+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon
16 sonuçtan 1 ile 10 arası
Like Tree17Beğeniler

Hayatin Anlami

 Kültür ve Edebiyat Katagorisinde ve  Dini Hikayeler Forumunda Bulunan  Hayatin Anlami Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Hayatın anlamını öğrenmek isteyen bir genç, BİLGE bir insanın kapısını çalar ve ondan yardım ister. “Öğretirim” der, bilge kişi “ama önce imtihan ederim”. “Olur” diyen gencin eline çay kaşığı verir ve silme zeytinyağı doldurur. - “Şimdi bahçeyi dolaş gel. Ama yağdan bir gram eksilirse kaybedersin. ” Genç bahçeyi dolaşır gelir. ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Hayatin Anlami

    Hayatın anlamını öğrenmek isteyen bir genç, BİLGE bir insanın kapısını çalar ve ondan yardım ister. “Öğretirim” der, bilge kişi “ama önce imtihan ederim”. “Olur” diyen gencin eline çay kaşığı verir ve silme zeytinyağı doldurur. - “Şimdi bahçeyi dolaş gel. Ama yağdan bir gram eksilirse kaybedersin. ” Genç bahçeyi dolaşır gelir. Gözünü kaşığa dikmiş hiç damlatmamıştır. Bilge insan; “Bahçe nasıldı?” diye sorar. Genç şaşkın, “Ben sadece zeytinyağına dikkat ettim.” der ve tekrar elinde kaşıkla bahçeye çıkar. Döndüğünde “Üstadım der, bahçe mükemmeldi. Ben böyle bir güzellik görmedim. ” Bilge insan; “Bak oğul. Kaşıkta bir damla yağ kalmamış!” der gülümseyerek. Ve ekler:

    “HAYAT SENİN BAKIŞINLA ANLAM KAZANIR...YA SADECE BİR NOKTAYI GÖRÜRSÜN, HAYATIN AKIP GİDER SEN FARKINA VARMAZSIN; YA DA GÖREBİLECEĞİN TÜM GÜZELLİKLERİN TAM ORTASINDA HAYATI YAŞARSIN. BÖYLECE AKIP GİDEN ZAMANIN BİR ANLAM KAZANIR.”
    sabır ve £laf Bunu Beğendiniz.

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    Huzur

    Bir gün bir kral, ama halkı tarafından sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder.

    Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar birbirinden güzel resimler yaparlar.

    Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir.

    Resimlerden birisinde sükunetli bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyorlardı.

    Resme kim baktı ise onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu.

    Diğer resimde de dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden yağmurlar boşanıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısaca resim hiç de huzurlu gözükmüyordu.

    Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası görünüyordu.

    Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş yuvasını kuruyordu.

    ...harika bir huzur ve sükun örneği.

    Ödülü kim kazandı dersiniz.

    Tabi ki ikinci resim. Kralın açıklaması şöyle idi:
    -Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının ya da zorluğun bulunmaması ve sıkıntının olmadığı yer demek değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir.
    sabır ve £laf Bunu Beğendiniz.

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmak ihtiyacındaydı, ne var ki. Müteahhit iyi işçinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti.
    Marangoz kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!.. İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı.
    �Bu ev senin� dedi,
    �Sana benden hediye�. Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı!
    Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz.
    Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. �Hayat bir kendin yap tasarımıdır� demiştir biri. Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağımız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun�

  4. #4
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    DOLMUŞ Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak hâlinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş beline rağmen sağa sola koşuşuyordu. Yanına sokularak:

