İŞ GÜCÜ ŞİRKETİ NEDİR

Fıkıh kitaplarında; tekabül, senayi, amel, ebdan ve muhterife gibi isimlerle anılan şirket; mahiyet olarak aynıdır. Farklı isimler verilmesinin sebebi; ortakların bağlı olduğu iş durumudur. "Ebdan" denilmesi; ortakların iş güçlerini ortaya koymaları sebebiyle teşekkül etmesindendir. "Tekabül" denilmesi; her ortak iş kabul etmede, diğer ortağın vekili olduğu içindir. "Sanayi, Amel" denilmesi; herkesin sanatlarını "iş sermayesi" olarak ortaya koymalarını beyandır. Bu şirketi şu şekilde tarif etmek mümkündür: "İki veya daha fazla kimsenin, belli bir iş yapma veya iş kabul etmede, iş güçlerini ve sanatlarını ortaya koyarak ortaklık tesis etmeleridir. Anlaştıkları esas üzere karı paylaşırlar"(169) Eğer kar nisbeti eşit olursa mufavaza, farklı nisbetlerde olursa "inan" şirketi teşekkül eder.

İbn-i Abidin "iş gücü" şirketini şu şekilde tarif ediyor: "Şirket-i Tekabbül: İki terzi, yahut bir terzi ile bir boyacı gibi iki sanatkarın, başkalarından iş kabul etmek ve elde ettikleri kazancı aralarında taksim etmek üzere yaptıkları ortaklıktır. Buna "Şirket-i Sanayi", "Şirket-i Amal" ve "Şirket-i Ebdanda" denilir. Şirket-i Tekabbülde; sanatın ve mekanın bir olması şart değildir. Fakat ücrete müstehak olabilmeleri için kabul ettikleri işlerin helal olması şarttır"(170) Şafii fûkahası; şirketin kurulabilmesi için, sermayenin şart olduğunu esas alarak bu şirket biçiminin batıl olduğuna hükmetmiştir.(171)

Hanefi fûkahası; Abdullah İbn-i Mesud (ra)dan rivayet edilen Hadis-i Şerifi esas alarak "iş gücü" şirketinin sahih olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca Resûl-i Ekrem (sav) döneminde bu tür şirketin insanlar arasında yaygın olduğunu ve budan men edilmediklerini delil olarak getirmişlerdir. Şirkette asıl olan (gaye) kar elde etmektir. Kar ise, yalnız sermayeye bağlı değildir, iş gücü de gereklidir. Nitekim bir terzi; bir dikim işini taahhüd etse, daha sonra bunu mahir olan başka birine ücret vererek diktirse, sahibine teslim ettiği an dikiş parasını alabilir.(172) Kaldı ki; bu tür şirkette her ortak diğerinin vekilidir. Vekalet ise caizdir.(173)

Aynı meslekte olan iki kişinin yaptıkları ortaklığın meşru olduğunda; Hanefi, Maliki ve Hanbeli mezheblerinin müçtehidleri ittifak etmişlerdir. Mesela; terziler, marangozlar, doktorlar ve mühendisler, kendi aralarında iş gücü şirketi kurabilirler.(174) Farklı meslekte olan insanlar (mesela; bir tezi ile bir boyacı) böyle bir şirket teşekkül ettirebilirler mi? Hanefi fûkahası; bazı şartlara riayet ederek bunun da caiz olduğunu esas almıştır.(175) Bu şartlar:

1) Şirketin hedef aldığı iş helal olmalıdır.

2) Yapılacak işte vekalet mümkün olmalıdır. Eğer yapılacak iş vekalete müsait değilse, şirket sahih olmaz. Mesela; mahkemede şahitlik etmek veya dilenmek için şirket kurulamaz.

3) Ortaklardan birinin iş taahhüdünde bulunabilme selâhiyeti elinden alınmamalıdır.
İş gücü şirketinde; ortaklardan birinin elde ettiği kazanç anlaştıkları şarta göre (diğer ortak hasta olsa veya sefere gitse veya özürsüz olarak kasden çalışmasa bile) taksim edilir. Çünkü şart; alınan işin mutlak surette yapılmasıdır. Yoksa, işi kabul edenin yapması değildir.(176)