+ Cevap Ver
7 sonuçtan 1 ile 7 arası
Like Tree5Beğeniler
  • 1 Post By essirra
  • 1 Post By essirra
  • 1 Post By essirra
  • 1 Post By essirra
  • 1 Post By essirra

Kitabü Mekasidi’l Arifin

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  Kitabü Mekasidi’l Arifin Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kitâbü Mekâsidi’l Ârifîn (Gerçek müslümanın dünyada ve ahirette ulaşmak istediği hedefler ) BÖLÜM: 1 İYİ NİYET VE SAMİMİYET Bu bölümdeki üç ayet ve oniki hadîs-i şerîften; dinin sadece Allah’a has kılınması, boş ve anlamsız şeylerden Allah’a yönelinmesi, niyetin samimi olması, Allah’ın herkesin duygularını da bildiğini, amellerin niyetin samimi oluşuna göre ...

  1. #1
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Kitabü Mekasidi’l Arifin

    Kitâbü Mekâsidi’l Ârifîn (Gerçek müslümanın dünyada ve ahirette ulaşmak istediği hedefler)

    BÖLÜM: 1

    İYİ NİYET VE SAMİMİYET

    Bu bölümdeki üç ayet ve oniki hadîs-i şerîften; dinin sadece Allah’a has kılınması, boş ve anlamsız şeylerden Allah’a yönelinmesi, niyetin samimi olması, Allah’ın herkesin duygularını da bildiğini, amellerin niyetin samimi oluşuna göre değer bulacağını, İslâmı yaşayamayacağımız bölgelerden yaşayacağımız yerlere göç etmemiz gerektiğini veya daima bu niyette olmamız gerektiğini, cihad için çağrılınca hemen koşulması gerektiğini, mazeretleri sebebiyle cihada katılamayan-ların niyetlerinin samimiyetinden dolayı aynı sevaba ortak olduklarını, herkesin niyetine göre sevap kazanacağını, kişinin sağlığında malı hakkında tam yetkili ve tasarruf sahibi olduğunu, hastalık ve ölüm anında ise üçte birden fazlasına vasiyet etme vakfetme ve dağıtma yetkisine sahip olmadığını, Allah’ın sadece kalplerimize ve niyetlerimize baktığını, dış görüntülerimiz ve mal varlığımıza göre değerlendir-me yapılmayacağını, sadece İslâmı yüceltmek maksadıyle savaşan kimsenin Allah yolunda olup ölürse şehit olacağını, bu maksat dışında savaşanların ve ölenlerin Allah yolunda olamayıp şehit de olamayacaklarını, birbirine silah çeken iki müslümanın ikisinin de cehennemlik olacağını, samimi niyetle ibadet için yapılacak her şeyde ibadet sevabı yazılacağını, iyilik için niyet edenin yapmasa bile sevap alacağı yaptığında ise en az on ve yediyüzden fazla sevaplar alacağını, kötülüğe niyet eden kimsenin o kötülüğü yapmadığı takdirde bir sevap yaptığında ise bir günah kazanacağını, yapılan iyi amelleri anlatarak Allah’a dua etmenin kişiyi belalardan kurtaracağını öğreneceğiz.

  2. #2
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Kitabü Mekasidi’l Arifin

    “Oysa kendilerine yalnızca Allah’a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O’na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları, namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları ve mallarının bencillik kirinden arındırılması için karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu. İşte dosdoğru din de budur.”(98 Beyyine 5)“Fakat unutmayın ki, onların ne etleri Allah’a ulaşır, ne de kanları. Fakat O’na ulaşan, yalnızca sizin iyi niyet ve samimiyetinizdir. İşte bu amaçla onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, O’nun sizi doğru yola iletmesine karşılık, O’nun şanını yüceltip tekbir getiresiniz için. Öyleyse güzel davrananları müjdele”(22 Hacc 37)De ki: “Kalplerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Zira O göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın gücü her şeye yeter.”(3 Âl i İmrân 29)

    1/1:
    Mü’minlerin devlet reisi Ömer ibn Hattab (r.a) Rasûlullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işittim dedi: “Yapılan her türlü işler kişilerin niyetlerine göre değer bulur. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre bulur. Kimin niyeti Allah ve Rasûlü’nün rızasını kazanmak için İslâm’ı yaşayamadığı yerden yaşayabileceği yere göç etmekse onun hicreti Allah ve Rasûlü nün rızasını kazanmak için olduğun dan değerlendirmesi ona göre yapılıp sevabını ona göre alacaktır. Kim de elde edeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadına ulaşmak için hicret* etmişse onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlendirilir.” (Buhârî, Bedü’l Vahy 1; Müslim,İ mârât 155)

