Bir gün Bâyezid-i Bistâmî hazretleri

[kuddise sırruhû] yanındakilere:

- Allah Teâlâ razı olduğu kimseleri cennete koyuyor değil mi, diye sordu. “Evet öyle” diye cevap alınca dedi ki:

- Allah bir kulundan razı olunca o kimse cenneti ne yapacak! Kalbin Cenâb-ı Hakk’ın rıza ve cemâlinden aldığı bir zerre haz, firdevs-i âlâdaki bin köşkten daha iyidir. (Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ)

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Cennetlikler cennete girince Allah Teâlâ onlara:
– Size vermemi istediğiniz bir şey var mı? diye soracak. Onlar:
– Yâ Rabbî! Yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı, daha ne isteyelim, diyecekler.
İşte o zaman Allah Teâlâ perdeyi kaldıracak. Onlara verilen en güzel ve en değerli şey Rablerine bakmak olacaktır. ” (Müslim; Tirmizî)

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ cennetliklere:
– Ey cennet sâkinleri! diye seslenir. Onlar da:
– Buyur Rabbimiz! Emret! Bütün hayır ve iyilikler senin elindedir, derler. Allah Teâlâ:
– Halinizden memnun musunuz? diye sorar. Onlar:
– Nasıl razı olmayalım, Rabbimiz. Sen bize, hiç kimseye vermediğin bunca nimetler ihsan ettin, derler. Allah Teâlâ:
– Size bunlardan daha değerlisini vereyim mi? buyurur. Cennetlikler:
– Bunlardan daha değerlisi ne olabilir, Rabbimiz! derler. Bunun üzerine Cenâb–ı Hak:
– Üzerinize rızâmı indiriyorum; bundan sonra size hiç gazap etmeyeceğim, buyurur.” (Buhârî; Müslim)

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Cennetlikler, yükseklerdeki köşkleri, sizin gökyüzündeki yıldıza baktığınız gibi seyredeceklerdir.”(Buhârî)