Hz muhammed sav islama hakaretleri affetti mi .

Son asırda İslami Davet adına piyasa da arz-ı endam edenler Peygamber-i Zişan Efendimiz sav'in rahmet peygamberi olmasını öne sürüyorlar. Tamam iyi hoş güzel de ALLAH Resulu sav. İslam Dinine yapılan hakaretleri de affeder miydi ? Veya O'nun Alemlere Rahmet olmasını ne ile izah edelim ?

Şifa-i Şerifte Kadı İyaz ra bu hususu çok güzel izah etmiş ; ALLAH Resulu insanlığa gelmeden önce kafirlerin azabı iki taneydi. Birincisi bu dünyada iken azaba müstehak oluyorlardı ; diğeri de ahirette uğrayacakları azabtı. Ancak Efendimiz sav.'in rahmetinden istifade etmeleri için dünyadaki azabları kaldırıldı.

Kab bin Eşref. Bedir Savaşından sonra Rahmet Peygamberini ve İslam Dinini yeren şiirler söyleyen Yahudi Şair. Bedir'de tüm müşrik ve münafıkların kalbine sinen korkuları yok etmek ; İslam düşmanlığını körüklemek için cehennem ateşine müstehak dilini konuşturan şair.

İşte bu şairin Evs Kabilesinden beş yiğit- ki birisi Kab'ın süt kardeşi olmak üzere-Muhammed bin Müslime, Sultan bin Selâme, Abbad bin Bişr, Haris bin Evs, Ebu Abes bin Cebr tarafından öldürülmesini emrediyor Rahmet Peygamberi.

Kab da bir gece yarısı bu beş yiğit tarafından gece vakti hile ile evinden çıkarılıyor ve kopmaya müstehak boynu kesiliyor.

Kab'ın kafasını koparmak için o kadar hırslanmıştı ki bu beş yiğit kılıç darbesinden Haris bin Evs de yaralanmıştı. Kopan kafa ile beraber yaralı sahabeyi de yanlarına alan bu beş kişilik kutlu tim Medineye doğru yola çıktı.

Tekbir seslerinden Kabın temizlendiğini anlayan Rahmet Peygameri namaza durdu ve namazdan sonra bu nurlu timi evinin kapısında karşıladı ve onları tebrik etti. Mübarek tükürüklerini sürdükleri sahabenin yarası da iyileşti.

ALLAH Resulunun ; Kab'ın diyetini isteyen Yahudilere cevabı da çok ilginçti :


-Eğer yerinde rahat dursaydı kimse kılına bile dokunmazdı. Ama o öyle yapmadı. Şiirleri ile bizleri çok incitti. Münkirleri üzerimize kışkırttı. İçinizden başkaları da aynı hatayı işlerse, onlara da layık oldukları ceza verilir! Haberiniz olsun!.

Ebu Uzza Bedir’de müslümanlara esir düşmüştü. Kendi fidyesini ödeyecek ne malı ne akrabası ne de kabilesi vardı. Efendimiz (s.a.v), ona acıdı ve bir daha müslümanlara karşı savaşmamak kaydıyla para ödemeden gitmesine izin verdi. Fakat bu şahıs sözünde durmamış, Uhud’da da karşı cephede mü’minlere karşı kılıç sallamıştı. Yine yakalandığında ise Efendimiz (s.a.v) başının kesilmesini emretmişti.

Hz. Enes radıyALLAHu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Fetih günü, Mekke'ye başında miğferiyle girdi. Onu çıkardığı zaman, bir adam gelerek:
"İbnu Hatal Ka'be'nin örtüsüne sarılmış (vaziyette yakalandı, affedelim mi?)" dedi.
"Onu öldürün!" emir buyurdular."


Buhari, Megazi 48, Cezau's-Sayd 18, Cihad 169, Libas 17