    * HİCRET: Kişinin müslümanlığı yaşayamadığı yerden yaşayabileceği yere göç etmesidir. Müslüman bir memlekette müslümanlığı gerektiği gibi yaşayamıyorsa yaşayabileceği yere göç etmelidir. Yapılan işlerden sevap beklenecekse önce iman sonra iyi niyet şarttır. İmansız sırf iyi niyetin bir faydası yoktur. Müslüman göründüğü gibi olmalı, olduğu gibi görünmelidir. Dünyalık bazı çıkarları için dini hiçbir zaman istismar etmemelidir.

    Devam..

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Kitabü Mekasidi’l Arifin

    2/2:Mü’minlerin anası Ümmü Abdullah diye künyelenen* Aişe (r.anha) dan rivayete göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamete doğru bir ordu Kabe’ye saldırmak üzere yola çıkacak, çıplak çöl gibi bir yere geldiklerinde hepsi birden yerin dibine batırılacaklardır.” Aişe (r.anha) Ya Rasûlallah nasıl olur? Ticaret için veya onlar gibi kötü niyetli olmayanlar o toplulukta varken hepsi birden nasıl yerin dibine batıyor? diye sordum da Rasûlullah (s.a.v.): “Evet hepsi birden yerin dibine geçecektir. Ahirette de diriltilip niyetlerine göre hesaba çekileceklerdir.”

    (Buhârî, Büyu’ 49; Müslim, Fiten 4-8)Bu hadisin bir benzeri 191 ve 1832 numarada tekrar gelecektir. Hadisi daha iyi anlayabilmek içindünya ve ahiret hayatı hakkında 2 Bakara 200, 8 Enfâl 25, 11 Hûd 15 16, 30 Rûm 7, 42 Şûrâ 20 ayetlerine de bakılabilir.*

    KÜNYE:
    Hiç bir çocuğu olmayan Aişe anamız; peygamberimiz (s.a.v.)’e tüm kardeşlerimizin bir künyesi vardır, benim de olsa ya deyince, “Sen de kız kardeşinin oğlu Abdullah ile künyelen” buyurmaları üzerine Aişe anamız Ümmü Abdillah olarak künyelenmiştir. Bu hadiste de o künyesiyle anılmıştır. (Ebû Dâvûd, Sünen K.Edep 4970)
    · Bir kötülüğü istemeyerek yapanlar öteki dünyada cezaya çarptırılmazlar. · Kötülük yapanlardan uzak olmayanlar bu dünyadaki cezaya ortak olurlar. · Kötü arkadaş ve kötü toplumdan uzak durmak gereklidir.

    3/3: Aişe (r.anha)’dan rivayet edildiğine göre peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Mekke fethinden sonra artık hicret etmek yoktur. Yalnız cihad etmek ve cihad niyetinde olmak vardır. O halde Allah yolunda savaşa çağrıldığınızda hemen katılın.”
    (Buhârî, Menâkibü’l Ensâr 45; Müslim, Hacc 445)* Mekke müslümanlar tarafından fethedilince İslam diyarı olmuştur, artık oradan hicret edilmez hicrete gerek yoktur. Fakat İslâm’ı yaymak için cihad her an farzdır. İslâm’ı gereği şekilde yaşama im kanı kalmayınca yine yaşayabilecek yerleri tesbit edip oralara hicret etmek mümkündür. Hicret kıyamete kadar bâkidir. Bir gün Rasûlullah (s.a.v.)’in huzurunda hicret müzakere ediliyordu da Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular: “Tevbe etme imkanı sona ermeden, hicret etme imkanı da sona ermez” (Ebû Dâvûd, Cihad 2; Müsned, 4/99) İslâm diyarı olan bir yeri terkedip başka yerlere gitmemeli, kendi bulunduğun memlekette kötülükleri yok etmek için çaba sarfetmelidir. Müslümanın kalbinden ve kafasından İslâm için savaş ve şehitlik niyeti ile, müslümancayaşantı olmadığı takdirde hicret niyeti hiç çıkmamalıdır. İslâm uğruna savaş için çağrılınca da, hasta ve sakat olunmadığı sürece mutlaka katılmak farzdır.

