+ Cevap Ver
6 sonuçtan 1 ile 6 arası
Like Tree6Beğeniler
  • 2 Post By £laf
  • 1 Post By GÖLGE
  • 1 Post By Mert Söylemez
  • 1 Post By MURATS44
  • 1 Post By Hacer

La ilahe illallah’in şartlari

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  La ilahe illallah’in şartlari Konusunu Görüntülemektesiniz.=>La ilahe illallah’in şartlari La ilahe illallah’ın birinci ve ilk şartı İLİM : Değerli kardeşlerim ! unutmayalım ki bu ifadenin geçerliliğinin ilk şartı ilim’dir. Yani la ilahe illallah’ın bir manasının olduğunu bilmektir. Allah’u azze ve Celle şöyle buyurmaktadır : فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ “ İyi bilmemiz gerekir ki ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post La ilahe illallah’in şartlari


    La ilahe illallah’in şartlari

    La ilahe illallah’ın birinci ve ilk şartı İLİM :


    Değerli kardeşlerim ! unutmayalım ki bu ifadenin geçerliliğinin ilk şartı ilim’dir. Yani la ilahe illallah’ın bir manasının olduğunu bilmektir.
    Allah’u azze ve Celle şöyle buyurmaktadır :
    فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
    “ İyi bilmemiz gerekir ki Allah’tan başka ilah yoktur….. “
    Muhammed : 19
    ... “ Ancak bilerek Hak için şehadette bulunanlar bundan müstesna “
    Zuhruf : 86
    “ … Allah Resulü s.a.v ise bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır : Her kim la ilahe illallah’ın manasını bilerek ölürse cennete girer. “
    Müslim : 1.c. 26.n
    İşte zikredilen bu Ayetlerden ve hadisten açıkça anlaşılıyorki bu kelimenin kendine has bir manası ve onun geçerliliği için bir takım şartlar vardır. Nasıl olmasın ki ? …
    Eğer bu kelimeyi tevhidi kabul ve ona iman, onun sadece telafuzu ve ikrarı ile biten bir iş olmuş olsaydı Allah resulü s.a.v’in müşrikler arasında bu denli söylenmesi kolay olan bir kelime için çaba sarfedip eziyet çekmesine gerek kalmazdı.
    Yani sadece ve sadece bir kelimenin telafuz edilmesi için yirmi üç sene boyunca çaba sarfetme, eziyet ve çilelere katlanma gayet mantıksız olurdu.
    Diğer taraftan ; “ kimin son sözü la ilahe illallah olursa cennete girer “ ifadesi sadece dil ile telafuzdan ibaret olmuş olsaydı, kızıl denizde boğulurken firavun’un sözü de geçerli olması gerekirdi. Çünkü hatırlayacağınız gibi o şöyle demişti :
    ……..”ً حَتَّى إِذَا أَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ آمَنتُ أَنَّهُ لا إِلِـهَ إِلاَّ الَّذِي آمَنَتْ بِهِ بَنُو إِسْرَائِيلَ وَأَنَاْ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
    “ ….. Fravn boğulacağını anlayınca dedi ki : İsrail oğullarının iman ettiğinden başka ilahın olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım. “
    Yunus : 90
    Bu kelimenin ilk muhattabı olan Mekkenin cahil insanları dahi la ilahe illallah’ın bir manasının olduğunu ve o sözle neyin kasdedildiğini çok iyi biliyorlardı.
    Allah resulü s.a.v ile müşrikler arasında geçen şu vaka, bu kelimenin bir sözden ibaret olmadığını ve bunun kendisine has bir manasının olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

    “ … Ebu Cafer ibn cerir derki : bize Ebu kureyb ve ibn veki’nin … ibn Abbas‘tan rivayetine göre o şöyle anlatıyor : ebu Talip hastalandığı zaman kureyş’ten bir grup insan yanına girdiler. Ebu cehil’de bu gurubun aralarında idi. Ebu Talibe şöyle dediler :
    - Şüphesiz senin kardeşinin oğlu bizim ilahlarımıza sövüyor şöyle şöyle söylüyor, ona birisini göndersende bundan menetsen.
    Ebu talip Peygamberimize haber gönderdi de Peygaber s.a.v geldi ve eve girdi. Onlar ile ebu Talip arasında bir kişi oturacak kadar boşluk vardı. Ebu Cehil peygamber s.a.v’in ebu Talib’in yanına oturmasından ve ebu Talib’in de ona karşı dikkatli ve yufka yürekli olmasından korkarak yerinden sıçradı ve o boş yere oturdu. Allah Resuulü s.a.v amcasının yanında oturacak bir yer bulamadı ve kapının yanına oturdu. Ebu talip kendisine :

