Eğer savaşa başladıktan sonra kararla­rını değiştirirlerse o zaman en sahih görüşe göre ayrılması haramdır. Meselenin tümündeki İmam Ahmed'in görüşü budur. Onu Muğni'de zikretmiştir. [79]
Üzerinde borç olan kişinin çıkması durumunda ihtilaf etmisler. İmam Ebu Bekr b. el-Munzir el-İşraf kitabında: "Malik,borcunu ödeyemediği borçlunun savaşa çıkmasına ruhsat verirdi" der. Evzai, borçlunun borç sahibinden izin almadan savaşa çıkmasına ruhsat vermiş. Şafii, borcu olan, borç sahibinin izni olmadan savaşa çıkamaz. Bu borcun müslüman vaya kafire olması neticeyi değiştirmez. [80]
30. İbnül Münzir diyor ki, Uhud kıssasında Cabir b. Abdul­lah'ın hadisinde babasının [81] borçlu olduğu halde düşman ile savaşmaya çıkışı, Cabir ve Nebi'nin (s.a.v) bu durumu bildikleri halde bunu kerih görmeyişi; borcu olup da ödemeyenlerin savaşa çıkmalarının yasak olmadığına delildir. [82] Müellif der ki: İmar Ahmed, İbn Münzir'in delillendirdiği gibi o da Abdullah b. Haram Ebi Cabir'in kıssasını delil göstererek o delille borcunu ödemeyi terkedenin izin­siz savaşa çıkabileceğini belirtmiştir. [83]
Ebu Zekeriyya en-Nevevi diyor ki, eğer borçlu darlaktaysa -hemen ödemesi istenmediği için- sahih görüşe göre sa­vaştan engellenemez. Bunu Ravza'nm aslında zikretmiştir. Onu takip edenler de bunu nakletmişler.[84] Burada Rafii bunu zikretmemiştir. Aynı zamanda bu, geçtiği gibi İmam Malik'ten gelen düşünceye de uygundunDevamla eğer, hazır maldan borcunu ödeyecek, durumu yerinde birini vekil kılarsa, çıkabilir. Eğer borç müeccelse (gecikmeli olarak ödenebilirse) borç sahibinin onu cihaddan menetmesi görüşlerin en sahihine göre hakkı değildir. [85]
Müellif -Allah onu affetsin- der ki:
Tüm bunlar farzı kifaye olan cihad İçindi. Eğer bize ait olan bir beldeye kafir­ler girerlerse, ona girmek üzere iseler, kapılarına dayanıp he­nüz girmemişlerse, sayıca oradaki ahalinin iki misli veya da­ha az ise bu durumda cihad farzı ayn olur. Bu durumda; -iki görüşten en sahih olanına göre- köle efendisinin izni olma­dan, kadın -eğer onun savunma gücü varsa- kocasından izin almadan çıkar. Aynı şekilde çocuk da babasının izni ol­madan, borçlu da borç sahibinin izni olmadan çıkarlar. Bunların tümü aynı zamanda Malik, Ebu Hanife ve Ahmed b. Hanbel'in mezhebidir. [86]
Eğer düşman aniden saldırmış ve hücum etmişse ve onların da savaş için toplanıp hazırlık yapma imkanı yoksa, kafirin karşısında olduğu kişi ve kişiler eğer teslim olup öldürülmekten korkuyorlarsa nefsini ko rumak İçin imkanlar dahilinde hareket etmesi gerekir. Burada hür ile köle, kadın, ama, topal ve hasta arasında hiçbir fark yoktur. Her ne kadar öldürülme veya esir düşme durumu söz konusu da olsa... Eğer teslim olmaktan imtina etmesi halinde öldürüleceğini bilirse, teslim olması caizdir, Ancak savaşmak daha efdaldir. Eğer kadın, teslim olması halinde kendine el uzatacaklarını biliyorsa, öldürülse dahi kendini savunması gerekir. Çünkü kim zinaya zorlanırsa ölmeyi öldürmeyi defetmek amacıyla boyun eğmesi caiz defğildir.Ezrai[87] Ganiyye'de diyor ki: Zahir olan görüşe göre güzel emred (bıyığı terlememiş oğlan) hemen veya zamanla fuhuşla kastolunacağını bilirse onun hükmü, kadınla aynıdır Hatta daha da evladır. Düşman saldırdığı bölgede onları karşılayacak sayıda insan çıkmışsa, geride kalanların sahih görüşe göre yardım etmesi onlara vaciptir. Kasır mesafesinin altında olan bir yere düşman girerse, düşmanın girdiği beldedekilerin üzerinde olduğu gibi bunların üzerine de cihad farz-ı ayndır.Maverdi [88] diyor ki:
Çünkü bu savunma savaşıdır, gazal değil. Dolayısıyla gücü yeten herkese farz olur. (Maverdi-| nin sözü bitti.)
