ASABE'NİN TARİFİ VE TASNİFİ NEDİR

"Asabe" kelimesi asıbun'un çoğulu olup; lugat manası yardım etmek, korumak, zabt etmek ve takviye etmektir. Baba tarafından olan akrabalara "Asabe" denilmiştir. Akrabalığa "Usûbet" denildiği gibi; bir şahsa asabe mirası vermeye de "Ta'sib" denilir. Asabe Tabiri; kuvvet ve şiddet manalarını da içine alır. Baba tarafından olan akraba arasında; kuvvetli bir irtibat hasıl olup, bir müdafaa gücü ortaya çıkacağından bu isim verilmiştir. Nitekim sinirlere "asab" denilmesi de; vücûdun cüzlerini (organlarını) birbirine bağladığı ve takviye ederek hizmet ettiği içindir. Feraizde: "Kur'an ve sünnette belirli bir payı olmayıp; ashab-ı feraizden arta kalanı alan ve yalnız bulunduğu takdirde terikenin tamamına hak sahibi olan varise asabe denilir"(81) Mahiyeti dikkate alınarak; neseb sebebiyle asabe (El Asabetü'n-nesebiyye) ve azat etme (Köle ve cariye gibi) sebebiyle teşekkül eden (El Asabetü's-sebebiyye) olmak üzere ikiye ayrılmıştır.(82) Malum olduğu üzere; neseb cihetiyle yakınlık, "Feraizde" önemli bir hadisedir.

KENDİ BAŞINA ASABE OLANLAR (ASABE BİNEFSİHİ): Mûris'in (ölen kimsenin) neseb noktasından en yakın akrabası kimdir? sualine cevap arayalım. Bu noktada karşımıza; ölen (Mûrise) nisbetle, araya kadın girmeyen erkek varisler çıkar. Fûkaha (asebe binefsihi) dört kısıma ayırmıştır.

Birincisi: Mûrisin (ölen kimesinin) cüzü'dür: Oğlu, oğlunun il'anihaye oğlu!..
İkincisi: Mûrisin (ölen kimsenin) erkek fürûu, aslıdır: Babası, babasının ilanihayet babası!..

Üçüncüsü: Mûrisin (ölen kimsenin) babasının cüz'üdür: Bu sınıf, babasının anne-baba bir kardeşleri veya baba bir kardeşlerinden teşekkül eder. Onların çocukları da dahildir. Yani öz ve üvey amca, onların çocukları!..

Dördüncsü: Mûrisin (ölen kimsenin) dedesinin erkek fürûudur, cüzüdür.(83) Şimdi bu tasnifin delillerini zikredelim.

Kur'an-ı Kerîm'de: "Ölenin çocuğu varsa, anne ve babadan her birine terikenin altıda biri vardır"(84) buyurulmuştur. Dikkat edilirse Ayette; mûrisin oğlu, (asabe içerisinde) babasından önce zikredilmiştir. Bu sebeb, babanın ilanihaye babasından da önde olması evleviyetle zarûridir. Ayrıca Ayette geçen çocuk (Veled) lafzı; oğul olmayınca ilanihaye oğlunun oğlunu içine alır. Hz. Ebû Bekir (ra), Hz. Ali (ra), Hz. Abdullah İbn-i Mesûd (ra) ve Hz. Zeyd b. Sabit (ra) den şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: "Asabenin en önde geleni (mûrisin) oğludur. Sonra ilanihaye oğlun oğludur"(85)

Mûrisin (ölen kimsenin) oğlundan sonra; en kuvvetli asabe babasıdır. Çünkü Kur'an-ı Kerîm'de: "(Mûrisin) Çocuğu olmayıp da, O'na anne ve babası mirasçı olduysa, üçte biri annesinindir"(86) buyurulmuştur. Ayette annenin hissesi belirlenmiş, kalanın da babaya ait olacağına işaret edilmiştir. Ayrıca mûrisin (ölen kimsenin) babasının; erkek kardeşleri den ve dedesinden önde olduğu tasrih olunmuştur.

Üçüncü snıfa gelince!.. Kur'an-ı Kerîm'de: "Eğer (mirasçı) erkek kardeş ise, çocuksuz ve (babasız) ölen kız kardeşin bıraktığı mirasın tamamını alır"(87) buyurulmuştur. Dikkat edilirse; çocuğu ve babası olmayan bir kimse (kelale) ölür de; geride anne-baba bir veya baba bir erkek kardeşi kalırsa, mirasın tamamını alır. Bunlar babanın cüzüdür.

Dördüncü sınıfa gelince; Hz. Amr b. Şuayb (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Resûl-i Ekrem (sav) mirası; anne-baba bir erkek kardeşe, sonra baba bir erkek kardeşe, sonra anne- baba bir erkek kardeşin oğluna, sonra baba bir erkek kardeşin oğluna verdi. Amcaların durumunu da aynen bunlar gibi zikretti"(88) Esasen bunlar; mûrise (ölen kimseye) akrabalık noktasından bu tertibe göre sıralanırlar. Velayette de; bu sıra esastır. Birden fazla asabe (Asabe binefsihi) bulunursa; derecede yakın olan, uzak olanı mirastan düşürür. Fûkaha; sınıf, derece, yakınlık ve kuvvet (Akrabalık noktasından) durumlarının dikkate alınacağında müttefiktir. Esasen Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Ashab-ı Feraizden artan mal; en layık (en yakın) erkek şahsındır"(89) buyurduğu bilinmektedir. Asabe binefsihi'nin; sınıflarını dikkate almak şarttır.

