Vasiyetin tarifi ve mahiyeti

Vasiyetin tarifi ve mahiyeti islamseli.net islami forum dini forum Arşivi Vasiyetin tarifi ve mahiyeti

Vasiyet; arapça bir kelime olup, "Evsa, yûsi'den" masdardır, tavsiye etmek, eklemek ve ısmarlamak gibi manalara gelir. İslami ıstılahta: "Ölümden sonra geçerli olmak üzere; malını (veya bir menfaati) başkasına teberrû sûretiyle temlik etmeye (Mülk) edindirmeye vasiyet denilir"(32) tarifi esas alınmıştır. Vasiyet; ölüme bağlı olan bir tasarruftur. Bırakılan mal veya menfaat; sadaka hükmündedir. Vasiyet yapana "Mûsi"; bırakılan şeye "Mûsabih", bırakılan şahsa "Mûsa leh", yapılan tasarrufa da "Vasiyet" denilir. Çoğulu "vesaya" gelir.(33) İslam fıkhında "vasiyet"; mirasla ilgili hükümler gelmeden önce "Farz" olan bir tasarruftu. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de: "Sizden birinize ölüm gelip çattığı vakit, eğer mal bırakacaksa; anneye, babaya, yakın akrabaya meşru bir sûrette vasiyette bulunmak takva sahipleri üzerine bir hak olarak farzedildi"(34) hükmü beyan buyurulmuştur. Dikkat edilirse; anne, baba ve yakın akraba için, vasiyet etmenin farz olduğu sarih bir şekilde ortaya konulmaktadır. Yine diğer bir ayet-i Kerime'de: "Sizden zevcelerini geri bırakıp ölecek olanlar; eşlerinin (kendi evlerinden) çıkarılmayarak yılına kadar faidelenmesini (evde oturmasına müsaade edilmesini)vasiyet etsinler"(35) buyurulmuştur. İmam-ı Şafii (rha) bu ayet-i Kerimeleri zikrettikten sonra: "Muhtemeldir ki, şu iki durumdan birisi ortaya konulmaktadır. Birincisi: Miras anne-baba ve yakın akrabaya ait, vasiyet etmek ise kocaya !.. Yine mümkündür ki; miras ile vasiyet bir aradadır. İkincisi: Mirasla ilgili Ayet-i Kerimeler, vasiyetin farziyyetine vakıf kimselerden aldığımız habere göre Resûl-i Ekrem (sav) fetih yılında: "Varise; vasiyet etmeye gerek yoktur" buyurmuştur. Bu hadis; mütevatir noktasına çıkmış, ilim ehli üzerinde ittifak etmiştir. Buna dayanarak diyoruz ki; anne, baba ve zevce hakkında yapılan vasiyet; miras Ayetlerinin inzali ile birlikte neshedilmiştir. Bu konuda icma vardır. Yine ûlemanın büyük çoğunluğu; akrabaya vasiyyetin hükmünün (Eğer bu akraba varis ise) mensûh olduğuna kail olmuştur. Varis durumunda bulunmayan akrabaya vasiyet etmek de, farz değildir"(36) hükmünü zikreder. Hanefi fûkahası; "Vasiyet etmek vacip değil, müstehabtır. Zira insanların vasiyet etmeye ihtiyaçları vardır. Şöyle ki; insanlar dünyevi hırs ve tamaha kapılırlar, salih amelleri gereğince eda edemezler. Bir hastalık veya ansızın gelecek bir bela; ona ölümü ve hesabı hatırlatır. İşte o zaman vasiyet ederek; veremediği sadakalarını, ölümünden sonra verdirmeye çalışır. Bunun ihtiyacıdır"(37) hükmünde ittifak etmiştir.


