Şeytan kimdir - Şeytanı iyi tanımakmı istiyorsun mutlaka okuyun

İç, iç! Bir yudumdan bir şey olmaz?
Sadece bir kere elinden tuttum, ne var bunda?
Bir lokmadan bir şey çıkmaz! Ye sen... Günahı varsa benim boynuma?
Sadece bir nefes çek! Merak etme, ölmezsin?
Bir vakit namazdan bir şey olmaz! Kaza edersin olur biter...
Abartıyorsun! Sadece göz ucuyla uzaktan şöyle bir baktım?

Bu ve buna benzer ifadelerle karşılaşmışızdır veya bu ifadelere muhatap olan insanlar görmüşüzdür. Esasen bunlar şeytanın insanı günah uçurumuna doğru ilk adımı attırma stratejileridir. Onun için önemli olan ilk adımı attırmaktır. Zira gerisi zaten gelecektir.

Şeytan, çok sinsi bir varlık. Yapacağı şeyleri, dobra dobra ortaya koymaz. Her şeyi sinsice, aheste aheste, adım adım bir plan dâhilinde yapar. Öyle ki şeytanın, o sinsiliği içinde ne yapmak istediğini hemen hissetmek katiyen mümkün olmaz. O, bir adım atar ve attırır. Ona tabi olan insan da bu adımı küçük görerek, "Ne olacak, sadece bir adım" der ve arkasından gider.

Oysaki şeytan, peşi peşine adımlarını artırır; iki-üç derken yavaş yavaş insanı bir kul ve köle haline getirir. Böylece insan, küçük görerek girdiği günahlarla, içinden çıkılmaz bir bataklığa saplanmış olur.

İşte, "Ey iman edenler! Sakın şeytanın izinden gitmeyin. Her kim şeytanın peşinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fena, çirkin ve meşru olmayan şeyleri yapmasını ister" (Nur, 24/21) ayeti böyle bir takibi bize hatırlatır. Bu takip, adeta farkına varmadan gerçekleştirilen bir yürüyüş gibidir. Tabii neticede insanda bir huy ve tabiat haline gelen bir yürüyüştür.

İnsan, çok defa bunun farkına bile varamaz. Günaha girme yavaş yavaş cereyan ettiğinden, tepki verme de azalır. Belki en başta biraz yadırgama olur, ama daha sonra mesele kanıksanır, normalleşir.

Evet, şeytan dedik. Bizim baş belamız. Şunu aklımızdan hiç çıkarmayalım: Şeytan daha çok miskinlik, tembellik ve meşguliyetsizliğimizden istifade eder. İnsanlığa hizmet adına yanıp tutuşmamızdan hoşlanmaz ve boş durduğumuz sürece de içimize uygun olmayan düşünceler, kuruntular atar. O sırada hayırlı işlerle meşgul olmayan hayalimizi kendi namına meşgul eder ve çirkin şeyler düşündürüp günah işlemeye zorlar.

Öyleyse biz de, daima meşguliyetle, aksiyonla, faaliyet ve hizmet yolunda terlemekle şeytanın burnunu sokabileceği yerleri doldurmalıyız ki, o da bizde umduğunu bulamasın.