Günah dedi annem atma kırıntıları kuşlara ver

Topladım bütün hayal kırıntılarımı, hayat sofrasından.
Günah dedi annem, atma kırıntıları.
Kuşlara ver.
Serdim güneşe aç kuşlar yesinler diye.
Bir şehrin eline iplerimizi verip bırakıyoruz kendimizi boşluğa.
Hayallerimizi yalandan bir evde büyütüyoruz, fazlaca sahiplenerek.
Yine aynı biz, aynı hayalleri aynı yalandan ateşe atıyoruz.
Kırık dökük kalplerin yosun tutan gözleriyiz.
Böyle zamanlarda dile geliyor geceler.
Masumiyet katlanıp itina ile sandalyeye bırakılıyor sabah giymek üzere.
Çaresiz çareler giyiniyoruz.
Son kez görecekmişcesine, gözlerimizi deniz kokan rüyalara kapatıyoruz.
Düşüncelerimiz, gururlarımıza hapisken;
Acılarımızı da yaralarımız ile kapatmaya çalışıyoruz.
Sevmek bir şehri sevmekle başlayabiliyor; ben hiç şehirleri sevmedim,
Sevdiklerim şehirlerim oldular.
Ben Orhan Veli’nin dediği gibi hiç dinlemedim İstanbul’u;
Ona ait olan havayı içime çekerken gözlerimi kapatmadım hiç.
İstanbul; kırılan hayalleri eminönünde balıklarla, kuşlara paylaştırabilirdi.
Günahları boğazın suyuna bırakıyordu farkettirmeden.
Çaresiz çığlıklar, haydarpaşada treninin sesine karışırdı istanbulda.
Gülhane, son vedaları sakladı usulca.
Gözyaşlarını topladı kız kulesi; ve daha bir çokları…
Bir şehirden gitmek ile başladı özlemler.
Ben hiç terk etmedim şehirleri.
İstanbul hep bana bırakıldı gidenlerce.
Bakışları, gülüşleri, sesleri alıp gittiler
Bende çok daha fazlasını bırakarak.
Ben hiç bırakmadım Dolmabahçe’nin kokusunu,
Yedikule Zindanları’nın esaretini.
Yalnız kalmayı öğretti bana İstanbul; düşüp kalkabileceğimi,
Dizlerimin acısına alışmayı, tutacak bir el aramamayı öğretti.
Gözlerim yosunluyken kahkaha atabilmeyi İstanbul’dan öğrendim ben.
İstanbul insana duyu organlarını kullanmayı öğretir acımasızca.
Bütün derdi yalnızlığıdır İstanbul’un; nazı da,
Acımasızlığı da, hainliği de…
Kendine bencilce oynayacak arkadaşlar arar.
Siz oynamak istemezsiniz zaman zaman; ama
İstanbul hayır kelimesinin ne demek olduğunu bilmez.
Bir de bakmışsınız İstanbul olmadan yaşayamıyorsunuz.
İstanbul süslü bir kadındır;
Aşık olursunuz, nefret edersiniz, peşinden koşarsınız, sarhoş olursunuz…
Ama asla vazgeçemezsiniz…