+ Cevap Ver
4 sonuçtan 1 ile 4 arası
Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By Berzah_Alemi

İmanin şubelerinden haya

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  İmanin şubelerinden haya Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İMANIN ŞUBELERİNDEN HAYA Hayâ, edeb, mahcûbiyet, utanmak, ar ve namus, insanın çirkin şeylerden sıkılması ve bunları terk etmesidir. Hayâ, insanlarda fıtrîdir, yaratılıştandır. Hayalı insanın kalbi, hoş olmayan bir şey meydana geldiğinde ızdırap duyar, eseri yüzünde görünür. Hayâ imandandır. Hayâ, Allah korkusuyla günah işlemekten utanıp sıkılmaktır. Hayâ, dünyâ ve âhiretin bütün ...

  1. #1
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.556
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart İmanin şubelerinden haya

    İMANIN ŞUBELERİNDEN HAYA

    Hayâ, edeb, mahcûbiyet, utanmak, ar ve namus, insanın çirkin şeylerden sıkılması ve bunları terk etmesidir. Hayâ, insanlarda fıtrîdir, yaratılıştandır. Hayalı insanın kalbi, hoş olmayan bir şey meydana geldiğinde ızdırap duyar, eseri yüzünde görünür.

    Hayâ imandandır. Hayâ, Allah korkusuyla günah işlemekten utanıp sıkılmaktır.

    Hayâ, dünyâ ve âhiretin bütün hayırlarını toplayıcıdır. Îmânın şirazesidir. Zira hayâ sâhibi kimsenin işlediği ve işlemeyi terk ettiği şeyler dîne uygundur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

    • “Hayâ, ancak hayır getirir.” ve “Hayâ dînin tamâmıdır.” buyurmuştur.
    • “Allâhü Teâlâ’dan hakkı ile hayâ etmek:

    Başını Allâh’dan başkasına secde etmekten ve başındaki ağız, göz ve kulağı haramlardan koruman,

    Karnını ve karnındakileri, ırzını, namusunu haram işlemekten koruman ve ölümü hatırlamandır. Kim ahîreti istiyorsa dünyanın aldatıcı zînetini terk eder. Kim bunları yaparsa Allâhü Teâlâ’dan hakkı ile haya etmiş olur.

    • “Muhakkak bu ümmetten ilk kaldırılacak şey hayâ ve emânete riayettir. Sizler Allâh’dan bu iki şeyi isteyiniz."
    • “Hayâ îmandandır, îman ise cennettedir.

    Kötü ve çirkin söz cefâdır, cefâ ise cehennemdedir.”

    Süleyman Dârânî (rh.) şöyle demiştir: Kul, Rabb’inden hayâ ederse, Allâhü Teâlâ onun ayıplarını örtüp insanlardan gizler, hatâlarını affeder, kıyâmet günü hesâbını kolay eyler.