    - Ey kardeşimin oğlu ! Senin kavmine ne oluyorda senden şikayet ediyorlar ? senin onların ilahlarına sövdüğünü şöyle şöyle söylediğini sanıyorlar, dedi.
    Onlar tekrar peygamber s.a.v hakkında sözlerini çoğalttılar. Allah resulü konuşmaya başlayıp dedi ki :

    - Ey amuca ! ben onların bir tek kelime söylemelerini istiyorum. O kelimeyi söyledikleri taktirde Araplar onlara boyun eğer ve bu kelime ile acemler kendilerine cizye verirler “
    Onlar hemen resulullah s.a.v’in söylediği bu söze kulak kesilerek dediler ki :
    - Bir tek kelime mi ? Evet baban aşkına on kelime bile olsa söyleriz, nedir o kelime ? .
    Ebu Talip dedi ki :
    - Ey kardeşimin oğlu nedir o kelime ? . Allah resulü s.a.v :
    - la ilahe illallah kelimesidir, buyurdu. Bağrışıp çağrışarak elbiselerini silkeleyip kalktılar ve :
    - İlahları tek bir ilah mı yapıyor ? Doğrusu bu acayip bir şey dediler.
    Tirmizi : 5.c 3447.n – İbn kesir : 12.c 6845
    Görüldüğü gibi kelime olarak on kelime söylemeye hazırlanan mekkeliler ne zaman ki la ilahe illallah sözünü duydular, hemen o sözü söylemeye yanaşmadılar. Neden ? … Çünkü bu kelimeyle onlardan bir şeyler istendiğini ve yine onlardan bir şeylerin de inkar edilmesini anladılar.
    Yani bu kelimeyi söylemek veya onu kabullenmek, onlar için kabenin içerisinde ne kadar Allah’a yakınlaşmak için tazimde bulundukları şeyler var ise, onların iptali demekti ve onların inkar edilmesi demekti.
    Sözlerinin nihayetinden de anlaşıldığı gibi “ … Bu kadar ilahları bir kenara koyup onları inkar ederek mi Allah’a kulluk edeceğiz, bu gerçekten acayip bir şeydir … “ dediler.
    Yani onlar bu kelimeyle bütün ilahlaştırılan şeylerin inkar edilmesi ve onların terk edilmesi gerektiğini gayet güzel anlıyorlardı.
    İşte La ilahe illallah‘ın bir manasının olduğu, onu söyleyenin de bir çok şeylerden vaz geçmesi gerektiği bu olayda açık bir şekilde anlatılmaktadır.
    Hülasa değerli kardeşlerim ! sohbetin girişinde de ifade ettiğim gibi ; La ilahe illallah kelimesinin şer’i anlamı öğrenilip ona uygun hareket edilmediği sürece, bu sözün sadece ve sadece dille söylenmesi insana faide sağlamaz. Bu kelimenin kula fayda sağlaması için şartları ve gerekleri bilinip onların tatbik edilmesi ve onu bozacak şeylerden de uzak durulması gerekir.
    Diğer bir ifadeyle ; bu tevhid kelimesinin gerçekliliği için zikredilen şartlarından birisi eksik olduğunda veya onu ortadan kaldıracak bir söz veya amelde bulunulduğunda, artık bu tevhid kelimesi gerçek manasını bulmadığı gibi bu kelimeyi söyleyenin cehennemden kurtulup cennet’e girmesi de mümkün değildir.
    La ilahe illallah’ın kemalinden olan ikinci şart YAKİN :
    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan ikinci şart Yakin’dir. Yakin, şek ve şüpheyi yok edici tereddütsüz bir iman demektir.
    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :
    “ Mü’minler ancak Allah’a ve Resulüne iman edip, sonra da imanlarında şüpheye düşmeden Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden kimselerdir. İşte sadık olanlar bunlardır. “
    Hucurat : 15
    “ Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten - kaçınmak için - senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir. Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister. “
    Tevbe : 44 – 45
    “ … Ebu Hureyre r.a'dan, şöyle dedi : Resûlullah s.a.v buyurdu ki : “ … Ben Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın elçisi olduğuma şehadet ederim. Bu iki hususta şüphe etmeyerek Allah’a bu iki şehadetle kavuşan her kul muhakkak cennete gire. “
    Müslim : 1.c.27.n
    Öyleyse Allah’tan başka hak bir ilahın olmadığına şeksiz şüphesiz iman etmemiz, bu kelimenin bizden istediği en önemli şeylerden birisidir.
    La ilahe illallah’ın kemalinden olan üçüncü şart İHLAS :
    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan üçüncü şart ihlas’tır. Kul ihlaslı bir şekilde Allah’tan başka ilah olmadığına iman etmesi ve ibadetlerini de samimi bir şekilde Allah’a has kılması gerekir.