Kasir mesafesinde olanların düşmanın saldırdığı beldeye -eğer bu belde ona mücavirde kifayet edecek sayı yoksa-yardım etmek için gitmeleri gerekir. Eğer onlara yardım etmek için yeteri sayıda insan çıkmışsa, geri kalanlardan günah düşer. Ancak, büyük ecri ve bol sevabı da kaçırmış olurlar.Bazıları da onlardan günahın düşmeyeceğini, onlara ko­şup yardım etmenin kendilerine vacip olduğunu söylemiş­ler. Kasir mesafesinin üstünde olanlar, eğer onların dışında­kilerde yeteri sayı varsa iki görüşten en sahih olanına göre, onlara yardım etmek kendilerine farz değildi.
İkincisi:
Kafirlerin beldeden çıkarıldıkları ve defedildikleri haberi yayılıncaya kadar belde yakınlarına ve yakın­larının yakınlarına da vaciptir. Bir beldenin komşuları ve komşularının da komşuları yoksa ve savaşmaya kadir iseler, başkalarının iltihak etmelerini beklemezler. Kasir mesafe­sinin altında olanın bineğinin olması da gerekmez.Kasir mesafesinde olan için ise iki görüş vardır: En sa­hihine göre binek şarttır. İkincisine göre; durumun şiddetin­den dolayı şart değildir. Kasir mesafesinde olan ve olmayan­da sahih görüşe göre- azığın bulunması şarttır.
Eğer düşman İslam diyarında bir harabeye veya dağa iner konaklarsa, bu da yerleşim birimlerinden uzak ise; bu durumda onların beldeye giriş rnesabesinde olup olmadığı hususunda iki görüş var. Gazali ikisini de mutlak görmüş.İmamu'l-Harameyn'in ashabtan naklettiği ise, onların bu inişini beldeye iniş şeklinde algılanışıdır. Çünkü o da Darul İslam'dandır. Dar da müslümanların oturma meskenlerini ifade eder. Eğer hiçbirinin meskeni yoksa, müslümanları te­lef olunacak şeylere düşmekle teklif etmek uzaktır.
Ebu Zekeriyya Nevevi: İmamın tercih ettiği bu anlayış hiçbir şey değildir. Hiçbir anlam ifade etmez. Defedilmeleri mümkün iken kafirlerin İslam diyarını istila etmelerine im­kan vermek nasıl caiz olur? Allah en iyi bilendir. [89] Kurtubi ise tefsirinde şöyle der:
"Düşman İslam diyarı­na yaklaşır ve girmese de, yine Allah'ın dini hakim olunca­ya, İslam diyarı korununcaya, etrafı muhafaza edilinceye ve düşman cezalandınhncaya kadar onlarla savaşmak lazım ge­lir. Bunda ihtilaf da yoktur.[90]
Beğavi'nin "Kafirler İslam diyarına girerlerse; cihad, yakın olanlara farzı ayn, uzak olanlar hakkında da farzı kifayedir" sözünün anlamı da budur. Bu mesele daha önce geçmişti. [91]
Bu baba uygun gördüğüm furuaati meseleler bunlardır. Onların detayının yeri fıkıh kitaplarıdır. Allah en iyi bilen­dir. [92]





[1] Bakara: 2/216
[2] Bakara: 2/244
[3] Bakara: 2/251
[4] Tevbe: 9/5
[5] Tevbe: 9/29
[6] Hac: 22/40
[7] O zamanın imamlarından Hüseyin b. Hasan b. Muhammed b. Halim'dir. Hakim kendisi hakkında fakih ve kadı olan Ebu Abdiliah b. Ebi Muhammed, Maverau'n-Nehr'de şafiilerin biricik alimidir. Ziyaret ama­cıyla 77.senesinde Nişabur'a geldi. Hadisten rivayet etti. Hakim Ebu Ab-dilîah el-Halimİ 403 senesinde vefat etti, der. îbn Sebki'nin "Tabakatu'ş-Şafüyetü'l-Kübra: 4/333-334. EI-Halimi onu dedesi olan Halim keli­mesine nisbettir. el-Lübab fi Tehzibi'l-Ensab: 1/382 Bağdat
[8] Kitabu'l Minhac fi Şuab'il İman: 2/466.
