+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Kuranı Arapça Okumanın Hikmetleri

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  Kuranı Arapça Okumanın Hikmetleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kuranı Arapça Okumanın Hikmetleri Kuranı kerimin Arapça Okumanın Hikmetleri Kur'an-ı Kerim'i indirildiği Arapça ile okumanın fayda ve hikmetleri sayılamayacak kadar çoktur. Onlardan sadece bir kaç tanesini arz ediyoruz: 1. Kur'an'ı orijinal Arabçası ile okuyan ibadet etmiş olur, bu okuma insanı Allah'a yaklaştırır, anlamaksızın dahi olsa okuyorsa sevap kazanır. Anlayarak okuyan ...

  1. #1
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.233
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Kuranı Arapça Okumanın Hikmetleri

    Kuranı kerimin Arapça Okumanın Hikmetleri

    Kur'an-ı Kerim'i indirildiği Arapça ile okumanın fayda ve hikmetleri sayılamayacak kadar çoktur. Onlardan sadece bir kaç tanesini arz ediyoruz:
    1. Kur'an'ı orijinal Arabçası ile okuyan ibadet etmiş olur, bu okuma insanı Allah'a yaklaştırır, anlamaksızın dahi olsa okuyorsa sevap kazanır. Anlayarak okuyan ise ücret üstüne ücret elde eder. Yüce Allah'ın:

    "Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah, onların mükafatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Çünkü O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir."1 âyet-i celilesinde de ifade edildiği gibi, Allah'ın kitabını okuyanlar methedilmiş, Kur'an'ı mücerret okumak dahi namaz kılmak gibi ibadetlerden sayılmış, hatta Kur'an tilaveti namaz kılmak gibi çok önemli bir ibadetten önce zikredilmiştir.

    Hz. Peygamber (a.s.m)'da: "Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa onun için bir hasene vardır. Bir haseneye on misli sevab verilir. Ben Elif Lam Mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim bir harftir diyorum."2 hadislerinde Kur'an'ı bizzat okumanın ibadet sevabı kazandıracağına dikkat çekmişlerdir. Ki, Kur'an bu özelliği ile ayrıcalık kazanmış, başkalarına fark atmıştır.

    2. Kur'an-ı Kerim'i Arapça okumak, Allah'ın bundan önceki kitaplarının başına gelen tebdil ve tahriften O'nu korumak içindir. Cenab-ı Hakkın mânâsını anlamasa dahi Kur'an'ı okuyanlara büyük mükafat va'd etmesi, Kur'an'ın koruması ve bekası için en mühim saiklerden biri olmuştur.

    Onun için insanlar Kur'an okumaya aşırı düşkünlük göstermişler, hatta bir kısmı Kur'an'ın hâfızı olmuştur. Kıraatın, Kurra ve hafızların çoğalıp her tarafa yayılması, Kur'an'ın dillerde deveranını netice vermiştir. Dolayısıyla hiç kimse onu değiştirmeye cür'et edememiş, çünkü Kur'an'ın ârifleri tarafından şiddetle kınanacağını hesaba katmışlardır. Nitekim buna cüret eden İslâm düşmanları, Kur'an ârifi, âlimi, kurra ve hâfızları tarafından ağızlarının payını almışlardır.

    3. Müslümanlar arasında dil birliğini sağlamak, dinî birliklerini kuvvetlendirmek, aralarında anlaşma ve yardımlaşma vesilelerini kolaylaştırmak, böylece saflarını kuvvetlendirmek, güçlerini artırmak, sözlerini yüceltmek.

    Bu ilahî ve yüce bir siyasettir. Bu siyaset başarılı olmuştur.
    4. Devamlı okuyanın yavaş yavaş düşünme ve anlamaya da yol bulacağını sağlamak ve onunla amel etme imkanını temin etmek. Bu gün onu gafil okuyan, yarın onu hatırlayarak, düşünerek okur, yarın düşünerek okuyan da onun rehberliğinde amel etmeye başlar. Böylece okuyucu bir dereceden daha yüksek bir dereceye intikal eder.3

    Şimdi Sorabilir miyiz?
    Şimdi şu soruyu sorabilir miyiz?
    Kur'an'ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe Kur'an isteyenler bu saydığımız maddelerin aksini söyleyebilirler mi? Yani müslüman oldukları halde:
    Biz Kur'an'ın Arabçasını okumanın ibadet olduğuna inanmıyoruz, ondan sevab da beklemiyoruz, diyebilirler mi?

    Ve yine diyebilirler mi ki, bizim, Kur'an'ın kıyamete kadar korunması, tahrif ve tağyirden uzak kalması gibi, müslümanların birliğini korumak gibi bir derdimiz yok, diyebilirler mi?

    Müslüman oldukları için bunu diyemeyeceklerdir. Diyemeyeceklerine göre Kur'an'ın Arabçasına sahip olmalıdırlar, Türkçe ibadet, Türkçe Kur'an, Türkçe kâmet gibi basit, hiç bir ilmî ve dinî değeri olmayan heva ve heveslerden vazgeçmelidirler.

