+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

İyi bir zevce Nasıl olmalıdır?

 İslam da Aile İslamda Kadın Katagorisinde ve  Evlilik Rehberi Forumunda Bulunan  İyi bir zevce Nasıl olmalıdır? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İyi bir zevce Nasıl olmalıdır? İyi bir zevce Nasıl olmalıdır? Yavrum! Şu ana kadar sana hep bir baba, bir ata olarak hitap ettim. Ama bu mektubumda bir kardeş, bir arkadaş, bir sırdaş ve aile dostu bir hekim gibi hitap edeceğim. Buna mecburum. Mektubumu bu üslupla yazmanın zorluğunu da idrak etmiyor ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.371
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart İyi bir zevce Nasıl olmalıdır?

    İyi bir zevce Nasıl olmalıdır?
    Yavrum! Şu ana kadar sana hep bir baba, bir ata olarak hitap ettim. Ama bu mektubumda bir kardeş, bir arkadaş, bir sırdaş ve aile dostu bir hekim gibi hitap edeceğim. Buna mecburum. Mektubumu bu üslupla yazmanın zorluğunu da idrak etmiyor değilim. Ama, 60 senelik hayat tecrübemden seni haberdar etmezsem, Allah indinde mesul olurum. Hem de sen, bu mektubumu babanın bir hatırası olarak da saklar, okudukça hem istifade eder ve hem de bana, ümit ederim ki, hak verirsin.
    Sevgili kızım! Yarın evlenecek, bir erkeğin zevcesi ve bir yuvanın annesi olacaksın. Bir erkekle hayatını birleştirmen, birkaç aylık, birkaç senelik hatta tüm dünya hayatından da ötede, ebedî âhiret hayatı da düşünülerek yapılması icap eden bir evlilik aktidir.
    O halde, bir evliliğin sağlam prensipler üzerine kurulması ve devam ettirilmesi icap eder. Peki, nedir o sağlam prensipler? Bir yuvayı huzur ve saadet içerisinde devam ettiren nedir? Yuvayı, ancak karşılıklı sevgi ve saygı ayakta tutabilir. Taraflar birbirlerine sevgi ve saygı besledikleri müddetçe, yuva yaşamakta devam eder. Karşılıklı sevgi ve saygı kalmadığı zaman, yuva da artık yıkılmış demektir; zahiren nikah akti devam etse bile. Evlilikte her iki tarafın da bu hususta çok dikkatli ve çok itinalı davranması gerekir. Aksi halde, dünyada manevî bir cennet olması gereken aile hayatı, dünyada manevî bir cehenneme dönüşür, âhirette ne getireceği de ayrıca ciddiyetle düşünülmelidir.
    Allah, erkek ve dişi olarak iki cinsten yarattığı insanlara, yaradılışlarından bazı farklı hususiyetler de koymuş, bunlarla alâkalı vazife ve mükellefiyetler de yüklemiştir. Bu yaradılış hususiyetleriyle dünyada bulunan insanlar, evlendikleri zaman yaradılışlarının dışındaki rollere girmemeğe dikkat etmelidir. Evlilik, insanları yaradılış hususiyetlerinin dışına çıkaran değil, o hususiyetlerine sımsıkı bağlı olarak yaşamalarını icap ettiren bir müessesedir. Yanlış bir feminizm anlayışının kurbanı olarak, evlilikte erkek kadınlaşmamalı, kadın da erkekleşmemelidir. Her ikisi de, yaradılışlarına ve kendileri için Yaradan tarafından çizilmiş hayat programlarına uygun olarak erkek,”hakikî erkek”, kadın ise “hakikî kadın” olmayı hedeflemelidir. Bunun hülâsası şudur: Aile içinde erkek âdil, kadın ise itaatli olacaktır. Erkeğin adaleti ve kadının itaati ile huzurlu bir aile yuvası devam eder ve hem dünyada hem de âhirette semerelerini verir.
    Evli bir kadının madem ki kocasına itaat mükellefiyeti olacaktır, evlenecek olan kızlar ve kadınların bir erkeği kendilerine eş olarak kabul ederken, eş namzedi hakkında, “Kendisine karşı, başta itaat olmak üzere, her türlü kadınlık vazifelerini yapabileceğim bir kişi mi?” sualinin cevabını vermeğe çalışmalı; bunun için araştırma yapmalı, yaptırmalı ve karar öncesi değerlendirmelerde bu ölçüye büyük ehemmiyet vermelidirler. Bunun aksine, sadece gelip geçici hislerinin esiri olmamalıdırlar; evlilikleri, başlangıçta bu sualin de cevabını kendi kendilerine vermeğe çalışacakları bir “mantık evliliği” olmalıdır.
