İslam hukukunun tarifi


GIRIS
Her ne kadar günümüzde bir takım kimselere göre tatbik-i gayr-ı kabil (uygulama imkanı olmayan) olarak değerlendirilse de İslam Hukuku (Fıkh), kendisini Müslüman olarak tanımlayan fertlerin günlük hayatlarında uymaya özen gösterdikleri bir hayat tarzıdır. Çünkü o, en genel anlamıyla, Müslüman bir bireyin dünyada nasıl yaşaması gerektiğinin anahtarlarına sahiptir. Nerede, nasıl yaşayacak, hangi durumlarda nasıl davranacak, Allah'a ve diğer Müslümanlara, diğer insanlara karşı nasıl bir tavır izleyecek, fıkh bütün bunların anahtarlarını içinde bulundurur. Bu yüzden her zaman tatbiki kabildir (uygulanabilir).

Onu tatbik-i gayr-ı kabil olarak niteleyenler, kanımca bir pratikten, demokratik, laik bir Müslüman devleti olan Türkiye pratiğinden hareketle bunu söylemektedirler. Bu, iki amaç için söylenebilir: Birincisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti modern bir anayasaya sahip bir devlettir, bu yüzden de İslâm Hukuku'nun bu devlette uygulama alanı yoktur demek için; ikincisi Demokratik, laik bir devlette İslam Hukuku uygulanamaz demek için. Her ikisi birbirine çok benzese de, bu ikisinin aralarında çok önemli bir fark vardır. O da birinci amaca sahip olanların İslâm Hukukunun gerekliliğine inanmaması, ikinci amaca sahip diğerlerinin ise demokrasiye inanmamasıdır. Netice her iki amaç sahiplerinin İslâm Hukukunu yeteri kadar bildiği söylenemez.

İslâm Hukuku, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde de uygulanabilir ve hatta uygulanmaktadır ve ayrıca din olarak İslâm ile demokrasi birbirine aykırı şeyler değildir. Her ne kadar bu söylenenler ayrı bir tartışmanın yolunu açar nitelikte olsa da bizim bu yazıdaki amacimiz demokrasi-İslâm, Turkiye Cumhuriyetinde Islam Hukuku uygulamaları gibi çok büyük önem arz eden bu iki konuyu tartışmak değildir. Bu yazının amacı İslâm Hukukunu yeterince bilmeden onun hakkında yorum yapan kişilere onu tanıtmaktır. O nedenle burada İslâm Hukuku terimini meydana getiren İslâm ve hukuk kavramları açıklandıktan sonra klasik literatürdeki adiyla Fıkh kavramının tanım ve mahiyeti üzerinde durulacaktır.

1. ISLAM NEDIR?

Arapca s-l-m kokunden türemiş olan İslam kelimesi sözlukte inkiyad, boyun eğmek, teslim, barış, esenlik gibi anlamlara gelmektedir. Istılahta ise, en genel anlamıyla, Hazret-i Muhammed (S.A.S.)e gönderilmiş olan ve onun insanlara tebliğ ettiği dinin adıdır . Tanımda geçen temel unsur olan din kavramını biraz açmak gerekirse, Insanın Allah, diğer insanlar ve varlıklarla ilişkilerini düzenleyen ve hayatına yön veren, onlarla ilgili davranışlarına esas olacak kurallar bütünüdür. Bu tanımdan dinin üç temel özelliğinin olduğunu anlamaktayız: Birincisi insanın Allah ile münasebetlerini düzenlemesi, ki bunlar genel olarak ibadetlerdir; ikincisi insanın diğer insanlarla (bireyin toplumla) ve varlıklarla ilişkilerini düzenlemesi, ki bunlarda cezalar ve muamelelerdir; üçüncüsü insanın hayatına ve davranışlarına yon verecek kurallara sahip olması. Ünlü Cibril Hadisinde Hz. Muhammed (S.A.S.) İslâm'i:

"İslâm, Allah'tan baska ilâh olmadığına, Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah'a haccetmendir."

şeklinde tanımladıktan sonra imanı:

"Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna da inanmandir."

biçiminde tarif etmekte ve onun iman ve ibadetleri de içine alan bir sistem oldugunu vurgulamaktadir.

Yukarıda anlatılanların tamamından bir netice çıkaracak olursak; İslâm için insanın yeryüzünde nasıl yaşaması gerekiyorsa öyle yaşabilmesinde kendisine yol gösteren kuralları da içeren ilahi bir inanç, ibadet, ahlak ve hukuk sistemi olduğunu söyleyebiliriz.

2. HUKUK NEDİR?

Arapça hak kelimesinin çoğulu olan hukuk sözlük anlamı itibariyle haklar demektir. Istılahta ise toplumun nizamlanmasında kendisinden istifade edilen Sosyal Düzen Kurallarından biri olarak değerlendirilir ve toplumun rahat, huzur ve mutluluğunun sağlanması amacını sağlayan, devlet müeyyidesiyle desteklenen kuralları ifade eder. Değişik bir anlatımla sosyal düzen kurallarından biri olarak hukuk, toplumu meydana getiren fertler arasında adalet, eşitlik ve hürriyeti sağlayarak, fertlerin birbirleriyle ve toplumla ilişkilerini düzenleyen ve kendisine uyulması kamu otoritesi (devlet) ile sağlanan kurallar bütünü olarak tanımlanabilir.