    4/4: Ebû Abdullah Cabir İbn Abdullah el Ensarî (r.a) şöyle demiştir: Peygamberimiz (s.a.v.)’le birlikte bir savaşta beraberdik buyurdular ki: “Hasta olmaları yüzünden Medine’de kalıp savaşa katılamayan öyle kimseler var ki; siz bir yolda yürüdüğünüz ve bir vadiyi geçtiğinizde onlar niyetle- rinden dolayı sizinle beraber gibidirler.” Başka bir rivayette ise: “Sevap kazanmakta onlar size ortak oldular.” şeklindedir. (Müslim, İmâra 159) Yine Enes (r.a)’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: Peygamber (s.a.v) ile Tebük savaşından döndüğümüzde şöyle buyurdular: “Medine’de bizim arkamızda kalan öyle kimselervar ki; her hangi bir yola girsek veya bir vadiyi geçsek onlar da bizimle beraber sevap kazanırlar, onları özürleri alıkoymuştur.

    ”
    (Buhârî, Meğâzî 81) Bu hadis ileride 1343 numarada tekrar gelecektir.* Bir önceki hadiste de anlatıldığına göre cihad niyetiyle mazeretlerinden dolayı savaşa katıla- mayanlar aynı sevaba ortak olmuş oluyorlar. Bir numaralı hadis zaten bunu en güzel biçimde açıklamıştı. Niyeti savaşa katılmak olduğu halde özürlerinden dolayı katılamayanlar aynı sevabı kazanmış oluyorlar. Bu işte mazeret ve niyet esastır. Tembellik yüzünden savaşa katılmayanlar 4 Nisâ 95 nci Ayetin hükmüne girerler.

  4. #4
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Kitabü Mekasidi’l Arifin

    5/5: Ebû Yezîd Ma’n ibn Yezîd İbn Ahnes (r.a)’den rivayete göre –ki bu kimse babası ve dedesi hepsi sahabîdirler– şöyle demiştir: Babam Yezîd sadaka vermek üzere birkaç dînar çıkarmış ve mescidde oturan birinin yanına koymuştu. Ben de gelip onları alarak babama gelmiştim. Babam: Yemin olsun ki o paraları sen alasın diye bırakmadım deyince Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına giderek durumu O’na arzettim. Bunun üzerine O meseleyi hallederek şöyle buyurdular:

    “Yezîd sen niyetlendiğin sadaka sevabını kazandın. Ey Ma’n aldığın para da senindir.”
    (Buhârî, Zekat 15.)
    * Nafile sadaka sadece Allah rızası için verilmelidir. Bu tür sadakalar kişinin yakınlarına da verilebilir. Farz olan zekat ve nafile sadakalar bir vekil vasıtasıyla da verilebilir. Kişi niyetine göre sevabını mutlaka alacaktır.

    6/6: Cennetle müjdelenen on sahabiden biri olan Ebû İshâk Sa’d ibn Ebû Vakkâs (r.a) şöyle dedi: Veda haccı yılında çektiğim şiddetli bir hastalık dolayısıyle Rasûlullah (s.a.v) ziyaretime geldi. Ben: Ya Rasûlallah hastalığımın ne kadar arttığını görüyorsun. Ben zengin bir kimseyim, bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini dağıtayım mı? dedim.
    Rasûlullah (s.a.v.): “Hayır, öyle yapma” dedi. Yarısını dağıtayım mı? dedim. Yine “Hayır” dedi. Ya üçte birine ne dersin? deyince. “Üçte birini dağıtabilirsin, hatta o bile çok mirasçılarını zengin bırakman onları muhtaç bırakıp ta insanlara el avuç açacak bir halde bırakmaktan hayırlıdır. Allah rızasını düşünerek yaptığın harcamalara; hatta eşinin ağzına koyduğun lokmaya kadar yaptığın tüm harcamalardan mutlaka
    sevap kazanırsın” buyurdular. Bunun üzerine ben: Ya Rasûlallah arkadaşlarım Mekke’den Medine’ye gidip te ben burada kalıp ölecek miyim? diye sordum cevaben : “Hayır sen burada kalmayacaksın. Allah rızası için güzel işler yaparak dereceni yükselteceksin. Allah’tan öyle umarım ki daha çok yaşayacak, mü’minlere fayda, kafirlere de zarar vereceksin. Ya Rabbî ashabımın hicretini tamamla ve onları gerisin geriye çevirme. Acınacak durumda olan Sa’d ibn Havle’dir” buyurdu.