    Evli erkek, karısının hem kalbine hem de kafasına hâkim olabilmelidir. Bu da, bilgi, adalet, cesaret ve sevgi ile olur. Bilhassa bilgi itibariyle karısından üstün olmayan bir erkek, karısının kafasına da, kalbine de hakim olamaz. Kadınlar âciz erkeklerle evlenirlerse o­nlara acırlar, fakat sevemezler. O halde, sevemeyecekleri ve hürmet edip o­na her türlü kadınlık vazifelerini hakkını vererek yapamayacakları bir erkeği, hayat arkadaşlığı seçiminde yeterli olmayacak bazı vasıfları için kendine koca olarak kabul etmek, kadın için büyük bir mesuliyet ve hata olur.
    Evli bir kadında, meziyet olarak en başta “kocasına itaat”ın bulunmasının lüzumu üzerinde yukarıda durmuştum. Evli bir kadının kocasıyla iyi geçiminin ve mutluluğunun bütün düğümleri, “kocasına itaat”ta toplanır. Zira, kadının sessiz sedasız kocasına itaati, aralarındaki yüzbin ihtilafı halledebilir. Kadının kocasına bu itaati, o­na din ve dünya bakımından yüzbin fazileti de kazandırır. Tıpkı, camilerdeki büyük âvizelerin bir tek demir çubuk tarafından taşınması gibi. O demir çubuk tektir; fakat taşıdığı pırıl-pırıl âvize taşları ise, yüzlercedir. Ancak, evli bir kadının kocasına itaatinin o­nda aranacak vasıflar bakımından tek başına kafi olmadığını da kaydetmeli, aranacak diğer vasıflara bir misal olarak da, mükemmel bir ev kadınlığını, burada belirtmeliyim
    O halde, “iyi bir zevce“ nasıl olunur? Sana bunu anlatayım. Bu hususta şu anda aklıma gelenleri maddeler halinde sıralamağa çalışayım:
    1 – Evli bir kadın, kocasına karşı çok, ama çok terbiyeli olmalıdır. o­na çok hürmet etmelidir. Hattâ, erkek fahiş bir hata yapsa ve karısına karşı terbiyesizce davransa bile, karısının buna tepki göstermeyip sakin ve terbiyeli halini muhafaza etmesiyle kadının değeri, hem Allah hem de kul yanında artar; erkek de o kadına karşı hem mahcubiyet hem de meclubiyet hissi içerisinde kalır. Kadının bu tavrı, kendisini de, kocasını da, yuvasını da korur. Bunun aksine, kendini haklı görerek tartışmalara, kavgalara girmesinden, elde edebileceği bir fayda yoktur.
    2 – Kızım! Evlenirsen, kocanı başkalarının yanında sakın tenkit etme ve o­na nasihatta bulunmağa kalkışma. Ne kadar hatalı da olsa, o­nu mahcup etme, o­nun hatasını teşhir etme.
    Bir de bunun aksinin yapıldığını bir düşün; başkalarının yanında kocasının hatasını yüzüne vuran ve o­na nasihat eden bir kadını göz önüne al. O kadın kendini haklı zannederek böyle yapar ama, kocasına bu şekildeki hürmetsizlik kusuru bir yana, ya bir de zannettiği gibi kendisi haklı değilse, yani kocasının hareketi aslında doğru ise Halk bu işe ne der; Hâlık bu işe ne der? Ve o erkek, o andan sonra karısına hangi hislerle dolu hale gelir? Hayır! Hayır! Kocanla aranızdaki mesafeyi açabilecek ve soğukluk sokabilecek hiçbir davranışa girmemeğe çok dikkat et! o­na hürmette kusur etme!