    -Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var? Sıcak bir tebessümle:
    -Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek bir araba arıyorum.
    -Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim. Oraya geldiğimizde size haber veririm.
    Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyemin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanacıkları pembe pembe olmuştu.
    -Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim.
    Saatime baktıktan sonra:
    -20 dakikanız var, dedim. Hastahane yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor.
    Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm.
    İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan adamlara:
    -İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı?
    Ön koltukta oturanı:
    -Hak istiyorsan Hakkâri'ye gideceksin arkadaşım, dedi. Hem oradaki haklardan K.D.V. de alınmıyormuş.
    Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu.
    Sakinleşmeye çalışarak:
    -Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin hastahaneye yetişmesi gerekiyor.
    Bu defa şoför lâfa karışıp:
    -Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi. Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir.
    Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu. 5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı.
    Şoför:
    -Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak.
    Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde:
    -Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.
    Heyecanla:
    -Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı?
    -Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği hastahaneye kaldırmışlar.
    Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla birşeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu.
    Şoför, koltuğuna yavaşça otururken:
    -Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla çarpış. Hem de Türkiye'nin öbür
    ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir kamyonla...

  5. #5
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI ?

    Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak
    atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin
    genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle
    çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
    Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak
    istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..
    Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine
    sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir
    kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı.
    Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi.
    Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi.
    Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000
    metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
    Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev,
    tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı.
    Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir
    "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
    "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
    "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal"
    dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun.
    Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir.
    Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da
    alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
    "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden
    yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."
    Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
    "Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin.
    Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!."
    Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir
    değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..
    "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi..
    "Ben de hayallerimi..".....


    O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki
    1000 metrekarelik evinde oturuyor.
    Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde
    çerçevelenmiş olarak asılı.
    Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen,
    geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi.
    Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi,
    "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken,
    hayal hırsızıydım. O yıllarda
    öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.
    Allah' tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın." ...

  6. #6
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    BABA OLMAK


    Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.
    Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin. Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.

    Kahvaltı ederken bir sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün. Sen oyun oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın elini salladın ve “Güle güle babacığım” dedin. Ben ise kaşlarımı çattım ve “Dik dur!” dedim sana.
    Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum. Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban söylüyordu!

    Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin.Gözlerinde incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an için çıkmaya yeltendin. “Ne istiyorsun?” diye bağırdım sana.

    Hiç bir şey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın.
    Kağıdım elimden düştü. Bana neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyorum çünkü.
    Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var. Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.Bu gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum.Bunları sana uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim. Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime sürekli, “O bir çocuk!” diyeceğim.
    Ben seni büyük bir adam gibi gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah, senden çok şey bekledim oğlum, çok şey bekledim.
    İnsanları eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım. Ne yapmak istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır. O halde neden biz yargılayalım?

    Eleştirmeyin, kınamayın ve şikayet etmeyin!

  7. #7
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    insanlığın ilk varolduğu dönemde adamın biri şeytanı yakalamaya karar vermiş

    fakat bunun için 40 yıl boyunca Allah'a ibadet etmesi gerekiyormuş

    karısıyla, dostlarıyla , bütün dünyayla ilişkisini kesmiş ve 40 yıl boyunca Allah'a ibadet etmek için inzivaya çekilmiş

    40 yıl sonra ibadetinin karşılığı olarak, ona şeytanı ağzı kapalı bir şişenin içinde sunmuş

    adamda karısına o şişeye sahip çıkmasını, yıllardır kimseyi görmediğinden dünyada neler olup bittiğini öğrenmek istediğini söyleyerek dışarı çıkmış...

    kadıncağız şeytanı çok merak ediyormuş ve merakına bir türlü engel olamayıp şişenin ağzını açmış...

    açmasıyla şeytan dışarı çıkmış ve gülerek kadına:
    ''merakına engel olamadın ve kocanın 40 yıllık emeğini boşa çıkardın''

    kadın da şeytana:
    ''sen o şişenin içinde hiç değildin ki''

    şeytan da:
    ''nasıl olur? şişeden çıktım, sende gördün...

    kadın:
    ''o şişenin içinde hiç değildin... saçmalama o şişenin içine nasıl girebilirsin ki...''

    şeytan:
    ''gireyim de gör'' demiş. ve şişenin içine girmiş...

    yaniii anlıyacağız

    adamın şeytanı hapsetmesi 40 yılını, kadının ise beş dakikasını almışşşş ...
    sabır ve £laf Bunu Beğendiniz.