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: İmanin şubelerinden haya

    Hayâ, insanın mahiyetini gösteren gerçek bir alamettir. O, insanın iman kıymetini ve edeb miktarını belirler. İnsanı, yapılması uygun olmayan şeyler de zorlanır bir durumda veya kendisine layık olmayan şeyleri işlerken yüzünün kızardığının farkına varırsan bil ki o diri vicdanlı, temiz ma'denli, zeki unsurlu birisidir.
    Bir de birinin utanmaz, şuursuz alıp verdiğini umursamayan bir vaziyette görürsen bil'ki o da kendisini günah ve kötülükten alıkoyacak hayadan mahrum ve hayasız biridir.
    İslâm müslümanlara hayayı emretmiş ve onu İslam'ın en bariz ve onu diğer dinlerden ayıran en büyük faziletlerden kabul etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Her dinin (kendine mahsus) bir ahlâkı vardır, islam'ın ahlâkı da hayâdır."(4I6)
    Musa (a.s.) dönemindeki yahudilerde cengâverlik, İsa (a.s.) dönemindeki hristiyanlarda da haya ile tebarüz eder. Bütün dinler her fazileti emredip mensuplarını ondan mes'ul tutar. Kerem sahibi Peygamber (s.a.v.) müslümanda kendini hayra götürecek, serden de koruyacak bir hassasiyetin oluşmasını murad etmiştir, müslüman bunun sayesinde hayır arzusu ve korkusu olmazsa bile hayrı kaybetme hayası ve kötülüğe bulaşma korkusundan dolayı en güzeli taleb edip kötülükten sakınır. İbnu Kayyum şöyle der: "Kabul et ki peygamberler bize dirilmekten haber vermemişler. Cehennem ateşi de yok ortada.Kulların kendilerine nimetler bahşedenden haya etmeleri gerekmez mi?" Allah'ın Rasulü (s.a.v.) insanların en ince duygulusu, en güzel siretlisi, görevine en bağlananı ve haramdan en çok nefret edeniydi. Ebu Musa el Hudri'den rivayet edilmiştir: "Allah'ın Resulü (s.a.v.) perde arkasındaki bakire'den daha fazla hayâ sahibi idi. O, bir şeyden hoşlanmasaydı onu hemen yüzünden anlardık."'(417)
    Şüphesiz ki îman, insanla Rabbi arasında yüce bir bağdır. Bu bağın ilk belirtileri, nefis tezkiyesi, ahlâk düzeltmesi ve hareket terbiyesidir. Kişide, kendisini kötülükten alıkoyan devamlı hatalardan koruyan sağlam bir şuur meydana gelmeden bu hasletler hasıl olmaz. Utanmadan kişiyi hakir duruma düşüren hasletleri işlemek, üzülmeden de küçük günahları işlemek, ilkin hayanın sonra da imanın yokluğunu gösterir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
    "Haya ile iman birbirini tamamlar, biri gidince diğeri de gider"(4l8)
    Bunun sebebi şudur: insan hayasından olunca, kötü durumdan daha kötü bir duruma, bir rezaletten daha büyük rezalete düşer. Bu düşüş, sahibi cehennemi boylayıncaya kadar yoluna devam eder. Hayadan olmayla başlayıp en kötü suçlarla neticelenen bu düşüşün merhalelerini gösteren bir hadisi şerif rivayet edilmiştir. Şöyle ki:
    "Allah (c.c.) bir kulunu helak etmek isterse ondan hayasını alır. Hayası alındığında onu hep uğursuz bulursun. Onu hep böyle bulduğunda emanet duygusunu da yitirir. Yitirince onu hep hâin olarak görürsün. Onu bu halde görünce merhamet duygusunu da kaybeder. O bu hale düşünce onu terk edilmiş ve kovulmuş bir halde bulursun. En son onu böyle bir halde görürsün ki İslam halkası artık boynundan alınmıştır."(419) Bu hassas tertip, insanın nefsi hastalıklara düşme ve onun içindeki merhalelerini ve kötü bir merhaleden daha kötü olan diğer bir merhaleye nasıl vardığını vasfeder.
    İnsan, hayâ perdesini yırtınca yaptığının hesabından korkmaz. Kimsenin kınamasından çekinmez, insanlara kötülük için elini uzatır ve menfaatine dokunan herkese saldırır. Böyle birine hiç kimse acımaz. Bilakis kalpler ona karşı kin beslemekle taşar. Allah ve insanlara karşı herşeyi yapmaktan çekinmeyen birinden ne hayır beklersin. İnsan bu duruma düşünce hiç bir hususta kendisine güvenilmez. Zaten insanların malını yemekten utanmayan, ırzlarını çiğnemekten, verdiği sözü tutmayan, vazifeyi ifa etmenin şuurunda olmayan, eşyada hiyanet etmekten ar duymayan birisine tüm bunlar nasıl emanet edilebilir?
