+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

İslamda Peygamberlik İnancı

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  İslamda Peygamberlik İnancı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İslamda Peygamberlik İnancı Yazan: Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz Allah’ın insanları bilgilendirmek ve buyruklarını iletmek üzere seçtiği bir grup insana vahiyler indirip elçilik görevi vermesi. “Nbe” veya “nbv” kökünden türeyen nübüvvet sözlükte bilinmeyeni (gâib) bildirmek yahut yükseklik ve yüksek yer anlamına gelir. Farklı tanımları yapılmakla birlikte nübüvvet şöyle tarif edilebilir: ...

  1. #1
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.556
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart İslamda Peygamberlik İnancı

    İslamda Peygamberlik İnancı

    Yazan: Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz

    Allah’ın insanları bilgilendirmek ve buyruklarını iletmek üzere seçtiği bir grup insana vahiyler indirip elçilik görevi vermesi. “Nbe” veya “nbv” kökünden türeyen nübüvvet sözlükte bilinmeyeni (gâib) bildirmek yahut yükseklik ve yüksek yer anlamına gelir. Farklı tanımları yapılmakla birlikte nübüvvet şöyle tarif edilebilir: Nübüvvet, “Allah’ın insanları bilgilendirmek ve buyruklarını iletmek üzere seçtiği bir grup insana vahiyler indirip elçilik görevi vermesi”dir. Türk kültüründe nübüvvet yerine Farsça kökenli bir kelime olan peygamberlik tabri kullanılır. Risâlet kavramı da nübüvvetle eş anlamlıdır. Dinî literatürde daha çok nübüvvet kavramı tercih edilmiştir. Her iki kavramda da asıl unsuru, Allah’ın vahiy yoluyla öğrettiği bilgi ve buyrukları insanlara veya cinlere iletip ilâhî elçilik görevini yapmak teşkil eder. Allah’ın elçi olarak seçip görevlendirdiği insana da nebî veya resül denilir. Türkçe’de ise bunların yerine peygamber tabiri yangındır.

    Fârâbî ve İbn Sînâ gibi İslâm filozoflarına göre ise nübüvvet “öğretme ve öğrenme vasıtalarına başvurmadan bilgi algılama gücüne sahip olmak” diye tanımlanır (Amidi, el-Mübîn, s. 121-122). Nebevî güce sahip olan insan, “faal akıl”la doğrudan ilişki kurmasını sağlayan akılî, hayalî ve nefsî güçleri sayesinde bilinmeyen bilgilere ulaşır, görünmeyen suretler görür ve nesneleri değişikliğe uğratabilir (İbn Sînâ, s. 115-121).

    Müslüman tarihçiler eserlerinde evrenin yaratılmasına dair bilgilere yer verdikten sonra insanlık tarihini Âdem peygamberle başlatır ve son peygamber Hz. Muhammed’e kadar Allah’ın pek çok peygamber gönderdiğini kaydedip bunların faaliyetlerine ilişkin bilgiler nakleder (Taberî, I, 32; Makdisî, I, 1-12). Bazı dünya tarihi yazarları da ilk uygarlığın ortadoğu bölgesinde kurulmaya başlayıp buradan dünyaya yayıldığını ve uygarlığın inşa edilmesinde peygamberlerin (rahipler) öncülük görevi yaptığına dikkat çeker (William H. Mc Neill, s. 22-60).