    Bu sözleriyle Rasûlullah (s.a.v) Sa’d ibn Havle’nin Mekke’de ölmesine üzüldüğünü açıklamış oldu.
    (Buhârî, Cenâiz 36; Müslim Vesâyâ 5.) Bu hadisin kısa bir şekli 915 numarada tekrar gelecektir.

    * Kişi sağlığında malı hakkında istediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Hastalığı veya ölümü anında yapacağı vasiyyet üçte birini geçmeyecektir. Dolayısıyla müslüman hasta olmayı beklemeden veya ölüm hastalığına yakalanmadan önce malını cenneti kazanacak yolda harcamalıdır.
    * Gerideki mirascılar bir şeyler yapsınlar diye beklemektense, kişi sağlığında kendi hayır ve infakını kendi yapmalıdır. Bu da kişinin en yakını olan ailesinden başlamalıdır. Hanımı ve çocukları için yaptığı harcamayla kişi sevap kazanır. Aile reisi böylece hem vazifesini yapmış olur hem de Allah’ın rızasını kazanmış olur. Burada Sa’d’ın hicret ettiği Mekke’de hastalanıp öleceğini sorması üzerine peygamberimiz (s.a.v) Allah’ın bildirmesiyle Sa’d’ın ölmeyeceğini ve yaşayacağını İslâm’a ve müslümanlara faydası dokunacağını, kafirlere de zararı dokunacağını söylemesi 72 Cin sûresi 26. ve 27. Ayetlerinde belirtildiği üzere: “Allah gayb bilgisinden dilediği kadarını peygamberlerine bildirebilir.” hükmünce meydana gelmiştir.
    * İyi niyetle yapılan her işte kişinin hanımıyla şakalaşması dahi olsa sevap vardır, nafile ibadet türünden sayılır.
    * Hasta kimseleri ziyaret etmek te müslümanların yapması gereken işlerdendir. Bu hususta peygamber (s.a.v.)’in teşviki ve bu işi bizzat kendisinin de yaparak göstermesi de vardır.
    * Sahabîler Allah rızası için hicret ettikleri yere geri dönüp orada ölmeyi doğru bulmazlardı. Hicret ettikleri yerin dışında ölmeyi isterlerdi. Bu hadiste peygamber (s.a.v.)’in “Acınacak durumda olan Sa’d ibnü Havle’dir” dediği sahabî önce Habeşistan ve Medine’ye hicret etmiş, Bedir, Uhut, Hendek ve diğer pek çok savaşlarda bulunmuş ama veda haccı sırasında Mekke’de vefat etmiştir. Böylece Rasûlullah (s.a.v) erken vefat etmesi ve yapamadığı bazı sevaplardan mahrum kalması dolayısıyle “Acınacak olan” diyerek bu sahabiye olan üzüntüsünü dile getirmiştir.

    Devam..
    Konu essirra tarafından (02-01-2013 Saat 03:06 AM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Kitabü Mekasidi’l Arifin

    7/7: Ebû Hureyre (r.a)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil kalplerinize bakar. (Müslim, Birr 33; İbn i Mâce, Zühd 9.)

    Bu hadis daha geniş bir biçimde 1572 de, kısa şekliyle 1575 de gelecektir. * Vahiyden, Allah bilgisinden yoksun olan kimseler insanların dış görünüşlerine ve varlıklarına değer verirler. Cahilî sistemlerin ölçüsü budur. İslâm’ın ölçüsü ise bu hadîs i şerîfte verilmiştir. Bu ölçü İslâm’ın ve Allah’ın ölçüsüdür. Allah insanların yüz güzelliğine ve mal varlığına bakarak yaptıkları davranışları değerlendirmez, çünkü bunlar dünya hayatının gelip geçici değerleridir. Ama kalplerdeki iyi niyet ve güzel davranışlar Allah katında sevap kazanmaya ve dereceleri artırmaya yarar. 34 Sebe’ 37 de Rabbimiz: “Sizi bize yaklaştıracak olan ne ekonomik, ne de sayısal çoğunluğunuzdur. Yalnızca iman edip, doğru ve yararlı işler yapanlar, bize yakın olabilirler. Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat var ve onlar cennet köşklerinde huzur ve güven içinde kalacaklardır.” Buyurmaktadır. İnsanın gerçek değeri tüm bedenini yönlendirecek olan kalbiyle ölçülür. O düzelirse tüm vücut düzgün olur, o bozuksa bütün beden bozulur. (Buharî, İman 39) Yapılan iş ve ibadetleri değerli kılan kalpteki niyettir. Dolayısıyle kalbi kötü niyetlerden yani küfür, nifak, haset, kin gibi hastalıklardan koruyup düzgün ve samimi bir hale getirmeye çalışmalıdır ki, gerçek dünya ve ahiret saadetine erişilebilsin.