    "Çünkü aziz Kitab'ın, arşını terk etmesi mümkün değildir. Onun arşı Arabçadır. Kur'an'ı o arşa oturtan da Yüce Allah'tır. Padişah tahtını boşaltırsa izzet ve kuvvetten padişah için ne kalır? İşte bu Kur'an'ı Allah, sözlerin padişahı yapmış, ona i'caz tâcını giydirmiş, onun Arabçasını da bu i'caz ve i'tizaza bir ayna yapmıştır.4 "O bir Kitab-ı Azizdir. Ne önünden ne arkasından batıl ona yaklaşamaz. O, çok övülen hikmet sahibi Allah'dan indirilmiştir."5

    Biz milletimizi, vatanımızı, milli değerlerimizi, Türkçemizi seviyoruz. Ama aynı zamanda biz en mukaddes varlığımız olan Dinimizi, Kur'an'ımızı ve Kur'an'ın dili olan Arabçayı da seviyoruz.

    Türkçe ibadet konusunda ısrar edenler Arabçaya olan düşmanlıklarını da îlan ve itiraf etmektedirler. Arapçaya olan düşmanlıklarından nerdeyse Kur'an'a da düşmanlıklarını söyleyecekler ama hamdolsun ki, bir İslâm ülkesinde yaşamakta ve kendilerinin de müslüman olduklarını söylemektedirler.

    Zaman zaman öylesine garip tutum ve tavır içine girmektedirler ki, ırkçılık sevdasından mıdır yoksa din düşmanlığından mıdır sözü: "Neden Kur'an Türkçe gelmedi de Arabça geldi, neden Peygamber Araplardan çıktı da Türklerden çıkmadı?" demeye getiriyorlar. Bu benim aklıma şu ayeti getirdi: "İsrailoğulları Hz. Musa (a.s)'ya: "Ey Musa, onların tanrıları olduğu gibi, bizim için de bir ilah yap." dediler. Musa: "Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz." dedi.6 Halbuki bu tavır ve anlayış ne kadar yanlıştır.

    Biz aciz bir mahluk olarak, âlemlerin Rabbi ve Hâlıkı olan Allah'ı yargılamaya hakkımız var mı?

    O Allah, dilediğini yapmakta ve istediği gibi hükmetmede serbest olmasaydı Allah olamazdı. O böyle yapmışsa mutlaka bunun bir hikmeti vardır, deyip Allah'ın hükmüne boyun eğmemiz gerekir, müslümana da yakışan budur.

    İmam Şafii'nin Risalesinde şu ifadelere rastlıyoruz:
    Arap olmayanların, Arap lisanına tâbi olmaları gerekir. Çünkü o bütün insanlığa elçi olarak gönderilen Allah Resulu (a.s)'nün dilidir. Onun dinini kabul edenler dilini de seve seve kabul ederler.

    Her müslüman elinden geldiği kadar Arap dilini öğrenmesi lazımdır. Ta ki, Allah'dan başka ilah olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve Resulu olduğuna şehadet edebilsin. Allah'ın kitabını okuyabilsin, tekbir ve tesbihlerle Allah'ı zikredebilsin.7

    Yüce Allah Peygamberini Türklerden, kitabını da Türkçe gönderseydi bu sefer de başka milletler neden peygamber bizden çıkmadı, kitab bizim dilimizle gönderilmedi diyebilirlerdi ve bu soruların ardı arkası kesilmezdi.

    Öyleyse bize düşen Allah ne yaparsa doğru yapar deyip O'nun son Peygamberinin dinini ve dilini benimsemek, onu anlamak ve o istikamette yaşamaktır. Hepsi bu kadar.

    Bu Gün Gelinen Nokta
    Kur'an, Türkçe'yi kanatlandırmış ve Kur'an'ın ana kavramlarını, fiillerini, tabirlerini ve kültürünü hayranlık uyandıracak bir marifetle Türkçe'ye taşıyan ecdadımızın kendi dillerini beynelmilel ve beynel İslam çapta bir kemal derecesine ulaştırmıştır. Dil ırkçılarının Türkçe'den kovmaya çalıştıkları şey Arapça'dan ibaret değildi; onlar Türkçe'deki Kur'anî kültür ve muhtevayı kazımaya kararlı idiler.8

    Bu gün artık gelinen nokta ve hâkim olan kanaat şudur: Kur'an Arapçasız olmaz. Arapça'nın dışında bir dille ortaya konan da Kur'an sayılmaz. Çünkü Üstad Bediüzzaman'ın ifadesiyle "Lisan-ı nahvi olan Arapça'dan başka Kur'an'ın meziyetlerini ve nüktelerini hiçbir lisan muhafaza edemez."9

    Kaynaklar:
    1. Fatır, 35/29-30.
    2. Tirmizi Hakim'de bunun bir benzerini merfu olarak rivayet etmiştir. ez-Zerkanî, s. 129.
    3. Ez-Zerkânî, Muhammed Abdul'azim, Menâhilu'l-İrfan fi Ulûmi'l-Kur'an, ty., s. 129-130.
    4. ez-Zerkanî, a.g.e., s. 137.
    5. Fussilet, 41/42.
    6. A'raf, 7/138.
    7. ez-Zerkanî, a.g.e., s. 151.
    8. Alkan, A. Turan, "Kur'an'ın Kanatlandırdığı Türkçe", Zaman Gazetesi, 27 Kasım 1997.
    9. Bediüzzaman, Şualar, s. 213.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349