+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Çocuk Terbiyesinde Şiddet Korku Ve Dayağın Zararları

 Çocuklara özel Katagorisinde ve  Çocuk Terbiyesi Forumunda Bulunan  Çocuk Terbiyesinde Şiddet Korku Ve Dayağın Zararları Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Çocuk Terbiyesinde Şiddet Korku Ve Dayağın Zararları Merhametsizlik, İslam'ın umumî yasaklarından biridir. Bu sadece çocuk veya insanlar hakkında değil, hayvanlar yani "her ruh taşıyan" mahlûk hakkında yasaklanmıştır. Bu zîruh, hayvan da olsa, kâfir de olsa fark etmez: "Herhangi bir zîruha (ruh ve hayat sahihine) kim işkence yapar, sonra da tövbe ...

  1. #1
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.232
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Çocuk Terbiyesinde Şiddet Korku Ve Dayağın Zararları

    Çocuk Terbiyesinde Şiddet Korku Ve Dayağın Zararları



    Merhametsizlik, İslam'ın umumî yasaklarından biridir. Bu sadece çocuk veya insanlar hakkında değil, hayvanlar yani "her ruh taşıyan" mahlûk hakkında yasaklanmıştır. Bu zîruh, hayvan da olsa, kâfir de olsa fark etmez: "Herhangi bir zîruha (ruh ve hayat sahihine) kim işkence yapar, sonra da tövbe etmeden ölürse, kıyamet günü, Allah da ona işkence yapar.(Müsned-i Ahmed 2, 92 Müslümana rahîm (merhametli) olmak, kerim olmak tavsiye edilir:

    "(Halka) merhametli olmayan kimseye (Hak tarafından) rahmet edilmez.”( Buhari, Edeb 18; Ebu Davud Edeb 66)

    "Rahmet ve şefkat sahiplerine Rahman olan Allah rahmet eder; arz ehline rahmet edin ki (müşfik olun ki) semâ ehli de size rahmet etsin.( Ebu Davud Edeb 66)

    "Merhamet ancak şakî olanlardan alınmıştır.”( Tirmizi Birr 16)

    Hz. Peygamber (a.s.) çocuklara karşı gösterilmesi gereken şefkate ayrıca ağırlık verir:

    "Küçüklerimize şefkat etmeyen bizden değildir.”( Hakim, El-Müstedrek 1, 62)

    "Çocuklarınızı çok öpün, zira her öpücük için size cennette bir derece verilir, melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar.” (Müsnedu İmam-ı Zeyd İbn-i ali s. 505) diye çocukları sevmeye teşvik eden Hz. Peygamber (a.s.), torunlarından birini öperken, orada bulunanlardan birisi, "Benim on çocuğum var, hiçbirini de öpmedim" diyerek Hz. Peygamberin (a.s.m) davranışını yadırgadığını ifade eder. Resulullah'tan aldığı cevap şu olur:

    "Şefkatli olmayana merhamet edilmez.( Buhari, Edeb 18) Bir başka rivayetin bildirdiğine göre, bir grup bedevi, "Çocuklarınızı öper misiniz?" diye Hz. Peygamber'den (a.s.m) sorar. "Evet!" cevabını alan bedeviler "Fakat biz Allah'a andolsun öpmeyiz!" deyince Resulullah'm (a.s.) onlara cevabı şu olur: Allah kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?( İbnu Mace, Edeb 3)

    Hz. Enes, her yönüyle, her davranışıyla insanlara en iyi örneği sunan Hz. Peygamber'i "Çocuklara karşı insanların en müşfiği" olarak tavsif eder.( Bezzar)

    Tedib

    Çocuğu gaddarlığa karşı koruma meselesinde İslam'ın hassasiyeti bilhassa tedible ilgili olarak koyduğu kaidelerde kendini göstermektedir. Çünkü, çocuğu en ziyade ezen husus, tedib ve terbiye maksadıyla takınılan sert ve merhametsiz tavırdır.