    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :
    أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ ”………….
    “ Halis din ancak Allah’ındır ……… “
    Zümer : 3
    وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ” ………..
    “ Onlar dini Allah’a has kılarak ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı ……. “
    Beyine : 5
    “ … Ebu Hureyre r.a'dan. : Resûlullah s.a.v buyurdu ki : “ …… Kıyamet günü halk içinde şefaatime en ziyade mazhar olacak kişi, kalbinden ihlaslı olarak la ilahe illallah diyen kimsedir. “
    Buhari : 1.c.255.s – Ahmed : 1 / 173-174
    “ … Ebu Hureyre r.a'dan. : Resûlullah s.a.v buyurdu ki : “ Kim kapten ihlasla ve yakin bir imanla la ilahe illallah’a şehadet ederse, ateşe girmez cennete girer. “
    Ahmed : 5/236 -21959 - Hakim : 1/503 – T. Kebir : 20/41-63 - İbni Hibban : 1/211 - 200.n
    “ … Resûlullah s.a.v şöyle buyurdu : “ Kul la ilahe illallah kelimesini ihlaslı olarak söyleyecek olursa, büyük günahlardan kaçındığı sürece gök yüzünün kapıları açılır ve Arş’a kadar bu devam eder. “
    Sahihu’l Cami’ : 5524.n
    “ … Resûlullah s.a.v şöyle buyurdu : “ Kim ihlas ile la ilahe illallah derse cennete girer. Dediler ki : ihlasla söylemek nasıl olur ? Allah resulü s.a.v buyurdu ki : Söyleyeni Allah’ın haramlarından alıkoymasıdır. “
    Terğib ve Terhib : 364.s.5.n
    La ilahe illallah’ın kemalinden olan dördüncü şart SIDK :
    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan dördüncü şart Sıdk’tır. Sıdk, yalanın zıddı olan nifaka mani bir haldir. Çünkü munafıklar dilleriyle hakkı söylemekte, fakat kalben inkar etmektedirler. Onun içindir ki imanın esası sıdk, nifakın esası ise yalandır denilmiştir.
    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :
    “ Allah elbette sadıkları da bilecek, yalancıları da bilecek. “
    Ankebut : 3
    “ Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar sadıklardır. “
    Zümer : 33
    “ … Ebu Musa el Eşari r.a dan. Resûlullah s.a.v şöyle buyurdu : “ Kim sadık olarak la ilahe illallah’a – yani Allah’tan başka ilahın olmadığına – şehadet getirirse cennete girer. “
    Ahmed : 4 / 402- 19486.n
    La ilahe illallah’ın kemalinden olan beşinci şart Muhabbet :
    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan beşinci şart ise Muhabbettir. Bu ise, Munafıkların yaptıklarının tam tesi Allah’ı ve Allah’ın sevdiklerini sevmektir. Allah’ı ve Allah’ın sevdiklerini sevmeyen akşama kadar La ilahe illallah dese neye yarar ki.
    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :
    “ İnsanlardan öyleleri var ki ; Allah’ tan gayri eşler edinerek, Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenler ise en çok Allah’ı severler. “
    Bakara : 165
    “ … Enes r.a dan gelen bir rivayette Allah resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : “ üç haslet vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını almış olur: Allah ve resulünün o kimseye her şeyden daha sevimli olması. Sevdiğini sadece ve sadece Allah için sevmesi ve ateşe atılmaktan nasıl korkuyor ise Allah kendisini kurtardıktan sonra takrar küfre dönmekten de öylece korkması. ”
    Buhari : 1.C.171.S - Müslim : 1.C.43.N - Tirmizi : 4.C.2759.N - Nesei : 8.C.4956.N
    “ … Ebu Umame r.a dan. Allah resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : “ Kim sevdiğini Allah için sever, buğz ettiğine Allah için buğz eder, verdiğine Allah için verir ve men ettiğini de Allah için men ederse imanı kemale erer. “
    Ebu Davud : 5.C.4681.N
    “ … İbn Abbas r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : ” İmanın en güçlü ve güvenilir kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. ”
    İbni Ebu Şeybe Musannef : 5.235-849 – el Albani Silsiletü’s Sahiha : 998
    La ilahe illallah’ın kemalinden olan altıncı şart İnkiyad :
    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan altıncı şart ise İnkiyadtır. Bu ise, zahiren ve batinen emirlere imtisal nehiylerden de içtinab etmektir. Diğer bir ifadeyle ; bu kelimenin gerekleriyle amel etmektir.
    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :
    اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ
    “ Rabbinizden size indirilen – Kur’ana ve Sünnet – e tabi olun, O nun dışında dostlar edinip de onlara tabi olmayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. “
    A’raf : 3.AY
    “ Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. “
    Zümer : 54
    “ Kim ihsan sahibi olarak özünü Allah’a teslim ederse, o kopmak bilmeyen bir kulpa – yani la ilahe illallah’a – yapışmış demektir. “
    Lokman : 22
    Allah’u Azze ve Celle bizlere bu kelimeyi hakkıyla anlamayı, lazımlarını yerine getirmeyi ve onu bozan söz ve tavırlardan da uzak durmayı nasip eylesin.
    Değerli kardeşlerim ! buraya kadar anlatılanlara rağmen - anlayış ve muhakeme hussunda problemleri olanlar, hala Allah resulü s.a.v’in mutlak ifadeli hadislerini ileri sürerek – yani sadece dili ile de olsa La ilahe illallah diyen müslümandır, cennetliktir - iddalarını savunmaya devam ederlerse onlara söylenecek tek söz :
    “ Allah sizlere anlayış ve hidayet versin …” sözüdür .
    Vel hamdu lillahi rabbil alemin
    Karani ve Hacer Bunu Beğendiniz.
    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Yaş
    33
    Mesajlar
    22
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: La ilahe illallah’in şartlari

