Çocuğun korkularını ciddiye alın, Çocuğun korkularıyla alay etmeyin.

Korku, fıtrı olarak insanın doğasında var. Ancak insan yaşamını etkiler hale geldiğinde korkularla yüzleşmek ve ortadan kaldırmak gerekir. Günümüzde büyüklerde olduğu gibi çocuklarda da çeşitli korkular görülebiliyor.

Çocuğun korkularını ciddiye alın -

ÇOCUK NEDEN KORKAR?

Korkuların nedenini araştırın.

Çocuğun korkularıyla alay etmeyin.

Çocuğu sakinleştirmeye çalışın, sabırlı davranın ve yardımcı olun.

Çocuğu kişisel becerilerini geliştirmesi için cesaret verin.

Arkadaş grubuna girmesi için destek verin.

Çocukla konuşun ve korkuların gerçekdışı bir düşünce sonucunda geliştiğini anlamasına yardımcı olun.

Çocuğun izlediği filmleri ve oynadığı oyunları kontrol edin korkularını tetikleyecek yayınları izletmeyin.

Fobik durumlarda çocuğu korktuğu şeye yavaş yavaş yaklaştırın ve alıştırmaya çalışın.

Çocuğun korkusunu tetikleyecek durumları ortadan kaldırın.
OYUN SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

1- Oyun çocuğun hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle oyun seçiminde çocuğun, duygusal fiziksel ve sosyal gelişimi dikkate alınmalı ve çocuk kendisine faydalı olabilecek oyunlara yönlendirilmelidir.

2- Oyunlar çocuğun sorunlarını tanımlanması açısından önemlidir.

3- Oyunlarla çocuk kuralları uymayı, sorumluluk almayı, işbirliği yapmayı ve insanlara saygı göstermeyi öğrenir. Arkadaşıyla oynarken onun haklarına da riayet emek zorunda olduğunu bilen çocuk bunu oyunlarıyla pekiştirir.

4- Oyun çocuğun arkadaşlarıyla birlikte iş yapma becerisini ve özgüvenini geliştirir. Sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamada kendi kendine yeterli olabilmesine yardımcı olur.

5- Oyun çocuğun benlik gelişiminde ve sosyalize olmasında etkilidir.

6- Oyun çocuğun hayatı prova etmesine ve insan rollerini tanımasına yardımcı olur.
DAYAK ÇOCUĞUN BENLİK SAYGISINI ZEDELER

1- Dayak çocuğun sadece bedenine değil ruhuna da yapılan bir darptır. Dayağa maruz kalan çocuklar kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Çünkü güvenleri zayıflamış, ruhsal dünyaları örselenmiştir.

2- Dayak yiyen çocuk hırçın ve öfkelidir. Küçük bir şeyde öfke patlaması yaşar ve bunu insanlarla ilişkilerine taşır.

3- Dayakla büyüyen çocuklar ileriki yaşamlarında katı bir tutum içinde olurlar esnek olamazlar.

4- Dayak yiyen çocuklar ebeveynlerine karşı öfke beslerler ve sağlıklı ilişkiler kuramazlar.

5- Şiddete maruz kalan çocuk, bu yolla şiddeti öğrenir ve kendi aile yaşamında da şiddete başvurur.

6- Dayak çocuğun hiçbir sorununa çözüm getirmez. Anne babalar, çocuklarına sabırlı olmalı ve onları dayakla değil sözle, nasihatla eğitmelidirler.
ÇOCUKLARA KARŞI ŞEFKATLİYDİ

Abdullah b. Haris (ra)'in rivayet ettiği bir hadis şöyledir: "Resulullah (sav) Abbas'ın çocuklara Abdullah ve Ubeydullah'ı yan yana getirir ve şöyle derdi. "kim önce koşup bana gelirse ona şu kadar ödül var. Çocuklar da koşarak gelirler kimi Resulullah'ın (sav) sırtına kimi göğsüne çıkmaya çalışırdı. O da onları öper ve kucaklardı." Efendimiz burada, yarışmaya katılan çocukları sevgi göstererek onlar arasında gelişecek kıskançılığa engel oluyor. Ebu Eyyüp Ensari anlatıyor:

"Resulullahın yanına girmiştim. Hasan ile Hüseyin Peygamberin önünde ya da kucağında oynuyorlardı. Ben onları seviyor musun Ya Resulullah dedim. Bunun üzerine o nasıl sevmem onları. Onlar benim dünya fesleğenlerimdir. Dedi.

Cabir ( r.a) anlatıyor: Resulullah ile beraberdik. Derken bir yemeğe davet edildik. Giderken Hüseyin'in çocuklarla birlikte yolda oynadıklarını gördük. Peygamber hemen insanların önüne geçti. Sonra Hüseyin'i kucaklamak için kollarını açtı. Çocuk ise yakalanmamak için şuraya buraya kaçmaya başladı. O esnada Resulullah çocukla gülüşüyordu. Nihayet onu yakaladı ve bir elini çocuğun çenesinen altına diğer elini de ensesine koydu. Çocuğa sarılarak öptü ve şöyle dedi. "Hüseyin Bendendir, Ben de ondanım, kim onu severse Allah da onu sevsin.
SÖZÜ TESİRLİ KILAN ETKENLER

Muhatabınıza değer vermek: İster çocuğunuz, ister öğrenciniz ya da tebliğ yaptığınız bir kişi olsun ifadelerinizin tesirli olması için karşınızdaki kişiye değer vermeniz ve sevgiyle yaklaşmanız gerekir.

Söylediğinizde samimi olmanız. Sözünüzdeki tutarsızlık karşınızdaki kişinin gözünden kaçmaz. Bu nedenle sözünüzde samimi olmanız ve söylediğinizi kendi hayatınıza da taşımanız gerekir. Bu konuda Rabbimiz "niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz?" diye uyarıda bulunuyor.

Sabırlı olmak: Bazen söylediğiniz şeyin dikkate alınmadığını ve karşınızdaki kişinin ne yaparsanız yapın kayıtsız kaldığını görürsünüz.

Böyle zamanlarda sabrı kuşanmanız ve tebliğ yapmaya devam etmeniz gerekir. İnanmak ve kararlı olmak: Kişi öğrendiği şeyin gerekliliğine inanmıyorsa, sizi dinlemeyebilir. Bu nedenle söylediğiniz şeyin faydalarını ve gerekliliğini anlatmalısınız.

Muhatabı tanımak: Konuştuğunuz kişinin zeka durumunu, duygusal özelliklerini tanımanız onunla kuracağınız ilişkileri şekillendirmenize yardımcı olabilir. Kolaylaştırmak: Efendimiz kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. buyurmakta ve bu prensiple hareket etmeyi tavsiye etmektedir.