Davalara nerede ve nasıl bakılır

islamseli.net islami forum dini forum Arşivi Davalara nerede ve nasıl bakılır islamseli.net islami forum dini forum Arşivi

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Mescidler ancak Allahû Teala (cc)'nın zikredilmesi ve hüküm vermek için bina edilmişlerdir" Hadis-i Şerifini esas alan Hanefi fûkahası: "Resûl-i Ekrem (sav) davalara; mescid'de, herkese açık olarak bakıyordu. Hülefa-i Raşidiyn döneminde de; mescidler, bu gaye ile kullanılmıştır."(147) hükmünde ittifak etmiştir. İmam-ı Şafi (rha) "Kaza için mescidde oturum yapmak mekruh olur. Zira müşriklerin necis olduğu nassla sabittir. Eğer muhakeme için mescidde oturum yapılırsa, girmelerine mani olunamaz. Ayrıca hayız halindeki kadınların mescide girmeleri de nassla yasaklanmıştır"(148) hükmünü beyan etmiştir. İmam-ı Şafi (rha)'nin bu kavline, Hanefi fûkahası şu şekilde cevap vermiştir: "Müşriklerin necis olması; kalbi ile alakalı bir hadisedir. (İtikaden necistir). Zahiren (vücût olarak) necis değildir. Dolayısıyla kaza (mahkeme) için mescide girmekten menedilmez. Kaldı ki; kaza, bir açıdan (Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmek noktasından) ibadet hükmündedir. Mescidde ikame olunması caizdir. Hayız halindeki kadının durumuna gelince; durumu haber verir, kaza makamındaki kimse ve yardımcıları dışarı çıkarlar. Cum'a camisi; kaza için daha elverişlidir. Çünkü kadı'nın (hakim'in) fıkıh erbabı alimlerden faydalanması daha kolay olur."(149)

Feteva-ı Hindiyye'de: "Kadı'nın (Hakimin) bulunduğu yerde veya sevdiği bir mahalde hüküm vermesinde bir sakınca yoktur. Zira hüküm vermek için bir yer (hassaten) tahsis edilmemiştir. Tatarhaniye'de de böyledir. Hakimin evi şehrin ortasında ise evinde oturup hüküm vermesinde, bize göre (Hanefilere) bir sakınca yoktur. Bezzaziye'de de böyledir. Haniye'de şöyle beyan edilmiştir: "Hakim evinde veya mescidde oturduğunda, izdihamdan dolayı bir yardımcı (Odacı, mübaşir) alır. Bu kapıcı içeri girmeleri için hiç kimseden bir ücret alamaz. Tatarhaniye'de de böyledir. Hakim (Kadı) mescidde hüküm verebilir. Fakat mescidde hadd ve ta'zir cezalarını tatbik edemez. Nehrû'l Faik'te de böyledir. Kadı (hakim) yol dar olmadığı takdirde (gelip-geçene zarar vermezse) orada oturup hüküm vermesinde bir sakınca yoktur. Tebyin'de de böyledir"(150) hükmü kayıtlıdır. Dikkat edilirse Hanefi fûkahası: dava'ya nerede bakılacağına değil, mahiyetine önem vermiştir. Eğer "Ulû'lemr"; bir adliye binası yaptırırsa, bütün kaza işleri orada ifa edilebilir.