+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Fıkıh Forumunda Bulunan  Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır Halife hükümleri benimserken şer’î hükümlere bağlı kalmakla kayıtlıdır. Şer’î delillerden sıhhatli bir şekilde istinbat edilmemiş herhangi bir hükmü kabul etmesi Halife için haramdır. Aynı şekilde Halife, benimsediği hükümlere ve kabul ettiği istinbat yoluna bağlı kalmak zorundadır.. ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    732
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır

    Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır
    Halife hükümleri benimserken şer’î hükümlere bağlı kalmakla kayıtlıdır. Şer’î delillerden sıhhatli bir şekilde istinbat edilmemiş herhangi bir hükmü kabul etmesi Halife için haramdır. Aynı şekilde Halife, benimsediği hükümlere ve kabul ettiği istinbat yoluna bağlı kalmak zorundadır.. Benimsediği istinbat yolu ile çelişen bir başka yola göre çıkartılmış bir hükmü kabul etmesi, onun için caiz olmadığı gibi, benimsediği hükümlerle çelişen herhangi bir emir de veremez.
    Burada iki husus söz konusudur: Bunlardan birincisi, Halife’nin hükümleri benimserken şer’î hükümlere bağlı kalmak mecburiyetinde oluşu. Yani halife, şari’in konumuna getirilemez, kanun benimserken şer’î hükümlerin dışına çıkamaz. Şeriata uymayan kanunu benimsemesi caiz değildir. Çünkü şeriata muhalif hükümler küfür ahkâmıdır. Şeriatın dışında herhangi bir hüküm kabul ederken, İslâm şeriatının dışından bir hüküm kabul ettiğini biliyor ise duruma bakılır. Eğer kabul ettiği şeriat dışı hükmün doğruluğuna inanıyorsa kâfir olur ve İslâm’dan çıkmış sayılır. Fakat benimsediği hükmün doğruluğuna inanmamakla birlikte İslâm’a da ters düşmediğine kanaat getirerek uygularsa -Osmanlı Halifelerinin son günlerinde yaptıkları gibi- haram bir fiili işlemiş sayılırlar, ancak tekfir edilmezler. Mesalih-i mürsele, seddi zeraî, işlerin akibeti ya da buna benzer kaideler gibi bazı alimlerce delil olarak kabul edilen fıkıh kurallarına dayanarak maslahat olarak gördüğü bir hususta delili olmadan kanun benimseyen kimse gibi, Halife de delil olma şüphesi bulunan delillere dayanarak hüküm benimsiyorsa ve bunların şer’î delil olduğunu kabul ediyorsa hüküm benimsemesi haram değildir. Bu türden delillere dayanarak hüküm benimsediği için kâfir de olmaz, fakat hatalı davranmış sayılır. Onun benimsediği bu hüküm, bütün Müslümanlar nazarında şer’î hüküm olarak kabul edilir. Eğer Halife bunu benimseyecek olursa ona itaat icap eder. Delil şüphesi olsa, delilde yanılmış da olsa bu hüküm şer’î bir hükümdür. Çünkü böyle bir durumda delilden hüküm çıkarmada (istinbat etmede) hata eden gibidir. Durum ne olursa olsun Halife’nin hükümleri benimserken İslâm şeriatına bağlı kalması icab eder. Şer’î delillerden sahih bir şekilde çıkartılmış şer’î hükümlere bağlı kalmalıdır. Buna dair delile gelince:
    1- Yüce Allah, Halife olsun olmasın her Müslümana bütün işlerini şer’î hükümlere uygun olarak yürürlüğe koymasını farz kılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Hayır, Rabbine and olsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hükmüne başvurmadıkları sürece iman etmiş olamazlar." [1]
    Şari‘in hitabının birden çok anlama delalet etmesi durumunda işlerin şer’î hükümlere göre yürütülmesi için muayyen bir hükmün benimsenmesi gerekir. Bir işin uygulanması durumunda birden fazla hüküm sözkonusu ise müslümanın bu hükümlerden birisini kabul etmesi vacibtir. Yani bir hükmü uygulamak istediği taktirde Halife’nin belli bir hükmü benimsemesi vaciptir.
    2- Halife’ye bey’at edildiğinde, kullanılan bey’at ifadeleri onun İslam şeriatına bağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Zira bey’at, Kitap ve sünnet esaslarına göre yapılır. Bunların dışına çıkması Halife için helal değildir. Hatta inanarak bunların dışına çıkacak olursa kâfir olur, inanmaksızın bunların dışına çıktığı taktirde ise asi, zalim ve fasık olur.