    Tedib, lügat olarak, edeb verme manasına gelir. Umumiyetle, âdab ve davranışlarla ilgili olarak cemiyetin iyi saydığı şeyleri öğretme, kötü saydığı şeylerden de koruma faaliyetidir. Bu maksatla yapılacak her çeşit talim, müdahale, tedbir, ceza, azar birer tedib faaliyetidir. Her tedib bir terbiye vasıtasıdır. Çocuğun anlayışına, işlediği hatanın cinsine ve derecesine göre tatbik edilecek çeşitli tedib şekilleri vardır. "Va'z ve nasihat, Allah'ın nasihatıyla korkutma (vaîd), tehdit, dövme, hapsetme, ikram, hediye, ihsan, (çeşitli şekillerde) iyilik etme," hepsi tedibin çeşitlerine girer.( Münavi)

    İslam alimleri, Hz. Peygamber'in (a.s.) "Herkese derecesine göre davranın.”( Ebu Davud Edeb 22)

    "Akılları nisbetinde ikabda bulunun”( Suyuti, Camius-Sağir, 4, 299) hadisini, çocukların tedibi mevzuunda,

    "Kendi aklınıza göre değil, onların aklına uygun düşecek ceza ile cezalandırın”( Münavi) şeklinde anlayarak tedib edilecek çocuğun iyice tanınmasını, çocuğun umumî durumuna göre, bunlardan birinin tercih edilmesini prensip kabul ederler.

    Tedib vasıtaları arasında, dayağın yer alma keyfiyetini, "terbiyede dayağın kaldırılması" fantazisine meyleden Batı kaynaklı günümüz esprisi, "çocuğa kötü muamele, işkence kapısı’nın açılması" olarak değerlendirebileceğini göz önüne alarak, bu mevzuda İslam'ın görüşünü belirtmek gerekecektir:

    a. Her şeyden önce, gerek dünyevî, gerek uhrevî meselelerde kişinin terbiyesinde, onun, ümit ve korku arasında (beynerrecâ vel havf) tutulması mühim bir esastır. Kur'an daima cennet ve cehennemi yan yana zikreder, Allah'ın rahmeti ile ümit verirken, adalet ve cezasıyla, gadab ve celaliyle de korkutur.

    b. Çocuk terbiyesinde ümitle birlikte korku da yer almalıdır. Çocuk için korkunun en müşahhas, en uyarıcı temsilcisi "dayak"tır. Hz. Peygamber (a.s.m), çok sıkı kayıtlarla dövmeye müsaade etmesine rağmen, deyneğin korkutucu, caydırıcı tesirinden istifade edilmesi için onun evde, "herkesin göreceği şekilde asılı tutulmasını" tavsiye etmiştir.( Taberani) Gazali, muallimlere: "Tediblerin büyük kısmını korkutarak, dayak ve tedibi de azaltarak" yapmalarını tavsiye eder.( Gazali)

    c. Hz. Peygamber (a.s.m), "küçük çocukların" dövülmesini yasaklar: "Henüz tıfıl olan çocuklarınızı dövmeyin.”( Deylemi) Buradaki tıfıl kelimesi "doğum-buluğ arasındaki çocuk" mânâsına gelirse de, "doğum-temyiz arasındaki çocuk”( İbnu Manzur) mânâsına da gelmektedir ve hadiste bu ikinci mânâda kullanılmıştır; zira belli yaşlardan sonra, belli kayıtlarla dayağa izin verildiğine dair rivayetler de mevcuttur. Aliyyü'l-Kaari, çocuğun altı yaşından önce sadece dil ve ihsanla tedib edilmesi gerektiği, dövmek suretiyle tedibe altı yaşından sonra tevessül edilebileceğini söyler.( Kaari, Şerhu Aynul İlm 1, 418) Şu halde, hadisten "temyiz yaşından önce dövmenin yasaklandığı" anlaşılmıştır.

    d. Hadiste dayağa namazla ilgili olarak ruhsat verilmektedir: "Çocuklar yedi yaşına basınca namazı emredin, öğretin; on yaşına basınca da kılmadığı takdirde (alıştırmak için) dövün.” Alimler daha küçük yaşta dayağın fayda değil zarar vereceğini ifade ederler. Hatta başta Beyhakî olmak üzere bazı âlimler "dayağın sadece vacip olan bir fiile icbar için caiz olacağı" düşüncesine dayanarak, buluğa kadar hiçbir şey vâcib olmadığı için bu yaşa kadar, hiçbir surette dövülmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.( Ebu Davud) Fakat muhtar ve makbul görüş bu değildir.