Dikkat edilirse bir din olarak İslâm ile hukuk arasında amaç bakımından bir benzerlik oldugu görülmektedir. O da her ikisinin de fert ve toplum hayatını düzenlemeyi içermesidir. İslâmda ek olarak ferdin Allah ile olan ilişkilerinin düzenlenmesi de söz konusu olmaktadır. Bu şekilde kısaca İslam ve hukuk kavramlarının tanımlarını verdikten sonra şimdi İslam Hukuku kavramı üzerinde durabiliriz.

3. ISLAM HUKUKU (FIKH) NEDIR?

İslâm; ve hukuk kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşan ve bugün ilahiyat Fakültelerinde bir ana-bilim dalı olarak değerlendirilen İslâm Hukuku, İslâm Tarihinde Fikih olarak bilinen bilim dalından başka bir şey değildir. O nedenle burada hukuktan daha geniş kapsamlı olarak değerlendirilmesi mümkün olan fıkh kavramı üzerinde durulması yerinde olacaktır.

Lugatte bilmek, anlamak, bir şeyi iz`an ile, fetanetle şuurlu bir halde idrak etmek, bir şeyin künhüne vakıf olmak, kapalı bir şeyin hakikatine düşünceyi nüfuz ettirmek, kendisine hüküm taalluk eden gizli bir manayı kavramak gibi manalari ifade eden fıkh; Istılahta: "insanın amel yönünden lehine ve aleyhine olan şer`i hükümleri bir meleke halinde bilmesi" demektir. Diğer bir tarife göre fikih: "ameliyata, yani ibadetler, cezalar ve şahıslar arası ilişkilere dair şer`i hükümleri tek tek delilleriyle bilmekten ibarettir. diye tanımlanmıştır.

İslam Hukuku, klasik literatürdeki kullanımıyla Fıkh, Müslüman bireyin günlük hayatını sürdürürken bilmek ihtiyacında olduğu temel bilgileri elde edebileceği disiplinin adıdır. İslam hukukçuları Fıkh'ın çesitli tanımlarını yapmışlardır. Bu tanımlardan bazıları şöyledir:

- Fikih: "mukelleflerin yapip etmelerine (fiiller) iliskin olarak sabit olan ser`i hukumleri bilmektir. "

- Fikih: "Muctehitlerin, tafsilî ser` delillerden istinbat ettigi ser`i ameli hukumlerdir. "

- "Muctehitlerin, her bir ameli meseleyi ilgilendiren delilleri tek tek inceleyip onlardan cikardiklari hukumlere "fikih" denir. "

- Fikih: "Ser`i-ameli hukumleri, tafsili (ayri ayri) delillerine dayanarak bilmektir. "

- Amme ve fert hayatinin ve ticaret munasebetlerinin her vechesi, dinin tasvip ettigi ahkama gore, tanzim edilmesinde, kendisinden yararlanilan ahkama fikih denir .

- Dinin furuuna, ameli hayata ait bilgileri ve hukumleri ihtiva eden ilim dalina fikih denir .

- "En genis anlamiyla fikih, Islam'i bir butun olarak Sari'in maksadina uygun bicimde dogru kavramak ve onu cagin sartlarina uygun ve ihtiyaclari karsilayacak bir sekilde, insanlara anlayabilecekleri bir dille, kolayca yasayabilecekleri ve yasadiklarinda da ahirete giden dunya hayatlarinda mutlu olacaklari bir bicimde pratik hayata gecirme kabiliyet ve basarisidir. "

Abdulvahhab Hallaf'in Ilmu Usuli'l-Fikh adli kitabinin cevrisinin basina bir giris ekleyen Huseyin Atay bu kitapta su tanimlari toplamistir .

- Ictihat yoluyla elde edilen hukumleri bilmektir.

- Fikih, dinden oldugu zorunlu olarak bilinmeyen bizzat istidlalle elde edilen ameli hukumlerin bilinmesinden ibarettir.

- Fikih, istidlal ve fikir yoluyla elde edilen, fer`i, ser`i hukumlerin tumunden meydana gelen ilimdir.

- Fikih, istidlal yoluyla ayri ayri delillerinden elde edilen fer`i ser`i hukumleri bilmektir.

Tanimlari daha da artirmak mumkundur, ancak butun bu tanimlardan fikih icin ortaya cikan genel bir tanim verecek olursak; o da: "Fikih: Gunluk hayatinda Musluman ferdin bilme ihtiyacini hissettigi, dinle ilgili olan ve olmayan durumlarla ilgili olarak Muctehitlerin temel ve tali kaynaklar kanaliyla ortaya koyduklari hukumlerdir" diyebiliriz.

SONUC

Islam Hukuku (Fikh)nu tanitmayi amacladigimiz bu kisa calismada kavrami olusturan Islâm ve hukuk terimlerini tanittiktan sonra, klasik literaturdeki adiyla fikh kavraminin cesitli tanimlarini aktardik. Netice olarak diyebiliriz ki: Islam bir din olarak ferdin Allah, diger insanlar ve varliklarla iliskilerini duzenleyen bir ibadetler, cezalandirma ve soysal iliskiler sistemi olarak, toplumu nizamlama amacini tasiyan hukuk kurallarini da icinde barindirabilmektedir. Bu sebeple Islâm hukuk yada fikh bireyin yeryuzunde Allah'in istedigi standartlarda bir sahsiyet olarak hayatini surdurebilmesinde kendisine yol gosterici kurallari ifade eden bir disiplindir denilebilir.