    İnsan, haya ve emanet duygularını yitirdi mi; bozguncu önüne geleni çiğneyen, arzuları için en temiz duygulara basan bir vahşi olur. O, fakirin-fukaranın malını acımasızca talan eder. Musibetzade ve mustazâfların gözyaşlarından yüreği sızlamaz. Musibet karşısında gözünü kırpar kendini azdıracak ve kendine fayda verecek şeylerden başkasına önem vermez. İşte insan bu bataklığa düşünce din bağı ve İslam halkasından sıyrılmış olur.
    Haya etmenin en güzel olduğu birçok yer vardır. Müslüman, konuşunca ağzını kötülüklerden, dilini çirkinliklerden, insanları ayıplamaktan vazgeçmelidir. Kötü sözlerin doğuracağı neticeleri umursamadan ağzına gelen herşeyi söylemek su-î edeptendir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
    "Haya imandandır. İman ise sahibiyle cennettedir. Arsızlık da kabalıktan sayılır. Kabalık ise sahibiyle ateştedir.''(420)
    Konuşmanın adabından biri de meclislerde mu'tedil davranmaktır. Bazı insanlar toplantı yerlerinde konuşmanın tamamını kendilerine tahsis etmekten çekinmezler, cemaattekileri de usandırırlar. İslam böyle insanlardan da memnun değildir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
    "Sadece insanların övgülerini kazanmak gayesiyle edebiyat öğrenen kişilerin kıyamet gününde farz ve sünnetlerini Allah (c.c.) kabul etmez."(421)
    "Allah (c.c.) davarın geviş getirdiği gibi kelimeleri ağzında çiğnemek suretiyle edebiyat yapmaya çalışanları sevmez." (422)
    Allah'ın (c.c.) onları sevmeme sebebi, bunların konuştuğu şeylerin ilavelerden, hallerinin de gösterişten hali bulunmayışındandır. Meclislere katılıp intikam almaya çalışmaları fitrî bazı sebeplerden dolayı olabilir. Yapmak istedikleri takdirde bu duruma düşmemenin tek çıkar yolu hayâ göstermeleridir. Onun için bazı eserlerde şöyle denilmiştir: Dilsiz olmak böyle konuşmaktan yeğdir. Çünkü biri dilin kusuru, diğeri de kalbin kusurudur.
    Hayanın bir çeşidi de kişinin kendisinden bir kötülüğün sadır olmasından utanması, kulağını, kötülükten arındırıp uzak bulundurmasıdır. Gıybet ,ancak durumu mezkur olanlar hakkında haram olur. Kim durumunu izhar edip kötülüğünü ifşa ederse insanların buna yapacakları, onun kendi nefsine yapacağı kadar değildir. Bundan dolayı Peygamberimiz (s.a.v.) günah bataklığına düşmüş olanların gözlerden kaybolmalarım emretmiştir.. Bazen Resulullah mescitte hanımıyla konuşurken gelip geçenleri şüpheye düşmemeleri için durdurmuş ve konuştuğunun kendi hanımı olduğunu beyan etmiştir. Riyakâr biri ile, yaptıklarından insanları korumaya çalışan biri arasında ki fark açıktır. Müslümanın yaptığı hareketlerden dolayı insanlardan çekinmesi iyilikleri izhâr ve kötüleri saklamadan ibaret olan nifak demek değildir. Hayır... Bilakis bundan maksat kötülükleri ifşa etmemek ve onları apaçık gözler önünde işlemekten haya etmektir. Yaptığı kötülüğün açığa çıkmasından dolayı haya duyan biride hayır eserleri var demektir. Yaptığı iyiliklerin açığa çıkmasını isteyen birinde de kötülük eserleri var demektir.
    Aslında bir şahıs, insanlardan utandığı gibi kendinden de utanmalıdır. Yapığı bir kötülüğü hiç kimsenin görmesini istemediği gibi kendi kendisinin de görmesini istememelidir. Fakat nefsini kendisinden hiç utanılmaz kadar düşük ve hakir görüyorsa, durum değişir... Eskiler şöyle demişlerdir: "Kim açıkta yapmaktan korktuğu birşeyi yalnız başına kalınca yaparsa, gözünde şahsının hiç bir kıymeti yok demektir. Onun için müslüman, gizli-açık her yerde tüm kötülüklerden sakınmakla görevlidir. Bir başka eserde de şöyle denilmiştir: "Kendin duymak istediğin şeyi yap, duymak istemediğin şeyi de terket".
    Hayâ, hayrın direği, karıştığı her iyiliğin de temel unsurudur. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
    "Hayâsızlık bir şeyde oldu mu onu rencide eder. Haya ise bir işe girdi mi onu tezyin eder. "(423)
