HADİS RİVAYET ETMENİN ADABINDAN

Abdullah ibn-i Abbas'tan (r.a.) şöyle rivayet olundu: Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

"Allâh'ım! Halifelerimize rahmet eyle" diye dua buyurdular. "Yâ Resûlullâh! Halifeleriniz kimlerdir." diye sorduk. "Onlar benden sonra gelen, benim hadislerimi ve sünnetimi rivayet eden ve insanlara öğreten kimselerdir." buyurdular. (Taberanî, Evsat)

Mâlik bin Enes (r.a.) bir hadîs-i şerîf rivayet edeceği zaman abdest alır, yatağının üzerine oturur, sakalını tarar, vakar ve heybetle toparlanır, sonra hadîsi rivayet ederdi. Bu hal kendisine sorulduğu zaman şöyle demişti:

"Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadîs-i şerîfine tazim ve hürmet etmeyi seviyorum. Abdestli olmadan rivayet etmiyorum." Yolda yahut ayakta iken veya acil bir işle meşgul iken hadis rivayet etmeyi sevmezdi ve şöyle derdi:

"Resûlullâh'tan (s.a.v.) rivayet ettiğim bir hadisi düşüne düşüne, iyice anlayarak rivayet etmeyi seviyorum." (Hılyetü 'l-Evliyâ) Tâbiinden Abdullah ibn-i Mübârek (r.a.) anlatıyor:

Mâlik bin Enes'in (rh.) yanında idim. Bize hadis rivayet ediyordu. Bir akrep kendisini tam on altı defa soktu. İmam Mâlik zorlukla sabrediyor, rengi değişiyor fakat Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadisini rivayeti bırakmıyordu. Rivayeti bitirip insanlar meclisten ayrılınca "Senin bu yaptığına hayret ettim." dedim. "Evet, ben bunu Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadislerine hürmetimden dolayı yaptım." dedi. (el-Medhal, Beyhakî)

Tâbiînden Saîd ibn-i Müseyyeb (r.a.) hasta yatağında yatarken bir kişi gelip bir hadîs-i şerîf sordu. Beni oturtun, dedi. Oturttular. Sonra "Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadisini yatarak nakletmeyi adaba uygun bulmadım." dedi. (Hılyetü 'l-Evliyâ)

Tâbiînden Bişr bin Hâris (r.a.) anlatıyor:

Abdullah ibn-i Mübârek (r.a.) yürürken bir zat ona bir hadis sordu. O da "Bu halde hadis nakletmek, hadisin şânına uygun değildir." buyurdu. Bişr (r.a.) "Ben onun bu yaptığını takdir ettim, çok beğendim." dedi.