Kaza kadılık karşısında insanların durumu nasıldır

Kaza kadılık karşısında insanların durumu nasıldır islamseli.net islami forum dini forum Arşivi Kaza kadılık karşısında insanların durumu nasıldır

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "İdaresi altında bulunan müslümanlardan; daha ehliyetlisi bulunduğu halde, bir başkasına vazife veren hakikaten Allah'a, O'nun Resûlüne ve İslam Milletine ihanet (hainlik) etmiş olur"(88) buyurduğu bilinmektedir. İslam uleması: "Müslümanların en kuvvetlisi, en bilgilisi, en sabırlısı ve en muttakisi kadılık görevine getirilmelidir" hükmünde ittifak etmiştir. Elbette bu göreve de insanlar talip olacaktır. Hanefi Fûkahası: "Kadılık görevi bakımından insanları beş kısımda mütalaa etmek mümkündür.

Birincisi: Bir kimsenin; Kaza'ya (Kadılığa) kendisinden daha ehil birisi bulunmadığı zaman, onun kaza (Kadılık) vazifesini ifa etmesi farzdır.
İkincisi: Kaza'ya (Kadılığa) ehil bir-çok kimse bulunduğu halde, bunlardan birisinin bu göreve daha ehil olması halinde, kadılığı o şahsın ifa etmesi müstehabtır.
Üçüncüsü: İslam cemaatinde; liyakat ve selahiyet bakımından kendisine müsavi kişilerin bulunması halinde kadılık görevini alıp-almamak hususunda muhayyerdir. Dilerse kabul eder, dilemezse kabul etmez.
Dördüncüsü: Bir kimsenin kadılığa ehil olduğu halde, cemaatte kendisinden daha ehil ve muttaki kimseler bulunursa, bu kimsenin kaza makamını işgal etmesi mekruhtur.
Beşincisi: Kendi nefsinin acizliğini, insafının azlığını ve hevasına uyduğunu, (bu durumunu başkalarının bilmediğini) bilen bir kimsenin kaza makamına gelmesi (Kadı'lık yapması) haramdır"(89) hükmünde ittifak etmiştir. Dikkat edilirse burada; kaza görevini düşünen insanlara, bazı ölçüler hatırlatılmıştır.

Kaza (Kadılık) makamını talep eden kimsenin; nefsine fazla itimad ettiği gizlenemez. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Her kim kadılığı (Kendi isteğiyle) üzerine alırsa, sanki o bıçaksız boğazlanmış gibi olur"(90) Hadis-i Şerifi, meselenin hassasiyetini kavramamızı kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla Kaza makamını ihtirasla taleb etmek caiz değildir. Ancak mü'minlerin velayetine haiz Ulû'lemr; zorla bu makama getirse (yani ısrar ederse) kabul etmekte bir beis yoktur. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Her kim kaza makamını (kadılığı) taleb ederse; onun ameli kendi nefsine ısmarlanır. (Nefsiyle baş-başa kalır) Kim kaza makamına (Kadılığa) icbar olunursa, ona doğruyu ilham eden (yardımcı olan) bir melek iner"(91) buyurduğu bilinmektedir. Feteva-ı Hindiyye'de: "alimlerin cumhuru, şunun üzerinde ittifak etmiştir. Kaza (Kadılık) makamını kabul etmek ruhsat, ondan kaçınmak ise azimettir. Tatarhaniyye'de de böyledir. Kadılık; lisan ile taleb edilemediği gibi, kalben de taleb edilemez. Ancak o makama kendisinden daha liyakatlı bir kimse yoksa, o zaman müslümanların hukukunu korumak için farz olur. Bir beldede kaza makamını (Kadılık görevini) hakkı ile temsil edecek, selahiyet sahibi bir-çok kimse bulunursa, bunlardan herhangi birisinin kadı olmaktan kaçınması günah olmaz. Muhıyt'te de böyledir. Şayed liyakat sahibi olan müslümanların hepsi bu görevden kaçınır; bu sebeble cahil birisi kadı olursa, tamamı günaha ortak olur. İnaye'de de böyledir"(92) hükmü kayıtlıdır.

Allahû Teala (cc)'ya, O'nun Resûlûne (sav) ve İslam Milletine ihanet etmemek için; emanetlerin, ehliyet ve liyakat sahibi kimselere teslim edilmesi şarttır. Şimdi kaza makamına (Kadılık görevine) getirilecek kimselerde bulunması gereken özellikler üzerinde duralım.