    Hayayı şekillendirmek mümkün olsaydı o, iyilik, ve güzellik şeklim alırdı. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Hayâ bir adam biçiminde olsaydı, gerçekten iyi bir adam olurdu. Arsızlık da bir adam biçiminde olsaydı şüphesiz ki kötü bir adam olurdu" (Taberâni).
    Bir insanın, diğer insanların Allah (c.c.) katındaki makam ve mevkilerine göre kıymet ve değer biçmesi de hayâ örneklerindendir. Küçüğün büyüğe, öğrencinin öğretmene karşı edepli ve onlara öncelik tanıma hakkı vardır. Onların yanında sesini kaldırmaz, yürürken önlerine geçmez. Hadiste şöyle buyrulmuştur:
    "Öğretmeninize karşı mütevazı olunuz."(424)
    Diğer bir hadiste şöyledir:
    "Allah'ım (c.c.) beni alime ittiba edilmeyen ve ağır başlı insandan da haya duyulmayan bir zamana yetiştirme."(425)
    Abdullah bin Yûsr çoktan beri şu hadisi duyduğunu nakleder:
    "Bir toplumdaki insanların hallerini şöyle bir kontrolden sonra içlerinde Allah (c.c.) için kendisine hürmet duyulan birini görmezsen bil ki kıyamet yaklaşmıştır."
    Hayâ asla korkaklık değildir. Bazen haya sahibi bir insan kanının dökülmesini, yüz suyunun dökülmesine tercih eder. İşte bu en alasıyla kahramanlık demektir. Hayada bir miktar korkunun olması mümkündür. Bu, faziletli ve kâmil bir insanın basit durumlar karşısında değerinin düşmemesi için sakınması demektir. Böyle bir sakınma da yerine göre cesaretin ta kendisidir. Eskiden yahudiler mukaddes beldelerdeki zalimlerle savaşmaktan kaçınca:
    "(Peygamberlerine muhalefetten) korkmakta olan kimselerden Allah'ın kendilerine ihsan ettiği iki er onların üzerine (şehrin) kapısından girin bir (kere) ona girdiniz mi, hiç şüphesiz ki siz galipsiniz. Artık Allah'a güvenip dayanın (gerçekten) iman etmiş kimselerseniz, dedi. "(426)
    Allah'tan (c.c.) korkan, hayâsızlıktan çekinen ve firar etmekten haya duyanlar savaş anında düşmana hücum edecek ve zaferi gerçekleştirecek olan erlerdir. Şüphesiz ki kâmil bir hayâ için tam bir uygun bir fıtrat gerek. Aynı durum için bazı insanları haya eder görürken, bazılarını da utanmaz bulursun. Utanma hissi hayanın en bariz unsurudur. Utanma hem hayır hem de serde kendini gösterdiği için bazen sahibini kötülük bataklığına düşürdüğünü görürsün. Hayâ ise sadece meşru hudutlar içinde olmaktadır. Batıla göz yuman hayâ sahibi olamaz. Çünkü batılın karşısında susmak olmaz. İnsanlar dalalete düşerken hayatın onlarla alakası kesilmiş demektir. Hayâ (sahibi) hakk'a karşı cephe açmış olanlarla düşüp kalkmaz.
    İslâm, putları zelil düşürüp, bir sineği yaratamayıp kendilerini bile bu sinekten koruyamadıkları için za'aflarmı ortaya koyunca müşrikler İslam'ı ayıplamaya kalkışmışlar ve "putlarımıza karşı düzenlenen bu hücumlar hayâsızlıktır." demişlerdir. O zaman şu ayetler nazil oldu:
    "Hakikat bir sivrisinek olsun, daha üstündeki (büyüğü) olsun. Herhangi bir şeyi Allah misal getirmekten çekinmez. Artık iman edenler onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirken kafirler ise: "Allah bu misal ile ne murad etmiştir" derler."(427)
    Putların acz ve za'flarım bu şekilde ortaya koymak haktır. "Allah hakkı söylemekten çekinmez."(428)
    Müslüman, hakkı hakim kılma yolunda hiçbir insan ve engelden korkmaz.
    Hayanın en güzeli Allah'a (c.c.) karşı yapılır. Bizler onun rızkından yer, havasını teneffüs eder, toprağında gezer, göğünün altında barınırız. Küçük bir iyiliğe karşı nankörlük etmek insanı üzerken, beşikten mezara nimetleri içinde yüzdüğümüz, sonra da bizleri ebedi bir hayata kavuşturacak olan Allah'a (c.c.) karşı nankör davranmaktan nasıl ürpermeyelim?
    Allah'ın (c.c.) kullan üzerindeki hakkı büyüktür. Onlar gerçekten Allah'a (c.c.) olan haklarını gereği gibi ifa etselerdi onun yolunda hayır işler, kötülüklerden uzaklaşır, iyiliğe kötülükle karşılık vermekten utanırlardı. İbni Mes'ud Resulullah'ın (s.a..v.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