    3- Halife, şeriatı uygulamak üzere tayin edilir. Müslümanlara uygulama kastıyla şeriatın dışında herhangi bir şeyi alması onun için helal değildir. Çünkü şeriat böyle bir şeyi kesinlikle yasaklamış bulunmaktadır. Hatta bu yasak, İslâm dışında bir hükme başvurulması durumunda imanı da reddetmek derecesine ulaşmıştır. Bu ise, bu konuda kesinliğe karine teşkil etmektedir. Halife hükümleri benimserken bir takım esaslarla bağlı bulunmaktadır. Kanun benimserken yalnızca şer’î hükümlere bağlı olmak zorundadır. Şeriatın dışındaki kaynaklardan inanarak alıp kanun yapacak olursa kâfir olur. Eğer inanmıyor ise asi, zalim ve fasıktır.
    İşte bu üç delil birinci hususun delilleridir. Kanunları ortaya koyarken uymak zorunda olduğu ikinci husus ise şudur: Halife benimsediği hükümlerle kayıtlı olduğu gibi benimsediği, uymayı kabul ettiği istinbat metoduna uymakla da kayıtlıdır. Buna delil de şudur:
    Halife’nin uyguladığı şer’î hüküm bizzat onun hakkında şer’î hükümdür. Gereğince işlerini yürütmek üzere benimsediği şer’î hüküm herhangi bir şer’î hüküm değildir. Buna göre Halife bir hüküm istinbat ettiği veya herhangi bir hükmü taklit ettiği zaman bu şer’î hüküm, Halife hakkındaki Allah'ın hükmüdür. Müslümanlar için kanun benimsemede bu şer’î hüküm ile kayıtlıdır. Buna muhalif herhangi bir hüküm kabul etmesi helal değildir. Çünkü bu hüküm, Halife hakkında Allah'ın hükmü olarak kabul edilmediği gibi Halife hakkında da Müslümanlar hakkında da şer’î hüküm sayılmaz. Bundan dolayı Halife, yönetimi altındakiler için vereceği emirlerde benimsemiş olduğu bu şer’î hükme bağlı kalmakla kayıtlıdır. Benimsediği hükümlerden birisine muhalif herhangi bir emir vermesi caiz değildir. Çünkü bu emir Halife hakkında, benimsediği istinbat usullerine göre Allah'ın hükmü olarak kabul edilmez. Dolayısıyla bu hüküm kendisi için şer’î bir hüküm değildir. Buna bağlı olarak Müslümanlar için de bu hüküm şer’î bir hüküm olmaz. Bu nedenle Halife böyle bir hükmü kabul edecek olursa şer’î hükmün dışında kalan bir emir vermiş olur. Bundan dolayı da Halife’nin benimsemiş olduğu hükümlere muhalif herhangi bir emir vermesi caiz değildir.
    Şer’î hükmün anlaşılması istinbat yolunun değişikliğine göre değişebilir. Eğer Halife hükmün illetinin şer’î nassdan alınması gereken şer’î illet olarak değerlendirme görüşünde ise ve maslahatın şer’î bir illet, mesalih-i mürselenin de şer’î bir delil olmadığı görüşüne sahipse, kendisi için geçerli olan istinbat metodunu benimsemiş olur. Bu durumda da bu kayıtlara riayet etmesi icap eder. Buna göre mesalih-i mürseleye dayanan herhangi bir hükmü ya da şer’î bir nassdan çıkartılmamış bir illete göre yapılmış kıyası kabul etmesi sahih değildir. Çünkü böyle bir hüküm kendisi için şer’î bir hüküm olarak kabul edilmez. Zira Halife, bu hükmün delilinin şer’î bir delil olmadığı görüşündedir. O halde böyle bir hüküm ona göre şer’î bir hüküm değildir. Halife hakkında bu hüküm şer’î bir hüküm olarak kabul edilmediği sürece Müslümanlar hakkında da şer’î bir hüküm değildir. Böyle bir hükmü benimsediği takdirde şer’î hükümlerin dışında bir hükmü benimsemiş olur. Böyle bir iş yapmak ise onun için haramdır. Eğer Halife mukallid ise ya da mesele müçtehidi olmakla birlikte istinbat hususunda belli bir metodu yoksa, delil olma ihtimali bulundukça delili ne olursa olsun herhangi bir şer’î hükmü benimsemesi caizdir. Böyle bir durumda hüküm benimsemede herhangi bir kayda bağlı olmaz. Vereceği emirlerde riayet etmek zorunda olduğu kayıt, yalnızca benimsemiş olduğu hükümlere uygun emirler vermekten ibarettir. [1] Nisa: 65


  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    732
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır

    Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır
    Halife hükümleri benimserken şer’î hükümlere bağlı kalmakla kayıtlıdır. Şer’î delillerden sıhhatli bir şekilde istinbat edilmemiş herhangi bir hükmü kabul etmesi Halife için haramdır. Aynı şekilde Halife, benimsediği hükümlere ve kabul ettiği istinbat yoluna bağlı kalmak zorundadır.. Benimsediği istinbat yolu ile çelişen bir başka yola göre çıkartılmış bir hükmü kabul etmesi, onun için caiz olmadığı gibi, benimsediği hükümlerle çelişen herhangi bir emir de veremez.
