Hazret-i Ömer’ sertçe baktı güneşe.



Hazret-i Ömer-ül Fârûk

“radıyallahü teâlâ anh”

bir gün evinin önünde hırkasını yamıyordu.

Ancak yaz mevsimi olduğundan, hava çok

sıcaktı ve güneş değdiği yeri kavuruyordu.

Hazret-i Ömer’in de “radıyallahü anh”

mübârek sırtını fenâ yakmıştı ki,

dönüp sertçe baktı güneşe.

O nazarla güneşin harâreti azaldı, hava

karardı ve Cebrâil aleyhisselâm

geldi ve Allahü teâlânın;

- Ey Habîbim! Ömer’e söyle, bir defa da

şefkatle baksın güneşe, yoksa güneşin

bu azalan nûru, bir daha avdet etmez!


buyurduğunu Resûl aleyhisselâma bildirdi:

Sevgili Peygamberimiz

“sallallahü aleyhi ve sellem”

hazret-i Ömer’i “radıyallahü anh”

çağırıp bildirdi bu emri.

Hazret-i Ömer “radıyallahü anh”;

- Baş göz üstüne yâ Resûlallah!
dedi.

Ve başını çevirip, şefkatle bir baktı güneşe.

O anda güneşin ziyası tekrar geldi yerine.

O karanlık gidip, aydınlandı her yer yine.