    "Allah'tan (c.c.) hakkıyla hayâ edin. Ashab: Ey Allah'ın Resulü, hamd olsun bizler Allah'tan (c.c.) hayâ ediyoruz. -Hayır sizin düşündüğünüz gibi değildir. Gerçek haya: Başını ve düşünceni muhafaza etmen, mide ve yiyeceklerini kontrol altına alıp ölüm ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim âhiret alemini isterse dünyanın faydasız zinetlerini terkedip ahireti dünyaya tercih eder. İşte kim bunları yaparsa gerçekten Allah'tan (c.c.) haya etmiştir."(429)
    Bazılarına göre İbni Mes'ud'a ait bu nasihat, islâm'ın birçok edep ve fazilet esaslarına şâmildir.
    Müslümana dilini batıla dalmaktan ve konuşmaktan, gözünü avret yerlerine ve şehvetle bakmaktan, kulağını sırlan dinlemek veya ayıplan ortaya çıkarmaktan muhafaza etmek vecibedir. O, midesini haramdan koruyup az fakat helal olana alıştırmalı, vakitlerini Allah'ın (c.c.) rızasında harcamalı, elinde olan hayırları değerlendirebilmeli, hayatın hileli ve dünyanın aldatıcı metaı onu kaydırmamalıdır. Müslüman bunları, Allah'm (c.c.) kendisini gözetlediği şuuru ve Allah'a (c.c.) karşı bir günah işlemekten günah duyar bir halde yaparsa hakkıyla Allah'tan (c.c.) hayâ etmiş sayılır.
    İşte bu manası ile hayâ, dinin tamamıdır. Bunlardan bazısını işlerse imanın bir cüz'ünün gereğini ifa etmiş sayılır. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
    "îman yetmiş küsur şubedir. Bunların en faziletlisi "Allah'tan başka ilah yoktur" cümlesi, sevapça en düşüğü ise eza verici şeyleri yoldan kaldırmaktır. Haya da imandan bir şubedir. "(430)
    İnsan hürmet gösterip hoşnutluklarını istediği şahıslar karşısında kendini kontrol altına alır. Konuşma ve hareketlerine dikkat eder. Dinin esaslarım bilen bir müslüman her zaman için Allah'ın (c.c.) kontrolünde olduğunu anlar. Çünkü o, gece gündüz onun huzurunda bulunmaktadır.
    Onun için mü'minin Allah (c.c.) huzurundaki hürmeti daha çok, emirlerine karşı edebi de daha güçlü olmalıdır. Bunlar şu rivayetin manası sayılır:
    "Toplumdaki bir makam sahibinden haya ettiğin gibi Allah'tan (c.c.) haya et".
    İnsanın titremesi, bazı durumlar karşısında da yüzünün kızarması, yüce bir meziyet ve şerefli yaradılışa işarettir... "Hayanın tamamı hayırdır"...
    Bir de yeşil çubuk üzerinden kamışın kalkması gibi, insanın yüzündeki hayâ boyası kalkarsa böyle birinden artık faziletlerin sonu gelmiş ve geri kalan cüssesi de cehenneme odun olmuş demektir. Böyleleri için de şöyle denilmiştir: "... Utanmadığın takdirde dilediğini yap".
    ______________
    (416) Mâlik
    (417) Müslim
    (418) Hakim
    (419) 1. Mace
    (420)Ahmedb. Hanbel
    (421) Ebu Davud
    (422) Tirmizi
    (423) Tirmizi
    (424) Tebarâni
    (425) Ahmed b. Hanbel
    (426) Mâide, 23
    (427) Bakara, 26
    (428) Ahzâb, 33
    (429) Tirmizi
    (430) Buhari

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.282
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: İmanin şubelerinden haya

    Eline saglik haya konusu önemlidir

  4. #4
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.556
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Cevap: İmanin şubelerinden haya

    Konuyu tamamladıgınız için teşekkur ederim.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. İmanin şubelerinden şükür
    By Karani in forum İman
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-31-2013, 01:06 AM
  2. İmanın şubelerinden olan sabır nedir
    By LeBBeyK in forum Fıkıh
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-26-2013, 11:52 AM
  3. Imanin şubelerinden: Silai rahim
    By Karani in forum İslam Büyüklerimiz
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-09-2013, 11:47 PM
  4. İmanin bazi şubeleri
    By MuHaMMeD in forum İman
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-18-2013, 10:55 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-07-2013, 11:54 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379