    8/8:
    Ebû Mûsâ Abdullah ibn Kays el Eşarî (r.a) şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)’e biri cesaretini göstermek diğeri milletini korumak öteki ise kendisine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? diye soruldu da Rasûlullah (s.a.v) şu cevabı verdi. “Kim İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır. Yani şehid ona denir.” (Buhârî, İlim 45; Müslim, İmâra 150.) Başka şehid cinslerinden bahseden hadisler 1354 ve 1358 numaralarda gelecektir. * Allah yolunda olmayan bir çarpışmanın neticesinde de sevap beklenmez. Allah yolunda ölen ise ancak şehid olabilir. Başka maksatlarla çarpışanlara ve çarpışıp ölenlere de İslâm dininde şehid denilmez. Her beşerî sistem ve hayat tarzının da kendine göre şehitleri vardır. (Basın şehidi, devrim şehidi gibi.)

    devam..

  6. #6
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Kitabü Mekasidi’l Arifin

    9/9: Ebû Bekre Nüfey’ ibn Hâris es Sakafî (r.a)’den rivayet edildiğine göre peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki müslüman birbirine kılıç çektiğinde öldüren de ölen de cehennemdedir.” Bunun üzerine ben: Ey Allah’ın Rasûl’ü öldürenin durumu belli ama ölen niçin cehennemdedir? diye sordum. Peygamber (s.a.v) efendimiz buyurdular ki: “Çünkü o da arkadaşını öldürmek istiyordu.” (Buhârî, İman 22; Müslim, Kasâme 33.) Bu hadisin bir benzeri 1358 numarada tekrar gelecektir. * Müslümanlar birbirleriyle silahlı çatışmaya girmezler. 49 Hucûrat 9’a göre çatışmaya giren olursa diğer müslümanlar onları barıştırmak mecburiyetindedirler. 4 Nisâ 92’ye göre bile bile bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi yasaktır, öldürürse ebedî cehennemlik olur, dolayısıyla müslüman müslümana karşılıklı silah çekemez, silah işi tek taraflı olursa ölen şehid, öldüren de ebedî cehennemlik olur.

    10/10:
    Ebû Hüreyre (r.a)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kişinin müslümanlarla, cemaatle kıldığı namaz çarşıda, işyerinde ve evinde kıldığı namazdan yirmi bu kadar derece üstündür. Şöyle ki; bir kimse güzelce abdest alır, sadece namaz kılmak niyetiyle camiye gelirse, camiye girinceye kadar attığı her adımla o kimsenin derecesi yükselir ve bir günahı bağışlanır. Camiye girince de namaz için oturduğu sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Namaz kıldığı yerde kaldıkça kimseye eziyet etmediği ve abdestini bozmadığı ve dün- yevî sözler konuşmadığı sürece melekler ona şöyle dua ederler: Allah’ım sen ona rahmet et acı Allah’ım sen onu bağışla affet tevbesini kabul et.” (Buhârî, Salât 87; Müslim, Taharât, 12.) 1061 ve 1070 numaralı hadislerde benzeri bilgiler mevcuttur.

  7. #7
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Kitabü Mekasidi’l Arifin

    Ebul Abbâs Abdullah ibn Abbas ibn Abdülmuttalib (r.a)’den nakle dildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) Allah’tan rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurdu:

    “Allah iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların durumunu şöyle açıkladı; bir kimse iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah buna yapılmış tam bir iyilik olarak sevap yazar, eğer o kimse hem niyetlenir hem de o iyiliği yaparsa on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır, kim bir kötülük yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar, eğer kötü işe niyetlenir ve onu yaparsa Allah o kimse için bir günah yazar.” (Buhârî, Rikâk 31; Müslim, İman 257.)
    * Bu konuyla ilgili 2 Bakara 261; 4 Nisâ 40,124; 6 En’âm 160; 10 Yûnus 26; 42 Şûrâ 23; 97 Kadr 1-5 ve benzeri pek çok ayetler tetkik edilirse günahın bire bir, sevabın ise ondan otuzbine kadar çıktığı görülecektir
    Ebû Abdurrahmân Abdullah ibn Ömer ibni’l Hattâb (r.a)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururken işittim demiştir:

