumsuzluklara yol açabildiği bildirildi. Çocuğumuz var ve canımızdan daha kıymetli. Ve en büyük amacımız çocuğumuza ...

  1. #1
    Moderator
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2.823
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Çocuk eğitiminde doğru bilinen hatalat nelerdir

    Çocuk eğitiminde doğru bilinen hatalat nelerdir

    Çocuk eğitimi
    Çocuklarımızın eğitim ve terbiyesinde birçok yanlışı doğru gibi biliyor ve uyguluyoruz.Çocuklarına yönelik maddi yönde bir engelle karşılaşmaları...

    önlemler alan anne ve babaların bu davranışının, çocuğun kişilik gelişiminde olumsuzluklara yol açabildiği bildirildi.

    Çocuğumuz var ve canımızdan daha kıymetli. Ve en büyük amacımız çocuğumuza iyi bir eğitim ve terbiye verebilmek. Çünkü o üzerine titrediğimiz, masum yüzlü, sevimli yavrularımız büyüdükçe üzüntülerimizin nedeni olabilir. Bu sebeple onların zihinsel ve karakteristik gelişimlerinin ilk dönemlerini çok iyi tahlil etmemiz ve tüm büyüme evrelerinde yerinde ve doğru müdahaleler yapmamız gerekir.

    Peki bu doğru müdahaleler nelerdir, ne zaman ve nasıl yapılır?

    Son yıllarda çocuk eğitimi üzerine bir hayli kafa patlatılıyor. Konu ile ilgili yazılan makaleler ve yayınlanan kitaplar, çocuğunun eğitimi konusunda endişe ve kaygı duyan ebeveynler için adeta bir rehber niteliğinde. Ancak yayınlanan bu çoğu kaynak kitap ve makaleler maalesef kendi kültür mecramızın bir hayli dışında.

    Özellikle batı toplumlarının çocuk eğitimi konusundaki çalışma ve tecrübelerine dayanan bu yaklaşımlar maalesef çoğu zaman parlak ve tatmin edici sonuçlar vermiyor. Bunun yanı sıra çocuğumuza kendi kültür değerlerimiz çerçevesinde uyguladığımız eğitim ve terbiye de toplumsal gelişim ve etkileşimlerine nazaran geri ve yetersiz kalabiliyor. İşte bu iki nedenden ötürü süreç içerisinde çocuk eğitimi konusunda birçok yanlışı doğru olarak sistemleştirmiş bulunuyoruz.

    O zaman bu doğru bilinen yanlışları nasıl tespit edecek ve uygulama sahasından arındıracağız? İşte bu soruya Pedağog Adem Güneş yanıt bulmaya çalışmış ve `Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar` adlı bir kitaba imza atmış. Adem Güneş`in Nesil Yayınları`ndan çıkan kitabında ilginç tespitler yer alıyor. Örneğin `çocuk bağımlılığı.` Yazara göre çoğu anne baba çocuklarına karşı besledikleri yoğun sevgi nedeni ile bağımlı hale geliyor ve bu farkında olunmayan bağımlılık çocuğun gelişim evresinde riskli bir takım kalıtsal sorunlara neden oluyor. Tabi biz bunun farkında bile olmuyoruz.

    İşte kitaptan birkaç çarpıcı bölüm... Hiçbir çocuk bir diğeri ile aynı değildir. Nasıl ki gökyüzünden dökülen milyarlarca kar tanesi birbirine benzediği halde, hiçbiri birbirinin aynı değilse her bir çocuk da bir diğe*rinden farklıdır. Hepsi ayrı karaktere sahiptir. Bu kardeş bile olsa. Eğer çocukların bu farklılıkları göz önüne alınmadan, karakterleri tanınmadan çocuk terbiyesine soyunulur ise şahin karakterli bir çocuk, bir süre sonra korkak bir kargaya dönüşme riski taşır.

    Nasıl mı? Yaralı şahin kuşu, bir yaşlı kadının bahçesine kondu. Yaşlı kadın perişan görünümlü şahine acıdı, merhamet etti ve ya*nına aldı. Aç şahinin önüne çocukları için hazırladığı hamur bulamacını koydu. Şahinin birden önüne konan tasa gagasını daldırmasıyla başını sallayarak geri çekmesi bir oldu. Çünkü şahin et yerdi; bu yüzden de hamur bulamacını yiyemedi. Yaşlı kadın, şahinin bu halini görünce üzüldü; `Vah!` dedi. `Gagan uzamış, kıvrım kıvrım olmuş. Yumuşacık bir ha*mur bulamacını bile yiyemez olmuşsun. Senin önceki sahibin hiç mi Allah`tan korkmazdı ki şu gaganı düzeltmemiş` dedi ve eline aldığı kör makas ile şahinin gagasını kes*me*ye çalıştı. Şahin yaşlı kadının elinden kurtulmak için çırpınsa da nafile, kaçamadı.