    Burada iki husus söz konusudur: Bunlardan birincisi, Halife’nin hükümleri benimserken şer’î hükümlere bağlı kalmak mecburiyetinde oluşu. Yani halife, şari’in konumuna getirilemez, kanun benimserken şer’î hükümlerin dışına çıkamaz. Şeriata uymayan kanunu benimsemesi caiz değildir. Çünkü şeriata muhalif hükümler küfür ahkâmıdır. Şeriatın dışında herhangi bir hüküm kabul ederken, İslâm şeriatının dışından bir hüküm kabul ettiğini biliyor ise duruma bakılır. Eğer kabul ettiği şeriat dışı hükmün doğruluğuna inanıyorsa kâfir olur ve İslâm’dan çıkmış sayılır. Fakat benimsediği hükmün doğruluğuna inanmamakla birlikte İslâm’a da ters düşmediğine kanaat getirerek uygularsa -Osmanlı Halifelerinin son günlerinde yaptıkları gibi- haram bir fiili işlemiş sayılırlar, ancak tekfir edilmezler. Mesalih-i mürsele, seddi zeraî, işlerin akibeti ya da buna benzer kaideler gibi bazı alimlerce delil olarak kabul edilen fıkıh kurallarına dayanarak maslahat olarak gördüğü bir hususta delili olmadan kanun benimseyen kimse gibi, Halife de delil olma şüphesi bulunan delillere dayanarak hüküm benimsiyorsa ve bunların şer’î delil olduğunu kabul ediyorsa hüküm benimsemesi haram değildir. Bu türden delillere dayanarak hüküm benimsediği için kâfir de olmaz, fakat hatalı davranmış sayılır. Onun benimsediği bu hüküm, bütün Müslümanlar nazarında şer’î hüküm olarak kabul edilir. Eğer Halife bunu benimseyecek olursa ona itaat icap eder. Delil şüphesi olsa, delilde yanılmış da olsa bu hüküm şer’î bir hükümdür. Çünkü böyle bir durumda delilden hüküm çıkarmada (istinbat etmede) hata eden gibidir. Durum ne olursa olsun Halife’nin hükümleri benimserken İslâm şeriatına bağlı kalması icab eder. Şer’î delillerden sahih bir şekilde çıkartılmış şer’î hükümlere bağlı kalmalıdır. Buna dair delile gelince:
    1- Yüce Allah, Halife olsun olmasın her Müslümana bütün işlerini şer’î hükümlere uygun olarak yürürlüğe koymasını farz kılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Hayır, Rabbine and olsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hükmüne başvurmadıkları sürece iman etmiş olamazlar." [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    Şari‘in hitabının birden çok anlama delalet etmesi durumunda işlerin şer’î hükümlere göre yürütülmesi için muayyen bir hükmün benimsenmesi gerekir. Bir işin uygulanması durumunda birden fazla hüküm sözkonusu ise müslümanın bu hükümlerden birisini kabul etmesi vacibtir. Yani bir hükmü uygulamak istediği taktirde Halife’nin belli bir hükmü benimsemesi vaciptir.
    2- Halife’ye bey’at edildiğinde, kullanılan bey’at ifadeleri onun İslam şeriatına bağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Zira bey’at, Kitap ve sünnet esaslarına göre yapılır. Bunların dışına çıkması Halife için helal değildir. Hatta inanarak bunların dışına çıkacak olursa kâfir olur, inanmaksızın bunların dışına çıktığı taktirde ise asi, zalim ve fasık olur.