  8. #8
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    Bâyezîd-i Bistâmî Hz yağmurlu bir havada Cumâ namazına gitmek için evinden çıktı. Sağnak hâlde yağan yağmur, yolu çamur hâline getirmişti. Yağmur bitinceye kadar bir evin ihâta duvarına dayandı. Çamurlu ayakkabılarını duvarın taşlarına sürerek temizledi. Yağmur yavaşlayınca câmiye doğru yürüdü. Bu sırada aklına bir mecûsînin duvarını kirlettiği geldi ve üzülerek;

    "Onunla helâlleşmeden nasıl Cumâ namazı kılabilirsin? Başkasının duvarını kirletmiş olarak nasıl ü teâlânın huzûrunda durursun?" diye düşündü ve geri dönüp o mecûsînin kapısını çaldı.

    Kapıyı açan mecûsî;

    "Buyrun bir arzunuz mu var?" diye sorunca;

    "Sizden özür dilemeye geldim." dedi.

    Mecûsî hayretle;

    "Ne özrü?" diye sordu. O da;

    "Biraz önce duvarınızı elimde olmadan çamurlu ayakkabılarımı temizlemek maksadıyla kirlettim. Bu doğru bir hareket değil. Yağmurun şiddeti bu inceliği unutturdu." deyince,

    Mecûsî hayretle;

    "Peki ama ne zararı var? Zâten duvarlarımız çamur içinde. Sizin ayağınızdan oraya sürülen çamur bir çirkinlik veya kabalık meydana getirmez." dedi.

    Bâyezîd-i Bistâmî Hz;

    "Doğru ama, bu bir haktır ve sâhibinin rızâsını almak lâzımdır." dedi.

    Mecûsî;

    "Size bu inceliği ve insan haklarına bu derece saygılı olmayı dîniniz mi öğretti?" diye sorunca;

    "Evet dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisselâm öğretti." dedi.

    Mecûsî;

    "O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz?" diyerek kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu.

    Güzellik bir nimettir.Nimete şükredilirse,manen ziyadeleşir.Şükredilmezse degişir,çirkinleşir

  9. #9
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    @ e-mail Adresi

    . ...

    Adam üzülerek, bilgisayarının, ve dolayısı ile e-mail adresinin olmadığını söyler. Görevli ona;

    “Bak dostum bu zamanda e-mail adresi olmayan biri Microsoft için yok demektir. Senin e-mail adresin yok. Dolayısıyla sen bizim için yoksun. Üzgünüm” der.

    Adam umutsuzca, ne yapacağını bilmeden, cebinde ki son parası olan 10 dolar ile oradan ayrılır.

    Elleri cebinde yürürken, yol üzerinde bir market görür ve aklına hiç de fena sayılamayacak bir fikir gelir. Markete girer ve 10 kiloluk bir kasa domates alır. Kapı kapı dolaşarak, 2 saat içerisinde hepsini satarak sermayesini ikiye katlar. Bu işi birkaç kez daha devam ettirir. Akşam eve döndüğünde cebinde tam 60 doları vardır. Bu şekilde yaşayabileceğini anlar, her sabah erkenden kalkar ve akşam geç saatlere kadar çalışır, parası hergün artmaktadır. Az bir zaman sonra, bir el arabası alır, derken bunu bir kamyonla değiştirir ve bir süre sonra, onlarca araçtan oluşan bir nakliye şirketi sahibidir.

    Aradan 5 sene geçer, adamımız Birleşik Devletlerin en büyük gıda nakliye şirketlerinden bir tanesinin sahibidir artık. Günün birinde hayat sigortası yaptırmaya karar verir.

    Bir sigorta şirketini arar, sigortacı, teklifi gönderebilmek için e-mail adresini ister. Adam e-mail adresinin olmadığını söyler “Şaşırtıcı, der sigortacı, e-mail’iniz yok ve bu şirketi kurabildiniz, düşünün, ya bir de e-mail adresiniz olsaydı..”