    Sonunda yaşlı kadın şahinin gagasını kesti. Şahin çırpınırken yaşlı kadın, şahinin kanatlarını gördü. `Vah` dedi. `Senin eski sahibin sana hiç bakmamış, şu kanat*ların ne hale gelmiş? Kimi uzun kimi kısa kalmış...` Bu düşünceyle eline makası alarak şahinin güzelim kanatlarını düzeltmeye başladı. Şahin acı ile kıvrandı, çırpındı... Çaresizce pençelerini kadının koluna attı ve tırnaklarını kadının koluna geçirdi. Yaşlı kadın şahinin kanatlarını –güya– düzeltirken koluna batan tırnakları gördü. `Vah, vah! Önceki sahibin ne kadar merhametsizmiş. Bir kere bile tırnaklarını kesmemiş. Tırnakların ne de çirkin olmuş` dedi ve elindeki makas ile şahinin av avlamakta kullandığı pençelerini söktü attı. Cahil, yaşlı kadının elinde rezil olan şahinin gözleri doldu. Yaşlı kadın, şahinin bu hali görünce hiddetlendi: `Kimseye iyilik yaramıyor ki... Ben iyilik yapıyorum, kuş ağlıyor` dedi ve elindeki kuşu `Git hadi bildiğin yere` diyerek kaldırdı, havaya attı.

    Şahin çırpındı uçmak için; ama kanatları kesilmişti bir kere, uçamadı. Acı ile yere inmek istedi, tırnakları sökülmüştü ye*re de konamadı. Kendini yan üzeri bir kulübeciğin arkasına attı. Koca koca avları, gökyüzünde süzüle süzüle avlayan cesur şahin kuşu, cahil kadının elinde korkak bir kargaya dönüş*müştü... İşte birçok anne baba da –bu bilgisiz kadın gibi– çocukları*nı yeterince tanıyamadıkları için ellerindeki `şahin` bakışlı ço*cukları, kargaya çeviriyorlar ve bunu fark etmiyorlar. Hâl*bu*ki ço*cuk terbiyesinin birinci ve en önemli maddesi çocuğu tanı*mak*tır. Çocuğu tanımada, `başarı` mı `başarısızlık` mı ölçü* olma*lı? Çocuğunun eğitimi konusunda tavsiyeler isteyen bir anne: – Kızım Tarih ve İngilizcede çok zayıf. İstemeye istemeye özel derse gönderiyorum. Bu da onu çok yoruyor. Onu motive edebilmem için ne tavsiyelerde bulunursunuz, diye sormuştu... Bense bu kız çocuğunun hangi derslerde iyi olduğunu merak etmiş ve sormuştum.

    Anne: – Matematikte çok başarılıdır kızım, demişti. – Peki, neden kızınızı matematikte özel derse yazdırmıyorsunuz, diye sorduğumda ise anne, omuz silkerek: – Gerek görmüyoruz, çünkü kızım çocukluğundan beri matematik dersinden hep on üzerinde on alır, demişti... Şaşırmıştım annenin `Gerek görmüyoruz` deyişine... Çünkü bu anne, kızının başarısız olduğu derslere verdiği önemi, başarılı olduğu derse göstermiyordu. Hâlbuki bu çocuğun kabiliyeti, matematik sahasında ayan beyan ortaya çık*mıştı. Anne kızının bu başarısını `Gerek yok` diye geçiştiriyordu... Hem kendinize hem de etrafınızdaki ebeveynlere bakın, aynı örnekteki bu anne gibi davrandığınızı fark edersiniz. Genelde çocukların başarısız oldukları alanlarda daha fazla yardıma ihtiyaç duydukları düşünülür ve bu sahalar takviye edilir. Oysa asıl önemli olan başarılı olduğu alanlarda destek görmesidir. Ne yazık ki günümüz eğitim sistemi, her şeyden bir şey öğretmeye yönelik olduğu için bir şeyden her şeyi bilmeye yönelik kabiliyet taşıyan çocuklar arada kaybolup gitmekteler.

