Kısmet...

Eski zamanlarda, Semerkand’da bir
semerci ustası, oğluyla beraber hem
semer yapar, hem de eskiyen semerleri
tamir eder, baba-oğul hayatlarını
...
böylece devam ettirir giderlermiş.
Semerci ustası, mesleğinin
alametlerinden olacak ki; çalışırken
üzerinde oturduğu koltuğunu da
semerden yapmış. Bu semerin gizli bir
bölmesini de para kasası olarak
kullanmaktaymış. Fakat semerde kasa
olduğunu oğlu bile bilmezmiş.
Gel zaman git zaman, çalışılır kazanılır,
paralar bu kasada biriktirilirmiş. Olacak
bu ya, baba tüccarın bir aylığına
Semerkand’dan ayrılması icap etmiş.
Depodaki semerleri ve dükkânı oğluna
emanet etmiş baba tüccar. Seyahate
çıkmadan önce de oğluna, kendi
kullandığı semerin asla satılmamasını
sıkı sıkı tembihlemiş. Babası yokken
oğul, babasının tembihlediği semerin
haricindeki bütün semerleri satmış.
Fakat bir akşam, yolcunun biri gelmiş
ve semer almak istemiş. Adamın
ısrarlarına dayanamayan oğul, biraz da
kâr ederim düşüncesiyle 10 akçe olan
semeri 30 akçeye satıvermiş.
Baba tüccar seyahatten döndüğünde
semerden yapma koltuğunun
olmadığını görünce koltuğunun nerede
olduğunu sormuş. Oğul, satmak
zorunda kaldığını ama üç katı kâr
ettiğini heyecanla söyleyince babası
şaşkına dönmüş.
Kimseye bir şey söylemese de için için
yanmaya başlayan baba, işi gücü
bırakmış… Semerkand, Buhara,
gezmedik yer, uğramadık han
bırakmamış; ama ne çare ki semerini
bulamamış.
Tüccarın kaç ay, kaç yıl gezdiği bilinmez.
Ama yorulduğu belli ki şu beyit
dökülmüş dilinden:
Dizimde kalmadı takat nasip arayı arayı
Dolandırdı bizi kısmet, Semerkand’ı
Buhara’yı . . .
Semeri bulamayacağına kanaat getiren
baba eve dönerek işe koyulmuş. Semer
satmaya ve tamir etmeye devam etmiş.
Gel zaman git zaman, bir semer
eskitecek kadar vakit geçmiş…
Bir gün, bir adam semer tamir ettirmek
için dükkâna gelmiş. Tüccar, yıllar önce
kaybettiği semerini tanımış; ama hiç
belli etmemiş. Semer sahibine
“Bu semer çok eskimiş, ben size yeni
bir semer vereyim; bu bende kalsın”
deyip semeri geri almak istemiş.
Bu duruma çok sevinen semer sahibi,
yeni semeri alıp gitmiş. Hemen
semerini kontrol eden tüccar, parasını
yerinde görünce sevinmiş ve şu beyti
mırıldanmış:
Ne lazımdır sana gezmek Semerkand’ı
Buhara’yı
Sana taksim olan kısmet gelir arayı
arayı . . .