[9] Muhammed: 47/4
[10] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/77-78
[11] Bu hadis mütevatir hadislerdendir. Sahiheyn'deki lafzı işe şöy­ledir:
"İnsanlar 'La ilahe illallah' deyinceye kadar onlarla savaşmak­la emrolundum. La ilahe illallah diyen benden malını ve nefsini hak­kıyla olan hariç korumuştur. Onun hesabi ise Allah'a aittir."
Buhari îstitabe: 2, İtisam: 2, Müslim İman: 8, Tirmizi İman: 1, Nesai Cihad: 1, Ebu Davud Cihad: 104, îbn Mace Fiten: 1, Ahmed: 2/528.
[12] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/78-79
[13] Makhulu'ş-Şami ve Ebu AbdiIIah'tir. Güvenilir ve fakihtir. Ç irsal yapar. Yüz on küsur senesinde vefat etmiş. Et-Takrib s. 347Hadis, senedindeki kesikliğinden dolayı zayıftır. Çünkü makrrul Ebu Hureyreden (r.a) işitmemiş. Ebu Davud Cihad: 35. Hadisi Ala b. Ha­ris Makhul ve Ebu Hureyre tarikiyle rivayet etmiş. Darekutni Sünen'in-de Yezid b. Yezid. Makhul ve Ebu Hureyre tariki 2/56. Ayrıca Ebu Da­vud tarikiyle de rivayet etmiş. Sonra şöyle söyler: Makhul Ebu Hurey­re'den işitmemiş, onun dışındakiler güvenilirdirler. Ayrıca onu Mu­hammed b. Alvan Haris b. Nebhan ve Ali tarikiyle de rivayet etmiş. Der ki, onda sabit olabilecek bir şey yoktur 2/57. Beyhaki Sünen'i Kübra'sında Ebu Davud tarikiyle 3/121 rivayet etmiş. Hafız Ukayli dedi ki; bu me­tinde sabit olacak bir isnad yoktur. Et-Talhisu'I-Habir: 2/35, Nasbu'r-Raye: 2/26-28. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/79
[14] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/79
[15] Ebu Davud Cihad: 35. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/79
[16] O Beşir b. Mabet'tir. Onun Zeyd b. Mabed es-Sedusi olduğu da söylenmiştir. İbn Hasasiye olarak meşhur olmuş.
[17] Sünen'ül-Kübra Kitabu's-Siyer Babu Asli Farzı '1 Cihadi: 9/20.
[18] Abdullah b. Cafer b. Geylan Ebu Abdirrahman el-Karşi. Güve­nilirdir. Son zamanlarında değişmiştir. Fahiş hataları onu geçmez. 20 se­nesinde vefat etmiştir. Takribu't-Tehzib s: 170.
[19] Ubeydullah b. Amr b. Ebi'l Velid er-Rakiy Ebu Vehbil Esedi'dir. Güvenilir bir fakihtir. Sekizyüzün sekseninde -bir yıl eksik- vefat etmiş. Takribut Tehzib s.226.
[20] Zeyd b. Ebi Enise el-Cezeri Ebu Usame'dir. Aslen Küfelidir. Daha sonra Raha'da ikamet etmiştir. Güvenilirdir. 19 veya 24 te vefat et­miştir. Takribu't Tehzib s. 112.