    Çok güzel konu olmuş. Teşekkürler.

  3. #3
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Yaş
    29
    Mesajlar
    20
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: La ilahe illallah’in şartlari

    bu güzel konu için teşekkürler.

  4. #4
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesajlar
    806
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: La ilahe illallah’in şartlari

    "La ilahe illallah"m söyleyen kimseye fayda verebilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir.
    İmam Vehb b. Münebbih'e soruldu:"Rasulullah (s.a.s): "La ilahe illallah cennetin anahtarıdır." buyurmamış mıdır?
    İmam şöyle cevap verdi:"Evet. Fakat dişsiz anahtar olmaz. Dişsiz anahtar getirirsen kapıyı açamazsın. Kapıyı ancak dişli anahtar getirdiğin takdirde açarsın."
    Anahtarın dişleri ise aşağıda zikredeceğimiz "La ilahe illallah"m şartlandır.
    1) Manasını bilmek:"Bil ki Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur." (Muhammed: 19)
    "Ancak Kelime-i Şahadetin manasını bilerek Kelime-i Şehadet getirenler bundan müstesnadır."
    (Zuhruf: 86)
    "Allah, kendisinden başka ibadete layık ilah olmadığına, adaleti ayakta tutarak şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de buna şehadet ettiler. Ondan başka ibadete layık ilah yoktur. O, Aziz'dir,Hakim'dir." (Al-i İmran: 18)
    Rasulullah(s.a.s) şöyle buyurdu:"Kim; La ilahe illallah'ın manasını bilerek ölürse cennete girer." (Müslim)
    2) Şüphesiz ve seksiz manasını kabul etmek: "Allah'a ve resulüne iman eden sonra imanında asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad eden kimseler ancak hakkıyla iman edenlerdir. Samimi olanlar da işte bunlardır."(Hucurat: 15)
    Rasulullah(s.a.s) şöyle buyurdu:"La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah'a şehadet ederim. Şüphe etmeyerek Allah'a bu iki şehadetle kavuşan kul asla cennetten men olunmaz"(Müslim)
    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:"Ey Eba Hureyre! Bu bostanın arkasında kalbi yakinen seksiz inanarak La ilahe illallah'a şehadet eden her kime rastlarsan onu cennet ile müjdele!"(Müslim)
    3) Bu kelimenin gerektirdiği manayı kalbiyle ve diliyle kabul etmek: "Onlara "La ilahe illallah" denildiği zaman kibirlenirlerdi. Deli olan bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz derlerdi." (Saffat: 35-36)
    4) Hareketlerini, davranışlarını ve yaşantısını La ilahe illallah'ın manasına uygun düşecek şekilde düzenlemek.
    "Azab size gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O 'na teslim olun. Sonra yardım da görmezsiniz."(Zümer: 54)
    "İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in hanif dinine tabi olandan din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim'i bir dost edinmişti." (Nisa: 125)
    "İyilik yaparak yüzünü Allah'a çeviren kimse muhakkak sapasağlam bir kulpa sarılmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a döner." (Lokman: 22)
    Not: Ayet-i kerime de geçen sapasağlam kulp'tan kasıt La ilahe illallah'tır.
    Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
    "Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe iman etmiş olmazlar. Sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar."(Nisa: 65)
    İbn i Kesir bu ayetin tefsirinde şöyle diyor:
    "Allah (c.c) kendi şerefli mukaddes zatına yeminle ifade buyuruyor ki bütün işlerde Allah ve Rasulunü hakem tayin etmedikçe hiç kimse gerçekten iman etmiş olmaz. Onun verdiği hüküm gizli ve açık her zaman bağlanılması farz olan hak ve gerçektir. Bunun içindir ki Allah (c.c):
    "Sonra aralarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar." buyurmuştur.
