Çığlık çığlığa...



Bazen dökülmek ister insan,
İçinden dışına...
Kusmak ister harflere,
Çığlık çığlığa...


Belki anlatır, belki de anlatamaz... Lakin, arınır... Ve bu herşeye değer...


Bazen içine gömülmek ister insan,
Unutmayı
Yok olmayı
Ses olmamayı düşler...


Olur ya da olmaz... Boğulur kocaman harflerle... Ve düşer kendinden...


Bazen gider insan,
Gittiğini bilmeden
Yokluğunu anlamadan
Kendinden...


Oysa her yol kendisine çıkar... Ve kaldığı yerden devam eder ‘’hayat’’... Vurdumduymaz...


Bazen susmak ister insan,
Hüzün kokan gecelerde
Yalnızlığı taşıyan gözlerde
Issız gülüşlerde...


Hiç düşünmeden... Tüm bildiklerini yok sayarak... Hayatın içinde kaybolmayı seçer...




Ve çoğu zaman, beklememek ister insan,
-ki istemediği kadar da bekler…
Sonunu bildiği bir yalnızlığa sığınır,
Sadece susarak...

Zamansa en son gülendir bu oyunda!
Değişmeyen galip...




''İçi-dışı yorgun varlığımın...
Ağır...''


_Alıntı_