Üzülme ey gönlüm bu yaranın da durur kanı elbet sabret...



İnsansın ve İnsanlarla Beraber Yaşıyorsun…Kırık Kırıktır İçin…Özün Eziliyordur Çok Zaman…

İçini Açamazsın Kimseye, İç Çekip Durursun Kendi İçinde…


Yüreğini Yırtıyor Sevgini Verdiklerin…

Hissiz mi Yürümeli Issız Yerlerde? Sensizlik Senden Daha mı Sevimli Sevgili Sevgi?

Dostta Denir mi Her Dert? Dedin de Ne Dinledin? Kime Dayanacaksın Yüreğinde Yürüyen Dertler İçin?

Gülmek mi Mutlu Eden, Ağlamak mı? Huzur Hiçbiri mi? Hiç mi Her Şey?

Hiçlik Dereleri Nerede Duracak...Varlık Dağlarına Ne Zaman Çıkılacak?

Uçar Gibi Gidiyor Zaman...Uyur Gibi Geçiyor Ömür…Harcanan Hayat…

Hayıflanması Gereken Hayallerle Oyalanıyor…

Yuvasız Kuşların Şaşkınlığıyla Çırpınıyor…Çaresiz Dallara Konuyor Kırık Kanatlarla…Acı Kanıyor İçi…Dertle Dönüyor Dışı…

Umutla Doğuyor Her Sabah...Ölümle Yatıyor Her Akşam…Dert Döşeğinde Gözleri Açık Uyuyor…Acı Şerbeti Şifa Şevkiyle İçiyor… Deva Diye Dayanıyor Dertlere…

Sevgiyi Saflaştırır Sıkıntılar...Dostlukları Derinleştirir Dertler…Sürüklendikçe Yüreğin, Özüne Yol Alırsın…

Dert Dalgalarıyla Çalkalanırken “Ben” in, Duru ve Derindir Özbenliğin…Sevgi Saf...Hikmet Diri...Varlık Dağları Yücedir Bu Benlikte…

İçtiğin Acılara, Dayandığı Dertlere Değmiştir...“Ben” den Geçmiş “Birben”e Erişmişsindir…

Özün Özüne Erişen Ağlamalara Güler Geçer… Günlerin Üstündedir Gönlü...Gönlünden Damlayan Günleri de Güldürür…

Dertler Gülmekle Geçmez...Acıları Dindirmez Gülümsemeler…İçini Acıtıyorsa Çektiklerin Derin Bir İç Çek ve Yürü Yüreğinin Yolunda…

Üzülme Ey Gönlüm… De ki Bir Defa Daha Öğrendim de, Sevgi Gülünün Paslı Çiviler Gibi Mikroplu Dikenleri Olduğunu…

Üzülme Gönlüm… De ki Ben Zoru Seçtim…İşte Bu Yüzden Güvendim İnsanlara...Bu Yüzden Sevdim, Riyasız Bir Gülümseme Karşılığında…

De ki Gönlüm, Yanlıştı Yaptığım Evet, Menfaatler Dünyasında…Bu Dünyada Yaşamaya Mecburken Bile Uzandım, Tutundum O Güle De…

Üzülme Gönlüm, Bu Yaranın da Durur Kanı Elbet…

De ki, Sabret...Sabret...Sabret, Ömrümün Son Anı Sabret…