    Adam düşünür ve şu cevabı verir:

    – Microsoft’ta temizlikçi olurdum!!


    ALINTI

  10. #10
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Hayatin Anlami

    size bir yerde okuduğum yazıyı paylaşmak istiyorum

    Kardeşlerim, Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh.
    İşte sizlere gerçek, acı veren, üzücü, hayatımı yok eden, geleceğimi parçalayan, aile hayatımı öldüren, eşimle yollarımızı ayıran hikaye…

    Ben, muhafazakar ve saygın bir ailenin, ahlak ve İslam terbiyesi üzerine yetiştirilmiş kızıyım. Hiçbir zaman düşüncesiz yada eğlence arayan bir kız olmadım. Allah’ı kızdıracak bir iş yaptığımı hiç bilmem. Beni seven, benim de onu sevdiğim, bana fazlasıyla güvenen iyi bir insanla evlendim. Onun şımarık eşiydim. Hatta ailem ve akrabalarımdan bir çoğu bana, eşimin beni daha önce hiçbir kızın görmediği kadar şımarttığını söylüyorlardı.

    Benim eşimden bir şey isteyipte onun reddedip ”hayır” dediğini hatırlamam. Ondan ne istesem getirirdi. Bir gün ona internet kullanmak istediğimi söyledim. İlk önce bunun iyi olmadığını, benim için uygun olmadığını söyledi. Kurnazlıklarla ona interneti aldırdım ve kötü yönde kullanmayacağıma dair söz verdim. O da kabul etti. (Keşke kabul etmeseydi.)

    Beni internette eğlendiren ne varsa, mutluluk ve sevinçle oraya girer oldum. Durum öyle hale geldi ki eşim her gün işe gidiyor, ben de internete giriyordum. Hatta onun olduğu vakitlerde… ama bana ne yaptığımı sormuyordu, çünkü bana güveniyordu.

    Günler geçti, internet kullanan bir arkadaşım, bana chat’ten bahsetti: “Chat çok eğlenceli, insanlar bu programda birbirleriyle konuşuyor, saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsun.” dedi.

    Chat’e girdim (keşke girmeseydim.) Başlangıçta sadece geçici konuşmalar olarak düşünüyordum. Sonra bir kişi ile tanıştım her gün onunla görüşüyor ve konuşuyorduk. Yüksek ahlakıyla diğerlerinden ayırt edilen bir kişiydi. Daha önce konuştuğum kimselerden onun gibi olanını görmemiştim.

    Eşimi, daha önce hiç kimseyi sevmediğim bir sevgiyle sevmeme rağmen, saatlerce chat önünde oturuyor ve onunla konuşuyordum. Eşim geliyor, beni izliyor ve bilgisayarın önünde geçirdiğim saatlere kızıyordu. Bir kişiyi beğenmiştim ve onunla sadece ‘beğeni’ olarak konuşuyordum.

    Günlerin geçmesiyle, durum tersine döndü ve beğeni sevgiye dönüştü. Ona eşimden daha çok bağlandım. Eşimin sinirinden kaçıp internette onunla konuşmaya başladım. Bir keresinde kendimi kaybettim ve eşimle kavga ettim. Eşim internet aboneliğini iptal etti ve bilgisayarı evden çıkardı.

    Eşime kızdım, çünkü ilk defa bana bu şekilde kızdı, onu cezalandırmak için chat’te sohbet ettiğim kişiyle konuşmaya karar verdim. (Önceleri) Bana onunla konuşmam için yalvarmasına rağmen reddediyordum. Bir gece onu aradım ve telefonda onunla konuştum, o andan itibaren eşime olan ihanetim başladı.

    Eşim her evden çıktığında onu arayıp konuşuyordum. Eğer eşimden boşanırsam, benimle evleneceğini vaat ediyordu ve sürekli onunla buluşmam için yalvarıyordu. Onun isteklerinin arkasından sürüklendim ve onunla buluştum.