    Yani seni hakem tayin ettiklerinde gönüllü olarak sana itaat ederler. İçlerinde senin verdiğin hükme karşı herhangi bir sıkıntı duymazlar. İç ve dışlarıyla bu hükme uyarlar.Bir karşı koyma, bir müdafaa ve münakaşa olmaksızın bütünüyle bu hükme teslim olurlar. Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur.
    "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki arzusu benim getirdiğime tabi olmadıkça hiçbiriniz gerçekten iman etmiş olmaz."(Müslim)(İbni-i Kesir tefsiri)
    5) Yalanlamayıp kalbiyle ve diliyle tasdik etmek.
    Allah (c. c) şöyle buyuruyor:"Bir kısım insanlar vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler. Halbuki onlar mü'min değillerdir. Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar. Fakat bunun farkında değillerdir. Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylediklerinden dolayı onlar için can yakıcı bir azab vardır." (Bakara: 8-10)
    "İnsanlar sadece iman ettik demekle bırakılıp imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar? Doğrusu biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah elbette sözüne sadık olanları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir." (Ankebut: 2-3)
    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:"Her kim La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah'a kalbiyle tasdik ederek şehadet ederse Allah (c.c) ona cehennemi haram kılar."(Buharı, Müslim)
    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:"Benim şefaatim La ilahe illallah! ihlaslı olarak ve kalbinde olanı lisanı tasdik ederek, lisanında olanı kalbi tasdik ederek söyleyen kimse içindir."(Hakim)
    6) İhlaslı olmak. (Yapılan bütün amelleri sadece Allah rızası için yapmak ve şirkten temizlenip uzak kalmak.)
    Allah (c. c) şöyle buyuruyor:"İyi bilinmelidir ki halis din Allah'ındır. Allah'ı bırakıp O'ndan başka dostlar edinenler: "Biz onlara ancak bizi daha çok Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Muhakkak ki Allah aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve kafir olan bir kimseyi hidayete erdirmez." (Zümer: 3)
    "Oysa onlar doğruya yönetip her türlü şirkten temizlenmiş olarak (yani ihlaslı olarak) Allah'ın dininde O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur." (Beyyine: 5)
    İmam el-Fadl İbn İyad (r.a) diyor ki:"Allah rızası için, fakat Allah'ın istediği şekilde yapılmayan amelleri Allah (c.c) kabul etmez. Aynı şekilde Allah'ın istediği şekilde fakat Allah rızası için yapılmayan amelleri de Allah (c.c) kabul etmez. Allah (c.c) ancak kendi rızası gözetilerek ve Rasulullah'ın sünnetine uygun olarak yapılan amelleri kabul eder."
    7) Bu kelimeyi (La ilahe illallah kelimesini) ve bu kelimenin gösterdiği yolu sevmek, bu kelimeyi sevip gösterdiği yolda yürüyenleri sevmek, bu kelimeyi kötü görüp gösterdiği yoldan başka yollara sapanları ise sevmemek, onları yakın dostlar edinmemek.
    Allah (c.c) şöyle buyuruyor:"İnsanlardan bazıları Allah'tan başka varlıkları ona eşler koşarlar.Onları Allah'ı sevdikleri gibi severler.Mü'minler ise en çok Allah'ı severler."(Bakara: 165)
    "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah; onların yerine, kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve şerefli olan, Allah yolunda cihad eden ve kınayanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir, işte bu Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah geniş ihsan sahibidir. Her şeyi çok iyi bilendir."(Maide: 54)
    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
    "Kimde şu üç şey bulunursa imanın tatlılığını tatmış olur: Allah ve Rasulullah kendisine her şeyden daha sevgili olmak, bir kimseyi sevmek fakat yalnız Allah için sevmek, Allah onu küfürden kurtardıktan sonra yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışcasına hoşlanmamak." (Buhari, Müslim)
