Ufuk İnsanın (sas) affediciliği

BEYZA ŞÜKRAN CAN
Vahşî, Hz. Hamza’nın Bedir Savaşı’nda öldürdüğü Tuayme’nin kardeşinin oğlu olan Cübeyr bin Mutim’in kölesi idi. Uhud Savaşı’nda, Cübeyr ona demişti ki: “Hamza’yı öldürürsen seni azat ederim!” Ebu Süfyan’ın hanımı Hind de, Bedir’de öldürülen Mekke eşrafından olan babasının ve amcasının intikamı için, Vahşî’ye mükâfat vaat etmişti. Vahşî, Uhud’da Hz. Hamza’yı, mızrağını atarak şehit etti. Mekke fethedildiği gün, Vahşî, Mekke’den kaçtı. Sonra pişman olup, Medine’de mescide gelip, selam verdi. Resulullah Efendimiz selamını aldı. Vahşî dedi ki: “Ya Resulullah! Bir kimse Allah’a ve Resulü’ne düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günahı işlese, sonra pişman olup temiz iman etse, Resulullah’ı canından çok seven biri olarak huzuruna gelse, bunun cezası nedir?” Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “İman eden, pişman olan affolunur. Bizim kardeşimiz olur.” Vahşi: “Ya Resulallah! Ben iman ettim. Pişman oldum. Allahü Teâlâ’yı ve O’nun Resulü’nü her şeyden çok seviyorum. Ben Vahşî’yim!” Efendimiz, Vahşî adını işitince, Hz. Hamza’nın şehit edilmiş hâli gözünün önüne geldi. Ağlamaya başladı. Vahşî, öldürüleceğini zannederek kapıya yürüdü. Ashab-ı Kiram kılıçlarına sarılmıştı. Vahşî, “Son nefesimi alıyorum.” derken ve herkes, “Öldürün!” emrini beklerken, Efendimiz buyurdu ki: “Kardeşinizi çağırınız!” Kardeş sözünü işitince, saygı ile çağırdılar. Peygamberimiz Vahşî’ye, “affolunduğunu” müjdeleyerek buyurdu ki: “Fakat, seni görünce dayanamıyorum, elimde olmadan üzülüyorum.” Hz. Vahşî (ra), Resulullah’ı üzmemek için, bir daha yanına gelmedi. Vahşî (ra) daha sonra peygamberlik iddiasındaki yalancı Müseylime’yi mızrağıyla öldürmüştür