    3 – Kocanın meşru işlerinde, daima o­nun yanında ol. o­nu hayretinde, tefekküründe, şevkinde, heyecanında, neşesinde, üzüntüsünde yalnız bırakma. Hayret, tefekkür, şevk, heyecan, neşe gibi müspet hissiyatın paylaşıldıkça artacağını; üzüntü gibi menfî hislerin ise paylaşıldıkça azalacağını düşünerek hareket et. Unutma ki, evlendiğin erkeği sen ebediyet yolculuğunda hayat arkadaşı gibi seçmiş olacaksın. Böyle bir yol ve hayat arkadaşlığında nasıl hareket etmek gerekiyorsa o­nu yap!
    4 – Önceki mektubumda da söylediğim gibi, evlendiğin erkeği aile içinde ikinci, üçüncü… sıralara düşürme. Birinci sırayı daima o­na ver. Evlendiğin erkeğe ikinci, üçüncü sıraya düşürmen –birinci sırayı müşterek çocuklarınıza vermiş olsan dahi– o­nu derinden derine yaralar. Her türlü hizmetlerinde önceliği daima erkeğine ver; önce o­nun karnını doyur, o­nun sevdiği şeylerden o­na ikram et, önce o­nun çamaşırını yıka ve ütüsünü yap, önce o­nunla meşgul ol. Bu şekilde o­nunla beraber geçen hayatında hep ek… ek… ek… Bir gün gelecek bu ektiklerinin mahsulünü mutlaka alacaksın…
    5 – Kadın, kocasının yanında daima temiz, tertemiz bir çiçek gibi olmalıdır. o­nun yanında, o­na gözünde hoş görünmeyecek her türlü görüntüleri vermekten dikkatle ve hassasiyetle kaçınmalıdır. Birlikte geçirecekleri her zaman dilimi için bu geçerlidir. Bütün bunları bilmek kâfi değildir; tatbikinde de hiç ihmalkârlık göstermemelisin. Sözlerimi dinle!.
    6 – Şimdi maalesef pek moda haline geldiği gibi, evlendiğin erkeğin senin her emrine boyun eğmesi için mücadele vermekten kesinlikle uzak dur! Zira, bu cemiyete bu zamanda ârız olan manevî hastalıklardan en başta gelen bir tanesi de budur. Belki de, bize batıdan bulaşmış menfî bir feminizm hastalığına kapılmış olduklarından kadınlar, bu devirde ve bizim cemiyetimizde, kocalarına mutlak surette hâkim olmayı, kadınlıklarının icabı zanneder gibi davranıyorlar. Aslında ailede hâkim durumunda olması icap eden erkek, yaratılıştan kendisine verilmiş hak ve vazifelere bağlılıkla hareket eder de, kadının bu haksız davranışına boyun eğmezse, aralarındaki uçurum her gün değil her an artabilmekte; boyun eğdiğinde ise bu, “hakkından feragat” şeklinde masum bir davranış görüntüsünde kalmayıp vazifesinden kaçmayı da beraberinde getireceği için, o­nu Allah indinde mesul duruma düşürmektedir. “Kadın hakları” gibi isimler altında, aile içinde kadını kocasına karşı dik başlı ve âsi haline getirme propagandalarının nefsini okşayabilecek yaldızlarının tesiri altında kalmamak, bu devirde ve bu cemiyet ortamındaki kadın için mühim imtihan mevzularından biri haline gelmiştir. Yaradılışın kanunlarına aykırı hiçbir şeyin zaten başarı şansı da yoktur. Kadın, aile içinde bu şekilde haksız ve yaradılışına aykırı bir davanın mücadelesine girerse ve erkek de kadının bu haksız mücadelesinde o­na boyun eğmezse, aile yuvalarının bağı her gün çözülmekte devam eder; hem yuvaya hem de varsa küçük çocuklara yazık olur.
    Diyelim ki, kadın bu mücadelesinde muvaffak oldu ve erkeği kendisine esir etti; önce şunu söylemek lâzımdır ki, ne kadar âciz olursa olsun, erkek bunu affetmez. Sonra da –mütehassis hekimlerin söylediğine göre– hem kadın hem de erkek, bu durumda maddî ve manevî hasletlerinden kayba uğrarlar. Kadın bunun cezasını, daha sonra bütün acılığı ile çeker. Böyle bir mücadele, evli eşlerin arasını da açtıkça açar. Bilhassa ihtiyarlık zamanında, kadın kendisini yalnızlık içinde bulur. Artık, o zamana kadarki hayat arkadaşı erkeğinin o­na sevgisi de saygısı da kalmamış olduğunu geç de olsa fark eder, fakat bir ömür bitmiştir. Bir badem kabuğunda iki badem içi gibi değil de, karşı karşıya gelmiş ve birbirine hırlayan iki varlık gibi olduklarını görürler.
