Çocuklarda Ergenlikte duygusal gelişim

Ergenlik sürecinde, genç, her yaşta ve sosyal konumdaki kişilere karşı değişik duygular hissedebilir. Değişen yaşla ve çevresel koşulların değişmesi ile hoşlanma ve hoşlanmama durumları ile gencin, duygularını ifade biçimleri de değişir.

Ergenlikte duygusal gelişim -

Ergenlik döneminde, fiziksel, duygusal ve sosyal değişimle birlikte yeni ruhsal tepkiler ve davranışlar gelişir. Bu dönem aslında bir çelişkiler dönemidir. Yalnızlıktan duyulan hazzın yanı sıra bir gruba katılma özlemi yetişkini hor görme ve yine de onsuz yapamama durumları görülmeye başlar. Bununla birlikte, geleceğe karşı coşkulu bir yöneliş vardır. Aslında bir yerde gençler duygusal tepkileriyle dikkatleri üzerlerine çekmek isterler.
Ergenlerde kaygı ve korkular

Gencin bedeni ile ilgili kaygıları: Uzunum, kısayım, şişmanım, güzelim, çirkinim gibi yakınmalarla kendilerini kritik ederler. Sivilcelerini saklamak isterler, dişleri düzensizse bunu gizlemek isterler.

Kişilik yapılarıyla ilgili kaygılar: Ergen bazen kendini aşağı görme eğilimindedir, bazen de, güvensizlik ve yetersizlik duyguları yaşar.

Aile yaşamına ilişkin kaygılar: Kendine ait odasının olması, özel sorunlarını aileyle paylaşamaması, çocuk yerine konmak, özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik durumlar kaygıya neden olmaktadır.

Sosyal ilişkilerine yönelik kaygılar: Bu daha çok toplum içinde yanlış anlaşılma korkusuyla birlikte ortaya çıkar. Yeni insanlarla tanışmaktan kaçınırlar, çekingen ve ürkektirler.

Okulla ilgili kaygılar: Derslere kendini verememe, kendini derste ifade edememe, başarıyı yakalamama gibi durumlar gencin kaygılarını artırıyor.
Ergende genel duyguların dışa vurumu

Ergende üzülme sebepleri gelişim dönemiyle yakınen bağlantılıdır. O daha çok arkadaşları tarafından beğenilmeme, küçük düşürülme korkusuyla sarsılır ve bunu kendine dert edinir. Yoksul ailelere sahip olan ergenler, varlıklı kesimdekiler karşısında eziklik yaşayabilirler. Babaların sosyal konumu ve ailelerin statüsü de ergenler arasında bir mukayese konusu olmakta ve onun içine kapanarak yalnızlaşmasına yol açmaktadır.

Ağlama: Ergenler de kabul edemedikleri konularda, tepkilerini ağlayarak ortaya koyabilirler. Ağlama biçimi ise toplumların kültürel yapılarına göre değişmektedir. Bizim toplumda, erkeklerin ağlaması pek kabul edilmediğinden erkek ergenler gizlice ağlamayı tercih ederler. Ancak çocukluktan ergenliğe geçişte genç duygularını yavaş yavaş kontrol etmeyi öğrenir.

Öfke ve kızgınlık: Öfkenin dışa vurum şekli, çocukluk döneminde aile bireylerinin sergiledikleri tavırlarla öğrenilir. Bu durum ergen döneminde de sürdürülür. Ergen öfkelendiği zaman, öfkesini nasıl dışavuracağını aileden öğrendiği şekilde ortaya koyar.

Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu biyolojik-cinsel değişmeye eşlik eden hormonal salgılar ileriki yılarda ergenin hem duygularında hem de davranış ve tutumlarında farklılıklar sergilemesine neden olur. Bunlar aşağıdaki düzenekte sıralanabilir:

Duyguların yoğunluğunda artış: İlk dönemden başlayarak ergenin duygularının yoğunluğunda sürekli artma olur. Genç, üzüntü, sevinç, öfke, korku gibi duygularını ifade ederken bu yoğunluk göze çarpar. Artan duygululuk ve coşku hali ergenden duygularını dışa vurma ve ifade etme ihtiyacını doğurur. Olumsuz duygular el, kol hareketleri, yüz ifadesi ve bağırma gibi sözlü ve sözsüz davranışlarla dışa vurulur.

Duygularda istikrarsızlık: Ergenin duygusal tepkileri düzenlilik göstermez. Hem duygusal durumlarının değişim hızı çabuktur, hem de duygularında istikrarsızlık vardır. Ergenin aynı olaya bir gün ara ile gösterdiği tepki değişik olabilir. Ayrıca neşeli ve mutlu bir durumda iken kısa süre sonra duygusal durumu tamamen farklılaşabilir.

Mahcubiyet ve çekingenlik: Anne-baba tarafından baskıcı bir şekilde yetiştirilmiş çocuklarda çekingenlik ve mahcubiyet kalıcı bir özelik olarak ergenlikte devam eder.