[21] Cebele b. Suhaym Küfe'li ve güvenilirdir. Üçüncü asırdandır. 25 senesinde vefat etmiş Takribut Tehzib: 54.
[22] İbn HaMusir İbn Afaze Ebul Musni'dir. Makbul bir kişidir. Takribut Tehzib s. 349
[23] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/80-81
[24] Seleme b. Nufeyl'İn sohbeti olmuştur. Humus'ta ikamet etmişTakribut Tehzib s. 131.
[25] Nesai rivayet etmiş. Nesaİ benzerleriyle hasen bir isnad ile rivayet etmiş. Kitabu'1-Hayl (Atlar): 1, Ahmed: 4/104.
[26] Müslim İmare: 53. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/81
[27] Hadis sahihtir. Ebu Davud Cihad: 18, Nesai Cihad: 1, Ahmed: 3/124-153, Darimi Cihad: 2/213, Beyhaki Sünenü'l-Kübra, İbn Hıbban Mevarİdu'z-Zaman el-Cihad, Hakim Müslim'in şartlarına göre bu hadis sahihtir demiş. Zehebi de ona muvafakat etmiş. 2/81.
[28] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/81-82
[29] Vasile b. Aşka İbn Kab el-Leysi 'dir. Meşhur sahabüerden olup Şam'da İkamet etmiş, 85 senesine kadar yaşamış. Takrib s.368.
[30] Hadis zayıftır. İbn Mace Haris b. Nebhan tarikiyle, Atebe b. Yekzan, Ebi Said, Makhul'dan o da Vasile b.Eskaf tan rivayet etmiştir. İbn MaceCenaiz: 31. Ancak "Her imamın arkasında namaz kılınız." lafzını göremedim. Onun İbn Asakir il Haris'ul b. Nebhan'dan olma ihtimali var. Hafız onun metruk olduğunu söylemiş. Takribu't-Tehzib s. 61. Ataba b. Yakzan'ın zayıf olduğunu, Takrib s.223. Ebi Said'in de meçhul olduğu­nu, Takrib s. 408 söylemiş. Allah rahmet etsin devamla, Ukayli dedi ki, bu isnatta sabit olacak hiçbir şey yoktur demiş. Et-Tahlisu'I-Habir: 2/35.
[31] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/82.
[32] Hadis hasendir. Ebu Ya'la onu Hubeyb b. Habib tarikiyle İshak es Sabii, Haris b. Abdullah o da Ali'den merfu olarak rivayet etmiş. El-Maksadu'1-UIa fi-Zevaidi Ebi Ya'la el-Musılı s: 101. Heysemi: "Hadis­te Haris var, o yalancıdır" der. Mecmau'z-Zevaid: 1/38.
[33] Haris el-Haris b. Abdullah el-Avar el-Hemedani Ebu Zuheyr el-Kufi'dir. El-Haris b. Ubeyd olarak da anılır. Ali'ye dosttuk etmiş tabiral büyüklerindendir. Ali'ye taraftar olup onu tüm sahabeye Allah onların ilmünden razı olsun tercih ederdi. Bunun için onun hakkında konuşmu lardır. İlk önce onun hakkında konuşan o yalancıdır diyen el İmam eş-Şi bi'dir. Ondan sonra da itham olunmuş diyen İbrahim en-Nahai'dir.
Bu büyük tabiin hakkında konuşmanın menşei budur. Bu iki imamdan sonra onun hakkında konuşanlar onlann haksız hükümlerine binaei dir.Yardım istenilen Allah'tır.
Buradan hareketle, ondan töhmetin aslını nefyetmekle yetiniyorum Çünkü aslın nefyolunmasıyla fer de nefyolunur. Ve derim ki asıl; icma len ve tafsilen (bütünüyle) menfidir.
