Dostlarim iyiki varsiniz...



Dostluk, geregince tanimlanamazlardandir ve ancak yasamakla anlasilir. Bu yüzden dostluk, siir gibi, ask gibi anlatilmaz yasanir. Dahasi bir ucu siire düser dostlugun bir ucu aska. Siiri ve aski bilmeyen bilemez dostlugu, dost olmayinca da siiri ve aski.




Ucuz arkadasliklari dost olmak sananlar, kandan öte can kardesligi olarak gelen dostluklari anlayamaz. Okkali bir yürek tasimayan, o yüregi her dem dagitip toplamayan tadamaz
onu.

Çünkü siirin ve askin barinmadigi yerde dostluk barinmaz. Ne dini ne dili ne cinsi ne de kavmiyeti vardir dostlugun. Bir köprü gibi kurulur cografyalar arasina. Arzin bir ucunda yanan ateste, yanar kavrulur öteki ucunda. Aya adim olur, dile söz olur, yaraya merhem, omuza dokunus olur, yeter iki eli kanda olsa. Dost, saklayandir, sirtlanandir, paylasandir.

Dostluk iki dünyayi tutan bir yemin, sonuna kadar sadakat, sonuna kadar kefillik ve sahitliktir. Dostluk gören ve gösteren bir aynadir. Her dostluk dilini kendi kurar, imtihani ve icazeti kendindendir. Dostluk ayni yerde durmak degildir belki. Daha cok, ayni yöne bakmak, ayni yöne yönelmek ve yürümektir. Bazen yollar dost kilar insani, bazen dostluklar yola koyar. Dostluk bir yoldur. Gercek dost yari yolda koymaz, nasil yari yolda koymazsa gercek asklar.


Dost istenilmez, olunur. Çünkü her kadinin baska bir Leyla olusu ve farkli bir okla vurusu gibidir dostluk, Tarifesiz bir mektup gibi gelir. Dostluk belli bir mahremiyetin eritilip ayni kaba dökülmesiyle olusan ortak bir mahremiyettir. Her mahremiyet gibi dostluk da sorularin, kelimelerin ve sözlerin bittigi yerdir, Siir gibi, ask gibi…


Herkes dost oldugunu söyler…
Dostluk nedir…
Dostum demek mi?
Yoksa yüreginde hissetmek mi?



dostlarim, iyiki varsiniz...