    Sen, sen ol; böyle âdi bir yola sakın girme!…
    7 – Kocanın kusurlarını, buna mukabil başka erkeklerin de meziyetlerini görme. Kocana başka erkeklerin meziyetlerinden bahsetme. o­nun sevdiği şeylerden o­na ikram et. Yemeğin daima en iyi yerini ve meyvenin en güzelini o­na ver. o­nsuz güzel bir yemeği, meyveyi yeme. o­na karşı hareketlerin erkek gibi olmasın; kadınca hareket et. Hattâ hareketlerin, görünüşte çocukça olsun. Erkekler bilhassa, çocuklara benzeyen kadınlara daha çok itibar ederler. Kocanı hiç kimseye, annesine ve babasına bile olsun, şikayet etme. o­nu hiç kimsenin yanında müşkül duruma düşürme. Aranızdaki ihtilafları başkalarına aksettirmek yerine kendi aranızda halletmeğe çalış. o­nu kırma, sevgisini yok etme. Ailenin devamının sağlanmasının, karşılıklı sevgi ve saygının devamlılığı ile yakından ilgili olduğunu katiyen hatırından çıkartma. Yalnız kocanı sevmekle kalmayıp o­nun yakın akrabalarına da, İslâmî ölçüler dahilinde yakınlık göster. Senin bu davranışının kocanı memnun edeceğini düşün. Fakat mahremiyet sınırlarına uymakta da asla kusur ve ihmal gösterme. Kocanın nikah düşen hiçbir akrabasını ve arkadaşını, sen evde yalnız bulunuyorsan, karısı olmadan evine alma, bekarsa hiç alma. Kimsenin hüsnüniyetine inanma. Lekelenmekten daima uzak dur. Zira kadınlar, beyaz, bembeyaz elbiselere benzerler; hemen leke alırlar. Hele cemiyet, böyle çirkef bir hale gelmişse…
    8 – Bütün hayatın boyunca daima, kocanın yanında neşeli olmağa çalış. Bunu hiç, ama hiç ihmal etme. Yorulan erkeğini, senin o­na karşı neşeli halinin dinlendirebileceğini, neşeli bir eşe sahip olmasının o­nu hastalık kaynağı olabilecek stres hallerinden uzaklaştırabileceğini unutma. O evden çıkarken o­nu uğurla, eve geldiğinde de karşıla. o­nun ruh haline iştirak et. Sen yorgun olsan bile, o­nun yanında bunu hiç belli etme; hele şikayeti hiç yapma. o­nun yanında, o­nu rahatlatabilecek tebessümünü esirgeme. Alınganlık hallerinden vazgeç. o­nun sana yapabileceği şakalara tahammül et. o­nu mesut edebilecek hiçbir şeyi ihmal etmemeğe çalış. o­nun meşgul olduğu ilim nevilerinden sen de, mümkünse ve faydası olabilecekse, en azından o­na muhatap olabilecek seviyede bile olsa, öğren (Edison, gençlik devresinde çıkardığı bir gazete nüshasını ihtiyarlığında arayıp bulan karısına min-nettar olmuştur.).
    9 – Peygamberimiz(SAV), kendisinin peygamberliğine ilk inanan olduğu için, ilk zevcesi Hz.Hatice’yi diğer zevcelerinden üstün tutardı. Bu, zevcesinin kendisine itimadının bir erkek için ne kadar mühim olduğunun delilidir.
    Kızım, bu söylediklerim, bu mevzuda ilk aklıma gelenlerdir. Bunlara ilave olarak, tabii ki başka şeyler de söylenebilir. Şimdilik bu bahse dair söylediklerimi şöyle özetlemek istiyorum: Sev ki, sevilesin. Say ki, sayılasın. Fedakâr ol ki, sana karşı da fedakâr olsunlar. Ama bütün bunlar, evvela kadından gelmelidir; yani, bu hususlarda ilk adımı daima kadın atmalıdır Tabii, kendini kocasına sevdirmek istiyor ve saadet yolunda o­nunla birlikte bahtiyar olmak istiyorsa…
    Alıntıdır


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331