İcmale gelince, Sabi ve İbrahim en-Nahai'den gelen bu haber'in nusu onlann mevlası Muğire b. Muksim ez-Zabyi el-Kufi'ye (r.a.) daya­nır. İbn Fudayl "o tedlisçidir. Haddesena denilenin dışındakileri yazmaz diyor. Buradaki rivayeti ise anana iledir. Tahdisi tasrih etmemiş. İmam Ahmed İbrahim'den olan hadisini Özellikle zayıf görmüş. İmam Acli'de "Osmaniydi" der.Hadis alimlerinin ortaya koydukları kaideleri uyguladığımızda, yu­karıda ifade edilen üç maddeden her biri bu haberin reddi için yeterlidir. Diğer önemli bir nokta; Osman'a mutaassıp olan, Ali'ye mutaassıp olan hakkındaki sözleri kabul edilmez. Hele hele bu değerli tabiin gibi bazı İnsanların şahsiyetine dil uzatma şeklinde bunlara itimad ediliyorsa, haliyIe kabul edilmez.
[34] Hadisin devamı:
Kim cahiliye davasını güderse muhakkak ki o Cehenneme yığılacaklardandır." Adamın biri:"Ey Allah'ın Rasulü, namaz kilsa ve oruç tutsa" dedi. Bunun üzeri­ne:Namaz kılsa da oruç tutsa da" dedi.Sizi müslüman mümin Allah'ın kulları diye isimlendiren Al­lah'ın davasını güdünüz."
[35] Tirmizi Misaller: 3, İbn Huzeyme Salat: 244, 2/64'te daha uzun bir şekilde Muaviye b. Selam, Zeyd b. Selam ve Ebu Selam tarikiyle rivayet etmiş. Mevaridu'z-Zaman: 298-299. Yahya b. Ebi Kesir Zeyd'in ve babasının, Haris el-Aşari'nin -yani Ebu Malİk'in Rasulullah'ın (s.a.v.) de­diğini rivayet etme şeklindeki tarikiyle rivayet etmiş.Müstedrek, Kitabu'1-İlmi Ali b. Mübarek, Yahya b. Ebi Kesir, Zeyd b. Selam ile olan tarikle ve Muaviye b. Selam, Yahya b. Ebi Kesir Zeyd b. Selam Ebu Seleme ve Haris tarikiyle ve ayrıca Ûbban b. Zeyd, Yah­ya b. Ebi Kesir ve Zeyd tarikiyle rivayet etmiş.Zehebi diyor ki; Ebu Selam yalnız kaldığı için hadisi ikisi de rivayet etmemiştir. 1/117-118Aynı hadisi Kitabu's-Salat'ta özet olarak da Muaviye b. Selam, Zeyd b. Selam, Ebu Selam ve Haris el-Aşari tarikiyle rivayet etmiş. Hadisin imamların şartlarına göre sahih ve mahfuz olduğunu belirtmiş: 1/235. İmam Ahmed: 4/202. Abdurrezzak Musannef: 11/339.İbn Abdilberr şöyle der: O, hasen bir hadistir, timin bir çok fennini içermektedir. Ebi Seleme'den hadisin tamamını sadece Muaviye b. Se­leme rivayet etmiş. El-tstiab ala Hamişi'l-Isabe 1/289-290Hadisin tamamını Ebi Selam'dan ancak Muaviye b. Selam rivayet et­miş sözüne bakmak lazım. Çünkü Ebi Selam'dan rivayet eden kardeşi Zeyd b. Selam'dır, kendisi değil.
[36] Müminlerin annesi Ebu Bekir es-Siddik'İn kızı Aişe'dir. Biset-ten 4-5 yıl sonra doğmuş, Rasulullah (s.a.v) vefat ettiğinde 18 yaşınday­dı. 57 veya 58 yaşında iken vefat etmiştir. El-îsabe: 4/359-361.
[37] Müslim İmare: 20.
[38] Buhari Cezayis-Sayd: 10, Cihad: 1,27,194, Cizye: 22, Hac: Müslim İmaret: 20, Babul Mübayeati 3/1387.
[39] Abdulmümin b. Halid el-Hanefi Ebu Halid el-Mervizi yedirf ci asırdandır ve onda bir beis yoktur. Takribut Tehzib s.221.
[40] Nicde b. Nafi el Hanefi dördüncü asırdandır ve meşhurdur. Talp ribut Tehzib s. 356.