    Hâlbuki anne babalar, çocuklarının başarısızlığına dikkat çektiği ve özen gösterdiği kadar (ve hatta daha da fazla) çocuklarının başarılı oldukları sahalara da eğilmeli, onların meyillerini takip etmeli, o konularda yollarını açmalı, destek vermeliler... Çocuklara `Kendine Güvenmeyi` Öğretmek Doğru mu? Anne-babaların en büyük isteğidir geride kalan çocuklarının kendi ayaklarının üzerinde durabilecek kabiliyete eriş*me*si. Kimi zaman `öz güven` kimi zaman da `kendine güven` diye tarif edilen bu terbiye yöntemi ne kadar doğrudur? Birçoğu yabancı eser olan, `Kendine güvenen çocuk nasıl yetiştirilir?` konulu kitaplar, bizim terbiye metodumu*za ne kadar uygundur? Ya da soruyu farklı bir biçimde sorar*sak kendine güvenen çocuk yetiştirmek doğru mudur? Batı kaynaklı pedagoglar, terbiye açısından sağlıklı bir çocuğu tarif ederken `kendi ayakları üzerinde durabilen ve hayatının geri kalan kısmını kimseye muhtaç olmadan yürütebilecek cesareti kendinde bulan çocuk, sağlıklı yetiştirilmiş çocuktur...` diye tarif etmektedir.

    Ne yazık ki günümüzdeki çocuk terbiyesinin hedefi de bu mantık üzerine şekillenmekte! Otonom çocuk yetiştirmek, bela yetiştirmektir Anne babalar çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırken bir yandan onları kendi ayakları üzerinde durmaya teşvik ettikleri gibi diğer yandan da onları otonom (bağımsız) olmaya yönlendirmektedirler. Uzun yıllar üniversitelerde ders vermiş bir psikolog, otonom çocuk yetiştirmeyi `başa bela` yetiştirmekle eş değer görüyordu.

    `Hayatı benmerkezci olarak algılayan çocukların ne zaman, ne yapacağı ve kimin başına hangi belayı açacağı bilinmez` diyordu. Böylesi bir çocuk için hayatın anlamı, zevktir. Hayatın anlamı, özgürlüktür. Hayatın anlamı, `ben`dir. Ona göre, `problem çözmek ve başkalarının derdi ile dertlenmek bir ahmaklıktır.` Belki çocukluklarda, bebeklik yıllarındaki o sempatik ve sevimli hal, bu davranışın çirkinliğinin görünmesine engel olabilir. Ancak yetişkin olmaya başladıkça ve ergenliğe doğru adımlar attıkça otonom çocuklar, anne ve babaları için birer kâbus halini alabilirler.

    Örneğin trafikte arabalar her ne kadar birbirinden bağım*sız hareket ediyor olsalar da her bir trafik kuralı, her bir sürücüyü bir diğerine bağlı hale getirmektedir. Siz; trafikteki bir araba sürücüsü olarak ben bağımsızım ve kim*seye uymak zorunda değilim, diyerek dönüşlerde sinyal vermeden dö*nebilir misiniz? Kırmızı ışıklarda durmadan yolunuza de*vam edebilir misiniz? Hız sınırı konulmuş yollarda `hiç umu*rumda bile değil` diyerek sürat yapabilir misiniz? Tabii ki yapamazsınız.

    Yaparsanız trafik canavarı olursunuz. O hal*de nasıl ki trafikte bağımsız olunamıyorsa sosyal yaşantıda da bağımsızlık diye bir şeyden söz edilemez. Eğer bir ço*cuk bu düşünce ile yetiştirilmeye çalışılırsa tıpkı trafik canavarının trafiği kâbusa çevirdiği gibi, böylesi bir çocuk da sosyal yaşantıyı kâbus haline getirebilir. Bundan da en başta, anne ve babalar zarar görür.

    O halde, anne-babalar çocuk terbiyesinde hedef olarak otonomiyi ve bağımsızlığı değil, vicdan kültürünü ve bağlılığı seçmelidirler. Kendine güvenen çocuk yetiştirmeyin Güçlünün her zaman kazanacağı düşüncesi ile hayata alıştırılan çocuklar, genellikle kendilerinden güçlü kişilerin gücü altında ezilmeye de mahkûm olmaktadırlar. Her şeyi güç ve kendi başarısı ile elde ettiğini düşünen çocuklar, bunun böyle olmadığını ve olamayacağını anladıkları an, büyük bir ruhî çöküntü ile karşılaşmaktadırlar.

    Hayat zordur. İnsan ise zayıf. Bu zayıf insanın ihtiyacı sınırsızdır. Sınırsız ihtiyaç sahibi insanın imkânları ise sınırlıdır. Tüm bu zafiyet içindeki insanın kendi sınırlı güç ve kuvvetine güvenerek değil, Allah`a güvenerek yaşaması onu ruhen daha da mutlu edecektir. O halde, anne ve babalar, kendine güvenen değil, Allah`a güvenen çocuklar yetiştirmelidirler. Tüm prensip ve terbiye yöntemlerini bu doğrultuda kullanmalıdırlar. Çocuk üzerine daha birçok farklı görüş, değerlendirme ve öneriyi kitapta bulacaksınız... Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartları için bu linki kullanabilirsiniz


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349