    3- Halife, şeriatı uygulamak üzere tayin edilir. Müslümanlara uygulama kastıyla şeriatın dışında herhangi bir şeyi alması onun için helal değildir. Çünkü şeriat böyle bir şeyi kesinlikle yasaklamış bulunmaktadır. Hatta bu yasak, İslâm dışında bir hükme başvurulması durumunda imanı da reddetmek derecesine ulaşmıştır. Bu ise, bu konuda kesinliğe karine teşkil etmektedir. Halife hükümleri benimserken bir takım esaslarla bağlı bulunmaktadır. Kanun benimserken yalnızca şer’î hükümlere bağlı olmak zorundadır. Şeriatın dışındaki kaynaklardan inanarak alıp kanun yapacak olursa kâfir olur. Eğer inanmıyor ise asi, zalim ve fasıktır.
    İşte bu üç delil birinci hususun delilleridir. Kanunları ortaya koyarken uymak zorunda olduğu ikinci husus ise şudur: Halife benimsediği hükümlerle kayıtlı olduğu gibi benimsediği, uymayı kabul ettiği istinbat metoduna uymakla da kayıtlıdır. Buna delil de şudur:
    Halife’nin uyguladığı şer’î hüküm bizzat onun hakkında şer’î hükümdür. Gereğince işlerini yürütmek üzere benimsediği şer’î hüküm herhangi bir şer’î hüküm değildir. Buna göre Halife bir hüküm istinbat ettiği veya herhangi bir hükmü taklit ettiği zaman bu şer’î hüküm, Halife hakkındaki Allah'ın hükmüdür. Müslümanlar için kanun benimsemede bu şer’î hüküm ile kayıtlıdır. Buna muhalif herhangi bir hüküm kabul etmesi helal değildir. Çünkü bu hüküm, Halife hakkında Allah'ın hükmü olarak kabul edilmediği gibi Halife hakkında da Müslümanlar hakkında da şer’î hüküm sayılmaz. Bundan dolayı Halife, yönetimi altındakiler için vereceği emirlerde benimsemiş olduğu bu şer’î hükme bağlı kalmakla kayıtlıdır. Benimsediği hükümlerden birisine muhalif herhangi bir emir vermesi caiz değildir. Çünkü bu emir Halife hakkında, benimsediği istinbat usullerine göre Allah'ın hükmü olarak kabul edilmez. Dolayısıyla bu hüküm kendisi için şer’î bir hüküm değildir. Buna bağlı olarak Müslümanlar için de bu hüküm şer’î bir hüküm olmaz. Bu nedenle Halife böyle bir hükmü kabul edecek olursa şer’î hükmün dışında kalan bir emir vermiş olur. Bundan dolayı da Halife’nin benimsemiş olduğu hükümlere muhalif herhangi bir emir vermesi caiz değildir.
    Şer’î hükmün anlaşılması istinbat yolunun değişikliğine göre değişebilir. Eğer Halife hükmün illetinin şer’î nassdan alınması gereken şer’î illet olarak değerlendirme görüşünde ise ve maslahatın şer’î bir illet, mesalih-i mürselenin de şer’î bir delil olmadığı görüşüne sahipse, kendisi için geçerli olan istinbat metodunu benimsemiş olur. Bu durumda da bu kayıtlara riayet etmesi icap eder. Buna göre mesalih-i mürseleye dayanan herhangi bir hükmü ya da şer’î bir nassdan çıkartılmamış bir illete göre yapılmış kıyası kabul etmesi sahih değildir. Çünkü böyle bir hüküm kendisi için şer’î bir hüküm olarak kabul edilmez. Zira Halife, bu hükmün delilinin şer’î bir delil olmadığı görüşündedir. O halde böyle bir hüküm ona göre şer’î bir hüküm değildir. Halife hakkında bu hüküm şer’î bir hüküm olarak kabul edilmediği sürece Müslümanlar hakkında da şer’î bir hüküm değildir. Böyle bir hükmü benimsediği takdirde şer’î hükümlerin dışında bir hükmü benimsemiş olur. Böyle bir iş yapmak ise onun için haramdır. Eğer Halife mukallid ise ya da mesele müçtehidi olmakla birlikte istinbat hususunda belli bir metodu yoksa, delil olma ihtimali bulundukça delili ne olursa olsun herhangi bir şer’î hükmü benimsemesi caizdir. Böyle bir durumda hüküm benimsemede herhangi bir kayda bağlı olmaz. Vereceği emirlerde riayet etmek zorunda olduğu kayıt, yalnızca benimsemiş olduğu hükümlere uygun emirler vermekten ibarettir.

    [1] Nisa: 65


  3. #3
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.233
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Cevap: Halife, Hüküm Benimseme Hususunda Şer’i Hükümlerle Kayıtlıdır


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349