[41] Tevbe: 9/30
[42] Hadis zayıftır. Ebu Davud Cihad: 19. Münziri onda sükut etmistir. Müstedrek Cihad: 2/118. İsnadın sahih kılınmasında Zehebi de ona uyar. Ancak sahihliğinin kendisine nereden geldiğini bilmiyorum. Her ikîsinde de müellifin lafzının nassını bulamadan Hakim'in lafzı, ona yakındır.
[43] Ebu Katade el-Ensari Haris'tir. Kendisine Amr veya Numan b, Rıbi es-Selemi el-Medeni de denilir. Uhud ve sonrasına şahit olmuş 54yılında vefat etmiş. Takribut Tahzib s. 422.
[44] İbn Ebi Şeybe Musannef'inde Ebu Salih'ten181 Allahu Te-ala'nın "Hafif ve ağır savaşa çıkın." (Tevbe: 9/41) sözü hak­kında "Genç ve ihtiyar olarak" demek olduğunu rivayet eder.182
[45] Süleyman b. Davud b. el-Carid et-Tayalisi'dir.
[46] 15. Hadis sahihtir. Ebu Davud et-Tayalisi onu rivayet etmiş. Se­nedindeki tüm adamlar Sahiheyn'de hüccet kişilerdir. Hafız da onu el-Metalib'ul Ali'ye de tahriç etmiş ve onu Ebu Davud'a dayandırmıştır. 2/145 Beyhaki, Sünenü’l-Kübra, Siyer: 9/48.
Ancak onu Menhatu 1-Mabut'ta bulamadım. Darimi Sünen'inde hasen bir isnatla aynı şekilde rivayet etmiş. 2/207.
[47] Ebu Raşid el-Hubrani eş-Şami'dir. İsminin Ahdar veya Numan olduğu da söylenmiş. Üçüncü asırdan ve sıkadır. Takribut Tehzib s. 405.
[48] Tüm nüshalarda, İbn Cerir'in tefsirinde buus geçmektedir. Ha­kim ve diğer başka tefsirlerde buhus- geçer. Tevbe Suresine Buhus sure­si denmesinin sebebi, surede münafıkların sırlarını araştırması ve deşme­sini içermesidir. İbnu'1-Esir Buhus'un mübalağa kiplerinden olduğunu Faik'te gördüğünü beyan eder. En Nihaye Fi Garib'il Hadis 1/99.
[49] Tevbe: 9/41
[50] Tefsiru İbn Cerir et-Taberi 10/86, el-Müstedrek Kitabu'l-Cihad 2/118. Zehebi de hadîsin tashihinde ona muvafakat etmiştir. Ebu Salih Abdurrahman b. Kays el-Hanefi el-Kufi'dir. Üçün­cü asırdandır ve sikadır. Takribu't Tehzib s.208
[51] Tevbe: 9/41.
[52] Mansur b. Zazan El Vasıti Ebul Muğire Es Sekafi'dir. Sıkadır. Altın asırdandır. Yirmi dokuzunda vefat etmiş. Takribu't Tehzib s.237-238.
[53] Hakem b. Uteybe Ebu Muhammed El Kindi el Kufi'dir. Sıka ve fakihtir. Ancak kimi zaman tedlis yapmıştır. Beşinci asırdandır. Altmış küsur yaşındayken vefat etmiş. Takribut Tehzib s.80.
[54] İbn Ebi Şeybe Sahih bir senetle rivayet etmiş. Kitabu'l Cihad I 5/306: İbn Cerir tefsirinde rivayet etmiş. 10/97. İbn Kesir Tefsiri 2/359. Suyuti Durrul Mensur'da, İbn Ebi Hatem ve îbni'I Munzir'e nisbet etmiş. % 3/246.
[55] Nakkaş Muhammed b. el-Hasan b. Muhammed Ebubekir el Mukri'dir. Aslen Musul'ludur. Kur'an harflerini iyi bilir. Tefsire de hakimdi. Bu konuda bir kitap telif etmiş, ismini Şifau's-Sudur koymuştur. Ebu'l-Hasan edDarekutni onun öğrencilerindendir. Tefsirine gelince içinde sahih bir hadis yoktur. Üç yüz elli bir yılında vefat etmiş. Tarihul 1 Bağdad: 2/201, 202, 205.