    Buluşmalarımız, bir kadının eşine ihanet ettiğinde yapabileceği en büyük günaha düşene kadar devam etti. Aramızda ilişki oldu. Chat’te tanıştığım adamı sevdim ve eşimin beni boşamasına karar verdim.

    Eşimden beni boşamasını istedim. “Neden?” diye sordu. Aramızda sorunlar çoğalmıştı ve dayanamıyordum. Eşimden hoşlanmamaya başlamıştım. Eşim durumdan şüphelendi ve olayın iç yüzünü araştırdı. Bir keresinde telefonda bir adamla konuştuğumu fark etti. Ona gerçeği söyledim.

    Bütün olanların üzerine, eşimin bana karşı iyi olmasına karşın onu istemediğimi, artık onunla yaşamaktan hoşlanmadığımı söyledim. Eşim durumu açığa çıkarıp aileme bildirmedi. Ben seni seviyorum ama seninle devam edemem, Allah senin ve bizim günahlarımızı örtsün. “Ailene, benimle yaşamak istemediğini, birbirimize uygun olmadığımızı fark ettiğini söylersin” dedi.

    Bununla beraber, eşimin hoşlanmadığı tek şey, internetten kaynaklanan basit problemlerdi. Bana kötü muamelede bulunmadı, hiçbir kusuru yoktu. Sadece “İnterneti evde istemiyorum” dedi.

    Kördüm, bütün bunları ancak iş işten geçtikten sonra görebildim. İnternet’te tanıştığım gencin sözleri, eşimle ayrılığıma sebep olmuştu.

    (Tanıştığım yabancı) Bana: ”Senden başkasından hoşlanmadım. Hayatımda senden daha tatlı biriyle karşılaşmadım. Sen hayatımda gördüğüm en iyi insansın.” diyordu ama işin sonunda, bu hainin gerçek sözleri, beni bir yıldırım gibi çarptı.

    Dedi ki: “Eğer evlenirsem, tanımadığım yada chat gibi yanlış olan bir yolla tanıştığım biriyle evlenmem. Özellikle de senin gibi yaşı büyük ve akıllıysa… Eğer ben birini istersem, chat’te tanıştığım ve evlenmeyi düşündüğüm biri olsa bile, küçük bir kızla tanışırım onu istediğim gibi yönlendiririm, senin gibi evli ve kocasına ihanet etmiş biriyle değil!!!…”

    Size yemin ederim ki bu söylediğim kelimeler tamamen onun söylediği gibi, yalan söylemiyorum. Ne bir kelime arttırdım, ne de bir kelime eksilttim. Şimdi şaşkınım!...

    İntihar etme düşüncesindeyim, bu yazı sizlere ulaştığında, intihar etmiş yada Allah beni hidayete erdirip karanlığın yolundan uzaklaştırmış olacak. Bana zulmeden ve bu olayla hayatımı sarsan kişi ve onun gibilere diyorum ki: “Bir gün gelecek siz de kendi nefislerinizde, kışkırtıcı şeylerin insanı nasıl aldattığını göreceksiniz. Bütün duam, Allah’ın bana zulmeden kişinin aynı durumdan (kendisi veya ailesinde) şikayet ettiğini göstermesidir. Allah’a emanet olun.”


    ALINTIIIIIIIIIIII __________________

+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Kurban kelimesinin anlami nedir
    By Karani in forum Kurban ile lgili sorular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-19-2010, 12:56 PM
  2. Calisma Hayatınin anlami nedir
    By Karani in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-17-2010, 10:17 PM
  3. Hİcret'İn anlami
    By MuHaMMeD in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-06-2010, 06:05 PM
  4. Hayatin gerçek yuzu...
    By gultanesi in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-08-2009, 04:16 PM
  5. Hayatin altin kurallari
    By SıLa_ in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-05-2009, 07:44 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379