    Kur’an’da Allah’ın Nûh ve İbrahim ile soylarından gelen bazı insanlara nübüvvet ve kitap verip onları nebî ve resûl yaptığı, ayrıca Benî İsrail’e kitap ve nübüvvet verdiği belirtilir (el-En’am 6/83-89; Meryem 19/49-58; el-Ahzâb 33/39-40). Âyetlerde açıklandığına göre Allah, dünyada yarattığı andan itibaren insanlara peygamberler vasıtasıyla doğru yolu gösteren vahiyler ve bunları içeren kitaplar indirmiş, ilk peygamber olarak da babaları Hz. Âdem’i seçmiştir (el-Bakara 2/30, 37-38; Âl-i İmrân 3/33). Başlangıçta insanlar aynı dine mensup bir topluluktu. Sonra Allah her millete, iman edip iyi davrananları müjdeleyen, inkâr edip kötü davrananları uyaran ardarda nebiler ve resûller göndermiş, onlarla birlikte ihtilafa düştükleri konularda hüküm vermek için gerçekleri içeren ve en doğruya ileten kitaplar indirmiştir (el-Bakara 2/213; Yunus 10/47; el-Müminûn 23/44; Fâtır 35/24). Zatını yerlerin ve göklerin nûru olarak niteleyen (en-Nûr 24/35) Allah, yarattığı her canlıya yaşamasını sağlayacak yolu göstermiş ve insanları da aydınlatıcı bir kandile benzettiği (el-Ahzâb 33/46) peygamberleri vasıtasıyla bilgilendirerek eğitmiş ve yollarını aydınlatmıştır. Yüce yaratıcı insanları dinî ve dünyevî konularda bilgilendirip yönlendiren kitaplarını Rûhu’l-kudüs olarak da bilinen ve ilâhî elçilik görevi yapan Cebrâil adlı melek aracılığıyla, yahut da peygamberlerin kalplerine beşerî öğrenme tarzı dışında bir yöntem olan vahiy yoluyla indirmiş, peygamberler de gerek Cebrâil’in getirmesiyle gerekse vasıtasız olarak aldıkları vahiylerin Allah’tan geldiğine dair zorunlu bilgilere sahip kılınmıştır (en-Nisa 4/163; el-En’âm 6/106; en-Nahl 16/102). Bu peygamberlerden Hz. Mûsâ’ya hidayet ve aydınlık kaynağı olarak Tevrat, Hz. Dâvûd’a Zebur, Hz. ÃŽsâ’ya bunları tasdik eden ve Hz. Muhammed’i müjdeleyen İncil, son peygamber Hz. Muhammed’e ise geçmiş bütün peygamberleri ve getirdikleri ilâhî kitapları tanıtıp doğrulayan Kur’an verilmiştir (Âl-i İmrân 3/3-4; en-Nisa 4/136; el-Mâide 5/44-46; el-Furkan 25/1).

  2. #2
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.556
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Cevap: İslamda Peygamberlik İnancı

    Resûl, nebî ve mürsel diye isimlendirilen ve sadece erkeklerden seçilen peygamberler, içinde yaşadıkları milletlerin diliyle ilâhî buyrukları tebliğ etmişlerdir (İbrahim 14/4; en-Nahl 16/43). İlgili âyetlerde belirtildiğine göre bu tebligâtta “Allah’tan başka gerçek bir tanrı yoktur, sadece ona ibadet edin ve ondan başkasına tapmayın, ilâhî kitaplara, peygamberlere, meleklere ve âhirete iman edin, namaz kılın, zekat verin, oruç tutun, iyilik yapın, kötülük yapmayın, güzel söz söyleyin, ebeveyne iyi davranın, adam öldürmeyin, hırsızlık yapmayın, yalan konuşmayın, aldatmayın, yoksul ve yetimlere yardım edin, içki içmeyin, kumar oynamayın, temizlenin ve temiz elbise giyinin, zina yapmayın” gibi temel inanç, ibadet ve davranış ilkeleri yer almıştır. Peygamberler, tebliğ ettikleri ilkelerin Allah’ın kendilerine vahyettiği buyruklar olduğunu ve Allah’ın kendilerini elçi olarak görevlendirdiğini kanıtlayan mucizeler göstermiş, insanların çoğu ise görüp yaşadıkları bu harikulade olaylara rağmen, genellikle kendileri gibi bir beşer olmalarını gerekçe göstererek peygamberleri inkar edip alaya almış ve getirdikleri vahiyleri “eskilerin masalları” (esâtîru’l-evvelîn) veya “uydurulmuş beşer sözleri” yahut da “açık bir sihir” olarak kabul etmiş (el-En’âm 6/25; el-İsrâ 17/101; el-Müminûn 23/24; el-Furkan 25/5-6; Yâsin 36/13-15), buna mukabil peygamberler insan olmalarının vahiy almalarını engellemediğini, gösterdikleri mucizelerin ötesinde bu konuda kesin bilgilerinin bulunduğunu, zira insanların göremediklerini görme imkânına sahip kılındıklarını açıklamıştır (Hûd 11/25-28, 63, 84-88). Âhirette sorumlu tutulacak olmaları bakımından insanlara karşı Allah’ın delilini teşkil eden (en-Nisa 4/164-165) peygamberlere, iddialarını kanıtlamak amacıyla verilen mucizeler genellikle duyulara hitap eden ve tabiat kanunlarını aşan olaylardan veya gayba dair haberlerden oluşmuştur. Bu mucizelerin bir kısmı inanmak isteyenleri irşad etmeye, bir kısmı da inkâr edenleri helak etmeye yönelik olmuştur. Bu bağlamda Hz. Nuh’a tufan ve tufandan gemi ile kurtulma, Hz. Salih’e kayadan çıkardığı deve, Hz. İbrahim’e ateşin serinlik vermesi, Hz. Mûsâ’ya aşasının yılana ve ejderhaya dönüşmesi, Hz. ÃŽsâ’ya gökten indirilen sofra, ölüleri diriltme ve evde yenilip saklanan şeyleri haber verme, Hz. Muhammed’e de Bizanslıların İranlıları savaşta yeneceklerini önceden bildirme gibi mucizeler verilmiştir (el-İsra 17/59; el-Mâide 5/110; el-Ankebût 29/28; eş-Şuara 26/119; Âl-i İmrân 3/45-49; er-Rûm 30/2-4).

