Çocuğum depresyonda mı?

Çocuk deyince aklımıza umut, anlık sevinç ve üzüntüler yaşayan coşkulu bir varlık gelir. Çocuk ve depresyon kelimelerini bir arada düşünmek zordur. Ama ne yazık ki çocuklarda depresyona rastlıyoruz.
Çocuklar duygusal durumlarını büyükler kadar iyi anlatamazlar, depresyonlarını davranışlarıyla gösterirler. Ancak dokuz, on veya daha büyük yaştaki çocuklar depresyonunu, sorununu sözcüklerle anlatırlar.
Psikanalize göre; çocuktaki depresyonu değerlendirmede en önemli boyut öznenin ifadesidir. Özne yaşadığı karışıklıkların yazarıdır ve içinde olanları dışarıya yansıtır. Bu derin gerçeklik, çocuğun yüzüne yansır. Çocuk neredeyse “küçük bir yaşlı” gibidir. Yüzündeki anlamlı ifadesi azalmıştır, pek gülmez. Bazen çocuk için uslu ifadesi kullanılır. Çok ciddi çocuklar vardır sanki yetişkin gibi davranırlar. Göz yaşları, davranışları ne gösteriş için ne de gürültü çıkarmak içindir.(Marcelli, 2003)
Bazen çocuk depresif olmasından dolayı kendini suçlar ve “sorun bende, benim yüzümden”der. Bu değersizlik hisleri ve yeterszilik duyguları bir kapanma gibi ortaya çıkar. Depresif kırılganlık, öznenin kişiliğine de bağlıdır. Değersizleştirme bir soru ya da bir görev karşısında (resim, oyun)şüphe duyarak cevap verme biçiminde ortaya çıkabilir; “bunu bilmiyorum” “yapamam” söylemleri ketlenmeye kadar gidebilir,
Suçluluk hislerinin bilinçli bir ifadesi de “ben kötüyüm” “ben aileme iyi davranmıyorum” şeklinde ortaya çıkar. Bu hisleri yaşayan çocuk kendi kendini cezalandırmaya başlar; okulda durmadan ceza alır, kazalar başlar. (Marcelli, 2003)
Değerli okuyucularım, çocuklardaki depresyon belirtilerine bakarsak;
• Kendini mutsuz veya boşlukta hissetme. Hiçbir şeyden mutlu olamama, sürekli yakınma, az gülüp sebepsiz yere ağlama, oyunlarını sürdürememe, arkadaşlarıyla geçinememe çocukların mutsuzluklarını gösterme davranışlarıdır.
• İlköğretim çağındaki çocuklar hem davranışlarıyla hem de sözel olarak mutsuzluklarını ifade edebilirler. Bunu yapamıyorlarsa bir eksiklik vardır.
• Eskiden zevk aldığı şeylerden zevk alamama; depresyondaki çocukların küçük bir kısmında ilgi ve istekte azalma, bunun yanında huzursuzluk ve gerginlikte artma olabilir. Örneğin Damla ilkokul ikinci sınıfta okuyordu ve çok sevdiği, bağlandığı birinci sınıf öğretmeni başka bir yere tayin olmuştu. Bu yüzden ders çalışma isteği azalmıştı ve ödevini yapmak istemiyordu. Oysa birinci sınıfta okuldan eve gelince ödevlerini hemen yapmak istiyordu.
• Gergin, sıkıntılı, huzursuz olma. Çocukları depresyonda olan aileler “of sıkıldım” sözlerini çok işitirler. Bundan başka iç çekme, üzgün ve gergin görünüm olur.
• Anne ve babayı sinirlendirene kadar uğraşma, en yakınlarıyla ilişkisinde bozulma, tartışma ve küsme. Depresyondaki çocuk kurallara daha az uyar ve anne babayı daha çok sinirlendirir, sudan bir bahane ile sorun çıkarabilir. Normal bir çocuk, istediğinin olması için bir süre ısrar eder, yapılamadığında kabullenebilir. Depresyondaki çocuk ise amaçsız, herhangi bir şey için tutturabilir. Tek bir amacı vardır; o da içindeki mutsuzluğu ve huzursuzluğu çevresine yansıtmaktır. Burada unutulmaması gereken bir nokta vardır; depresyondaki çocuğun olumsuz davranışlarıyla anne babayı tükenme noktasına getirmesi isteyerek yaptığı bir şey değildir. Bunun için böyle anne babayı yıldıran bir çocuğa karşı sert ve baskıcı davranılmamalıdır. Böyle bir tutum çocuğu daha çok hırçın ve sinirli yapar.
• Sinirlilik ve öfke patlamaları; aileler bu belirtiyi sinir krizi olarak yorumlarlar. Çocuk ve aile arasındaki bir inatlaşma, çocuğun kendine ve eşyalara zarar vermesine kadar gidebilir.
• Bedensel yakınmalar; çocuğun içindeki sıkıntıdan kurtulmak için bir çeşit yardım isteme yöntemidir. Özellikle baskıcı, aşırı kuralcı anne babaların çocuklarında bu tür yakınmalar, baş ve karın ağrıları daha fazla görülür. Bu belirtiler psikolojiktir; çünkü çocuk sadece sıkıntı duyduğu ortamlarda bu fiziksel belirtileri gösterir.
Depresyon geçiren çocukların tedavisinde çocuğu depresyona iten, strese sokan nedenler araştırılmalıdır. Bunun için çocuk mutlaka bir psikoloğa götürülmeli, uzman tarafından, çocuğu strese sokan nedenler ve bilinç dışını ortaya çıkaracak psikolojik testler uygulanmalıdır. Psikolog, gerekirse ilaç tedavisi için çocuğu psikiyatriste yönlendirebilir. Bu şekilde sorun çözülmüş olur.
Peki... Eminim birçok okuyucu, bana şu soruyu sormak istiyor; çocuğumu psikoloğa götürme konusunda zorlanıyorum, “Ben gitmem” diye tutturuyor. Ne yapmam lazım? İşte cevabı...
Olabildiğince açık, net, samimi açıklama yapmak her zaman daha yararlıdır. Durumu çocuktan gizlemek veya ona yalan söylemek zararlı bir tutumdur.
Psikolog seanslarının sadece çocuğu hedef alan bir çalışma değil, ailece alınan bir destek, bir yardım olduğu mutlaka söylenmelidir.
Çocuğumuza şu ifadeleri kullanabiliriz;
“Bazen biz de kendimizi çaresiz hissediyoruz. Belki hep birlikte düşünürsek daha iyi fikirler ve çözümler üretebiliriz” denebilir.
Peygamberimiz (s.a.s.) çocuklarımıza nasıl davranmamız gerektiğini çok güzel açıklıyor ve şöyle buyuruyor;
“Çocuklarınıza ikramda bulunun ve onları en güzel şekilde terbiye edin.”
Mutlu, huzurlu günler duasıyla Allah’a emanet olunuz.