    Namaz ve Zekat hakkında Allah (c.c) Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
    "Oysa onlar doğruya yönelip her türlü şirkten temizlenmiş olarak Allah'ın dininde O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur."(Beyyine: 5)
    Allah (c.c) bu ayet-i kerimede insanların; yalnızca Allah'a ibadet etmek ve sadece onun kanunlarını kabul etmek, her türlü şirkten ve müşriklerden uzak olmak, namazı dosdoğru kılmak, zekat vermekle emr olunduklarını bildiriyor.
    "Dosdoğru olan din de budur." Ayet-i kerimesinin manası ise; Allah (c.c) ancak yukarıdaki özellikleri şahsında bulunduran kimselerin gerçek iman sahipleri olduğunu bildiriyor.
    Allah (c.c) oruç hakkında şöyle buyurdu:"Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ta ki konmasınız."(Bakara: 183)
    Allah (c. c) bu ümmete sesleniyor ve orucu emrediyor Oruç sırf Allah rızası için yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten kaçınmaktır. Oruçta ruhun arınması, temizlenmesi, parlatılması, kötü davranışlardan ve fena huylardan uzaklaştırılması söz konusudur. Oruç hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır. Oruç nasıl müslümanlara farz kılınmışsa müslümanlardan öncekilere de farz kılınmıştır. Geçmiş ümmetler müslümanlar için bir örnektir. Öyle ise müslümanlar bu ibadeti en iyi şekilde yapmaya çalışmalıdırlar.
    Oruçta bedenin temizliği ve şeytanın sızabileceği yolların tıkanması vardır. Bunun için Buhari ve Müslim'de zikredilen sahih hadiste Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:
    "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Kimin de gücü yetmezse oruç tutsun. O kendisini korur."(Buhari, Müslim)
    Allah (c. c) hac hakkında şöyle buyuruyor:
    "Oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe'yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse bilsin ki doğrusu Allah alemlerden müstağnidir."(Al-i İmran: 97)
    Allah (c. c) bütün insanlardan İslam dinini kabul edip farzlarını ve emirlerini yerine getirmelerini, müminlerin yöneldiği gibi Allah'ın evine hac niyeti ile yönelmelerini istemektedir.
    Ya bu... Yahut da küfür... Ne kadar Allah'ın dininde olduklarını iddia etseler de Allah alemlerden müstağnidir. Allah'ın onların ne imanına ne de haclarına ihtiyacı vardır. Bu, sadece iman ve ibadetle kurtulmaları için kendilerinin menfaatinedir.
    Hac ibadeti ömürde bir keredir. Yol emniyeti ve sefer imkanı müsait olursa ilk güç yettiği zaman hac farz olur. Hac müslümanların yıllık genel kongresidir.Müslümanlar İslam davasının ilk olarak ortaya çıktığı evin etrafında toplanırlar. Hanif dinin ilk toplanma yeri olan, İbrahim (a.s)'ın eli ile ilk olarak sırf Allah'a ibadet edilmek için yapılan bu evin civarında karşılaşırlar. Haccın kendisine has apayrı hatıra ve ilhamları vardır. Yüce bir idealin doğduğu muhiti tavaf eden insanlar yüce yaratıcının huzurunda buluşurlar. İnsanı insan yapan ruhi bir değer etrafında birleşirler. Zaten insanlar sadece bir mana etrafında toplanmaktadırlar. Tabi ki bu yüce mana etrafında toplanabilmek için onun ilk doğduğu yerde buluşmak ve bu yerleri ziyaret etmek gerekir.
    İslam dininin ikinci mertebesi imandır.
    İmanın şubeleri yetmişten fazladır. En yükseği La ilahe illallah sözü, en aşağısı ise yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Utanmak (haya) imanın şubelerindendir.
    İmanın şartlan altı tanedir.
    Bir kişi bunlardan birisine iman etmezse İslam milletinden çıkar ve kafir olur.
    1)Allah'a İman Etmek: Yani; Allah vardır ve kemal sıfatlara sahiptir. Yarattıklarının hiçbirine benzemez. Hiç bir şey O'nun dengi ve benzeri değildir. Alemlerde, yerde ve gökte yalnız O yasama (kanun koyma)hakkına sahiptir. Bütün ibadetler yalnız O'na yapılır.