    e. Alimler dayağın münhasıran tedib maksadıyla olması gereğine işaret ederler. Öfke ve hıncını teskin etmek, işkence ve eziyette bulunmak maksadıyla olan dayak helâl değildir. Çocuğun kasıtsız, unutarak yaptığı fiilleri sebebiyle dövülmesi de haramdır.( Şevkani, Neylül Etvar)

    f. Vurulacak miktar üzerinde de durulur. Hz. Peygamber (a.s.), Muallim Mirdas'a: "Sakın üçten fazla vurmayasın; aksi takdirde Allah sana kısas tatbik eder" buyurur.( Münavi) Bu konuda âlimler çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Her halükarda "hadd" maksadıyla olmayan tedib için olan dövmeler, on darbeyi geçmeyecek ve yaralayıcı olmayacak.( Estrüşeni) Kaabisi, henüz buluğ çağına yaklaşmayan çocukların hafif dövülmesi ve üç darbeden fazla vurulmaması gerektiğini söyler.( Abd İbnu Humeyd) Buluğa yaklaşanlara da en fazla on darbe tecviz edilir. Alimlerin ekseriyeti bu görüşü iltizam eder.( Kaabisi)

    g. Vurulacak nahiye de tahdit edilmiştir. Yüze vurmak kesinlikle yasaklanmıştır.( İbnu Haldun, Mukaddime) Hayvanın bile yüzüne vurmak dinen yasaktır.( Müslim) Bazı alimler bütün vuruşların aynı mahalle olmasını da hoş karşılamazlar.( Ebu Davud) Kaabisî en uygun mahallin ayak altı olacağını söyler.( Razi)

    ğ. Alimler, hadislere dayanarak kullanılacak vasıta üzerinde de dururlar. Tahta, deynek, kamçı gibi yaralayıcı şeyler de yasaktır. Elle, bükülü mendille veya ince çubukla dövmeye müsaade edilmiştir. Aksi takdirde, yasağın dışına çıkıldığı için, ortaya çıkacak durumlardan döven kimse hukuken sorumludur.( Kaabisi) Hukuku tecavüz ettiği için uhrevî sorumluluğu da olacaktır.

    Hülasa görüldüğü üzere, dayak tedib maksadıyla tecviz edilmiş olmasına rağmen, çeşitli kayıtlarla son derece sınırlandırılmıştır. Bu kayıtlara her zaman riayetin mümkün olmayacağını göz önüne alan İmâm-ı Şafii, Zeynü'd-Dîn el-Irâkî gibi diğer bazı alimler "dayak caiz olmakla beraber terki efdaldir, daha iyidir" neticesine varmışlardır.( Razi)

    Alimleri bu hükme götüren Hz. Peygamber (a.s.m)'in şahsi tutumunu da burada belirtmemizde, mevzumuzun aydınlanması açısından zaruret var: Hz. Ayşe, Resulullah'm ne kadınlarından, ne de hizmetçilerinden kimseyi dövmediğini, eliyle hiçbir şeye (bu niyetle) vurmadığını kesin bir dille ifade eder. Sahabeden, Hz. Peygamber'e (a.s.) yakınlığıyla meşhur Hz. Enes de Aleyhissalatu vesselam'a (hazerde ve seferde) on yıl hizmet ettiğini, işlerinin her defasında Resulullah'ın arzu ettiği şekilde olmadığını, buna rağmen kendisine bir defacık ne vurduğunu, ne sebbettiğini, ne azarladığını, ne surat astığını ne de ayıpladığını, hatta bir kere olsun "of be" demediğini, yaptıkları arasında hoşuna gitmeyen için "Ne fena yapmışsın" demediğini veya yapılan bir şey için "Bunu niye böyle yaptın?", yapılmayan şey için de "Onu niye yapmadın?" diye hesaba çekmediğini, kazara hanımlarından biri, "Keşke şöyle yapsaydın" diye müdahale edecek olsa "Bırakın çocuğu, o Allah'ın murad ettiğinden başka bir şey yapmamıştır" dediğini anlatmaktadır.( Razi)


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349