    “Sizden önceki yaşayanlardan üç kişi bir yolculuğa çıktılar, geceyi geçirmek için bir mağaraya sığındılar, dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı, bunun üzerine birbirlerine şöyle dediler: “İyi amellerinizle dua etmekten başka sizi buradan hiçbirşey kurtaramaz.” İçlerinden birisi

    –Allah’ım benim çok yaşlı annem ve babam vardı; onlardan önce ne çocuklarıma ne de hayvanlarıma birşey yedirip içirmezdim. Birgün uzak bir yere odun toplamaya gitmiştim, onlar uyuyuncaya kadar dönemedim, akşam sütlerini sağıp yanlarına gelince onları uyur halde buldum, onları uyandırmayı ve onlardan önce ev halkının birşey yeyip içmesini uygun görmedim, süt kabı elimde olduğu halde onların uyanmalarını bekledim, nihayet şafak söktü, çocuklar açlıktan sızlanıyorlardı, derken annem babam da uyandılar ve akşam sütlerini içtiler. Allah’ım eğer bu işi senin rızanı kazanmak için yapmışsam bu kaya sıkıntısını bizden uzaklaştır, diye yalvardı kaya biraz aralandı, fakat çıkılacak gibi değildi.

    İkinci kimse şöyle dedi:
    Allah’ım amcamın bir kızı vardı, onu herkesten çok seviyordum (başka bir rivayete göre bir erkek bir kadını ne kadar severse ben de onu o kadar seviyordum.) Ona sahip olmak istedim, o kabul etmedi, bir kıtlık yılı amcamın kızı çıkıp geldi, kendisini bana teslim etmek şartıyla ona yüzyirmi altın verdim, kabul etti ona sahip olacacağım zaman (diğer bir rivayete göre cinsi muameleye başlamak üzereyken) dedi ki: “Allah’tan kork, haksız olarak bekarlık mührümü bozma” ben de Allah’tan korkarak bu çok sevdiğim kadından uzaklaştım. Verdiğim altınları da ona bıraktım. Allah’ım eğer ben bu işi senin rızanı kazanmak için yapmışsam, bu belayı üzerimizden gider diye yalvardı. Kaya biraz daha açıldı fakat çıkılacak gibi değildi.

    Üçüncüleri de
    –Allah’ım vaktiyle birçok işci tuttum, parasını almadan giden biri dışında hepsinin ücretini verdim, ücretini almadan giden bir işcinin parasını çalıştırdım, bu paradan pekçok mal çoğaldı, birgün bu adam çıkageldi ve bana “Ey Allah’ın kulu ücretimi ver” dedi. Ben de ona: “Şu gördüğün develer, koyunlar ve köleler senin ücretinden meydana gelmiştir” dedim. “Ey Allah’ın kulu benimle alay etme” deyince, “Seninle alay etmiyorum diye cevap verdim. Bunun üzerine o; malların hepsini sürüp götürdü, hiç birşey bırakmadı. “Rabbim eğer bu işi sırf senin rızanı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar” diye yalvardı mağaranın ağzını tıkayan kaya iyice açıldı onlar da çıkıp gittiler.
    (Buhârî, Büyu’ 98; Müslim, Zikir 100.)
    * Anaya babaya saygı ve hürmet, nefsin bilhassa şehevî hislerine sadece Allah korkusundandolayı hakim olabilmek ve kul hakkına hürmet etmenin değerli amellerden olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Müslüman daraldığı zaman böyle samimi davranışlarını dua vesilesi yapabileceğini de bu hadis bize öğretmiş oluyor. Bu konuyu daha iyi anlamak için 2 Bakara 25, 82, 277; 3 Âl i İmrân 57; 4 Nisâ 57, 122; 5 Mâide 9; 7 A’râf 42; 10 Yûnus 9, 26; 11 Hûd 11, 23; 79 Nâziât 40, 41 ayetlerine bakılabilir.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Sultanül arifin bayezidi bestami
    By Furkan in forum İslam Alimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-04-2014, 11:56 AM
  2. Sultanul arifin (k.s.)
    By Karani in forum İslam Alimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-13-2013, 12:58 PM
  3. Tasavvufi Hayat kitabı
    By Karani in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-13-2011, 12:08 PM
  4. Boyama kitabı...
    By recelkavanozu in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-12-2010, 12:47 AM
  5. kainat kitabı
    By Ottomanya in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-21-2010, 01:19 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379