Şimdi bir-kaç misal verelim: Farzedelelim ki Ekrem efendi vefat etti!.. Geriye karısı, oğlu ve oğlunun oğlu kaldı. Mesele şöyledir:

Dikkat edilirse; ashab-ı feraizden artan mal, en yakın asabesi olan oğluna geçmiştir. Oğlunun oğlu; birinci sınıftan olmasına rağmen, kuvvet noktasından mûrise (ölen kimseye) oğlu kadar yakın değildir.

İkinci Misal: Diyelim ki Sadık efendi vefat etti!.. Geriye karısı, annesi, oğlunun oğlu ve kardeşi kaldı. Mesele şöyledir:

Dikkat edilirse; mûrisin (ölen kimsenin) oğlunun oğlu; anne-baba bir kardeşini mirastan düşürdü. Çünkü sınıf ve derece bakımından mûrise; oğlunun oğlundan daha uzaktır. Derecesi mukaddem (önde olan) varisin, muahhar (sonra) olanı mirastan mahrum etmesi" genel bir kaidedir.
BAŞKASI İLE BİRLİKTE ASABE OLANLAR (ASABE BİGAYRİHİ): Bunlar kadınlardan olmak üzere dört sınıftır. Esasen ashab-ı feraizden olup; bir tane oldukları zaman terikenin yarısını (1/2), iki veya daha fazla oldukları zaman mirasın üçte ikisini (2/3) alan; kendi derecelerinde bir erkek (kardeş) bulunduğu zaman asabe olan kadınlara Asabe bigayrihi denir.


Birincisi: Mûrisin kızlarıdır.
İkincisi: Mûrisin oğlunun kızları.
Üçüncüsü: Mûrisin anne-baba bir kız kardeşleri.
Dördüncüsü: Mûrisin baba bir kız kardeşleri!.. Şimdi sırasıyla bunların (asabe bigayrihi'nin) derecelerin izaha gayret edelim.

Birinci sınıf: Mûrisin kızları!.. Kur'an-ı Kerîm'de: "Allah size (miras) hükümlerini şöylece tavsiye (ve emr) eder: Çocuklarınız hakkında; erkeğin hissesi iki kızın hissesi kadardır"(90) buyurulmuştur. Ayette mûrisin (ölen kimsenin) kızı; oğlu ile birlikte bulunursa, müşterek asabe olarak (ikili-birli) mîras alacağı sarih olarak zikredilmiştir.

İkinci snıf: Mûrisin oğlunun kızlardır: Bunlar da aynı derecede oğlunun oğlu ile asabe olurlar. Zira Ayet-i Kerime'de geçen (evlad) lafzı; oğul ve kız anlamının yanında, bunlar bulunmadığı zaman oğlunun ilanihaye oğlu ve kızı manasına da gelir.

Üçüncü sınıf: Mûrisin (ölen kimsenin) anne-baba bir kız kardeşleridir. Kur'an-ı Kerîm'de: "Eğer erkek ve kız kardeşler beraber bulunurlarsa o durumda erkeğe iki kadın hissesi verilecektir"(91) hükmü beyan buyurulmuştur. buradaki erkek ve kız kardeşlerden murad; anne-baba bir veya baba bir kardeşlerdir. Zira anne bir kardeşle ilgili hüküm farklıdır.(92) Dolayısıyla anne-baba bir kız kardeşler; aynı durumda olan erkek kardeşlerle birlikte asabe olurlar.



1953 Dördüncü sınıf: Baba bir kız kardeşlerdir. Bunlar da; baba bir erkek kardeşlerle birlikte asabe olurlar.

Şimdi (asabe bigayrihi'nin mirasıyla ilgili olarak) misaller verelim. Farzedelim ki; Cemil efedim vefat etti!.. Geriye karısı, üç kızı ve iki oğlu kaldı. Mesele şöyledir:

Dikkat edilirse karısı ashab-ı feraiz olarak terikenin sekizde birini (1/8) alır. Erkek ve kız kardeşler müşterek asabe olarak ikili-birli şekilde, geriye kalanı paylaşırlar. Erkek ve kız kardeşin çocukları, sakıt olur.
İkinci misal: Diyelim ki Ayşe hanım vefat etti!.. Geriye kocası, oğlunun oğlu, oğlunun kızı ve baba bir kız kardeş kaldı. Mesele şöyledir:

Dikkat edilirse kocası; ashab-ı feraiz olarak terikenin dörtte birini almıştır. Geriye kalanı oğlunun oğlu ve oğlunun kızı (İkili-birli) paylaşırlar. Baba bir kız kardeşi, kuvve-i karabetteki zaaf yüzünden düşmüştür.

BAŞKASININ BULUNMASI İLE ASABE OLANLAR (ASABE MAA GAYRİHİ): Esasen Ashab-ı feraizden olup; tek oldukları zaman terikenin yarısını (1/2), iki veya daha fazla oldukları zaman mirasın üçte ikisini (2/3) alan mûrisin (ölen kimsenin) kızları veya oğul kızları ile asabe olan kız kardeşlerdir. Bunlar iki sınıfa ayrılır.

Birincisi: Anne-baba bir kız kardeşlerdir.
İkincisi: Sadece baba bir kız kardeşlerdir.
Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Kız kardeşleri, kızlarla birlikte olunca asabe yapınız"(93) buyurduğu bilinmektedir.