İCRA (HÜKÜMLERİ TATBİK) HAKKI'NIN MaHİYETİ

Resûlallah (sav)'ın hicret'ten önce; her kabilenin işlerini yürütmek üzere bir "nakib" tayin ettiği bilinmektedir. Bu nakib'le; işlerin yürütülmesi hususunda Resûlûlah (sav)'ın yardımcılarıdırlar. O dönemde daha ziyade; yeni gelen ayet-i Kerîme'lerin talimi ön plandadır. Nakib'lerin birbirleriyle ilişkilerini "Nakbü'n Nükeba" adı verilen görevliler sağlamaktadırlar.(57) Medine'de İslami Devlet kurulduktan sonra; cihad farz kılınmıştır. Resûl-i Ekrem (sav)'in cihad sonucunda elde edilen her beldeye; idarî işleri yürütmek için birer Vali tayin ettiği bilinmektedir. Hz. Attab b. Esed'i Mekke'ye(58) Hz. Osman b. Ebî'l As'ı "Taif'e" ve diğer bir kısım sahabeleri de başka şehirlere vali olarak görevlendirmiştir. Kendisinden Valilik talebinde bulunan Hz. Ebû Zerri'l Gıfari (ra)'ye; "-Ya Ebû Zer!.. Sen zayıfsın, o mevki bir emanettir. Sonu da kıyamet günü perişanlık ve pişmanlıktır. Yalnız hak ederek alan ve üzerine düşeni hakkı ile eda eden müstesnadır"(59) buyurmuştur.

İslami devletin; en güzel şekilde düzenlenmesi hususunda, "Ulû'lemr" her türlü tedbiri almak durumundadır. Çünkü o yetki mü'minlere ait bir emanettir. Nitekim Hz. Ömer (ra) bir hutbesinde: "Ben memurlarımı sizi dövmeleri, haksız yere mallarınızı almaları için göndermiyorum. Ben size onları ancak dininizi öğretmeleri, peygamberin sünnetlerini talim etmeleri için gönderiyorum"(60) buyurmuştur. Ayrıca halka kapılarını kapatan ve onların meseleleriyle meşgul olmayan valileri cezalandırdığı bilinmektedir. Hükümleri tatbik bahanesiyle insanlara işkence etmek kesinlikle haramdır.(61) Zira İslam'ın temel hedefi; insanların emniyetlerini sağlamaktır.