    2)Meleklere İman Etmek: Meleklere, Allah (c.c)'nün Kur'an'da onları vasıflandırdığı gibi iman etmek gerekir. Melekler Allah'ın kullarıdır. Onlarda dişilik ve erkeklik yoktur. Nurdan yaratılmışlardır. Bir saniye bile Allah'a karşı isyan etmez ve haram işlemezler. Sürekli olarak Allah'a ibadet ederler. Kur'an-ı Kerimde ve hadis-i şeriflerde isimleri zikredilenlere isimleriyle (Cebrail, Mikail, İsrafil, Malik, Rıdvan gibi), zikredilmeyenlere ise toplu olarak iman etmek gerekir.
    3) Allah'ın Kitaplarına İman Etmek: Allah katından gelen kitaplara Kur'an-ı Kerimde ve hadis-i şeriflerde ismi zikredilenlere ismiyle (Kur'an, Tevrat, incil, Zebur gibi), ismi zikredilmeyenlere ise genel olarak iman etmek gerekir.
    4)Nebi ve Rasullere İman Etmek: Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde ismi zikredilenlere ismiyle, ismi zikredilmeyenlere ise genel olarak iman etmek gerekir.
    5)Ahiret Gününe İman Etmek: Yani ölümden sonra berzah (ölümden kıyamete kadar olan zaman ve o zaman içinde olan olaylar), hesap, mizan, cennet, cehennem, kabirde azab veya mükafat görme, amellerine karşılık azab veya mükafat göreceklerin acı veya lezzeti beden ve ruhlarıyla duyacaklarına ve en önemlisi öldükten sonra dirilmeye iman etmektir.
    6)Kaderin, Hayır Ve Şerrin Allah'tan Olduğuna İman Etmek:Kadere imanın Allah katında geçerli olabilmesi için şu dört şeye seksiz şüphesiz iman etmek gerekir:
    a- Allah'ın ezeli ve kadim ilmine iman etmek. Allah (c.c) ezeli ve kadim ilmiyle ne olacağını bildi. Ve bu ezeli ilmiyle bildiği şeyleri yazdı.
    b- Allah'ın olmasını dilediği şeyin mutlaka olacağına, olmamasını dilediği şeyin mutlaka olmayacağına, gökte ve yerde meydana gelen bütün hareketlerin ve sessizliklerin Allah'ın izniyle olduğuna iman etmek.
    c- Allah (c.c)'nün bütün mahlukatı yarattığına ve kainatın içindeki her şeyin Allah'ın yaratması ve takdiriyle meydana geldiğine iman etmek.
    d- Kendisine isabet eden şenin kendisinden başkasına isabet edebileceği halde kendisine isabet ettiğini zannetmemek. Veya kendisine isabet eden hayrın bir tesadüf sonucu kendisine isabet ettiğine inanmamak.
    Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
    "Yüzlerinizi doğudan yana, batıdan yana çevirmeniz iyi olmanız demek değildir. İyi olan Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba, nebilere inanmaktır."(Bakara: 177)
    Allah (c.c) kader hakkında şöyle buyuruyor."Şüphesiz biz her şeyi (önceden tesbit edilmiş) bir kaderle yarattık."(Kamer: 49)
    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
    "Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve benim hak olarak gönderdiği rasulu olduğuma şehadet etmedikçe, ölüme, ölümden sonra dirilmeye, kadere iman etmedikçe kimse mü'min olamaz."(Tirmizi)
    "Her şey kaza ve kader iledir. Akıl ve ahmaklık bile"(Buhari, Müslim, Malik)
    Her şey Allah'ın takdiri iledir, insanların yaptığı işleri de Allah yaratır. Yalnız insanlar yaptıkları işleri kendileri yapmış olmaları sebebiyle yaptıklarından kendileri sorumlu tutulurlar. Çünkü Allah her insana iyiyi kötüden ayırabilme kabiliyeti vermiş ve hayrı emredip şerri yasaklamıştır.
    Allah (c.c) kıyamete kadar olacak her şeyi ve bütün insanların yapacakları şeyleri levhi mahfuzda yazdı. Allah (c.c) için zaman kavramı olmadığından bütün bunları ilmiyle yazdı. İnsanları yaptıktan amelde zorlamadı. Allah (c.c)'nün bunları yazması ezeli ilminden dolayıdır.
    İslam dininin üçüncü mertebesi ihsandır.
    İhsan; Allah'ı görüyormuş gibi O'na ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen bile O, seni görür. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:"Allah şüphesiz muttekiler ve ihsan edenlerle beraberdir."(Nahl: 128)