    Gösterilen mucizelere inanmayıp peygamberleri aşağılayan inkârcılar helak mucizeleri isteyince Hz. Nuh’un kavmi tufan, Hz. Sâlih’in kavmi Semûd ile Hz. Hûd’un kavmi Âd ve Hz. Şuayb’ın kavmi Medyen halkı korkunç gürültü, Hz. Lût’un kavmi zelzele ve taş yağmuru, Hz. Mûsâ’ya karşı direnen Firavun ve ordusu yarılan denizde boğma gibi mucizelerle helak edilmiş, insanlara bir alamet ve ibret olması için Hz. Nuh ve Hz. Lût’un kavimlerinin helâk edilişlerine dair bir takım kalıntılar ve Firavun’un bedeni geride bırakılmıştır (Yunus 10/92; el-Furkan 25/37; el-’Ankebût 29/28-38; er-Rûm 30/47). Geçmişte peygamberlerin gösterdikleri hissî mucizeler kavimlerince inkâr edildiği ve sonuçta helâk edilmeyi hak ettikleri için son peygamber Hz. Muhammed’e, talep edilmesine rağmen hissî mucizeler verilmemiş, bunların yerine insanlığın tarihte kaydettiği zihinsel gelişim sürecine paralel olarak akıl yürütüp bilgi üretmeyi ön plana çıkaran Kur’an mucizesi verilmiştir. Zira okuma-yazma öğrenimi görmediği halde dinî ve dünyevî açıdan tutarlı bilgiler içeren ve benzeri insanlarca yazılmayan Kur’an gibi derin muhtevalı ve erişilmez edebî üstünlüğe sahip bir metin getirmesine mucize dışında makul bir açıklama getirmek imkânsızdır. Son peygamber oluşu böyle bir kalıcı mucizeyi gerekli kılmıştır. Çünkü kıyamete dek bütün insanlara gönderilen son peygamberin her çağda yaşayanlara hitap eden bir mucizesi olmalıydı. Bu da akla hitap eden ve bilgiye dayanan türden başka bir mucize olamazdı (el-Bakara 2/23-24; el-Ankebût 29/47; el-Ahzâb 33/39-40).

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Musa.ya peygamberlik yakışır..
    By £laf in forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02-10-2013, 09:29 PM
  2. İSLAMDA KISKANÇLIK: İslamda Haset Kıskançlık İnsana Verdiği Zararlar
    By Berzah_Alemi in forum İslam da Aile İslamda Kadın
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-26-2013, 10:27 PM
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12-24-2011, 06:14 PM
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-15-2011, 07:52 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-01-2009, 06:57 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379