[56] İbn Cerir tefsirinde tahriç etmiş. 10/98. O. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem el-Adevi'dir. Sekizinci asırdandır. Ancak zayıftır. Seksen iki senesinde vefat etmiştir. Takribu't Tehzib s.202.
[57] Tüm mahdut nüshalarda el-Ezheri geçmektedir. Tashih Kurtu­bi ve Begavi tefsirlerinden gelmiştir. O Muhammed b. Müslim b. Abdil-ah b. Şihab ez-Zuhri el-Karşİ Ebubekir'dir. Fakih, hafız büyüklüğüne ya­kışır sağlamlıktaydı. Dördüncü neslin başındaydı. Yirmibeş senesinde veya bir iki yıl önce vefat etmiş. Et-Takrib s. 318.
[58] İbn Cerir de aynı kıssayı tefsirinde zikretmiştir. 10/98. Aynı şe­kilde Beğavi tefsirinde rivayet etmiş Maalimu't-Tenzil 4/176. İbn Kesir tefsiriyle matbudur.
[59] Amr b. Ümmü Mektum'dur. Ammesinin ismi Ümmü Mektum, Atike bnt. Abdillah. İbn Ümmü Mektum Mekke'de ilk dönem müslümanlarındandır. Aynı zamanda ilk muhacirlerdendir. Kadisiye'de elinde san­cak ile beraber şehid olmuş. Kadisiye'den Medine'ye dönüp orada vefat ettiğini söyleyen de var. El-İsabe 2/523-524.
[60] El-Camiu Li Ahkami'l Kur'an: 8/150-151. Bu eseri Kurtu-bi'den başka rivayet edeni görmedim.
[61] Atiyye b. Ebi Atiyye Buhari onu Tarih'ul Kebir'de zikretmiş onun bu eserini İbn El Mübarek tarikiyle zikretmiş. Ayrıca onu Atiyye b. Kays el | Killabi Ebi Yahya el Humsi'den ayırmıştır. Et Tarihu'l Kebir 4/11. İbn Hıbban Es-Sikat'ta zikretmiş. 5/262. İbn Ebi Hatem ise Atiyye b. Kays el Kille- i bi'nin tercemesini vermiş ve bu eseri zikretmiş ve başkasını da zikretmemiş,; ki, bu onun yanında ikisinin de bir olduğunu gösteriyor. El-Cerhu ve't-Tadil £ 6/383.
[62] Kİtabul Cihad: 1/119.
[63] Zeyd b. Sehl b. el-Esved el-Ensari Ebu Talha'dır. Seçkin sahabedendir. Bedir ve sonrasına katılmıştır. Otuz dört senesinde vefat etmiş Takribu'tTehzibs.113.
[64] İbn Kesir tefsirinde dokuz gün zikredilir.
[65] Kitabul Cihad: 1/116, Müstedrek: 2/104. Hafız onu Kasavi tarihinde ve Ebu Yala rivayet etmiştir. İsnadı da sahihtir. El-îsabe: 1/567.
[66] İsmi Cabir lakabının ise Cuveybir olduğu da söylenmiş. İbn Said el-Ezdi Ebu Kasım el-Belhi'dir. Küfe'ye sonradan gelmiş tefsir ravisidir. Beşinci nesilden olup çok zayıf biridir. Kırkından sonra vefat etmistir. Takribu't-Tehzib s.155. .
[67] Ed-Dahhak b. Mezahim el-Hilali Ebu'l-Kasım veya Ebu Muhammed el-Horasani'dir. Sadıktır. Ancak çok irsal yapar. Beşinci nesildendir. Yüzünden dört yıl sonra vefat etmiş. Takribu't-Tehzib s.155.
[68] Bakara: 2/256
[69] Kitabu'l-Cihad: 1/96, hadis zayıftır. Tevbe : 9/92'ye işaret ediyor.