    Ayetteki "müttekiler" Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmayıp iman eden ve haramlardan kaçınanlardır. "İhsan edenler" ise Allah'a itaat olan işleri yapanlardır. İşte Allah bunları koruyacak, onlara yardım edecek, onları destekleyecek, düşmanlarına ve muhaliflerine karşı onları zafere erdirecektir. Allah'ın onlarla beraber olması bu şekildedir.
    Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
    "Ey Muhammed! Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O, işitir ve bilir."
    (Şuara: 217-219)
    "Ey Muhammedi Ne iş yaparsan yap ve ona dair Kur'an'dan ne okursan oku; Ey insanlar! Ne yaparsanız yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü şüphesiz apaçık bir kitaptadır." (Yunus: 61)
    Ömer b. Hattab meşhur hadisinde şöyle rivayet eder:
    Rasulullah (s.a.s)'in yanında otururken bembeyaz elbiseli, simsiyah saçlı, üzerinde yolculuk alametleri olmayan, içimizden kimsenin tanımadığı bir adam Rasulullah (s.a.s)'in yanına geldi ve oturdu. Sonra dizlerini onun dizlerine yaklaştırdı.Avuçlarını da onun bacaklarının üzerine koyduktan sonra şöyle dedi:
    "Ey Muhammedi İslam nedir?" Rasulullah (s.a.s):
    "Allah'tan başka hakkıyla ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.s)'in onun elçisi olduğuna şahitlik etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazanda oruç tutman, gücün yeterse hacca gitmendir." Adam:"Doğru söyledin" dedi. Biz ona şaştık. Hem soruyor hem de doğruluyordu. Sonra:
    "İman nedir?" dedi. Rasululah (s.a.s):
    "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, nebi ve rasullerine, ahiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman etmektir." dedi. Adam:"İhsan nedir?" diye sordu. Rasulullah (s.a.s):"Allah'ı görüyormuş gibi O'na ibadet etmendir. Sen O'nu görmesende O, seni görür." dedi. "Kıyametin vakti ne zaman?" diye sordu.Adam:Rasulullah (s.a.s):
    "Sorulan bu konuda sorandan daha bilgili değildir." dedi. Adam:
    "Kıyametin alametleri nedir?" diye sordu.
    Rasulullah (s.a.s):"Kadının hanımefendisini doğurması (yani annesine hizmetçi muamelesi yapan çocukların bulunması), yalınayak ve çıplak çobanların binaları yükseltmesidir."
    Ömer (r.a) diyor ki: Adam gitti. Bir süre sonra Rasulullah (s..a.s) dedi ki:
    "Ey Ömer! Soranın kim olduğunu biliyor musunuz?" Biz de:"Allah ve Rasulu daha iyi bilir" dedik.
    Rasulullah (s.a.s):"Bu Cibril'dir. Size dininizi öğretmek için geldi"dedi. (Buhari, Müslim)

  5. #5
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    1.032
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: La ilahe illallah’in şartlari

    Kelime-i tevhit konusunu bu kadar güzel ima ettiğiniz için Allah razı olsun.

  6. #6
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: La ilahe illallah’in şartlari

    ALLAH cc cümlemizden razı vede hoşnut olsun ..murat kardeş ALLAH cc sizlerdende razı olsun çok güzel paylaşım..
    Konu £laf tarafından (01-05-2013 Saat 02:22 AM ) değiştirilmiştir.
    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    01-27-2015, 12:01 AM

Benzer Konular

  1. La ilahe illallah - Kelime-i Tevhid
    By EhLiSuNNeT in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 09-14-2012, 04:16 AM
  2. La ilahe illallah'ın müthiş mucizesi
    By YaŞuHa in forum Kuran da Genel Bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-25-2012, 08:33 PM
  3. La ilahe illallah Mucizesi
    By ŞehadetGüvercini in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-08-2010, 01:17 PM
  4. La ilahe illallah muhammedurrasulullah
    By HUSEYIN SASMAZ in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03-22-2010, 01:57 PM
  5. la ilahe illallah
    By muhammet in forum İslami Sözlük
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-28-2009, 02:56 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379