VASİYETİN RÜKNÜ: "Ben fülan, fülan için, şöyle vasiyet ettim" demek ve vasiyette kullanılan buna benzer hükümler söylemektir. Buna icap denir. Vasiyette adı geçen kimse; vasiyet eden şahsın ölümünden sonra kabul ederse, vasiyet gerçekleşir.(38) Fakat vasiyet; fakirler, yolda kalanlar veya ilim tahsil edenleri esas almışsa, kabule ihtiyaç yoktur. Sadece icap ile mün'akid olur.
Vasiyet'in sıhhati için; kabul'ün icaba muvafakati şarttır.(39) Binaenaleyh bir kimse iki şahsa: "-Şu evimi size vasiyet ettim" dedikten sonra vefat etse, o iki şahıstan yalnız birisi kabul, diğeri red etse, vasiyet batıl olur. Çünkü şart; yani her ikisinin kabulü sözkonusu olmamıştır. Vasiyet eden kimsenin temlike (Mülk edindirmeye) ehil olması gerekir. Küçük çocuğun veya aklî dengesi bulunmayan kimsenin (mecnunun, delinin vs.) vasiyet etmesi caiz değildir.(40) Vasiyetin bir şartı da; vasiyet vaktinde, kendisi için vasiyet edilen şahsın hayatta olmasıdır. Zira ölü için vasiyet batıl olur. Vasiyet edilen şeyin; gerek mal gerek menfaat olsun; vasiyet edenin ölümünden sonra, temlik edilebilir olması da şarttır. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Şüphesiz ki Allahû Teala (cc) her hak sahibine hakkını vermiştir. Dikkat ediniz!.. Varis için vasiyet yoktur"(41) buyurduğu bilinmektedir. Dolayısıyla vasiyet edilen kimsenin; varislerinden olmaması da şarttır. Yine diğer bir Hadis-i Şerif'te: "Katil için vasiyet yoktur"(42) buyurulmuştur. İster kasden, ister hata sonucu olsun; vasiyet edeni öldüren kimse için (Kendisine vasiyet edilmiş olsa bile) vasiyet caiz olmaz. Müslümanın zimmi, zimminin de müslüman için; yaptığı vasiyet geçerli olabilir.(43) Harbi'ye (Saldırgan Kafire) yapılan vasiyetin batıl olduğu hususunda icma vardır. Dikkat edilirse; vasiyetin sıhhat şartları; hem vasiyet edende, hem vasiyet edilende aranır. Ayrıca vasiyet edilen mal veya menfaatin mülk edindirilmeye elverişli olması da şarttır.

Varisler kabul etse de, etmese de; vasiyet, malın üçte birini aşmamak şartıyla caizdir. Zira Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Allahû Teala (cc) size, mallarınızın üçte birini, ömürlerinizin sonunda, amellerinizde sizin sevabınızı artırmak için tasadduk etti. Şu halde siz; malınızın üçte birini dilediğiniz yere (vasiyet ederek) verin"(44) buyurduğu bilinmektedir. Vasiyet ölümden sonra izafe edilen bir temliktir. Bu sebeble; vasiyet edilen kimsenin varis olup olmamasına ölüm vaktinde itibar edilir. Vasiyet vaktinde itibar olunmaz. Ancak malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmesi caiz değildir. Resûl-i Ekrem (sav) ağır hasta olan Hz. Saad İbn Vakkas (ra)'ı evinde ziyaret eder. Hal hatırdan sonra Hz. Saad (ra): "-Ya Resûlallah!.. Ben malı bulunan bir kimseyim. Bir tek kızımdan başka varisim de yoktur. Malımın üçte ikisini vasiyet etsem ne dersiniz?" sualini tevcih eder, Resûl-i Ekrem (sav) "-Hayır!.." cevabı verir. Bunun üzerine Hz. Saad İbn Ebî Vakkas (ra): "-Peki!.. Yarısını sadaka olarak vereyim mi?" diyerek, durumu öğrenmek ister. Resûl-i Ekrem (sav) yine: "Hayır" cevabını verir Hz. Saad İbn Ebi Vakkas (ra) sadaka hususunda kararlı olduğu için "-Ya üçte birine ne dersiniz?" sualini tevcih eder. Bunun üzerine Resûlallah (sav): "Üçte biri olabilir amma, o bile çoktur. Senin geriye zengin varisler bırakman, insanlardan dilenen fakir kimseler bırakmandan daha hayırlıdır"(45) buyurur. Varislerden bazısının payını azaltmak, bazısının payını yükseltmek için (Varislerden birine) vasiyet yapmak caiz değildir. Bu hususta icma hasıl olmuştur.(46) Esasen varislerden birine yapılan vasiyet; diğerlerine Allahû Teala (cc)'nın tanıdığı hakkı iptal etmek manasını taşır. Fakat bir kimsenin; hiçbir varisi yoksa, malının tamamını vasiyet etmesinde bir mahzur yoktur, vasiyet edebilir.(47) Zira vasiyete engel olan husus; varislere Allahû Teala (cc)'nın tanıdığı haktır. Engel ortadan kalkınca; malın tamamını vasiyet etmek sahih olur.