[70] Onu Musannaf ta bu lafızla bulamadım. Onu şu lafızla rivayet etmiş. Üzerinize üç sefer vacip kılındı. Hac, umre ve cihad. Malının faziletiyle infak eden ve sadaka veren biriniz istediğinde der ki: Hacca ve umreye gidiniz. Cihada çıkınız. El-Musannef: 5/172 isnadı hasendir.Cevheri der ki: "Ömer'in sözünde geçer. Kazebe vacebe anlamında­dır. İbni's-Sakit sanki o burada yalan atar demektir. Bu teşvik için yapı­lır. Yani onu yapınız. Ona yapışınız. Bu kıyas dışı bir kelimedir. Ömer İb-nül Hattab'tan da "Kazzebe aleyküm yani vacebe aleyküm" şeklinde gelmiştir. Es-Sihah 1/210-211.
[71] E1-Musannafs,174.
[72] Şafii elUmm: 4/168, Nevevi Ravzatut-Talibin: 10/208-209.
[73] Ebul Maali Abdulmelik b. Abdillah el-Cuveyni'dir. İmamu'l-Harameyn diye meşhur olmuş. 478 H'de vefat etmiş. Vefeyatu'1-Ayan: 3/167.
[74] Ravdatül Talibin: 10/209.
[75] El-Muğni 8/348. Müellif Muğni sahibinin sözlerinin aynısını ve tümünü nakletmemiş, sadece özetlemiş.
[76] El-Camiul Ahkamil Kuran: 8/152.
[77] İbn Kudame el-Muğni: 8/347-348.
[78] İbn Kudame el-Muğni: 8/358-359,
[79] İbn Kudame el-Muğni: 8/359-360.
[80] El-Umm: 4/163
[81] O Abdullah b. Arar b. Haram el-Ensari el-Hazreci es-Sım-li'dir. Akabe ve Bedir sayılanları arasındadır. Nakiblerden biriydi ve Uhud'da şehit oldu. El-İsabe: 2/350. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/82-94
[82] Buharı Cabir'den (r.a.) şunu dediğini rivayet etmiş: Babası üzerinde borç olduğu halde Uhud'da şehit düştü: Bunun üzerine mağdurlar haklarında çok sıkı davrandılar. Ben de Rasufullah'a (s.a.v) vardım.O da onlardan bahçemin hurmalarını kabul etmelerini ve babama helal etmelerini istedi. Onlar ise bunu reddettiler. Rasulullah (s.a.v.) da onlara bahçemi vermedi ve "yarın sana uğrarız" dedi. Sabah olunca bize uğrayıp hurmalığı gezdi. Ürününde bereket olması için dua etti. Bunun üzerine yenileyip onlara haklarını ödedim. İstikrad babı İza Kada Düne Hakkıhi Ev Hallellehu Fehuve Caizun: 5/95.
[83] El-Muğni/İbn Kudame: 8/360-361.
[84] Ravdatu't-TaIibin: 10/310
[85] Ravdatü't-Talibin: 10/210-211.
[86] Bidayeti!'1-Mübtedi fi Fıkhi'l-Hanefi: 2/135. Haşeyetü'd-Dessuki Ala'ş-Şarhi'l-Kebir fi Fıkhı'l-Maliki: 2/175. Ravdatu't-Talibin: 1/214, el-Muğni: 8/364.
[87] Ahmed b. Hamdan b. Abdulvahid, Şıhabuddin el-Ezrai Ebu'l- Abbas'tır. Şam'ın Ezreat'ında yediyüz sekiz yılının ortalarında doğmuştur. Zehebi'nin yanında bulunmuş, İbn Nakib'in yanında da fakîh olmuştur. EI-Minhac fi Ganiyyeti'l-Muhtac'ı da şerhetmiştir. 783 H. senesinde de vefat etmiştir. Ed-Devru'1-Kamine fi Ayani'l-Miati's-Samine: 1/135-137.
[88] Ali b. Muhammed b. Habib (Kadri yüce bîr imamdır.) Ebu'l-Hasan'dır. Maverdi olarak meşhur olmuştur. 450 senesinde vefat etmistir. Tabakatu'ş-Şafiyyetü'l-Kübra: 3/303-304.
[89] Ravdatu't-Talibin: 10/216.
[90] El-Camiu Li Ahkami'I Kuran: 8/151-152.
[91] Şerhü's-Sünneti: 10/374.
[92] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/95