İnsanların bir kısmı tevhid inancına sahip olduklarını düşünseler de, gizli şirkin etkisi altındadırlar ve işledikleri bu büyük günahtan da habersizdirler. Bu kişiler, Allah’tan başka ilah edinmenin, yalnızca üç boyutlu ve cansız bir suret olan tahtadan taştan yapılmış putların ya da totemlerin önünde secde etmek olduğunu sanırlar. Oysa bu, bir varlığa kulluk etmenin yalnızca sembolik bir ifadesidir ve bir varlığın önünde secde etmeden de onu ilahlaştırma günahı işlenebilir.

İnsanın, Yüce Allah’a ait olan sıfatları, kendisi de dahil olmak üzere bir başka varlığa atfetmesi, tevhid inancından sapmaya ve dolayısıyla şirke sebep olur. Bu nedenle her zaman Yüce Allah’ın varlığını bilip, tüm işleri yaptıranın, her olayı düzene koyanın O olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin hastalanan bir kişi ilacın ya da doktorun kendisini iyileştireceğini düşünürse gizli şirk hatasına düşmüş olur. Oysa burada Yüce Allah’ın Şafi (Şifa veren) sıfatı hatırlanmalı, ilaç ve doktorun ise kişinin iyileşmesinde vesile olacağı, şifanın ancak Allah’ın dilemesiyle gerçekleşeceği asla unutulmamalıdır. Bunun gibi, kişi eğer bir işi “Ben yapıyorum” diye düşünürse ya da davranışlarını Allah’ı değil yalnızca insanları memnun edecek şekilde düzenlerse yine gaflete düşerek Allah’a gizli şirk koşmuş olur. Oysa Rabbimiz kullarına katıksız bir imanı şart koşmuş ve onlara müşriklerden olmamayı emretmiştir. Aynı zamanda yalnızca Kendisi'ne yöneleni dosdoğru yola yöneltip ileteceğini bildirmiştir. (Ra’d Suresi, 27) Dolayısıyla doğru yolu bulabilmek için şirk koşulmaması çok önemlidir ve şarttır. Yüce Allah gizli şirk yanılgısında olan ve Kuran’da “müşrik” olarak adlandırılan insanların büyük hüsrana uğrayacaklarını şöyle haber vermiştir:
"Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: "Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız? Sonra onların: "Rabbimiz olan Allah'a andolsun ki, biz müşriklerden değildik" demelerinden başka bir fitneleri olmadı. Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup-uzaklaştı." (Enam Suresi, 22-24)